şükela:  tümü | bugün
  • halikarnas balıkçısının kardeşi, ressam ve gravür sanatçısı.
  • fahrel nissa zeyd in de kardesi ama fureya nın teyzesi
  • çilgin bir kişilik.
    deli gibi sevip evlendiği adam, evliliklerinin 6. ayında* ölünce biraz kafayı siyirmiştir.
    1974 yılında büyükada'dan kalkan cenazesi belki de türkiye'de ilk defa yeşil bir örtüyle değil, rengarenk eşarplarla örtülmüştür.
  • esi viyolonselci charles berger'dir. evlenmeden once uzun sure birlikte yasamislar, o donemde, hele de oyle aristokrat bir ailede bu durum epey problem olmus, aile bireyleri basinin etini yemislerdir. gravur yapmaya da, charles berger'i bir dolu badireden sonra evlenmeye ikna edip, evlendikten cok kisa sure kaybetmesi uzerine baslamistir. ufak tefek, biraz fazla suslu, hatta rukus denebilecek, ama oldukca sevimli, oyuncak bebek gibi bir kadinmis hakkinda okuduklarimdan cikardigim kadariyla. (bkz: sakir pasa ailesi)
  • meşhur şakir paşa ailesi'nin son kızıdır aliye hanım.. evvela, musikîye meyledip keman çalacağı tutmuştur, lakin akabinde ressam olan ağabayından da etkilenip resme bulaşmıştır.. dönemin soylu veletlerine keman öğretmenle yükümlü olan macarlı, saraylı virtüöz charles berger'le de evlenip hadiseyi murada bağlayacakken, yapamamış, kocasının ani vefatıyla bedbaht olmuştur..

    aliye hanımın oyma baskıları pek namlıdır.. üstelik memleketin ilk resmi dışavurumcularından da biridir.. ömrünü narmanlı han'da noktalamıştır ayrıcan..
  • muasırlaşmayı iliklerine kadar (götünden anlayarak elbette) benimsemiş bir ailenin osmanlı'nın son dönemlerinden cumhuriyete uzanan zaman diliminde şaşaalı köşk ve kasırlarda yaşayan bohem kızı. serde biraz hafif meşreblik de var, maymun iştahlılığın olduğu kadar. füreya'nın anlattıklarına bakılırsa doyumsuz, nemfoman bir kişilik.
    nerden icap ettiyse 90'lı yıllardan sonra kadın kısmında (sanırım pembe brezilya dizilerinden fenalık geldi) böyle saray ehline, köşk möşk hikayelerine bir ilgi, alaka başladı. ondan haberimiz oldu bu isimlerden yoksa sanatçı geçinen bu hatun kişilerin tablolarını mablolarını felan görmedik.
    tuz kuru, can sıkıntısı eğleşmişler işte. foksrotlar, balolar, avizeler yünler yumaklar...
  • yatağımın karşısındaki mor sergi afişinden beni seyreden kadın, sırtlarında testi taşıyan köylü kadınların olduğu, ebrulimsi tablosunun küçüklüğümden beri dolabımı süslediği insan.
  • "yapıtlarıma cocuklarım diyemem...yapıtlarım yaşadıklarımın ta kendisi oldu" diyen gravür sanatcısı, yetenekli insan.
  • 1954 yılında yapı kredi tarafından düzenlenen iş ve istihsal adlı yarışmada birincilik ödülünü kazanarak akademinin eski topraklarını duman etmiş, büyük sanatçı.
  • adını geniş sanat çevrelerine ilk kez 1954’te yapı kredi bankası’nın düzenlediği yarışmada birinci seçilerek duyuran ünlü sanatçı aliye berger 9 ağustos 1974’te istanbul büyükada’da öldü. sanatçı bir aileden gelen berger, şakir paşa’nın kızı, halikarnas balıkçısı’nın ile fahrünnisa zeid’in kardeşi ve füraya koral ile nejat devrim’in teyzesiydi.
    aliye berger 1903’te istanbul’da doğdu, buradaki fransız okullarında eğitim gördü, resim ve piyano dersleri aldı. 1924’te türkiye’de bulunan macar keman virtüözü ve pedagog karl berger’den ders alan sanatçı 1935’ten 1939’a kadar berlin ve paris’te kardeşi fahrünnisa zeid’in yanında kalarak sanat hareketlerini izledi.
    1947’de karl berger’le evlenen aliye berger, altı ay sonra eşli ölünce londra’ya giderek john buckland wright’in atölyesinde heykel ve gravür çalıştı, 1951’de türkiye’ye döndüğünde ilk kişisel sergisini açtı.
    uluslar arası sanat eleştirmenleri derneği’nin (aica) 1954’te istanbul’da toplanan kongresi nedeniyle yapı kredi bankası’nın düzenlediği yarışmada ilk yağlıboya çalışmasıyla birincilik ödülünü, bir yıl sonra ikinci tahran bienali’nde ikincilik ödülünü aldı.
    aliye berger desen ve yağlıboya resimler yaptıysa da çoğunlukla oyma baskı tekniğinde, siyah-beyazın ara tonlarında yapıtlar verdi. zımpara kağıdı, kasap kağıdı ve tülbenti malzeme olarak kullanan sanatçı günlük yaşamın kalıplarını, istanbul’un çeşitli köşelerini bazen gerçekçi, bazen de fantastik biçimde, özgün bir lirizm ve dışavurumculukla yansıttı.