şükela:  tümü | bugün
  • galatasaray üniversitesi felsefe bölümünde öğretim üyesi. mantık, modern felsefenin gelişmesi gibi dersler vermektedir.
  • deleuze'ün derslerinden oluşturulan "spinoza üzerine onbir ders" için yazdığı önsöz gerçekten çok güzel. ulus baker'den öyle güzel bahsetmesi de ayrı güzel. kitabı yayıma hazırlayan da kendisi imiş zaten. ne diyelim, emeğine sağlık.
  • galatasaray universitesi felsefe bolumu ogretim uyesidir ve galatasaray universitesi fen edebiyat fakultesi dekan yardimcisidir. descartes ve leibniz konusunda uzmandir. felsefe lisans ogrencilerine modern felsefenin baslangicları 1 ve 2 yi vermektedir ve bu derslerden gecmek epey zordur.
  • aşağıdaki metinleri bir yazısında kullanmış şahsiyettir:

    "... 'anlaşılmadığıma göre ben bilenim' vehmi ..."

    "anlaşılmak veya anlaşılmamak, bilen olmak için ne gerekli ne de yeterlidir ..." (geoffrey kirk, john earle raven ve malcolm schofield'ın seçme socrates öncesi felsefe metinleri ile heraklit'in "fragmanlar"ı yorumlanıyor)

    "zaten belki de ilgisi öğrenmeye değil, öğrenmeye hevesli 'gibi görünmeyedir'." ("gibi görünmek" ve "olmak" bağlamında yorumlamalar içinde)

    "bilen de, ... olma/bilme faaliyeti doğası gereği nakle gelmeyen bir şey olmak zorunda olduğundan, bildiği için nakil yoluyla anlatamaz ne olduğunu; anlatsa da biz anlayamayız."

    "... insanın düşünme yetisini insan düşüncesinden hareketle temellendirmeye yönelik çabalar genel olarak insan düşüncesinden tamamen farklı imkânlara sahip ve bu sebeple insanın dışında bir ilk ilkeye müracaat etmek zorunda kalmıştır."

    "platon'a göre, duyularla bilinenleri temel aldığı sürece bir hüküm, bir kanâat (dóksa) olmaktan öteye gidemiyor."

    "... adını andığımız düşünürlerin çoğunluğuna göre, akıl yürütme ve karar verme kabiliyetlerine sahip olmamız bizde nous olduğunun göstergesi." (buraya dek tales, heraklit, eflatun, ksenofanes, parmenides, anaksagoras ve aristo'nun adları anılmıştı)

    "sadece idrâk etmek, istemek, tahayyül etmek değil hissetmek de düşünmektir. düşünceleri üç gruba ayırır: insan, melek, tanrı, gökyüzü tasavvurları gibi idealar; istekler, korkular; hükümler." (kendisine atıflarla dekart yorumlanıyor)

    "akıl (nous), sahip olduğumuz her şey gibi kaynağını tanrı'da bulmakla birlikte giderek bir ilke olmaktan çıkıp yeti olmaya başlar. akıl, aynı platon'da olduğu gibi ancak ruhta olabilir; o kadar ki, descartes aklı olmayanın ruhu da olamayacağından emindir. akıllı ruh ile ruh veya nefsin bir ve aynı şey olarak görülmesi, dünya üzerindekiler arasında insanın eşsizliğini pekiştirir. insandan başka tüm canlı sanılanlar sadece mekaniğin yasalarına tâbi robot ya da makine olmaktan öteye gidemezler. insan esâsı bakımından ruhtan, ruh akıldan ibâret olunca, tanrı ile insan arasındaki fark sadece aklî faaliyetin erişimiyle ilgili farklılıklara bağlanır. tanrı'nın hem müdrikesi hem de iradesi sonsuzdur. insanın müdrikesi sonluyken, iradesi neredeyse sonsuzdur. insanın yanılgıya düşmesinin, hata yapmasının nedeni müdrike ile irade arasındaki bu uyumsuzluktur. hata yapmaktan kaçınmanın yolu, müdrike ile açık seçik kavramadığımız şeylere doğruluk veya yanlışlık atfetmekten geri durmaktır." (dekart'a atıfla dekart ve öncesinin kıyaslanmasından bahisle)

    "... görü sadece aklın doğal ışığı sayesinde, başka bir şeyin aracılığına ihtiyâç duymaksızın, yaradılıştan ruha verili ideaların kavranmasıyken, iradî düşünmenin görüyle edinilen kavramlar aracılığıyla gerçekleştirilebilmesi ... . görü vâsıtasız bilme, diğerleri vâsıtalı düşünmedir."

    "... insan da kavramlar aracılığıyla düşünmek mecbûriyetinde olduğundan ..." (kant yorumlanırken)

    "tecrübe bilgiyi başlatmakla kalmaz; menzilini de tayin eder: bilinebilir olan tecrübe edilebilir olandır." (kant yorumu)

    "insan 'şeylerin kendilerini' oldukları gibi değil 'göründükleri' gibi bilebilir kant'a göre."

    "... insan ne 'şeyin' ne de bilenin 'kendisini' bilemez." (kant yorumuna devam)

    "uzmanlaşmanın yolu öncelikle, her şeyi yeniden keşfeder duruma düşmemek için başkalarının söz konusu alana dair ne dediğini öğrenmekten geçer."

    "söylenen o kadar çok şey vardır ki, bunların hepsini öğrenmek giderek fiilî bir imkânsızlığa dönüşür. benzer şekilde yepyeni bir şey söylemek de..."

    not: "batı düşüncesinde iki entelekt" başlıklı, mayıs/06'da yayımlanmış bir makaleden alınmıştır.

    bir de şu dipnot var:

    "'çok şey öğrenmek (polymathei) anlayışlı (nóêsis'i haiz) olmayı öğretmez. ...'" (geoffrey kirk, john earle raven ve malcolm schofield'ın seçme socrates öncesi felsefî metinler ile heraklit'in "fragmanlar"ından alıntı)
  • galatasaray üniversitesi öğretim üyesi olmak ile birlikte kant felsefesine ilişkin dersler vermektedir. ders anlatımının fevkalade olması ile birlikte, kurduğu tüm cümleleri kazak örermişcesine, kelimesi kelimesine hesap ederek inşaa etmesi, insanda hayranlık uyandırmaktadır.