şükela:  tümü | bugün
  • god is an astronaut'un 2005 cikisli albumu. sarki listesi:

    1. fragile
    2. all is violent all is bright
    3. forever lost
    4. fire flies and empty skies
    5. a deafening distance
    6. infinite horizons
    7. suicide by star
    8. remembrance day *
    9. dust and echoes
    10. when everything dies

    *:favorim

    album genel god is an astronaut tarzinin devami niteliginde. 2004 yilinda cikardiklari the end of the beginning ile cok benzer tarzda. adamlarin belirli bir tarzi var ve bunu devam ettirmekte israrcilar. ben the end of the beginning albumunu daha fazla begenmistim gibi sanki.
  • dinlendikçe daha derinlemesine keşfedilen, yumuşak ama protest bir müzik.. god is an astronaut'un şimdilik en başarılı albümü.

    (bkz: when everything dies)
    (bkz: fire flies and empty skies)
    (bkz: forever lost)
    (bkz: a deafening distance)
    (bkz: suicide by star)
  • bırakın god is an astronaut'u, post-rock alemine çekmek istediğim kişilere önerdiğim ilk parça all is violent, all is bright. post-rock'un referans parçalarından biri bana göre.

    diğerleri;

    (bkz: your hand in mine)
    (bkz: radio protector)
    (bkz: east hastings)
  • gördüğüm en iyi amatör klibe sahip parça. klibi izledikten sonra birçok insan gerçek klibi sanabiliyor.
    (bkz: #15501644)
  • uyuşturucu gibi. dinlememek, dinleyip tüketmemek istedikçe dinleme arzum daha da kabarıyor. bir diğeri ve az biraz daha bile iyisi için god speed you! black emperor dan gelsin: moya
  • içinde all is violent all is bright ve suicide by star'ı barındıran albüm. daha ne olsun ki?
  • şarkının girişi insanın içindeki bütün mutlu enerjiyi çekiyor ve hüzünden başka birşey bırakmıyor
  • god is an astronaut'un -belki de bütün grupların- la divina commedia*'nın cennet bölümü ile en fazla özdeşleştirdiğim özelde parçası, genelde albümüdür. ilahi komedya'yı okuyan veya muhabbet arasında duyan herhangi bir kişi genellikle cehennem bölümlerinin tasvirlerini ve cehennemin içindeki olaylarının, olgularının söylentilerini kulak ucuyla da olsa duymuştur. mevzu bahis muhabbetlerde genellikle cennetin pek lafı geçmez. (muhtemel sebepleri için; (bkz: #22353297) bunun sebepleri arasında cennetin bilinçsel ve aydınlanma ölçüsünde bir mükafat sunması, zamansızlığı ve sonsuzluğu (buna bağlı olarak müphem olayları veya geneller isek olaysızlığı) vardır. bu açıdan uzun zaman boyunca cennet anlaşılamaz ve buna zincirle bağlı olarak itici gelmiştir. cennetin vaadettiği -daha doğrusu dante'nin ezoterik anlatısıyla içinde barındırdığı- aydınlık, bilgi ve sevgi ışıklarının katmanlaşmasıyla oluşmuş zihinsel boyutta vuku bulan, zaman ve mekandan bağımsız aydınlanma segmentasyonlarıdır. dante bunu gökyüzünde -hatta gezegenlerin açılımıyla- tasvir etmiştir ve cenneti yeryüzüne çift yönlü bağımlı kozmik olaylardan bağımsız kendi içinde olaylar ile tasvir edip, ezoterik şekilde açıklamıştır. işte god is an astronaut'un işbu albümüyle la divina commedia'nın kesişimini ben bu noktada yakaladım. hatta, dante'den esinlendiğini söyleyebileceğimiz henry vaughan'ın yazımına daha yakın bulurum bu albümü (zaten albüm ile ilahi komedya'nın ve/veya henry vaughan'ın the world'ünün arasındaki üçlü bağlantıları inceleyip, albümün hangisine yakın olduğunu inceleyebilecek kadar öteye gidebileceğimi de sanmıyorum)

    zihnimde bir anda oluşup, dallanıp budaklanan bu fikri bir adım daha öteye taşımam gerekirse; god is an astronaut'un self-titled'ının bu bağlamda ilahi komedya'nın cehennem bölümüne (burada all is bright, all is violent ile ters bir mantıkta, albüm kapağıyla birlikte düşünmek gerekiyor) daha yakın bir albüm olduğunu öne sürebilirim. all is violent, all is bright'taki ışık ve sonsuzluğa olan göndermeleri parça isimlerinden kıvılcımlandırıp, zihnimize ilahi komedya'yla olan ilişkisellik bütünleri olarak göndermek hiç de zor değil. burada bir nesneyi salt başka bir nesne üzerinden açıklayıp, anlamlandırma gibi bir durum aslında. sadece benim zihnimde oluşmuş bir durum -belki de daha önce hiç duymadığım için böyledir- olabilir. fakat burada eser ile albüm arasındaki ilişkiyi tetikleyecek bir kıvılcımı bulmak gerekiyor -ki o kıvılcım gaybden, hiç bir şey yokken gelmiyor. aksi takdirde, oturup burada dark side of the moon ile ilahi komedya bağlantısı inceliyor olabilirdim.

    bunun da ötesinde, iyice kafayı kırdığımı ima edercesine, far from refuge'ün de purgatory bölümüne ithafen yazıldığını iddia edebilirim.