şükela:  tümü | bugün
  • liseli ergen ateistlerin şekilden münezzeh allah ı insan gibi hayal ederek çevrelerindeki kızlara hava atmak için tartıştıkları soru cümlesi.
  • dinicevaplar.com da güzel bir açıklama yapılmış. buraya da aynen kopyalıyorum.

    bu soru allah’ın varlığına getirilen en eski itirazlardan birisidir. aslında felsefe dünyasında, aşağıda vereceğimiz muhtemel cevaplar yüzünden fazla ciddiye alınmasa da, halk arasında çok yaygındır. ateistlerin bu soruyu kullanarak geliştirmeye çalıştıkları itiraz şu şekilde özetlenebilir:

    allah her şeye kadirdir.
    allah kaldıramayacağı bir taş yaratabilir mi?
    cevap 1: yaratabilir. o zaman allah taşı kaldıramaz, demek ki her şeye kadir değildir bu durum allah’ın temel sıfatları ile çeliştiği için allah yoktur.

    cevap 2: yaratamaz. o zaman allah her şeye kadir değildir, zira böyle bir taş yaratamaz. bu durum da allah’ın temel sıfatları ile çeliştiği için allah yoktur.

    yukarıdaki itiraza cevap vermeden önce soruyu iyi anlamamız gerekiyor. soru aslında şu şekilde de ifade edilebilir: “allah, ‘her taşı kaldırabilen birisinin kaldıramayacağı bir taş’ yaratabilir mi?” bu soruda “her taşı kaldırabilen birisinin kaldıramayacağı taş” ifadesi, açıkça görüleceği üzere çelişki içeren bir ifadedir. çelişki içeren ifadenin ne olduğunu anlamanın en kolay yolu bunla ilgili örneklere bakmaktır: “hem siyah, hem siyah olmayan kalem”, “evli bekar”, “dört kenarlı üçgen” vb. aslında yukarıdaki soru benzeri başka ifadelerle de sorulabilir: “allah evli bekar yaratabilir mi?”, “allah dört kenarlı üçgen yaratabilir mi?”.

    allah’ın çelişkili şeyler yaratabilip yaratamadığı konusunda felsefeci ve kelamcılar arasında görüş ayrılığı vardır. burada, bunların hangisinin doğru yaklaşım olduğunu belirlemeden, her iki durumda da ateistik iddiaların geçersiz olduğunu göstermekle yetineceğiz. şimdi bu iki görüş çerçevesinden de bakıp, yukarıdaki sorunun nasıl cevap bulduğuna bakalım.

    1. allah’ın çelişki içeren şeyleri yaratması anlamsızdır görüşü:

    bu görüşün savunucularına göre allah’ın her şeye kadir sıfatı, allah’ın “mümkün” olan her şeyi yaratabileceği anlamına gelir. mesela fizik yasalarının farklı olduğu bir evren mümkün olduğu için, allah fizik yasaları farklı bir evren yaratabilirdi. ancak çelişki içeren şeylerin var olması imkânsızdır. böyle cisimlerin var olması mantıksal olarak “mümkün” değildir; mümkün olmadığı için de “allah’ın onları yaratması” tipi söylemler anlamsızdır; bu yüzden allah’ın her şeye kadir sıfatı açısından bir sorun yoktur. zira yukarıda dediğimiz gibi allah “mümkün” olan her şeyi yaratabilir. bu görüşü savunanlara göre çelişki içeren şeyleri içeren ifadeler anlamsızdır. dört kenarlı üçgen mümkün olmadığı gibi, böyle bir ifade anlamsız ve saçmadır. dolayısı ile yukarıdaki soru da aslında anlamsızdır. bu görüşü savunan biri yukarıdaki soruya şöyle cevap verecektir: allah’ın böyle bir taş yaratmamasıyla ilgili söylem mantıksal açıdan saçmadır.

    2. allah çelişki içeren şeyler yaratabilir görüşü:

    çelişkili şeylerin varlığı, çelişmezlik ilkesi olarak bilinen mantık yasası gereği imkânsız olarak kabul edilir. ancak bu ikinci görüşü savunan felsefecilere göre allah isterse çelişmezlik ilkesini devre dışı bırakabilir. çünkü allah mantık yasalarının da yaratıcısıdır. onların üstündedir. (ilk görüşe göre mantık yasaları allah’ın doğasından kaynaklandığı için yaratılmış değildir.) böyle olduğu için aslında mantık yasalarını değiştirebilir. allah bu ilkeyi devre dışı bıraktığı anda, “hem siyah, hem siyah olmayan kalem” veya “dörtkenarlı üçgen” mümkün varlıklar olur. dolayısı ile bu ilkeyi devre dışı bırakarak allah, böyle bir kalem yaratabilir. bu ikinci görüşü savunan biri yukarıdaki soruya şöyle cevap verecektir: “evet, allah böyle bir taş yaratabilir. bunu da şu şekilde yapar; önce çelişmezlik ilkesini devre dışı bırakır, ondan sonra da öyle bir taş yaratır ki, hem kaldıramaz, hem kaldırabilir. dolayısı ile her şeye kadir sıfatı ile çelişen bir durum oluşmaz. sonuçta ateistik iddia, çelişmezlik ilkesi kullanılarak yapılmaktadır; çelişmezlik ilkesinin kalkması, iddianın yapılabilebileceği mantıksal bir zeminin kalmaması anlamını taşımaktadır.

    yukarıdaki analizden de görebileceğiniz gibi, allah’ın çelişkili şeyleri yaratabilip yaratamadığı konusunda görüşümüz ister pozitif, ister negatif olsun; yukarıdaki sorunun allah’ın her şeye kadir sıfatı ile çelişmeyen cevabı vardır. dolayısı ile ateistin böyle bir soru aracılığı ile allah’ın varlığı aleyhine bir iddiada bulunması mümkün değildir.
  • bazı ateistlerin (hepsinin böyle şeyler düşündüğünü ya da sorduğunu sanmıyorum) genelde müslümanları köşeye sıkıştırmak için söylediği anlamsız bir suâldir. pek âlâ, bir kaynak var çok güzel bir açıklama yapılmış aynen paylaşayım şurada dursun.

    biz de bir suâl soralım. bir giritli "bütün giritliler yalancıdır" dese, bu giritli doğru mu söylüyor yoksa yalan mı? evet , bazen mantık tıkanır. acaba amaçta bu mu, gelelim cevaba. bir kere bu suâl tam bir laf oyunu, demogojidir. allah'ın gücü ve yaratmak kavramları birlikte sunulmuş iki sıfatın yarışına girişilmiştir. kendi kaldıramayacağı bir taştan bahsedersek; güçsüz, yaratamayacağını ifade edersek; yaratıcılık sıfatı zedelenen bir tanrıdan bahsetmiş oluruz. buna göre suâl, bir cevap almaktan çok zihin bulandırmaya yönelik bir oyundur. bu suâl mantıksızdır çünkü yaratılması düşünülen varlığın şu anda mevcut olmadığı kabul edilmektedir. hayal edilen varlığın yaratılması, allah'tan beklenmekte, böylece allah'ın yaratıcı olduğu, o hayalî varlığın ise yaratılan olacağı kabul edilmektedir.

    o hayalî varlığın yaratılması, allah'tan istendiği gibi, onun büyüklüğü, gücü, dirayet ve azameti de allah'tan istenmektedir. kısaca allah'ın nihayetsiz büyük, yegâne yaratıcı, ezelî ve ebedî mutlak kâdir olduğu, sonradan yaratılan taşın ise yaratılmaya muhtaç, aciz, zelil, miskin olduğu sonucu çıktığı hâlde, tam tersine o hayalî varlığın allah tarafından kaldırılıp kaldırılamayacağı sorulmaktadır. suâl yapılmak istenen kıyas, çelişkili hükümlere dayandırılmıştır. meselâ "sonsuzdan daha büyük bir sayı yazılabilir mi?" suâli, böyle çelişkili bir varsayıma dayanır. bu sebeple hiçbir ilmî değere sahip değildir. çünkü sonsuzdan büyük bir sayı olamaz ki, böyle bir suâl sorulabilsin.

    aynen bunun gibi: farz edelim ki, siz dünyada en usta elektrik lambası üreten bir mühendissiniz. bu hususta en gelişmiş ve mücehhez fabrikaların da sahibisiniz. size "madem bu alanın en usta mühendisisiniz ve en gelişmiş fabrikalar da elinizdedir, o halde bize öyle bir ampul üretin ki, aynı anda hem yansın, ışık versin, hem de sönük ve karanlık olsun" deseler, bunu yapabilir misiniz? böyle bir öneriye vereceğiniz cevap, hiç şüphesiz "hayır" olacaktır.

    ama bu sizin acizliğiniz, güçsüzlüğünüzden dolayı değil, esasen böyle bir şeyin imkânsızlığından dolayıdır. zira aynı anda hem aydın, hem de karanlık olan bir nesnenin varlığını tasavvur etmek mümkün değildir veya dünyanın en güçlü insanını düşünün ki, eline aldığı bir ağırlığı metrelerce uzağa fırlatabiliyor. aynı adamın eline bir kuş tüyünü verin ve "madem bu kadar güçlüsünüz, o halde şu kuş tüyünü de o taşı fırlattığınız yere fırlatın" derseniz, bunu yapabilir mi? elbette ki hayır. ama bu, onun aciz veya güçsüz olduğundan değil, kuş tüyündeki fırlatılma kabiliyetsizliğindendir.

    ayrıca bkz.