şükela:  tümü | bugün
  • allah rızkını verir inancına sahip toplumlar, allah rızkını verir gibi bir inanca sahip olmayan toplumların rızkıdır, ucuz emeğidir, çift süren öküzüdür, kölesidir, paryasıdır. allah kiminin rızkını verir, kiminin belasını.
  • hiç bir sosyal ve ekonomik güvencesi olmadan kendi ve ülke bütçesine yük olacak, herşeyden önce kendileri perişan olacak olan 10-15* tane çocuk yapan zihniyetin dayanak noktası..
  • kaderciliğin getirdiği bir inançtır. yani daha kendini yada yaşantısını kontrol edebilecek düzeyde yaşayamayan nesillerdir. bunun örneklerini daha fakir toplumlarda daha çarpıcı olarak görürsünüz. ama bunun anlamı daha zengin toplumlar arasında yaşanmaması değildir. çocuğun rızkı da plesanta gibi bir yaklaşımda da bulunarak, sanallık ile bilimsel gerçekler arasındaki derin uçurumu azaltır cümleler de kurmak çok doğru olmaz.
  • islam'in geregi olan tevekkul dur.dogrulugu ispatlanmistir.
    bu inanci muglak ifadelerle karalamak yada dolayli anlatimlarla yermek yerine "allah rizki verir diye yan gelip yatmayin.calisin" demek daha evladir.
    sonucta allah canini almayacagi kulun rizkini eksiltmez
  • "ve onlara: size allah'ın rızık olarak verdiklerinden infak edin denildiği zaman da, o küfre sapanlar iman edenlere dediler ki: allah'ın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz." yasin suresi 47. ayet.
  • son on yıldır, aile planlaması olgusunun sistemli bir çalışma ile, gündemden çıkarılmasıyla daha da pekiştirilmiş inanış. çocuk yerine kapkaç ve tiner kadroları yetiştiren bir ülke için çok da şaşılacak bir durum değil.
  • `hz suleymanin bir kissasinda bahsedilen rızk inancı `

    karıncanın rızk inancında süleyman peygamber ile olan diyaloğu.

    bir gün süleyman peygamber bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar.

    karınca da;
    "bir buğday tanesi yerim" diye cevap verir.

    cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen süleyman peygamber karıncayı bir şişeye koyar. yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır. ondan sonra da bir yıl bekler. müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. kendi kendine meraklanır. acaba neden yemedi?

    bunun üzerine süleyman peygamber karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar.

    karınca da;

    "daha önce benim yiyeceğimi yüce allah (c.c) verirdi. ben de o'na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim. çünkü o beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim. belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. o yüzden de bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek, diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım" diye cevap verdi.