şükela:  tümü | bugün
  • özellikle 20. yüzyıldan itibaren mantar gibi türeyen bu zümre kesinlikle yadırganmamalı. haklı oldukları bir çok nokta var ve dünyaya kesinlikle renk kattılar. ivan pavlov, sigmun freud, andrew carneige gibi parlak insanlar taşıdıkları allahsızlık düşüncesine rağmen gerçekten çok başarılı olmuşlardır ve saygı duyulmayı haketmişlerdir. peki nedir bu dinsizlik ve nasıl meydana gelmiştir. klasik cevap ise genelde şu şekildedir. 18. yy'de pozitif bilimlerdeki sıçrayış ve devamında 19. yy ile birlikte doğadaki var olan ve gözümüzün önünde cereyan eden olayların yavaş yavaş ortaya çıkartılması neticesinde insanın doğaya karşı elinin güçlenmesi gelir. bu doğaya karşı değişen güç dengesi ve insanlığın hiç olmadığı kadar üst seviyeye çıkması artık bazı şeyleri değiştirmiştir.

    20 yy.'de artık kafesinden çıkıp bir hür kuş gibi özgürlüğün tehlikeli kıyılarında uçuşan insanoğlu için bir kırılma noktası iyice ayyuka çıkmıştır. insan artık hükmedendir. kimsenin ona zincir vuramayacağı bir kartal gibi göklerde süzülmektedir. gözleri görülmeyeni görmüşve en uzak noktadaki ince ayrıntılara kadar her şey hakkında bilgi sahibi olmaya başlamıştır. bu o kadar hızlı gelişmiştirki artık zamana yetişemez olmuştur insan.

    insan insan değildir artık. insan özünden kopmuş ve başka bir varlığa dönüşmeye başlamıştır. problemleri çözdükçe problemi ortaya atandan kendini daha bilgili atfetmeye başlamıştır ve bir zaman sonra asıl problemi de unutmuştur. çünkü artık çözebilme yeteneğine eriştiği bir çok problem vardır ve emeği,ilgisini,sevgisini bunlara yönlendirmiştir. insan artık sadece deneme sınavında yüksek puan almaya çalışan, bu sınav esnasında zaman kaybetmeden yapabileceği kadar çok soru çözmeye odaklanan, asıl soruyu çözmekte zorlandığı ve vakit kaybı gördüğü için atlayan bir robottur. işte bu kaos ortamında hayatın bir deneme sınavından çok daha fazlası olduğunu idrak edememektedir insan.

    evet sen allaha inanmaktan kendini men etmiş arkadaş senin amacını ben bilemem söylemek de haddime değil ama şunu bilmeni isterimki gittiğin yolda mutluysan vazgeçme devam et.
  • din, herkesin fikir yürüttüğü ve iddialı olduğu bir alandır. bu yüzden din ile ilgili yaygın telakkileri soğukkanlı biçimde ve ilmi bir bakış açısıyla gözden geçirmeliyiz. din deyince öncelikli olarak hayatımızın gerçek anlamını, varoluşun manevi arka planını anlatan, varlığın nihai anlamını açıklayan metafizik ışığı anlıyoruz.

    metafizik anlam, manevi arka plan derken gözle görüp kulağımızla işitemeyeceğimiz, deneyle ulaşamayacağımız anlam ve değerleri kastediyorum. din, pozitif bilginin dışında ve üstünde ona ilavedir, onu tamamlamadır.
    tıp, mühendislik, fizik, coğrafya alanında akıl ve duyu organlarıyla birçok bilgiye sahip olabiliriz. bu alandaki bilgilerimiz tecrübe birikimimiz, becerilerimiz ve çabalarımızla orantılıdır. din hayatın nihai anlamını öğretmek, varoluşun daha geniş açılı tahlilini yapmak için vardır. din varlığın nereden geldiğini, varoluşun anlamını, burada bulunmamızın amacını, varlığın nereye doğru akacağını anlatır ki biz bunu deneyle, gözlem ve akılla bulamayız. böyle olduğu için pozitif bilimle dini bilgi çelişmez. fakat bu kafa yürütmesi oldukça zorlu bir alandır. bir çok kişi bundan korkup kaçar ya kabullenir ya da ufak bir sıkıntıda arkasını dönüp gider.