şükela:  tümü | bugün
  • allah sevdiği kuluna önce kaybettirip sonra buldururmuş.
    nasrettin hoca eşeğini sever, kaybeder, üzülür, bulur, sevinir, eşeğe biner ve hayatına olması gerektiği gibi, eşekle birlikte devam eder. bunlar hep bir devamlılık ilişkisi içinde olur, sırası da pek şaşmaz.

    spinoza bu hali yüce mutluluk, en büyük erdem olarak sunuyor.

    hikaye tanıdıktır çoğumuza: insan birini sever. zamanla o şeyi severken o şeyden aynı zamanda nefret etmek için nedenler bulur. sonra sevgisi yerini tamamıyla nefrete bırakır. en bayağı mutsuzluk diyor buna spinoza. sevgisini kaybeder yani. bundan sonra kişi o şeyi tekrar ilk halde olduğu gibi sevmeye başlarsa en yüce mutluluğu yakalamıştır diyor spinoza.

    sebepsiz güzel bir şey. sebepli çirkin şeyler hemde bir dolu. sebeplerin yetersiz gelmesi. kendine gelme. sebebi doğasına uygun güzel şey.

    ilkinde sana havadan verildi. sen çamura soktun. sonra güzelliğini hatırladın, çamurdan çıkardın, tükürdüğünü yaladın, pasparlak ilk haline getirdin.

    yüce olan sevgini hastalıklı yaptın, yerin dibine soktun, nefretinle öldürdün. sonra düşündün, taşındın, mezardan ölüyü çıkartmaya niyetlendin. hz. isa'nın lazarus'u uyandırdığı gibi ki lazarus ölmemiş, uykudadır sadece. uykusundan uyandırdın. yerin dibine soktuğunu aldın baş tacı yaptın, senden iyisi senden mutlusu yok. doğana upuygunsun.
  • allah'ın sevdiği insanı gerçekten sevdiğinin ispatıdır. amansız çelişkilerin, kuşkuların, acabaların ve dahi yalnızlıkların habercisidir. yeni eşekten bahsediyorum...
    nasıl?
    yeniden bulduğunuz eşeğin kaybettiğinizle aynı olup olmadığını hiçbir zaman bilemezsiniz. aslında herşeyiyle, her tavrıyla aynı gibidir ama yine de bir his, kuşkulu bir his gelip saplanır bir yerinize. elbette siz buna takılmaz ve eşekle birlikte, daha önce onu hiç kaybetmemişsiniz gibi devam edersiniz hayatınıza...

    ya da iman gibi bir şey olsun... yani inancını kaybedip yeniden bulmak gibi... burada daha belirgin bir kuşku var. yani bulduğunuzun kaybettiğinizden farklı olduğuna dair daha keskin bir şüpheye kapılırsınız. tabii yine de kaldığı yerden devam edebilirsiniz hayatınıza.

    mamafih sorabilir de insan: bir şeyler değişmiş mi?.. değişen eşek mi yoksa ben miyim? ya da sadece zaman mı?..

    yeni (eski) eşekle hayatına devam edebilenlere eyvallah, devam edemeyip o kuşkunun üstüne* sürüklenenlereyse maazallah diyoruz.
  • tersinin de şöyle olabileceği düşünülebilir söz:

    allah sevmediği kuluna eşeğini buldurup, sonra da kaybettirip hareket çekermiş.

    bu durumlarda allah bu kulunu sevmiyor değil, bildiğin o kulundan nefret ediyordur.

    (bkz: allah'ın sevmediği kula eşeğini kaybettirmesi)
  • allahın kişiyi küçük ve sevimli bir şekilde trollemesidir.
  • fakirlerin sevindirilme biçimini örneklemek için kullanılan deyim.
  • anlık korkular yaşamanıza neden olur.
    misal az önce bir firmanın cari kartında 8. ayda kestiğim yüksek tutarlı bir faturayı göremedim. kafamdan geçen korku filmi şeridi , ee kdv, eee geçici, ee ba-bs nerde lan bu fatura niye işlememişim. elinin ayağının birbirine dolanması. takriben 5 dk sonra çalışılan senenin 2012 olduğunu farketmek. kalp atışlarının normale dönmesi.

    kaybedilen eşek değil akıl olunca tadından yenmiyor.
  • az önce bir dostumun benim için kurduğu cümle.
    tam da benim durumu anlatıyormuş.

    kaybedip bulduğum, unuttuğum, küçültüp, küçümsediğim, doğuştan halihazırda var olan hallerimi, belki yeteneklerimi, sevme kapasitemi, beni ben yapan ama bende var olduğu için bana basit gelenleri temsil edermiş.

    bu eşşek bazen bir duygu, bir güzellik, yetenek, bazen bir insan, bir hediye hayattan doğuştan var olan.

    kaybedip kaybedip buldurması ondanmış.
    çok şey kaybettim, belki insanları değil ama onlara verdiğim değeri kaybettim, güveni kaybettim, bana sunduklarını anlamadım, o ihtimali kaybettim.
    onlara verirken kendimi, almak zamanı geldiğindeyse inancımı kaybettim.

    sonra onlar beni kaybetti, hikayedeki eşek ben oldum.

    kolayca ve sınırsızca açtığım yerlerini aldım ellerinden geri.
    ceza olsun diye yaptığım nadir oldu. daha çok elden başkası gelmediğinden, elde olan tek şey bu olduğundan geri aldım kendimi.

    nankörce bir tüketim hoyratlığı ile kaybetmek de var, gözünün önünde olana aşina olup garanti sanmak da.
    kaybedince kıymetini bilmek yerine kaybetmeden görmek değil mi önemli olan?

    eğer yeniden bulursa ne alâ, artık emek verdiğin için daha iyi sahip çıkmaya başlıyor insan. bedeli ödemiş, terini akıtıp daha iyi kavramış oluyor elleriyle.

    çünkü kaybetmek zor. kaybeden bilir.

    bedeli ağır, yorucu, ömürden de alıyor biraz.

    ya bulamazsam sorgusu da cabası.
    var böyle bir ihtimal.

    kendini kaybedip bulmamak da olası.