şükela:  tümü | bugün
  • sigara bırakma konusunda okuduğunu anlayan ve sigarayı bırakmak isteyenler için biçilmiş kaftan.

    googleden epub veya pdf(tavsiye) şeklinde ulaşılabilir.ulaşamayan mailini yeşillendirmek suretiyle pdfye sahip olabilir.

    kişisel tecrübelerim:şuana kadar denediğim 2 3 kişi var ve 1 tanesi baca gibi tüten cinsten.hepside bıraktı ve başlarlamı bilmem ama şuana kadarki en uzun bırakma serüvenin deler, tekrar başlamayla alakalı pek bi şüpheleri yok.
  • (bkz: allen carr)
  • bu adresten video anlatımına ulaşabilirsiniz

    gayet temiz anlaşılır dili vardır, dublaj olması tek - yönüdür.
  • 4 yıl önce sigarayı bırakmamı sağlayan belgesel tadında 1 saatlik video.
  • arkadaşlar ben bunu kullanarak sigarayı bıraktım. toplanın artısıyla eksisiyle anlatıyorum.

    ben, burlesqueen usta 7 senedir günde bir ila bir buçuk paket ağırından (en az 8lik nikotinlilerden) sigara içen (ki benim içişimle buna cuğara denmesi icap eder), bir de bundan zevk alan bir insanken dört gece önce birdenbire şak diye sigarayı bıraktım.

    şimdi ohoo daha dört gün olmuş bir aya kalmaz yine başlarsın seni mi dinlicez diyebilirsiniz mamafih demeyin. neden? çünkü bu yöntem beyninize işleyip sizi ikna ediyor. bir nevi geri dönüşü olmayan yola girmeye hazır mısın diye soran ahmet çakar misali bile sormayıp direkt o yola sokuyor insanı. tabii ben son derece uyanık bir insan olmamdan mütevellit bunu daha önceden bildiğimden bu kadar zaman oyalandım uygulamak için. ne oldu da bırakmaya karar verdin diyecek olursanız evlendim, eşim sigara içmiyor, yokuş çıkarken hadi baba modunda kamu spotu çekmemize az kaldı diye on tane bahane sayabilirim ama hiçbiri bırakmama değmezdi, düşünün o kadar seviyorum işte sigara içmeyi. asıl sebep, ben artık geceleri nefes almakta zorlanıyodum. 31 yaşında genç sayılabilecek bir insanım ve gece hııırğğh diye uyanıyodum bazen.

    hah nerede kalmıştık, ben dört gece önce saat 4 gibi bıraksam ya şunu dedim ve gittim youtube'daki videosunu açtım. bu noktada şu önemli:

    1- mümkünse rahatsız edilmeyeceğiniz bir yerde yalnız izleyin.
    2- paketiniz yanınızda olsun çünkü içeceksiniz izlerken.
    3- (en önemlisi) sigarayı gerçekten bırakabileceğiniz bir zamanı seçin. iş stresini hafifletiyor ondan içiyorum diyorsanız tatilde bırakın mesela, rahatlamam için lazım diyorsanız işin yoğun olduğu zamanda bırakın size kalmış. ben iş zamanı çok içiyorum o yüzden tatilde bıraktım.

    açtınız, sempatik, temiz pak bir abi çıkacak karşınıza. işte kendi seminerleri gibi bir ortamda anlatacak hadiseyi. dinlediniz ettiniz o esnada sigaranızı da içtiniz. ama zurnanın zırt dediği bir yer var. şimdi son sigaranızı için dediği noktada tamam diyecek kafada olmanız çok önemli. onu derseniz bırakırsınız.

    ben son yedi senedir son derece zevk alarak ve kimseyi iplemeyerek sigara içtim. sigara içmekten zevk alıyosanız geceleri tıkanma olayının da aslında bahane olduğunu anlamışsınızdır zaten. asıl sebep sanırım kendimi zayıf, bağımlı, pis hissetmemdi. bakıyorum temiz, pak insanlar rahat rahat klimalı mekanda oturuyor ben bu sıcakta dışarda pişiyorum. kışın tam tersi. yok arkadaş dişlerimi beyazlattıkça sararıyor, dişlerimi kaç kere fırçalasam o son sigaranın kokusu kalıyor falan filan. mesele kafadaymış ben bunu anladım.

    sizin de meseleniz kafadaysa işinize yaraması %90 olan yöntem diyebilirim bu yüzden. bedeniniz iç diyor, keyif alıyor, kafanız yeter mk müptezel gibi çek çek nereye kadar diyorsa açın videoyu deneyin. bende işe yaradıysa herkeste yarar. bu entry'nin tarihinden itibaren eğer içersem en başa beceremedim içtim yazacağıma yemin ediyorum. en tepede öyle bişey görmezseniz o günden beri içmedim demektir.

    bu arada mekanlarına falan da gitmedim. video ya da kitabı deneyin yeterli olacaktır. aynı şeyi anlatıyorlar zira. ha illa gidicem derseniz de gitmeyin demem. sigarayı bırakın da naparsanız yapın.

    tanım: bende işe yaramış sistem.
  • 4 gün önce sigaraya ara verip, bıraktım denemekte, iradeyi salmamakta fayda var.

    konuya gelirsek, gerçekten anlayarak okursanız kesinlikle çok faydalı kitaptır. 9 sene içip, champix, zyban gibi ilaçlarla, akupunktur gibi alternatif yöntemlerle bırakamayan ben, 4,5 sene önce bu kitap sayesinde bıraktım.

    o günden beri bir tane bile içmedim. aslında işin sırrı budur, bıraktıktan sonra kesinlikle 1 taneden bişey olmaz denmemelidir, yoksa kesin tekrar başlarsınız.
  • bana göre dünyanın en saçma sigara bıraktırma felsefesine sahip kitap/dvd.

    okumamış olanlar ve okuduğunu anlamamış olanlar için size yöntemi özetleyeyim;

    "sigara içen insanların keyif zannettiği şey aslında sigara içmeyen insanlarda default olarak bulunan mutluluk seviyesine ulaşma çabasıdır."

    yani sigara içerken aldığını zannettiğin zevk, aslında içmeyen insanların daima aldığı bir zevkmiş. hatta sen sigara içip ihtiyacını gidersen bile, içmeyen insanların mutluluk seviyesine asla çıkamazmışsın.

    arkadaş gel de çıldırma. oğlum hayat böyle bir şey değil ki. bak bunu somut bir örnekle açıklayayım;

    mesela sigara içen adamı borcu olan bir adama
    içmeyen adamı da hiç borcu olmayan bir adama
    sigarayı da borç miktarınca paraya benzetelim.

    diyelim ki bu borcu olan adamın tefeciye 100.000tl borcu var. her borcunu ödemeyişinde tefeci bunu sıkıştırıyor, tehdit edip rahatsız ediyor. borçlu adam uyku uyuyamıyor para yoksunluğundan, çaresiz ve inanılmaz mutsuz. borçsuz adamın böyle bir derdi yok tabi kafası rahat.

    sonra bu borçlu adam bir bakıyor, aaa! yerde 100.000tl kuzu gibi yatıyor. gözleri parlıyor ve parayı kaptığı gibi tefeciye koşup borcunu sıfırlıyor. yani borcu olmayan adamla aynı seviyeye geliyor.

    peki sizce borç batağındaki bu adamın borcunu kapatıp dertlerinden kurtulduğu o muhteşem anda yaşadığı mutluluk ile hiç borcu olmayan adamın sıradan, öncekinden hiç farkı olmayan bir günde yaşadığı mutluluk aynı mıdır? böyle saçma bir düşünce olabilir mi arkadaş...

    he, bu örnekte denebilir ki, "e işte o zaman borcu olan adam hazır 100.000tl bulmuş borcunu kapatmış, niye durmadan borçlanıyor? bir daha borç almasın borçsuz adam gibi mutlu mesut yaşasın, böyle sıkıntılara da düşmesin."

    evet, gelin bunu konuşalım. bunu konuşmak mantıklı. bunu sabaha kadar konuşalım. ama bunu konuşurken sen gelip borç batağında kıvranan birinin borcunu kapattığı andaki mutluluğu ile öylesine, her zamanki günlerinden birini yaşayan borçsuz birinin mutluluk seviyesinin aynı şey olduğunu söylersen buna kargalar bile güler.

    yukarıdaki örnekteki denklemi aynı tutup özneleri değiştirerek binlerce farklı çeşitle çoğaltmak mümkün. al sana bir örnek daha

    sigara içen adamı sevgilisi tarafından terkedilen üzgün adama,
    içmeyen adamı da sevgilisi olmayan dertsiz bir adama,
    sigarayı da sevgiliye benzetelim.

    adam delicesine severken birden bir bakıyor ki sevgilisi yok! onu terketmiş. çok üzülüyor, sevgilisinin eksikliği onu mahvediyor. bir de başka bir adam var, zaten sevgilisi yok, derdi yok öyle mutlu mesut takılıyor. sonra bu terkedilen adam ağlar gözlerle bir parkta otururken bir de ne görsün! sevgilisi koşarak ona doğru geliyor, aşkım diyor ben çok yanlış yapmışım, ben seni çok seviyorum ne olur beni affet diyor. aşk acısından harap olan terkedilen adamımız mutluluktan uçuyor tabi.

    ancak allen carr yöntemi ne diyor? "aslında senin hiç sevgilin olmasaydı şu anda üzgün de olmayacaktın. demek ki sorun sevgilinin olması, bak sevgilisiz adama hiç üzülüyor mu? seni terkeden sevgilin sana dönünce sen daha anca sevgilisiz adamın seviyesine çıkabildin..."

    allahım sen sabır ver yarabbi...

    ha bir de benim anlamadığım bir şey var dvd'de. bak aynen şöyle;

    insanlara neden sigara içtikleri soruluyor. insanlar da diyor ki, sterse iyi geliyor, gevşememi sağlıyor, can sıkıntımı gideriyor, odaklanmama yardımcı oluyor.

    sonra video'daki kumaş pantolon üzerine kemer takmayan sunucu diyor ki,
    "stres ve gevşeme birbirinin zıttıdır.
    can sıkıntısı ve odaklanma da zıttır.
    hangi mucizevi ürün bir saat önce yaptığının bir saat sonra tersini yapabilir?"

    bir dakka ya. ben anlamadım. stres ve gevşeme birbirinin zıttı da, sigara içen adam ben stres sahibi olmak için sigara içiyorum demiyor ki. stresim azalsın diye sigara içiyorum diyor. yani bir kıyaslama yapacaksan, azalan stres ile gevşemeyi kıyalayacaksın ki bu durumda ikisi birbirine mükemmel uyum sağlayan şeylerdir. aynı şekilde can sıkıntısı ve odaklanma zıttır diyor. tamam zıttır da güzel kardeşim sigara içen adam can sıkıntım artsın diye sigara içiyorum demiyor. adam can sıkıntım geçsin diye sigara içiyorum diyor. can sıkıntısı geçmiş bir adam ve odaklanmış bir adam da gayet birbirini tamamlayan şeylerdir. burada zıtlık mıtlık yok. tamam şu yukarıdaki örneklerde itiraz ettiğim yöntem bana saçma geliyor da şu zıtlık olayı saçma da değil. burada tartışmasız bir yanlışlık yapılmış.

    bu yöntemin bana göre fail etmesinin nedeni, yöntemin aslında başarı zannettiği şey olan, sigarayı bıraktırırken neden bırakmanız gerektiği konusu yerine neden içiyorsunuz ki, içmeniz için gerekçe olarak öne sürdüğünüz şeyler aslında gerçek değil" demesidir.

    arkadaş sen bir şeye "aslında gerçek değil" dedin diye. bu durumu yaşayan bir kişi "aa bak her şey yalanmış dedi, o zaman ben salakmışım" mı diyecek?

    yani adam stresli bir an yaşadığında sigara ihtiyacı duyuyor, bunu içiyor ve stresinin geçtiğine inanıyor. bilimsel olarak doğru veya yanlış, herif buna inanıyor arkadaş. bu o adam için somut bir gerçek. çünkü bunu yaşıyor, hissediyor. sonra biri çıkıp diyor ki, "aslında öyle bir şey yok, sen kendini kandırıyorsun, sigaranın öyle bir etkisi yok, hatta senin strese girmene neden olan şey zaten sigaranın kendisi"

    ee? ee abi, sonuç ne? ben bu cümleden 10dk sonra stresli bir an yaşasam ve üzerine sigara içsem ve sigaranın stresime iyi geldiğini tekrar deneyimlesem, senin bu cümlen ne işe yarayacak? strese iyi geliyor arkadaş, ben bunu hissediyorum diyorum. sen benim bizzat içimde yaşadığım ve gördüğüm bir şeyin aslında olmadığını söyleyince benim yaşamakta olduğum bu gerçeklik ortadan kalkıyor mu?

    mesela ben timsah belgeseli izlemekten çok zevk alıyorum diyelim. sonra adamın biri diyor ki, biz bilimsel olarak araştırdık, timsah belgesellerinin insanın mutluluk seviyesi üzerine hiçbir etkisi yokmuş. ee? ee aq sen öyle dedin diye benim timsah belgeselleri izlerken mutlu olduğum gerçeği değişecek mi? mutluluğu yaşayan benim.

    bu yöntemin tek beğendiğim yanı şu "little monster" benzetmesi. bak bana böyle şeylerle gel, canımı ye. o şerefsiz yaratığı beslemeyeceğim ulan! diye hırs yaptır bana ama bana kalkıp "sigara aslında rakının yanında iyi gitmiyor, sen sadece sigara içince, sigaranın yarattığı huzursuzluktan kurtuluyorsun" deme. güzel gidiyor veya gitmiyor önemli olan bu değil ki, önemli olan benim güzel gittiğini düşünüyor olmam. mesela ben bir kızın güzel olduğunu düşünüyorsam, bu düşüncem allen carr, "biz bilimsel olarak inceledik, kız aslında güzel değil" dedi diye değişecek mi? hakkaten kız çok çirkinmiş lan mı diyecem...