şükela:  tümü | bugün
  • sayesinde beşiktaş'ın oldukça ufak ve tarihi olmayan bir takım olduğunu öğrendiğimiz futbol ekolü.

    sabah ereksiyonunu beşiktaş üzerinden gidermeye çalışan arkadaşım.. özdoyum (istimna, mastürbasyon) böyle birşey değil. yanlış öğrenmişsin.
  • kasalarında paraları olduğu halde yıllardır transfere para harcamayan kulüpleri vardır. bu şekilde bayern münih varken anca 10 senede bir şampiyon olurlar.
    -schalke 04
    -werder bremen
    -wolfsburg
  • bu altyapı olduğu sürece çökmez.
    futbolu çok seven ve yaşayan taraftarlar, iş ahlakını elden bırakmayan futbolcu ve çalışanlar ve uzun vaadeli projeler.
    (bkz: oyundisplininieldenbırakmamak)
  • soyle diger ulkelerin futboluyla karsilastirinca messi neymar ronaldo gibi uberstar cikarmiyorlar ama adamlarin cikardigi futbolcular arasinda vasat denilecek adam zor bulunurken cogu en buyuk takimlarda cok rahat oynayabilecek duzeyde gelismis oluyor. disiplin abi. bi millet bu kadar mi mukemmel olur saygiyla egiliyorum.
  • dünkü 3-2'lik hollanda galibiyeti yanıltmasın maçın ikinci yarısını izledim hollanda ezmişti almanyayı.
    alman futbolu hem milli takım hem de kulüpler bazında düşüşte.

    2018 dünya kupasında grubu son sırada tamamlaması, üstüne uluslar liginde de galibiyet alamadan sonuncu olması alman milli takımında bir şeylerin ters gittiğini gösteriyor.

    kulüpler bazında da bayern münih, dortmund ve schalke veda etti. hadi schalke'den kimse bir şey beklemiyordu da 7-0'lık hezimet ağır oldu.

    halbuki 5-6 yıl önce hem milli takım hem de kulüpler bazında zirve yapmıştı.
    bayern münih barcelonayı toplamda 7-0 ile, dortmund da real madrid 4-1 ile geçmişti. finalde iki alman devi karşılaşmıştı. bir yıl sonra da dünya şampiyonluğu gelmişti.

    münihte heynckes vardı robben vardı müller vardı ribery vardı.
    dortmunda klopp vardı lewandowski vardı reus vardı götze vardı.
    sonrası malum dortmunun yıldızları münihe geçti.

    alman futbolunun düşüşünü münihe bağlıyorum. bayern münih rakiplerinin iyi oyuncularını alarak kendini güçlendirirken rakiplerini de zayıflatıyor. bu yüzden rekabet ölüyor ve münih avrupada başarısız oluyor. en iyi örneği 2013teki başarı. o sene dortmund ile çekişme halindeydiler ve barcelonaya iki maçta 7 gol atmışlardı. ne zaman dortmundun yıldızlarına çöktüler rekabet öldü kendileri de avrupa arenasında başarı yakalayamadı.

    barcelona ve real madrid'de bunu göremezsiniz bundan ötürü real ve barça başka seviyedeler. çünkü birbirlerini sürekli başarılı olmaya itiyorlar.

    bayernin bir de oyunculara büyük paralar vermeyi reddetmesi var. ortalama oyuncular bile 50-60 milyon eurolara giderken "ben bu kadar para vermem" ile başarı gelmez.
  • ben en başta futbol aşığı bir adamım, ülkesine göre ayırmayı sevmem. benim için marsilya'yla nantes'ın oynadığı futbol da güzeldir, ispanya 2. ligi'ndeki pendejolar da güzeldir, maçı radyodan dinlenen sunderland da güzeldir. futbolun yerli halkla, kültürle, gelenekle bir araya gelebildiği her türlü oluşum benim için güzel ve özeldir.

    amma bu alman futbolunun yeri çok ayrı bende bayern dominasyonuna rağmen. uzun uzun yazmayacağım, bilenler zaten biliyordur, bilmeyenler de umursamaz ama en başta bu almanlarda ülke sathına yayılmış bir denge söz konusu. başkentlerine 30 milyon kişi yığılmamış; ülkenin her bir tarafında iş de var, okul da var, herhangi bir şeyin merkezi de var... insan ve ekonomi her yerde. haliyle bu sayede futbol kültürü de ülke çapına muazzam bir eşitlikle yayılmış durumda. braunschweig, mannheim, stuttgart, leverkusen, augsburg, berlin, düsseldorf... nereye gidersen git abi, yerel takımı çok seven ve destekleyen, düzenli olarak stada giden binlerce insan buluyorsun.

    üstelik yine bilindiği gibi almanya'da 50 artı 1 kuralı söz konusu. bu kural der ki, kulüplerin yüzde 51'lik payı daima kulübün taraftarlarına aittir. yani kulüpte esas söz sahibi olan kitle her zaman kulüp üyelerinin oluşturduğu kuruldur, "benim param var ve ben takıma yatırım yapmak istiyorum" diyen bir arap şeyhi en fazla takımın yüzde 49'unu satın alabilir. bu kuralın istisnaları yok değil elbette: leverkusen ve wolfsburg gibi çok uzun yıllardır belirli bir firma tarafından desteklenen kulüpler mevcut. bunun dışında teneke kutu leipzig gibi bu kuralın etrafından dolaşarak normalde taraftarların olması gereken kurulu red bull çalışanlarıyla dolduran pislik takımlar da yok değil... ama genel olarak belli bir sistem ve düzen söz konusu. her şey temelden ve "lokal"den başlıyor.

    hafta sonu ayaklarınızı uzatıp dünya yıldızlarını mı izlemek istiyorsunuz? evet, o zaman alman futbolu size pek hitap etmeyebilir. ama derseniz ki benim için mesele sadece oturup 90 dakikayı izlemekten ibaret değil; ben gerçekten bu heyecana ortak olmak, futbol vasıtasıyla bir kültüre dokunmak, kaynakların nispeten dengeli ve homojen dağıldığı zengin bir futbol ortamı görmek istiyorum, hah işte o zaman maç seçme ihtiyacı bile duymaksızın alman futboluna danışabilirsiniz. "ne izleyeceğim?" diye düşünmeye gerek yok... karlsruhe-aue maçı da olur, mannheim-braunschweig maçı da... bundesliga olur, bölgesel lig olur... fark etmez. istisnalar dışında ne göreceğinizi her zaman bilirsiniz: belirli bir sistem, disiplin, takımını seven ve destekleyen insanlar, sporda amatörün güzelliğiyle profesyonelliğin kalitesinin buluştuğu o ideal denge noktası, futbolla kültürün ve halkların buluşması...

    işin duygusal ve insani yönünü de merak eden bir futbolsever olarak tam da bu sebepten dolayı alman futbolu benim için çok özeldir. hatta bir adım ileri gidip iddia ediyorum ki alman futbolu bayern dominasyonunu hariç tutarsak dünya üzerindeki en dengeli, en kaliteli, en "olması gereken" spor sistemidir. başarı mı istiyorsun? dünyanın en iyi liglerinden biri halihazırda. denge mi istiyorsun? bayern'i sayma, 10 senede 7 farklı şampiyon çıkarırsın bu ligden. taraftar mı istiyorsun? üçüncü lig takımları bile en az 10 bin kişiye oynuyor çoğunlukla. stadyum ve altyapı mı istiyorsun? hepsi tertemiz, kutu gibi, şahane statlar; 1930'larda yapılanları bile hâlâ dimdik ayakta duruyor. ülke geneline yayılmış, dengeli, her şehrin ve bölgenin temsil edilebildiği bir sistem mi istiyorsun? birleşme sonrası hâlâ toparlanamayan doğu almanya kısmını saymazsak bu alanda muazzam bir dağılım söz konusu.

    yazarken bile zevkten dört köşe oldum resmen. alman futbolu şahane yahu. tamam şampiyonluk yarışları artık 10 sezonun birinde zevk veriyor belki ama avrupa kupalarına katılım yarışı olsun, kümede kalma mücadelesi olsun, alt ligler olsun her anlamda şahane bir futbol kaynağı almanya. kendisini en içten hislerimle kucaklıyor ve öpüyorum. canım.
  • (bkz: #108875362) 3 yildir is sebebi ile almanyada yasayan biri olarak bu entryde yazilanlara birebir sahit oldugumu söylemek isterim. almanya futbol ile ilgilenmek, oynamak veya baska bir sekilde isin icinde olmak isteyen insanlar icin bir cennet nerdeyse.

    ben olayin amatör olarak futbol oynama kismi ile ilgili yazacagim. biz türkiyede futbol oynama isini sadece hali sahalarda "top tepmek" düzeyinde gerceklestirirken, burada hobi olarak oynamak isteyenler icin bile lig usulü organizasyonlar mevcut. internette her sehir icin ayri ayri websayfalarinda takim arkadasi arayan hobi takimlarini bulmak mümkün.

    belli bir süre hobi liglerinde takilip, biraz kondisyon, fizik ve ortalama bir teknik beceri ile bir anda amatör lig, bölgesel lig gibi yari prof organizasyonlara gecebilirsiniz. kilit nokta mahallenin yildizi olmak degil, belirli bir taktik icinde takim oyuncusu olabilmek. mac gazozuna olsa bile (ki hobi ligleri icin cogunlukla öyle) bir taktik ve buna göre pozisyon bazli bir oyun anlayisi var. en tirt takimda olsaniz bile, haftada en az bir antreman yaparsiniz. tabi bu noktada sehirlerinin her bir kösesinde spor tesisleri olmasi almanyayi türkiyeye göre avantajli bir noktaya getiriyor.

    futboldan acaip anlarim ama kosamam kardesim ben derseniz, yine mahalli kulüplerde cesitli yas gruplarina antrenörlük de yapabilirsiniz. tabi bunu yoldan gecen her adama yaptirmazlar ayri konu ama, ben oynadigim kulüpte iyi iliskiler kurunca, bana 4-6 yas grubu antrenörlügü teklif etmislerdi. ilk basta noolacak zevkle yaparim dedim ama 4-6 yas grubu daha nerdeyse bebeklerden olustugu icin göründügünden cok zor olmustu, ben de vakitsizlikten birakmak zorunda kalmistim. ama vakit bulup devam edebilirseniz, masraflari kulüplerden karsilanmak üzere gerekli sertifikalari teker teker alip yükselebilir, adeta bir (bkz: maurizio sarri)
    olabilirsiniz.

    velhasili, türkiyedeki gibi haftada bir parasiyla kalp krizi riski ile top tepmektense, burada cok daha eglenceli bir sekilde futbol ile ilgilenmek mümkün. kurulmus olan bu düzen herkese esit sartlarda futbol oynama imkani veriyor, bu yüzden ülkenin her yanindan yetenek fiskiriyor, göcmen de olsaniz, alman da olsaniz, ayni formayi terletip, ayni sekilde degerlendiriliyorsunuz. tabi ki bunu bozan, hafiften irkciliga kayan bölgeler, kulüpler vardir ama, bu oran inanilmaz derecede düsük, en azindan ben hic denk gelmedim.

hesabın var mı? giriş yap