• batı almanya yapımı bir tost makinasıdır ..

    görsel

    görsel

    delilleriyle izah edeyim :

    rahmetli annemin satın aldığına eminim ama bahsi geçen tost makinasını ne zaman almıştı, tam tarihi hatırlamıyorum .. bir miktar sorguladığımda, "1980'lerin ilk yarısı olmalı", kanaatine varıyorum ..

    1992 yılında üniversiteyi kazandım ve ankara'ya gittim .. ilk önce üniversite yurdunda kaldım ve nihayetinde 1993 yılında bir arkadaşımla eve çıktım .. annemin ev için bana gönderdiği ilk eşya seti içerisinde bu tost makinesi vardı ..

    1995'te ev arkadaşımla yollarımızı ayırdık ve yalnız başıma başka bir eve geçtiğimde, tost makinası elbette benimle beraber taşınmıştı ..

    1996'da mezun olup eve döndüğümde tost makinam ilk sahibi anneme tekraren merhaba dedi ..

    2001'de işim gereği istanbul'a taşındığımda makine beni yalnız bırakmadı ..

    2004'te evlendim ve tahmin edeceğiniz üzere 'rowenta'm bizimleydi ama aramıza hiç girmedi :) ..

    17 yıldır evliyim, iki kez ev değişikliğimiz sonrası son durak saydığımız noktadayız ve emektar yol arkadaşım dün akşam sağolsun çocuklara kaşarlı tost yapmam konusunda benden yardımlarını esirgemedi ..

    büyük oğlan iki seneye kadar üniversite tecrübesini yaşayacak .. acaba ona yarenlik edecek bir ev arkadaşı olarak sevgili dostum tost makinesinden yardım istesem mi ?
  • 85 model kettle. adamlar bir cihaz yapmış, alet halen daha çalışıyor. tarihteki ilk kettle'lardan. tuşu yok. fişi takıyorsun su kaynayınca çıkarıyorsun.

    geçen yerli marka bir kettle aldım, mutfakta yangın çıkıyordu mk. alet alev topuna döndü.

    edit: soranlar oldu, kettle hit company diye bir firmaya ait. firma kapanmış gitmiş zerre bilgi de yok, lakin adamların ürünleri hala çatır çatır çalışıyor.

    e sen 20 - 30 yıl çalışan ürün yaparsan yenisini satamazsın be kardeşim. ne yedek parça satmışın ne hile hurda. olmaz ki böyle!
  • şüphesiz otomotiv, makina vs alanında bir çok ürün örnek gösterilebilir. ama benim için bugün gördüğüm faber castell'in şu ürünüdür.
  • belki bilardo.

    ama daha ilginci var. yaklaşık 25 yıldır bmw markalı otomobillerin kapılarında kapı ayar vidası veya civatası yahut aynı işlevi gören başka bir zamazingo yok. niye yok? çünkü kapıları robotlar tam da olması gerektiği noktaya lehimliyor da ondan yok. kusur olmayınca kusuru düzeltecek bir mekanizmaya da ihtiyaç yok.

    .
  • kardeşim geçen aylarda almanya' dan bir arkadaşı vasıtasıyla waffle makinası getirtmişti. adamlarda nasıl bir enflasyon var ise makinanın kolisine fiyatını basmışlar. etiket falan değil ha, marka adının yanına fiyatını da logo gibi basmışlar. makina umrumda değil, adamlar yapmış işte. enflasyon yok.
  • (bkz: joseph goebbels)
    adam çağının ilerisinde biri. teknikleri türkiye'de 2002 yılında anca keşfedildi.
  • bmw 7 serisi -audi a8 - mercedes s

    bu araçların neredeyse kusursuz olarak seri üretilebiliyor olması...bakın seri halde gofret üretmek, vw polo üretmekle çok başka bir dünya bu...bunu ancak almanlar yapabiliyor.
  • hafele

    bunu bir tek biz demiyoruz. ken de demişti hem de paterson'un göbeğinde.

    2000'li yılların başıydı. new jersey'de bir yerlerde columbia universitesinde profesör bir ablamız için yaptığımız kitaplık dolaplarını henüz bitirmiştik. herbiri 50 kilo gelen masif ahşap dolap kapılarını yumuşak hareketlerle açıp muhteşem mekanizma sayesinde dolabın içine doğru itip ağır kapıların yağ gibi içeri kayışını seyrediyor, sonra kapıları yuvalarından çıkartıp aynı şeyi büyük keyifle tekrar tekrar yapıp duruyordum. atölyedeki çocuklarla zahmetli bir işin sonunda, büyük bir tür mesleki tatmin ve keyif içindeydik.

    derken ken geldi. ken atölyeye sık sık uğrayan amerikalı bir makine mühendisi, heyecanlı bir tipti.

    bu fırsatı kaçırmayacaktım. ken dedim gel sana ne göstereceğim. şu kapılara bir bak. ikisi 200 pound geliyor. şu açılışlarına yuvaya girişlerine ve yağ gibi süzülerek geri kapanışlarına bak bakalım. ken direksiyona geçti. kapıları tekrar tekrar açıp kapadı. her seferinde artan heyecanla mekanizmanın ne kadar güzel işlediğini, nasıl doğru bir mühendislik ürünü olduğunu söyleyip durdu ve sonunda bana o can alıcı soruyu sordu.

    -sgb bu ne malı?
    "bu hafele ken. yani alman malı" dedim.
    yahudi orijinli amerikalı dostumuzun heyecanına biraz üzüntü ve "lanet olsun adamım bunu tahmin etmiştim" ifadesi eklendi.
    "ohh shit bu lanet olası almanlar herşeyin en iyisini yapıyorlar" dedi kafasını sallayarak. sonra da yarım saat susmak bilmedi. bunun neden böyle olduğuna, neden amerikalıların geride kaldığına dair bir sürü açıklama yaptı. aslında manhattan'a 25 km uzaklıkta bir yerlerde, bize tam olarak "alman gavuru yapıyor abi" demiş oldu ken o gün.

    evet alman gerçekten yapıyor.
    edit : imla
  • (bkz: sennheiser) kulaklıkta bir dünya markasıdır benim için
  • (bkz: smart card)

    bugün banka kartlarında, sağlık kartlarında, kimliklerde kullanılan çipler iki alman, jürgen dethloff ve helmut gröttrup tarafından bulundu.
hesabın var mı? giriş yap