şükela:  tümü | bugün
  • aşağıda yazdığım her şeyin belgesi mevcuttur. aktrollerin başlık altında yoğun mesai yapmaları karşısında ilerleyen saatlerde başlığa ekleyebilirim.

    2018 yılının ortasında aile birleşimiyle almanya’ya geldim.

    28.10.2018 tarihinde eşim 5 haftalık hamile olduğunu öğrendi.

    eşim metal sektöründe, 100 küsür yıllık kurumsal bir firmada paketleme bölümünde çalışıyor. hamile olduğunu iş yerine söylediği gün, öğlen vardiyasına başlamadan hemen önce eve gönderdiler.
    eve gönderirken de hamile olduğuna dair doktordan belge istemişler. eşim ertesi gün doktordan hamile olduğuna dair kağıdı aldı ve iş yerine götürdü.

    o gün kendisini eve gönderdiler (iş yerindeki gürültü ve şartlar bebeğe zararlı diye) ve 21 mayıs 2019 tarihine ( 7 ay) kadar aynı şekilde her ay maaşı hesabına yattı 2300 küsür euro.
    bu süre zarfında 11.ayın sonunda 1000 euro izin parası, mayıs ayının başında yine 1000 euro izin parası yattı.
    yani kısaca hiç çalışmadan 17-18 bin euro para aldı. iş yeri bir kez bile arayıp rahatsız etmedi.

    21 mayıs 2019 - 27 ağustos 2019 tarihleri arasında yani doğumdan 6 hafta önce başlayıp doğumdan 8 hafta sonra sona eren (mutterschaftsgeld) anne koruma zımbırtısına geçtik. şu anda içindeyiz. bu sürede de bağlı olduğu sigorta (aok) günlük 13 euro olmak üzere iki defa hesabına para yatırdı. toplamda 1287 euro.

    iş yeri ise bu süre de (mutterschaftsgeld) günlüğü 62 euro olmak üzere her ay 1900 euro yatırıyor.

    yani mutterschaftsgeld süresince toplamda eşimin eline geçen para 7425 euro.

    mutterschaftsgeld sonrası ise elterngeld‘e geçecek. çalışan annelerin çocuklarını büyütsünler diye devletin 3 seneye kadar kullandırdığı izin. doğumdan önceki son 1 yıllık maaşının üçte ikisini alıyorsun 12 ay boyunca. isteyen bu parayı 24 aya da böldürebilir. biz 24 aya böldürdük. yaklaşık her ay 850 euro alacak eşim. 205 euro çocuk parası toplam elimize geçecek para 1055 euro. bu para bize yetmeyeceği için 8.ayın sonunda devlete başvuracağız. 9.ay itibari ile ev kiramızı, elektrik, su, ısıtmamızı devlet ödeyecek. artı benim dil kursu masrafımı 300 euro devlet ödeyecek.

    normalde ben çalışsam devletten yardım almamız gerekmeyecekti ama dil kursuna gidiyorum. sanıyorum sene sonuna kadar sürecek. dil kursu bittikten sonra çalışmaya başlayacağım.

    şimdi bunları neden yazıyorum?
    arkadaşlar türkiye’deyken iş yerimde bir kız evlenip hamile kaldığında 30 küsür haftaya kadar işe gelip gidiyordu, kız neredeyse iş yerinde doğuracaktı abartmıyorum. şimdi bu ikisini karşılaştırınca gerçekten kafayı yiyecek gibi oluyorum ben. onca sene türkiye’de çalışıp kredi kartı, kredi borcu ödemekle geçti ömrüm. maaşımdan kalan parayla anca karnımı doyuruyordum. bankaya ödediğim borçlarda öyle ev kredisi falan değildi. sene de bir iki kere gidilen tatil, 3-4 bin tl’ye alınan telefon bilgisayar, kılık kıyafet vs borcuydu.

    1 yıldan fazla oldu geldim buraya. inanın kredi kartını, banka borcunu vs unuttum. 16 aydır çalışmadığım halde sadece eşimin maaşıyla düğün bile yaptık. gönlümüzün istediği gibi yiyip içip geziyoruz. türkiye’ye tatile bile gidip geldik.

    çocuk doğdu geçen ay 28 haziran’da. her şeyini a’dan z’ye yaptık 1 kuruş borçlanmadan.

    bu kadar şeyin üstüne 2 yıl sonra eşim sorgusuz sualsiz işine tekrar dönecek. döndükten 1 ay sonra tekrar hamile kaldı diyelim. aynı şartlar yine geçerli.

    edit: yukarıda eşimin 7-8 yıllık çalışmasının sonucunda devletine ödediği vergilerin nasıl kendine döndüğünden, iş yerinin ve devletin birlikte hareket edip sıradan bir vatandaşın hamileliğini ve çocuğunun doğumundan sonra o çocuğun nasıl hayata kolay şekilde adapte edildiğinden bahsettim ama birkaç arkadaş hala bunları görmezlikten gelip başka başka şeylerle eleştirmeye çalışıyorlar. komik gerçekten. türkiye’de suriyeli neyse almanya’da türk de aynısıymış. ilgili arkadaş “20 senedir almanyadayım bir kelime almanca öğrenmedim çok şükür” diye gezinen kendi kesimi gibi sandı galiba :d yok hemen çocuk yapıp devleti sömürüyormuşuz. pardon da 30 küsür yaşlarındaki insanların çocuk yapması kadar doğal ne var?
    evet dil kursuna gidiyorum ve şu anda çalışmıyorum. 12.ayda dil kursum bitecek sonra zaten bir ömür seve seve çalışacağım. türkiye’de de çalıştım. 1 gün çalışmayınca aç kalacağını düşünen bir canlıyım. arkadaşlar her şeyi geçtim şu güzel sistemi bozmamak için çalışmayacağım varsa bile çalışırım. yeter ki ödediğimiz vergiler bize dönsün.
  • kimse darılmasın anlatılan hikaye türkiye'de suriyeli olmak ile almanya'da türk olmak çağrışımı yaptı.
    türkiye'nin kaynakları da aşağı yukarı bunları yapmaya yeter ama devleti elinde bulunduranlar vatandaşı eşit hak sahibi yurttaş değil yolunacak kaz ve soyulacak kişi olarak görmüştür. bu anap ve akp döneminde inanılmaz boyutlara gelmiştir ancak diğer dönemler de çok farklı değildir.

    edit: anap ve çillerli dyp demek daha doğru olabilir.
  • devlet denilen oluşumu gözler önüne sermiş başlık ve entry olmuştur. hala çıkıp savunmaya çalışan da olur birazdan türkiyeyi.

    ulan her şeyi geçtim bizim memlekette hamile kalan kadını işten çıkarma planı yapar her firma. iş arkadaşları bile kuyusunu kazar. sonra lafa gelince almanya bizi kıskanıyor. bu şekilde ailesiyle yakın yetişen çocuk tabii ki sağlıklı olur basarılı olur. bizim çocuklarımız gibi birer ruh hastası olmazlar.

    yapacak bir şey yok. bunun sorumlusu partiler, iktidar vs değildir onu da söyliyeyim. türk insanı pisliktir arkadaş. akp gider chp gelir aynı şey olur. baştaki x kazanıyorsa 10x kazanmakla yetinmez, 1000x kazanayim benim amca oğlu da kazansın der. hepiniz böylesiniz, hepimiz böyleyiz. kusura bakmayın.
  • (bkz: ağlamıyorum gözüme medeniyet kaçtı)

    "devlet nedir, nasıl idare edilir, toplanan vergiler nasıl değerlendirilmelidir?.." sorularının cevabı niteliğinde.

    şimdi damlar; ekşi sözlük hiçbir siki beğenmeme timi militanları, başlık altında eylem yaparlar.

    ne diyeyim; yazık bu memleketin helâl süt emmiş evlatlarına...
  • aktroll denen orrrrrrooosssspu evlatları bu başlığa yazamaz. o göt yok onlarda. aman hacı yengeye bir iki etme, vatandaş olmadan bu bok çukuruna sakın döneyim deme.

    alman yasalarının insana verdiği kıymeti gösterir.
  • ulkemiz ile mukayese etmek icin belirteyim alinan tum nakit yardim 470 lira.
    ama temel fark almanyada dogan cocuk orada katma değer yaratarak ulkeye faydali olacak. bu sebeple tesvik etmek için ellerinden geleni yapiyorlar. bizim memleketimizde ise devlet bakilacak bir bogaz daha geldi gozuyle bakiyor. bu sebeple 470 lira vermek yerine uste para bile alabilirler.
  • almanya ile ticaret yapıyorum, gerçekten çalışma şartları çok güzel. ama çalışma zamanı olduğunda herkes işini gayet iyi yapıyor, bir gün fabrikada iki çalışan arasında küçük bir tartışma oldu, tansiyon yükseldi, sonra mesai bittiğinde bu iki alman çalışan güle oynaya fabrikayı terk ediyordu, benim müşterim olan almana sordum, az önce tartışıyorlardı şimdi ne oldu böyle diye, gelen yanıt ise; o iş zamanı olan tartışmaydı, şimdi büyük bir ihtimalle iş çıkışı biergarten'a gidiyorlar dedi. şaştım, kaldım.

    türkler olarak almanlar'dan çok daha fazla ve kötü şartlarda çalışıyoruz ama karşılığını alamıyoruz. çünkü planlama olmadan çalışıyoruz. almanya'da çalışanlar için sosyal haklar ve tatiller çok daha fazla.
  • türkiye'de bu tür yardım durumlarını geçtim, iş görüşmesine giden bekar kadınlara "yakın zamanda evlilik planlıyor musunuz", evli kadınlara "yakın zamanda çocuk planınız var mı" diye soruluyor.

    zihniyet olarak inanılmaz bozuk bu ülkenin vatandaşı. maalesef.
  • iyiymiş gerçekten. yalnız türkiye'de böyle bişe yapılsa sırf oy almak için çocuğa para veriyorlar derler. düşünsene yol yaptığın için eleştrildiğin bir yer, memleket burası. daha düne kadar yol, köprü faciları yaşanıyordu türkiye'de.. ama unutuldu hepsi. mesela sağlıkta bak bu oldu diyorsun, o teknoloji sayesinde oldu diyor. almanya'daki de hep teknoloji işte. ya burada sevilmiyor kardeşim. çalışmak, başarmak, sabretmek, direnmek sevilmiyor. ağlamak en güzeli. bi kesim var kapmışlar köşeleri.. farkndalar da ellerinde olanların. üç öğün ağlıyorlar. senin her yaptığına bir kup bulan bi kafa türkiye'de. o çevreye zararlı, bu insan haklarına aykırı.

    çalışmadn, çabalamadan almanya gibi, japonya gibi olmak isteyenler var.. o almanya insanları fırınlarken o insanlar da onları fırınlayan da fabrikalarda çatır çatır çalışıyordu. biz çok kötüydük, inönü iyki ıı.dünya savaşına girmemiş diye sevine duralım adamlar onca zayiattan sonra bu hale geldiler. neden? hiç düşündüznü mü? çalışarak. mesai saatleri şimdiki gibi miydi?? araştırın bi.. bu ülkede diyelim biri çalışıyor ve hakkını alamıyorsa öbürü hemen onun enrjisini tüketiyor. bak seni kullanıyorlar, bak seni eziyorlar. tamam hakkını ara ara da gelme bu oyunlara be insan.

    özlük hakları, maaş öyle bir anda olmaz. bu avrupanın batısındaki ülkeler siyaseten yunanistan, bulgaristan, türkiye gibi ülkelri iyi trollüyor valla. kendileri çalışıyor, sırf çıkarları için faşistçe, insani olmayan durumları bile olumluyorlar. ama bize gelince normal şeylerde bile bir tarafın bug-ını bulup diğerinin üzerine sürüyorlar. ve bir zamanlar bizim hilal taktiğimiz bir şekilde nasıl çalışıyorsa bu ülkelerin de ayrıştırma politikaları çalışıyor. ama bunu yapana değil de fırsat verene sormak lazım.. neden?..
  • aile birleşimi ile almanya’ya gitmiş olan kişinin tecrübelerini aktardığı başlıktır.
    yani başlık sahibi yazarın eşi zaten almanya’da yaşıyor ve çalışıyormuş, belirli süre kıdemi de var muhtemelen. dolayısıyla türkiye’de yaşayan ve ilk kez bugün kalkıp almanya’ya gidip yerleşen bir karı koca ile halihazırda almanya’da yaşayan ve çalışan ailenin hamilelik sırası ve sonrasındaki durumları farklı iki durum. bunu özellikle gideceğiniz bölgenin kanunlarına ve gidiş şartlarınıza göre iyice araştırmadan herhangi bir adım atmamanızı öneririm. almanya’da doğum yapınca çocuğun hemen alman vatandaşı/çifte vatandaş olduğunu vs zannedenler var, bu yanlıştan da bir an önce dönünüz.