şükela:  tümü | bugün
  • almanya'ya nasıl giderim, orada üniversite okumak için neler gerekir gibi bir dolu soruya olabildiği kadar cevap olmaya çalışan kılavuz.

    bu konuda 2014’te yapılmış bir kılavuz daha var sözlükte, benimki nerdeyse tamamen başvuru ve okuma odaklı olacağı için bu şekilde bir başlık tercih ettim. (belki biraz yaşam da olacak içerisinde ister istemez, ancak okumanın yaşamı, yaşamın okuması, boşverin)

    konu konu ilerlemeye çalışacağım, sıkça sorulan sorulara cevaplar olacak, bu konuda gelebilecek sorular için yazının sonunda mail adresimi paylaşacağım, olabildiğince detaylı bir yazı olacak. yakın zamanda yaklaşık olarak sizin geçeceğiniz aşamalardan geçtim, bilgiler ve tecrübeler de nispeten taze olduğundan benden yararlanmamanız için bir sebep yok. sadece almanya’da eğitim de değil, testdaf özelinde de konuşabiliriz, hiçbir sıkıntı yok, rahatça iletişime geçebilirsiniz mail yoluyla. testdaf hakkında bilgi için de; (bkz: #56911881)

    sanırım en az 5-6 aydır ekşi üzerinden almanya’da eğitim ve testdaf özelinde sorular alıyorum, onlar bir nevi taslak oluşturma imkanı da verdi bana. en aşağı 100 mail yanıtlamışımdır muhtemelen bu sürede. o yüzden almanya’da eğitim gibi bir düşünceniz varsa ve aklınıza takılan bir şey olursa lütfen yazının sonunda vereceğim mail üzerinden ulaşın, ekşi kötü, ekşi tırt, mümkünse ekşiden yazmayın.

    bunların dışında en baştan söyleyeyim, bu konuyu en iyi bilen olduğumu iddia etmiyorum haliyle, mesela bölümler özelinde cok soru geldi, çoğunu bilmiyordum. yani ''almanya’da sosyoloji okusam iş durumları nasıl olur'' gibi soruları fazla ayrıntılı yanıtlayamıyorum, 3-5 bölüm dışında da net bilgiler veremiyorum, çünkü bilgim yok. onun dışında danışman değilim, danışmanların çoğunu sevmem. ekşi sözlüğe normal şartlarda bilgi paylaşımına dayalı entry girmiyorum bir süredir, şurda da (bkz: #59075148) belirttiğim üzere burayı sadece vitrin olarak görüyorum, hesapta bulunan ve benim olan entrylerin hepsini zaten silmiştim. nasıl ki buranın ağababaları bizi altın yumurtlayan tavuklar olarak görüyorsa ve takmıyorsa, ben de burayı aynen öyle goruyorum. hatta şimdiden söyleyeyim, bu yazı muhtemelen 2 ay olmadan benim tarafımdan silinecek, favlayan olursa da kaybolacak 1-2 ay sonra. ona göre isteyen bir yerlere kaydetsin, veya kaydetmeden silinirse de mail adresimden ulaşsın tekrar içerik için.

    no copy pasterino, tek tek kendim yazdım, başlıyoruz.

    sen kim oluyorsun be?

    ben liseyi izmir’de okudum, makine mühendisliği kazandıktan sonra da zaten lise son gibi karar verdiğim almanya’da okuma işine tam olarak giriştim. bir danışman aracılığı ile gittim ve ruhr-universitat bochum'a bağlı kursta 9-10 ay kurs gördüm, totalde toplam 1 yılda da testdaf’ı verdim. technische universitaet dortmund’da da bir süre makine mühendisliği okudum, sonrasında eğitim dışı nedenlerle türkiye’ye geri döndüm. gitmeden önce bir süre bulunduğum ve işler kesinleşince dondurduğum istanbul’daki üniversiteme devam ediyorum şuan.

    birçoğunuzun bu ülkeden bıktığını, kendini güvende hissetmediğini, hayatında bir gelecek göremediğini, benim gibi avrupa’ya kapağı atıp sonrasında geri dönenlere ‘’manyak mısınız olum’’ dediğini biliyorum. ne kadar erken gitmek isterseniz o kadar şanslısınız gidebilmek için, özellikle lise ve üniversitede olanlar gayet şanslılar. gitme süreci de, okuma süreci de kolay değil, sadece gitmeye karar vermek bile cesaret istiyor. ha diyip burdaki yaşamını bırakıp gitmek isteyenlerin sayısı genellikle cok az. zaten genellikle soru soranların yüzde 90’ından fazlası bu işe girişmiyor bile, gitmek için gereken temel gereklilikleri sağlayabiliyorsa bile girişmiyor hatta. neyse, zaten tamamen sizin seçiminiz, buraya ‘’almanya çok güzel gitsenize’’ demeye gelmedim, avantajı da dezavantajı da bol, siz de biliyorsunuz artık az cok, hepinizin evinde internet var, özellikle bu konuda bir şeyler okumasanız bile biliyorsunuz genel olarak nelerin sizi beklediğini iyi veya kötü anlamda. zaten yaşam kısmına da değineceğim kendi tecrübe ettiğim kadarıyla, saçmalanan bazı noktalar var çünkü.

    gereken temel şeyler neler ki şimdi?

    madde bir, normal şartlar altında almanya’daki ünilere başvurabilmek için türkiye’de 4 senelik bir bölümü kazanmış olmanız veya halihazırda kayıtlı, üniversitede okuyan öğrenci olmanız gerekli. burada kazanmış olduğunuz bölümü almanya’da okuyabilir veya o bölüme yakın bir başka bölüm okuyabilirsiniz.

    ikincisi ekonomik güvence. almanya sizden bir yıllığına eğitim giderlerinizi karşılayacağınıza dair bir kanıt istiyor. bunun yolu da almanya’da bir bankaya 1 yıllık minimum gider olarak belirtilen 8700 euroyu (daha geçen yıllarda 8040 idi, şimdi 8700lerde yaklaşık) yatırmaktan geçiyor. bu, bloke hesap olarak adlandırılıyor. nakit 8700 euro yatırılıyor, aylık 725er euro olarak çekebiliyorsunuz oraya gidince. eğer böyle bir imkanınız yoksa buna alternatif olarak garantör sistemi devreye giriyor. almanya’da bir amca veya teyzeniz sizin giderlerinizi karşılayacağına yönelik bir imza veriyor, ki bunun için de bir sürü prosedür var. amca veya teyzenin calısır olması, ailesini geçindirecek paraya sahip olması dışında sizin giderinizi de karşılayabilecek olduğunu belgeleyebilmesi gibi durumlar var.

    son olarak dil, 2-3 yılı geçmemiş bir almanca sertifikası çok büyük avantaj sağlıyor. orada zaten almanca hazırlık göreceksiniz, biraz altyapınızın olması büyük fayda sağlar. almancanız yoksa ve almanya'ya gitme sürecine başlarsanız, aynı zamanda bir almanca kursuna baslamanız gerekebilir. vize işlemlerinde en büyük reddedilme sebebi bu almanca mevzusu oluyor, üniversitelerin bir kısmı da belirli seviyelerde almanca isteyebiliyor. en azından burda bir kursa başlangıç yapmanız halinde ögrenci vizesi almak için fazlasıyla işinize yarayacak bir belge eklemiş oluyorsunuz başvurunuza. orada hazırlık okuyacağınızdan bahsettim, almanca sınavları olan testdaf veya dsh'dan birine yönelik eğitim göreceksiniz. bu kurslar paralı oluyor. kurstan kursa fiyatlar değişiyor. nerdeyse sıfırdan başlamanız halinde yaklaşık 1-1.5 yıl almanca ile uğraşır, sonra da üniye tam anlamıyla başlayabilirsiniz.

    bunların dışında bir sürü evrak var toplanacak, bolca koşturmaca gerekiyor ama bir şekilde hallediliyor onlar. notere, kaymakamlığa, türkiye’deki lise veya üniversitenize gideceksiniz, sabırla evrak toplayacaksınız ve bürokrasiye bol bol küfredeceksiniz. sinirlerinizi kaldıracak, ‘’ulan ordan oraya koşturuyorum lanet olsun böyle işe de böyle ülkelere de’’ dedirtecek bir serüven, inanılmaz bir macera. belki de abarttığım kadar yoktur ve sadece bana öyle gelmiştir. yine de, bu yukardaki gereklilikleri sağlıyorum, bavulum da hazır haydin görüşürüz demek yok en azından, bilin. uzun bir süreç bu.

    genel olarak böyle, şimdi gerekliliker üzerinden biraz aralara girip sorular soralım, lazım oluyor. sonra yine sorularla devam ederiz diğer konular için de, belki biraz daha derli toplu gözükür, daha rahat okunur, bilemiyorum altan.

    4 yıllık üniversite kazanamadım veya halihazırda 2 yıllık bir üniversite okuyorum, gitme şansım yok mu?

    var. internette dolanan bilgiler bu konuda doğru, süreç muhtemelen yine yukarda yazdıklarım gibi ilerliyor yine de. üniversitelerden şartlı kabul almak, konsolosluktan vize almak sanırım biraz daha zor, bir de 2 yıllık üniversiteyi sanırım bitirmeniz gerekiyor. biraz daha azalıyor şansınız sanırım ancak denenebilir, sonuç alınabilir. internette yazılanlara bakınmanız gerekecek daha çok, benden maalesef bu kadar.

    üniversite sınavlarına girdim, 4 yıllık bir bölüm kazandım. peki kayıt yapmam gerekiyor mu?

    hayır, kayıt yapmanıza da gerek yok. tercih yapıp kazanmış olmanız yeterli. ösym belgeniz bildiğim kadarıyla 2 yıl geçerli. ama kayıt yapmanızı öneririm herhangi bir aksi durum için. diyelim ki kabul alamadınız veya vizede sıkıntı çıktı, gidemediniz. almanya yolunun kapanma ihtimaline karşılık bir alternatif olarak dursun, hatta her şey hallolur ve gitmeniz nerdeyse kesinleşirse okulu da dondurursunuz. daha iyi olur yani. tabi yok ben bu okulda bu bölümü okumam, bir aksi durumda da üniversite sınavlarına tekrar girerim diyorsanız o sizin bileceğiniz iş.

    özel üniversite kazandım, fark eder mi?
    etmez, etmiyor netekim. tamamen aynı şeyler geçerli oluyor.

    4 yıllık bir bölüm kazandım ama bu bölümü okumak istemiyorum ki ben, değiştirsem böyle şu bölümü okusam aslında ne kadar mükemmel olur biliyon mu?

    olur valla, oluyor da. ama bir noktası var. yani bu mf3 mf4, tm, ts falan var, tam hakim olamıyorum o konuya. atıyorum mf3 içerisinde makineden elektriğe kadar mühendislikler var. mf3 puanınla bu bölümlerden birine yerleşebilirseniz, yine mf3 içindeki herhangi bir bölüme geçiş yapabilir ve o bölümü almanya’da okuyabilirsiniz. mf3’ten tercih yaptım ama sosyoloji okuyacam ben diyorsanız, cık, olamıyor pek. ha olabiliyor ama zor, baya zor. ben şimdilik rastlamadım, ancak duydum öyle efsaneler. tm2’den bölüm kazandıysanız tm2 içindeki tüm bölümlerden birini seçip okuyabiliyorsunuz. (mf3 içinde makine, elektrik falan var mı bilmiyorum, alayını salladım, tercih yapanlar benden iyi bilecekler illaki)

    bloke hesaba 8700 euro gibi bir miktar yatıracağım ama almanya’da bu paranın çekme limiti ne olacak, her yıl yeniden mi yatırmak zorundayım, ne için ki bu para?

    bu para tamamen vize için. okullardan şartlı kabul alındıktan sonra öğrenci vizesine başvuracaksınız, haliyle konsolosluk yine sizden değişik değişik belgeler isteyecek. en önemlilerinden biri de bu bloke hesap. yatırdınız ve almanya’dasınız. normalde hesap ilk açıldığında bu parayı belli miktarlarda çekebiliyorsunuz. yani haftada 200-300 euro (miktar 8040’tan 8700lere çıktığı için net bir miktar söyleyemiyorum, haftada olsa olsa 300-350 euro çekebilirsiniz en fazla) çekme limiti var. aylık da zaten 8700 bölü 12 kadar. ancak bunu değiştirebiliyorsunuz, tüm parayı çekme şansınız da var bankayla konuşup. yalnız şöyle bir durum var, oraya gittiğinizde muhtemelen 3 aylık vizeniz olacak. 3 ay dolmadan tekrar gidip yabancılar bürosundan muhtemelen 6 aylık vize alacaksınız. bu 6 aylık vizeyi alırken de bloke hesabınızın hesap türünü ve içindeki parayi gösteren bir kağıt çıkartacaksınız bankadan. genelde böyle olur, bazısı bakmayabilir, bazısı çok sallamadan bakar, bazısı en ince ayrıntısına kadar bakar, şehirden şehire, denk geldiğiniz kişiye göre bile değişir. yani parayı çektiniz, bankada durmuyor ve vize almaya gittiniz, sıkıntı olabilir, git şu para işini ayarla tekrar gel diyebilirler. veya para duruyor ama hesabın şeklini değiştirdiniz para limit işi için, sıkıntı olur mu, olabilir, olmayabilir de. tekrar bankaya gidip ayarlama yapmanız gerekebilir eğer böyle bir şey isterlerse. sonraki vize alışınızda muhtemelen bir yıllık vize alacaksınız, yine aynı şeyler geçerli, yine para gerekecek. 1 yıl sonra da 2 yıllık vize alırsınız muhtemelen, yine gerekecek. eğitiminizi finanse etmeniz bekleniyor ve bunun için de kanıt istiyorlar. bazı arkadaşlarım nakit para bulmak sıkıntı olduğundan, bir tane büyük mebla ayarlayıp aralarında vize zamanı değiştirip kullanıyorlardı, gayet mantıklı, vize alana kadar bu tarz çakallıklar yapılacak eğer parayı ayarlayamıyorsanız. bir süre sonra part time çalışırsınız, tatillerde falan çalışırsınız en azından. garantörünüz varsa zaten bloke hesaba gerek kalmıyor, bu sefer de garantör kendi durumunu belgelemek zorunda kalacak belli aralıklarla.

    bu şartlı kabul falan diyolar hep, ne yani bu şimdi tam olarak?

    eğer testdaf veya dsh sınavlarından birini yeterli puanlarla bitirmediyseniz, c1 veya c2 gibi bir almanca sertifikanız da yoksa almanya’da okumak için iki şansınız var. biri, türkiye’de testdaf vermek veya c1-c2 seviyelerine kadar çıkıp bunu belgelemek. ikincisi ise almanya’da hazırlık aşaması görmek. bu hazırlık aşamasını görüp sonra almanya’da dsh veya testdaf vermek istiyorsanız gitmek için şartlı kabule ihtiyacınız var. bu şartlı kabul üniversitelere başvurularak alınıyor ve vize için gerekiyor. bu şekilde almanya’da kurs görüp hazırlık aşamasını tamamlayabiliyorsunuz. şartlı kabulün hangi üniversiteden alındığının bir önemi yok. en başlarda da belirttiğim üzere farklı üniversiteler farklı dil sertifikaları istiyor, bazıları da istemiyor. bazıları daha kolay şartlı kabul veriyor, bazıları ise cevap bile vermeyebiliyor. peki şartlı kabulün nasıl bir önemi yok? üniversite seçiminizde bir önemi yok. yani okumayı en çok istediğiniz üniversitelere başvurmanız tamamen gereksiz. danışmanlar genellikle şartlı kabul için aynen şöyle der, şartlı kabulü tam olarak şu şekilde tanımlarlar; ‘’şartlı kabul dedikleri şu, gel burda almanca hazırlık yap, sonra hazırlığı bitirince gel üniversitemizde oku’’. hatalı, yanlış. alakası bile yok. şartlı kabulü aldığınız yer sizin hazırlığı bitirdikten sonra okumanızın garanti olduğu yer değildir. hazırlık bittikten sonra üniversitelere ''asıl'' başvurular yapılır, bu başvurular sonucunda kabul edildiğiniz üniversitelerde okuyabilirsiniz. şartlı kabul için yapacağınız başvuruların hangi okullara olduğunun bir önemi yok. mesela ben universitat duisburg essen'dan (okumak istediğim bir üniversite değildi, sırf şartlı kabul kolay veriyor diye duyup başvurmuştum) şartlı kabul alarak ruhr-universitat bochum’a bağlı testdaf merkezinde kurs yaptım. duisburg'a uğramadım bile, bir alakam olmadı şartlı kabul dışında. dolayısıyla hiçbir önemi yok şartlı kabulün nerden alındığının, bir tane şartlı kabul de zaten yeterli oluyor. *şartlı kabul başvuruları için herhangi bir zaman aralığı yok, her zaman başvuru yapabiliyorsunuz.

    tamam, o kadar şey anlattın ama benim almancam yok, dolayısı ile bir sertifikam da yok ki?

    başvuru sürecine başlamadan almanca kursu görmeniz yararlı olacak. zaten temel gereklilikler kısmında da belirttim, hiçbir almanca sertifikası olmadan hatta başvurular başlarken bile bir kursa gittiğinizi belgelemeden vize alabilmeniz zor. bir şekilde şartlı kabul alırsınız belki ama vize kısmında sıkıntı çıkması olası. o nedenle hem hazırlık aşamasına yardımcı olsun diye yapabildiğiniz kadar almanca kursu yapmanızda fayda var. e tabi orda hazırlık yapmanız aslında daha verimli, türkiye’de testdaf'ı veririm diyorsanız o iş biraz daha zor, o konulara da değinirim birazdan. yani genel olarak bir başlangıç yapmanız gerek, zaten başvuru süreçleri uzun süreceğinden o arada bile başlangıç yapsanız cok sıkıntı olmaz. böyle bir a2 bitirseniz ama cillop olur, b1 falan yapsanız of of tadından yenmez. a1 bitirseniz de olur, a1’in yarısını bitirseniz de olur.

    bu arada sertifikaların 2 yılı geçmemesi gerekiyor genellikle. 2 yılı geçmiş sertifikalar pek işe yaramıyorlar. sertifikaların nereden olduğunun pek bir önemi yok, herhangi bir kurs da olur. e tabi goethe falan olsa resmi kurum sonuçta, daha böyle temiz durur ama pek de farketmiyor.

    bu almanya’daki hazırlık aşaması, kurs falan ne ayak?

    türkiye’deki gibi bir hazırlık değil. eğitim aldığınız kurs üniversiteye bağlıysa öğrenci statüsünde oluyorsunuz, tüm öğrenci haklarından aynı şekilde yararlanabiliyorsunuz üniversitenin. kartınız falan da oluyor haliyle. ama kurslar paralı, fiyatları oldukça değişken. daha yoğun kurslar oluyorlar ama, bir yandan da iyi oluyor. türkiye’deki kurslarla fiyat karşılaştırması yaptığımızda muhtemelen almanya’daki kurslar daha iyi çıkar, en azından bir kısmı. yine de pahalı haliyle her kurs gibi. kur başına (atıyorum sadece a2, orda genelde a2.1-a2.2 gibi saçma sapan ayrımlar yok, direkt a2) 300-400 euro olan da var, 1000euro olan da var. ki muhtemelen 2 ay sürüyor en azından bir kur. a2-b1-b2 yapsanız 3er aydan saysak 9 ay sürer, b2 bitince zaten dsh veya testdaf için hazır olmuş olursunuz. bu sınavlara hazırlık kurları da oluyor, 1-2 ay da onlar sürer maksimum. zaten tüm kurslar dsh veya testdaf özelinde çalıştırmaya başlıyorlar sizi en baştan itibaren. bunlardan birini geçmeden de üniversitelere başvuramıyorsunuz. a2'den başlarsanız yaklaşık 1 yılda bitirebilirsiniz normal bir çalışma düzeniyle. maksimum 1.5 yıl sürer. 2 yılda bitiremezseniz vizenizde sıkıntı çıkarabilirler, normal süre genelde 1 yıldır yaklaşık olarak. sınav tarihleri uymaz, sınavların açıklanması 1 ay sürer falan filan, olsun olsun maksimum 1.5 yıl olsun.

    almancam kötü veya yeterli değil, kurslarda nasıl eğitim görüp anlayacağım?

    o nedenle en azından a1’i bitirmeniz yararlı olur. en aşağı a2den başlıyor genellikle kurslar çünkü. ne kadar az altyapınız varsa o kadar fazla çalışmanız gerek. öğretmenler zaten basit, tane tane konuşurlar, ilk başlarda en iyi nasıl anlatabilirlerse o şekilde denerler her şeyi genellikle. sonuçta almanca anlatacaklar ama, görsel şeylerle veya fiziksel hareketlerle, yeri gelir bazen ingilizceyle. siz de çalışırsanız biraz, pek sıkıntı olacağını sanmam.

    bu testdaf veya dsh ne kadar zor? bölümler arası fark ediyor mu?

    bilmem, biraz zor, az kolay. testdaf’a ielts gibi derler. karşılaştırabilecegim pek bir şey yok, zorluk kısmı size ve aldığınız eğitime bağlı olacak. hele dsh zaten hepten değişken, üniversiteden üniversiteye değişiyor sorular ve sınav tarihleri. testdaf yine belli bir yapıda, daha tahmin edilebilir. hukuk ve tıp için testdaf'tan 18, dsh'dan da dsh3 almak gerekiyor. diğer bölümler için testdaf'tan 16 puan veya dsh2 yeterli oluyor. bazı bölümler ve üniversiteler dsh1 veya testdaf'tan alınan 14-15 puanlarla da alım yapabiliyor. testdaf hakkında daha ayrıntılı bilgi için; (bkz: #56911881)

    almanya’da okumak ne kadar zor?

    değişir yine işte. atıyorum technische universitat münchen veya rwth aachen’da makine okuyacaksanız öyle ya da böyle zorlanacaksınız. zaten bir kere anadilde olmayan eğitim var işin içinde, illaki zor olacak türkiyedense. sonuçta gördüğünüz dersler aynı olacak, ordakilerin hepsi cok zeki diye geçmiyorlar dersleri. üniversiteden üniversiteye oynar biraz zorluk kavramı sadece. onun dışında biraz daha disiplinli çalışmanız gerekecek, boru değil almanya’da okuyorsunuz, bütçeler ve imkanlar daha fazla, çekeceksiniz biraz. oradaki ortalama okullar bile türkiye’deki okulları donunda sallıyor, orda da doğup büyümediğinize göre herhangi bir almandan daha fazla zorlanacaksınız haliyle. ama geçilmez edilmez, okul bitmez olayı yok. çalışmayıp tamamen partilere akacağım diyorsanız işte orda biraz sorun yaşarsınız, dengeyi ve kendi disiplininizi kendiniz ayarlayacaksınız. devamsızlık olayı da yok mesela okullarda, kendiniz ayarlamalısınız her şeyi. öyle zorunluluktan gelen disiplin falan yok oralarda, en azından bu konularda.

    yav habire yok o bu şu, nedir bunun aylık gideri bana kardeşim, bana bunlarla gel!

    8700 euro yıllık gideriniz sayılıyor minimum. kurs ve üniversite harcı dahil değil. 725 euro aylıkla rahat rahat geçinirsiniz, tüm barınma yeme içme dahil. ben yaklaşık 600euroya yaşıyordum, hatta daha da azına bazı zamanlar. haliyle bulunacağınız şehir de önemli. barınma gideri değişir tamamen o yüzden. bochum-dortmund kısımlarında 250-350 euro arasında değişiyordu yurtta veya evde kalma maliyeti. okula bağlı yurtları öneririm, ilk başta oralara kapak atmak biraz zor olabilir, önceden başvurmanız gerekiyor genellikle. oraya gittiğiniz gibi başvurunuzu yapın, bağlayıcı bir kontratınız da yoksa bol bol gidip sıkıştırın, boş yer ne zaman olur, ne yapmalıyım falan diye gidin konuşun. onlar öyle habire yok beklemeniz lazım, sıra falan var derler. siz özellikle dönem başlarını falan kaçırmayın, yok efendim benim kaldığım yer cok pis, cok kötü falan diyin, muhabbeti koyun. yemeğinizi kaldığınız yerde yapın, marketler ucuz, dışarda yemek genellikle pahalı. yiyeceginiz en ucuz şey döner olur, onun parasına siz güzelce et yersiniz evde yapıp, gerek yok. basit yemekleri yapmayı öğrenin, akşamları tamamen dışarda yemeye bütçe dayanmaz. daha bunların partisidir konseridir oraya buraya gitmesidir var, bitirmeyin paraları.

    e part time iş?

    hazırlık aşamasında çalışma izni almanız biraz şansa bağlı. normalde vermiyorlar, üniversiteye tam anlamıyla başladığınızda çalışma izni alabilirsiniz ama. biraz şanslıysanız da vize çıkartırken söylersiniz, belki bana verdikleri gibi size de verirler çalışma izni önceden. 120 tam gün veya 240 gün yarım gün çalışabiliyorsunuz. az göründüğüne bakmayın, zor biter bunlar. zaten devlet öğrencilerden nerdeyse vergi bile kesmiyor, daha çok kazanıyorsunuz. yazları bazı firmalar da öğrenci işçi alıyorlar bir süreliğine, onlara başvurursanız tam zamanlı olarak da iyi para kazanabilirsiniz, tabi eğer zamanınız olursa. part time iş bulmak cok zor değil, girişken olmanız ve iş kovalamanız gerek sadece. öyle evde oturup işte denk gelirse part time çalışırım demekle olmuyor, sorup soruşturacaksınız, şehirde bir dolanacaksınız en azından. zaten öğrencilerin çoğu çalışıyor, size de yer var illaki. bu şekilde eğitiminizi finanse etmeniz bile mümkün, sosyalleşme açısından da avantajlı.

    üniversiteler paralı mı, hala harç gibi eski moda işler var demek ki

    harç var, ama mükemmel bir avantajı var. hatta iyi ki harç var bile derim azcık zorlasam. dönem başına yani yılda iki kere olmak kaydıyla yaklaşık 300-400 euro ödeniyor. bir yılda etse etse maksimum 700 olur o. avantajı ne? semesterticket. ulaşım beleş. 700 euro ver, tüm yıl ulaşım beleş. hem de üniversitenin bulunduğu tüm eyalette ve tüm toplu ulaşım araçlarında, haliyle hızlı trenler hariç. zaten normal trenlerle istediğiniz yere gidebiliyorsunuz, ulaşımın ana öğesi raylı sistemler. eyaletteki o şehirden bu şehire laylaylom dolaşabiliyorsunuz istediğiniz gibi. eyalet dışına çıkmak isterseniz de biraz indirim sağlıyor. onun dışında haftasonları yanınıza birini alarak onu da belirli yerlere kadar bedava götürebiliyorsunuz, akşam 7’den sabah 6’ya kadar da aynı şekilde haftaiçleri. normalde ulaşım pahalı, bu şekilde ise gerçekten avantajlı hale geliyor, bol bol gezmeniz için de bir neden oluyor. bunun dışında üniversiteler paralı değil.

    yurtlar nasıl, eve mi çıkmalıyım yoksa? ne o öyle sıkış tepiş yurt hayatı mı yaşayacağız alamanyalarda? sıcak su var mı bari, nerde medeniyet?

    yurtlar türkiye’deki gibi değil. herkesin kendine ait odası var, bir oda paylaşımı söz konusu bile değil. banyo ve mutfak oluyor, (evet mutfak, yurtlarda yemekhane falan yok genellikle) bunları ortak kullanıyorsunuz sadece. ne kadar kişi ortak kullanıldığı da değişiyor, benim kaldığım üniversite yurdunda 3 kişi kullanıyorduk. hem zaten üniversite yurtlarına kapağı atın siz, interneti de iyidir, ortamı da iyidir. partilerden, etkinliklerden haberiniz olur, cıvıl cıvıl olur böyle, yeşillikli alanlar içinde takılırsınız. üniversitedeki yurtlar idaresi içkilerin parasını ödeyerek partinize sponsor bile olabilir, alışın. daha çok arkadaş yaparsınız, üniversitelilerin içinde yaşamak daha hoş her şekilde, güzel ortam oluyor kesinlikle. yurtların karma olduğunu zaten biliyorsunuz, internettir ısınmadır elektriktir falan fiyata dahil oluyor. temizlik işi değişken, bazı yurtlarda temizlik yapılsa da bazılarında siz ve ortak alanları paylaştığınız kişilere kalıyor durum. yurtlarda yemekhane olmasa da üniversitelerde yemekhane oluyor, öğlenleri yemek çıkıyor. türkiye’deki gibi ucuz yemek yeme yeri değil pek, yine de dışarda yemeye göre ucuz haliyle öğrenci kartıyla. daha çeşitli, vejeteryanları da düşünen, domuz eti yemiyorsanız onu da düşünen yerler. arada bir çin yemekleri haftası da yapabilirler, değişik alternatifler çıkarmak adına değişik şeyler yaparlar. zaten ilk gittiğinizde muhtemelen çeşitliliği görünce az da olsa şaşıracaksınız, yemek önemli. bu arada unutmadan, üniversiteye bağlı yurtlarda kalmanın da bir sınırı var. 3 sene normalde kalabileceğiniz maksimum süre. hocalardan bir imza alıp 6 ay daha kalırsınız en fazla, devamı yok, ona göre.

    lisans ne kadar sürüyor? ders/kredi saydırmak?

    6 veya 7 sömestr. 3-3.5 yıl yani. ders saydırmak biraz zorluyor bazen. uyuşmazlıklar çıkabiliyor, o nedenle hepsini saydırırım ben diye düşünmeyin, uğraşmanız gerekecek. bazılarını/birçoğunu tekrar alma ihtimaliniz de var.

    yüksek lisans için ne gerekli?

    yine bunlar gerekli ancak üniversitedeki not ortalamanız gerçekten önemli. en azından 2.5 üstü olsa fena olmaz aslında. staj belgeleriniz de oldu mu yeterli olur genellikle, gerisi ıvır zıvır ve tabii ki en başta belirttiğim temel gereklilikler.

    mezun oldum diyelim, iş imkanları?

    sosyal bölümlerde okuyanlar için iş imkanı yine nispeten az diğer bölümlere göre. mühendislik için nispeten durumlar iyi, elektrik mühendisliği biraz sallantıdaydı bir süredir. mimarlık biraz sıkıntı, zaten mimarlığın okuma kısmı da sıkıntılı, 5+2 yıllık bir sistem var. doktorlar genelde başka ülkere gidiyorlar daha fazla para kazanmak için. bildiğim genel şeyler bunlar, bu kadar.

    almanlar çok ırkçı diyolar, almanların genlerinde varmış ırkçılık, sen ne diyon bu konuda?

    almanların alayı ırkçı gibi söylemler dolu ortamlarda. hatta daha bi iki gün önce helgaların alayı ırkçı tarzında takılan bir yazar da vardı, gündemdeydi. en baştan söyleyeyim, dresden taraflarını bilmem, daha fazla adı çıkmış yerler oralar, gitmedim ve yaşamadım dolayısıyla haberim yok oralardan. onun dışında özellikle nordrhein westfalen bölgesinde zaten birçok yabancı var, insanlar birbirine illaki alışık. oraya türkiye’den giden ilk insan olmayacaksınız sonuçta, son zamanlarda bir çin furyası da oldu mesela, her milletten ve kültürden insan var orada. multi kulti bir hava olduğundan zaten ırkçılıktır ayrımcılıktır bu tarz şeyleri yaşama olasılığınız nispeten düşük. hatta daha da açık konuşayım, bana kalırsa türkiye’deki ırkçılık almanya’dakinden cok daha fazla, sadece siz azınlık olmadığınız için belki bunu bilmiyor veya hissetmiyorsunuz türkiye’de. almanya’daki yabancılar ise bir nebze azınlık durumundalar, siz de haliyle onların sesini daha kolay duyma eğilimindesiniz, çünkü sizin de onlardan biri olma potansiyeliniz var. halbuki türkiye’deki azınlıklara göre bir empati kursak neler neler çıkıyor/çıkacak. almanların geninde ırkçılık var demeye getirip, bu konuda ırkçılık karşıtı konuşanları pek de dikkate almayın, bir ırkın geninde haliyle ırkçılık olmaz, olsa olsa bunu diyen ırkçı olur. ha demiyorum ki 0 ırkçılık var, illaki var ancak az, söylenildiği kadar abartılacak bir durum yok. özellikle gençler arasında artık durum daha da farklı, o nedenle korkulacak bir durum da yok.

    ha mükemmel, hiç ırkçılık olmayan bir ülke haliyle değil, neonazisi de var hala bol bol. çoğu alman ırkçılıkla suçlanmaktan çok korkar ama bir yandan da. çoğu ülkeden daha fazla göç alan bir ülke almanya, almanlar da istesinler veya isemesinler alıştılar bu duruma. yine de birinci ağızdan bu tarz ırkçılık olaylarını dinlediğim oldu, mesela işe alımlarda almanlara öncelik verme gibi durumlar yaşandığından, direkt olarak ırka bakma eğilimleri gösteren yerler olduğundan, artık cv’lere fotoğraf ve isim koymamanın daha iyi olup olmayacağı gibi şeyler tartışıldı zamanında, bu tarz olayları önleyebilmek için. yine de dil önemli, ilk zamanlar ingilizceniz de azbuçuk varsa daha iyi olur. almanca kendinizi yeterince iyi ifade edememeniz bazı zamanlarda sorun oluyor maalesef, bazı insanlar somurtuyor, anlasalar da anlamazdan gelebiliyor. bazısı da tam tersine daha yardımsever, daha hoşgörülü davranıyor. bir süre sonra almanca konusunda zaten yeterli hale geliyorsunuz, bir sıkıntıyı daha aşmış oluyorsunuz.

    almanya'da okumak isteyenler, hepiniz en aşağı 18 yaşında olacaksınız, bir zahmet dünyadaki tüm toplumlarda bulunan ortak sorunlardan birini de bilin, 30 yaşınıza geldiğinizde sanki bunu yeni anlamış gibi ''avrupa kadını veya erkeğinin bir türk sevgilisi olmasını insanlar prestijsiz goruyor" tarzında mükemmel yeni buluşlar yapmayın, şimdiden durumu farkedin. almanyalara açılmadan önce kendinize ve doğup buyudugunuz topluma bir bakın. fransız erkeği denildiğinde aklınıza kibar, zarif, hoş, şaraptan anlayan kıvırcık erkekler geliyorsa, alman veya rus kızları denince müthiş şeyler çağrışıyorsa kafanızda, aynı zamanda bir arap veya çinli veya siyahi biri için bu tarz muhteşemlikler algınızda yoksa, arap kızı en fazla camdan bakıyorsa, suriyeli denildiğinde aklınıza pis pasaklı birileri geliyorsa, en başta kendinizdeki bu algılardan kurtulmanız gerekecek. dünyadaki nerdeyse tüm toplumlar genel olarak bu algıları devam ettiriyor, cocukluğumuzdan beri kah ailemizden kah çevremizden bize de işleniyor bu algılar. kadın erkek ilişkilerinden gidelim, eğer herhangi birinin rus sevgilisi olmasıyla arap sevgilisi olması arasındaki algı farkını, toplum katındaki prestijinin ne kadar büyük farklılıklar içerdiğini daha yeni yeni farkediyorsanız, ve daha da önemlisi, toplumların belki de yüzde 90'ı gibi siz de bu "ırklar arası prestij, seviye'' hastalığından az veya çok muzdaripseniz, almanlardan veya herhangi bir milletten önce siz özeleştirinizi yapın, kendi içinizde bu konuyu çözün. sonrasında baktınız dünyayı değiştiremiyorsunuz, bu algılara sahip insanlar bitmiyor, kendi çevrenizi de sizin gibi bu konuları çözmüş insanlardan oluşturur, o şekilde yaşarsınız.

    türkiye'ye gelmiş bir fransız erkek veya kadın, sosyal olarak bol bol rağbet gorurken, bir afrikalı, çinli veya arap bir o kadar rağbet gormuyor, kendilerine onyargı ile bakılıyor. bu algıları oluşturan biz olmasak bile, devamını sağlayan veya zamanında devamını sağlanmasına neden olmuş kişiler olarak biz de suçluyuz. bir arap erkek algısal olarak sana çekici gelmiyorsa, bir zenci kız sana yine algısal olarak çok uzaksa, ilk önce kendi algını özgürleştir, sonra da, ya bu algıya sahip kim varsa onların algılarını düzeltmeye çalış, ya da onları hayatından siktir et.

    kadın erkek ilişkilerini de bırak, her konuda bu algı seni az veya çok esir alıyor. arap denince aklına pis pasaklı, yemeği elle yiyen insan geliyor, devletin uyduruk tarih kitaplarında yazan ''araplar ihanet etti, arkadan vurdular, hainler'' sözlerinden doğan o iğrenç algı geliyor yine aklına. içten içe sevmiyorsun, kültürleri hakkında gram bir şey bilmeden ''kültürlerini sevmiyorum'' ben diyorsun, tamamen direkt olarak arapları sevmiyorum diyemediğin için bunu yapıyorsun. alman denince de aklına alman disiplini geliyor, kaslı erkekler, civciv helgalar geliyor. senin toplumunda olan algının aynısı almanyada da var. ama herkeste yok, onların en azından yabancıları görme şansları olmuş iyi veya kötü, birlikte yaşamışlar çünkü. türk veya kürt denildiğinde akıllarına algısal olarak gelen şeyler var, ırklar arası seviye var. tipinize göre bile değişir bu algı, türk olup esmer olmanızla beyaz tenli olmanız arasında da yine algısal olarak fark var. yıl olmuş 2016, bunları bir şekilde görün ve keşfedin artık. ismine ne derseniz diyin, ister önyargı diyin ister ırkçılık. benim kürt arkadaşlarım var laflarıyla da cozulebilecek bir sorun değil bu, en azından kendinize karşı dürüst olun. size karşı bu algıların kullanılmasını eleştirecekseniz bunu yapmak zorundasınız, başka da hiçbir çareniz yok. avrupa'ya gitmeden önce bunu türkiye'de, doğup buyudugunuz çevrede, işin ucu size dokunmazken (veya nispeten daha az dokunurken) yapmanız daha büyük bir erdem olacak, almanya'da da illaki sizin gibi dusunen birilerini bulacaksınız, merak etmeyin.

    çok yalnız mı kalırım, hep türkiye’den gelenlerle mi takılırım?

    ilk başta zaten hazırlık kursunda oraya sizin gibi giden birçok yabancıyla birlikte eğitim göreceksiniz, keyifli de olacak. yeni bir ülkede yaşamak, farklı kültürlerden insanlarla takılmak gayet hoş. burada kuracağınız arkadaşlıkların sağlam olma eğilimi daha fazla olacak, sizinle aynı tedirginlikte olan insanlarla birlikte sosyal olmaya çalışacaksınız. türkiye’den gelenler genellikle birlikte takılmaya eğilimliler, her millet böyle zaten. aradaki dengeyi iyi ayarlayamanız gerekecek yoksa oraya giden bir dolu kişi gibi sadece kendi dilinizde ve kendi kültürünüzde hapsolur kalırsınız. üniversiteye tam anlamıyla başladığınızda da yapmanız gereken şey hobilerinize göre kulüplere girmek, hatta bunun için üniversiteye başlamanıza da gerek yok, neye ilginiz varsa bulun bir şeyler. almanya’da genellikle sosyal hayatın yürüme şekli biraz hobiler üzerinden, biraz partiler üzerinden gidiyor. türkiye’deki gibi arkadaş bulup sonra ortak ilgilere göre etkinlik ayarlamak yok o kadar, ilk önce ilgilere göre ayrılmış toplulukları sizin ziyaret edip bu ilgiler üzerinden arkadaşlar bulmanız gerekecek eğer iyi bir sosyal hayata sahip olmak istiyorsanız. türkiye’deki gibi iki güne samimi olan insanlar yok genellikle, bir yandan daha da iyi bana göre. cıvık, saçma sapan ilişkiler biraz daha az. bu konuda da almanlar soğuk derler zaten, soğuk dedikleri de işte öyle hemen samimi olmamaları. kültürel bir şey bu. mükemmel dostluklar, derin arkadaşlıklar daha az, bulmanız da bir o kadar zor olacak. bu biraz sıkıntılı, ilk emekleme sürecinde her şey biraz daha laylaylom, her şey biraz daha sade, kolay, öylesine gibi. dilden dolayı da derin arkadaşlıklar kurmak zor, kültürden dolayı da. bu anlamda yalnız hissetmeniz mümkün, sizin nasıl alışkanlıklarınız olduğuna bağlı biraz da, daha kendinize yeten biriyseniz bu noktaları daha hızlı atlatmanız mümkün. yine de bu tarz bir yalnızlığın yan etkileri oluyor, hatta bana göre ilk bulduğunuz derin arkadaşlıklara, sevgililere fazlasıyla atlama durumu ortaya çıkabiliyor, belki de oraya gidenlerin bir kısmı bu nedenle erken evleniyorlar mesela. bu yalnızlık kısmını belki de bilinçsiz bir şekilde böyle atlatmaya çalışıyorlar, neyse ki bu sadece benim teorim, fazla kurcalamayın.

    esrarlar partiler alkoller falan, ne ayaksınız, hangi örgüttensiniz? ne biçim ülkeymiş, eğitim için gidiyor kızım/oğlum/kardeşim oraya!

    eğitim önemli ancak evden çıkmadan da emekleme/alışma sürecini atlatamazsınız. ne tür ortamlar varsa onlara girin, hangileri size uyuyorsa. girişken olun. zaten güvenli bir ülke, gece saat 2’de içiniz sıkılınca dışarı çıkın, ıssız parklarda müziğinizi dinleyin, takılın. kimse sizi bıçaklamaz, baliciler tinerciler askıntı olmaz. isterseniz benzinlikten alın biranızı, tek başınıza takılın. varsa öğrenci partileri, onlara gidin. bir sürü etkinlik ve olanak var zaten, size de uygun şeyler illaki vardır. kendinizi keşfedebilmeniz için de bir fırsat çünkü bu, eğitim anlamında düşünmeyin sadece. kelli felli adamlar oturup masa başı strateji oyunları oynuyorlar bazı kulüplerde, doğru düzgün tanınmayan ancak sizin sevdiğiniz grubun şarkılarıyla parti düzenleniyor olabilir, neleri sevdiğinizi, nelere ilgi duyduğunuzu daha rahat anlayabileceğiniz bir ortam var. bol bol gezin, çin lokantalarına gidin, aklınıza ne geliyorsa onu yapın.

    almanya'ya gitmem beni nasıl etkiler?

    önce, oralarda nispeten samimi olduğunuz bir tanıdığınız yoksa, ilk başlarda o kadar etkinlik ve olanak içinde güzel bir yalnızlık tecrübesi yaşayacaksınız, tek başına tanımadığınız bir yerde olmak biraz yük olacak. dil geliştikçe, hazırlıktan insanlarla da kaynaştıkça keşif aşaması hemen başlar, ne bulursanız dener, hangi şehir varsa gezersiniz. aynı zamanda bürokrasiyi görmüş olacaksınız gittiginiz gibi, şöyle güzel bir dosya hazırlarsınız, (ki zaten gitmeden de hazırlayacaksınız başvurularda) posta kutunuza gelir arada yapmanız gerekenler, tarihleri falan iyice takip eder düzene ayak uydurmaya çalışırsınız. daha disiplinli, daha planlı olmanız için bir şans ancak buna yönelik bir baskı da yok, isterseniz erteleye erteleye yaşayın, sizin bileceğiniz iş. bir yandan, eğer ortalama bir arkadaş grubu da oluşturursanız tabi, özellikle keşif aşaması zevkli geçer, bir yandan da turkiye'deki ortamlarınızı ozler, bol bol karşılaştırma yaparsınız. gayet iyi bir gözlem ortamı olacak, özellikle kendinizi gozlemlemeniz, keşfetmeniz adına çok önemli bir fırsat. nispeten gençseniz zaten düşünceleriniz daha da netleşecek, daha çok kendini bulacak. farklı yaşam tarzlarını, farklı düşünceleri göreceksiniz, diyojen gibi yaşamaya çalışanlardan hipster modasına, ne var ne yok görme ve tanıma imkanınız var. diller ve kültürler arası benzerlikleri, bazı klişeleşmiş yargıların ne kadar güçlü olduğunu göreceksiniz. teorik de değil, okuyarak değil yaşayarak ve konuşarak öğrenme şansınız var.

    yola adımımı attığım gibi arabalar bana yol verecek mi?

    eh, sayılır. yaya geçitleri sizin, gelen araba illaki duracak, siz onun durmasını beklemeyin, atlayın yola, korkmayın. o duracak zaten, sorun yok. yine de arada öyle debeye giren "mükemmel bir hayat var, işte bunları bunları yapabiliyoruz, düşünsene türkiye'de bunları yaptığını!" tarzındaki klasik şeylere de çok aldanmayın, beklentinizi yüksek tutmayın. emekleme donemi boyunca, oraya tam anlamıyla alışana kadar zorluğu da bol olacak bir süreç bu, ozguveniniz kırılacak belki, hayal kırıklığı yaşayacaksınız. emekleme dönemini atlattıktan sonra işiniz daha kolay olacak. ha yine de, evet arabalar size yol verecek, ancak siz arabaların size yaya geçidinde yol vereceğini kesinlikle bilseniz bile, "araba duracak mı, ezilmeyeyim şimdi" diye bir duraksayacaksınız yarım saniye bile olsa. alışkın değilsiniz çünkü, normal.

    türkiye'de testdaf yapamaz mıyım?

    yapabilirsiniz. sadece daha fazla zorlanacaksınız, birinci veya ikinci girişinizde de geçememe ihtimaliniz var. özellikle yazma ve konuşma kısmı daha zor sadece türkiye'de kurs görenler için. eğitim kalitesi de pek iyi değil, goethe'nin bir testdaf hazırlık kursunda bulunma şansım oldu, kötü bir eğitim vardı açıkçası. zaten yoğun bir eğitim de vermiyorlar hazırlık aşaması için, fiyatları da almanya'ya göre pahalı diye biliyorum. orda kurs yapmadan sadece sınava girenleri de daha zor geçiriyorlar diye bir efsane var, dayanağı nedir bilmiyorum, pek doğru da gözükmüyor bana.

    fachhochschule (fh) ile üniversiteler arasındaki fark nedir?

    fachhochschule aynı zamanda hochschule olarak da geçer. ikisinin de diplomasının birbirinden farkı yoktur. fh’larda genel olarak daha pratik eğitim verilir, üniversitelerde ise daha teorik. bir nevi meslek okulu gibi ancak türkiye’dekilerle alakası yok kesinlikle. farkı yok üniversitelerle, sadece pratik eğitim veriyor, daha çok ‘’işi’’ öğreniyorsunuz. üniversite biraz daha akademik kalıyor. fh’lara karşı biraz antipati var ama, bunu da söylemem lazım. eskiden daha fazlaymış ancak bugünlerde daha az bu önyargı. bu arada fh’lar sadece teknik bölümlerde eğitim veriyor, mühendislik ve işletme gibi en fazla, bunun dışındaki bölümler fh’da yok.

    hep almanca hakkında konuştun, ingilizce eğitim de varmış hiç söylemiyorsun, ayıp ediyorsun.

    valla haklısın, sonlara kaldı. ingilizce eğitim var, ingilizce sertifikalarınız varsa ve üniversiteler yeterli görürse sorun yok. ha tabi bir de hangi üniversitede sizin istediğiniz bölümün ingilizce eğitimi var, ona bakmak gerek. eskiden çok yokmuş, şimdi artıp duruyor tabi. almanca aşamalarına gerek kalmadan ingilizce okuyabiliyorsunuz. ielts sınavından belli seviyeler gerekiyor. almanca kısmı dışındaki ilk iki temel gereklilik yine geçerli.

    almanca okumak biraz daha iyi aslında, en azından orda kalmak ve yaşamak için öyle. özellikle lisans eğitimi. sanki birine bakıp çıkacakmışsınız gibi oluyor, ingilizce lisans yaptım, diplomamı da aldım hadi bana eyvallah diyip cıkacakmışsınız gibi her an. almanca eğitim haliyle daha tercih ediliyor almanya'da iş bulma konusunda. onun dışında pek farkı da yok. almanca öğrenirsiniz biraz hem, belki bazı okullar bunu da şart koşuyor olabilir, en azından belli seviyelere kadar almanca eğitimi isteniyor olabilir. istenmiyorsa da öğrenin siz biraz, tamamen ingilizceyle ne kadar toplum içine entegre olabilirsiniz emin olamıyorum. yine de bu da bir seçenek, sokaktaki çoğu kişi az çok ingilizce biliyor artık almanya'da da, sıkıntı yaşamazsınız.

    burs alabilir miyim?

    türkiye'den sağlanan bir burs yok diye biliyorum özel durumlar dışında. almanya'da da bu konuda nerdeyse tamamen yalnızsınız, ''eğitiminizi kendiniz finanse etmelisiniz''. bafög isimli burs var aslında ancak ab vatandaşı değilseniz vermiyorlar. veya ab vatandaşı değilsiniz ancak anne veya babanız almanya'da 10 yıl çalışmış, o zaman olabiliyor. onun dışında tırnak içine aldığım cümle söylendi bana genel olarak nereye gitsem. özel burslar falan illaki vardır, onlar için de farklı farklı kriterler olacak da siz onlara uyacaksınız da, tey tey. çifte vatandaşsanız, herhangi bir ab vatandaşıysanız bafög alabiliyorsunuz, zaten çoğu almana verilen bir burs.

    yeşil pasaportum var benim, biletimi alıp gider miyim?

    maalesef hayır. öğrenci vizesi bu çünkü, öyle normal gezmeye gitmeye benzemiyor. yeşil pasaport olması yine bir güvence verir ama gayet normal bir şekilde evraklarıdır bloke hesabıdır ayarlayıp öğrenci vizesine başvurmanız gerekiyor sizin de. bu konuda mükemmel avantajları yok yeşil pasaportun.

    böyle ekşide falan bakındım, gözüm korktu benim...

    haklısınız. aslında genel olarak işte vay efendim avrupanın mükemmel yaşamı tandanslı entryler, yazılar bolca var, beklenti yükseltip acayip bir hava da yaratıyor birçoğu. onların dışında ''abi cok zor'' tayfası var. zor, zor da babam kime göre neye göre işte, böyle anlat güzelcene de bilelim tam olarak. ben de diyorum, sosyal olarak da zorlanacaksınız, türkiye'de okumak gibi de değil, anadilde olmayan eğitim inanılmaz farklı bir olay, bunları zaten gitmeden bilmeniz lazım. bunların sonucunda da daha rahat ve güvenli bir yaşam, kendini keşfetme, her konuda kullanabildiğin kadar olanak gibi imkanları sunuyor. terazi işte, hangi taraf sizin için baskın gelir bilemem. daha iyi bir yaşam için ha burda ha almanya'da hepimiz bazı bedelleri ödüyoruz, bazı zorlukları aşmak zorunda bırakılıyoruz zaten. almanya'da eğitimi/yaşamı da bu şekilde görün.

    gidicem ama üniversite seçemedim ben, bölümüm için hangi üniversiteyi önerirsin?

    öncelikle şunu söyleyeyim, gitmişken en iyisine enn iyisine gitmeliyim tarzındaki düşüncelerinizi biraz köreltin, gerek yok. çünkü türkiye'de alışmışsınız, sütçü imam ile odtü arasında o kadar fark olunca tabi, haliyle hepiniz ''gitmişken şu en iyilerden birine gitmeliyim'' diyorsunuz. almanya'da üniversiteler arası kalite farkı o kadar da fazla değil. üniversitede neler yaptıklarınız önemli, stajlar falan önemli biraz daha. üniversitenin ismi önemli mi, önemli ancak türkiye'deki kadar büyük farklar yok. ortalama bir üniversite ile en yüksek üniversiteler arasındaki fark nispeten az, belli bir standart var. üniversiteler arası geçişler de kolay, baktınız olmuyor değiştirebiliyorsunuz. en iyi üniversitelerden birine gittiniz ve zorlandınız, değiştirme şansınız var. son sene gideyim en iyi üniversiteye, diplomamı ordan alayım keh keh diye çakallıklar da yapabiliyorsunuz, ama üniversite hayatınız boyunca ne tür işler yaptığınız, hem sosyal anlamda hem bölümünüz için, onlar baki kalıyor. teknik üniversiteler için zaten az çok olay belli, 9 tane teknik üniversite var, tu9 diye geçiyorlar. bunların alayı gayet iyi, birazı biraz daha zorluyor, birazı biraz daha fazla olanak sunuyor falan filan işte. bölümünüze göre değişecek işler bunlar. teknik bölümler için olay böyle, diğer bölümler için üniversite üniversite bilgim pek yok maalesef. zaten türkiye'den bakarak üniversite seçmeyin, hep söylüyorum. oraya hazırlık için gittiginizde 1 yıl zamanınız olacak, o aralar bakının, araştırın. o 1 yılda seçin üniversitenizi. burdan öyle internetten bakmakla dogru duzgun olmaz o işler, orada az cok netleştirirsiniz kendinizi, burda 3-5 tane seçin şimdiden öylesine sadece. zaten şartlı kabul başvurularında bir işe yaramadıklarını söylemiştim, daha zamanınız var yani, telaşa gerek yok.

    üniversitelere lisans için ''asıl'' başvuruları yaptığımızda ilk baktıkları kriter nedir?

    üniversite sınavında yaptığınız puandır. devamında da lise ortalamanızdır. bunlar alman not sistemine çevrilip bakılır. çok katı değiller bu konularda yine de, sonuçta yabancı öğrencileri hep birlikte değerlendirebilmek için adaletli bir kriter yok. bilindiğinin aksine testdaf veya dsh'da yaptıgınız puanların pek bir etkisi yok, üniversitenin belirlediği barajı geçtiyseniz bitti gitti, 3 puan üstünde 2 puan üstünde diye pek bakılmıyor. bazı üniversiteler bölümünüzle alakalı staj belgesi isteyebiliyorlar. liseden sonra lisansa geçişte bölümünüzle alakalı staj yapmanız pek kolay değil, o nedenle genelde çinlilerin uyguladığı yöntemi uygulayacaksınız böyle bir durum varsa. türkiye'den fake staj belgesi alacaksınız bir yerlerden, nerden olursa artık.

    üniversite sınavına 3 kere girdim, istediğim yerler olmayınca almanya'da okuyayım dedim, sorun olur mu?

    tamam tamam kabul ediyorum, kimse böyle bir soru sormaz. ama işte sorun olabiliyor, ondan sormuş gibi yapalım dedim. vizede sıkıntı cıkma ihtimali biraz artıyor, hoş bakmıyorlar bu duruma.

    öğrenci vizesi almak bu kadar sıkıntılı mı?

    biraz evet. alakasız bahanelerle reddedilenler de olabiliyor ama nadir. bir iki şeye dikkat ederseniz sorun olmaz genelde. öyle heyecanlanmayın. izmir'deki konsolosluk biraz daha sıkıntılı istanbul'dakine göre, şansınıza artık, nerde oturuyorsanız oraya yakın konsolosluğa gideceksiniz illaki zaten. yine de söylenildiği kadar yok, her şey tam giderseniz sorun yok yuzde 95 olarak.

    başvurular ne kadar sürer? ne zaman başvurulara hazırlanmaya başlamalıyım?

    şartlı kabul için herhangi bir tarih yok, istediğiniz zaman evrakları şunları bunları hazırlayıp başvurabilir, ordaki bir kursta dil eğitimine başlayabilirsiniz. alttaki paragraftaki tarihler tamamen testdaf veya dsh'yı geçmiş, üni okumaya yetecek almancası olanlar için geçerli. yani orada kurs yapıp bu sınavları geçtikten sonra bu altta yazılan tarihlere kadar beklemeniz gerekebilir.

    iki dönem var başvurular için, temmuz ve ocak diyelim genel olarak. tarihler biraz değişken olabiliyor. 15 ocak ve 15 temmuz son başvuru tarihleri diye geçer genelde, nispeten doğru. aslında başlangıç tarihleri önemli, okulların internet sayfalarında bunlar yayınlanıyor zaten önceden. ama dediğim gibi bu tarihler şartlı kabul almak isteyenler için geçerli değil, onlar istediği zaman başvurabiliyorlar. direkt üniversite başvuruları için tarihler aşağı yukarı böyle, şartsız direkt zangırdanakt başvurular içindi bunlar.

    ne zaman başlanmalı? eğer net ve kesin karar verdiyseniz hemen şimdi başlayın. lisedeyseniz ve daha üniversite sınavlarına girmediyseniz, temel gereklilikleri de sağlıyorsanız, kararı da kesin olarak verdiyseniz şimdiden başlayın. üniversite sınavlarına girdiniz, tercihleri yaptınız ve sonuçlar geldi, evrak maratonu tam anlamıyla başlamış olur. halihazırda üniversitedeyseniz de herhangi bir zamanda başlayın direkt, siz ne zaman isterseniz o zaman başlar süreç. ne kadar erken karar verirseniz o kadar iyi, evrakları ne kadar erken toplarsanız da o kadar iyi. atıyorum almancanız yok, yapacağınız şey belli gitmek için, sertifika lazım. en azından kursa başlayıp bir süre devam ederken başvuruların başlaması lazım, en ucu ucuna olabilecek bu. kararınızı verdiğiniz gibi erkenden başlayın, internetten araştırma olsun, bana mail atmak olsun, bir şekilde başlayın hemen erkenden kararınızı verdiğiniz gibi. sonra da başvuru aşamasına daha kolay geçin.

    danışman kullanmalı mıyım?

    çift vatandaşlığınız varsa vize kısmı ortadan kalkacağı için kullanmayın. onun dışında mecbur sayılırsınız maalesef bir nebze. almanya’da bu işlerden anlayan tanıdığınız sizi güzelce yönlendiremeyecekse, yardımcı olamayacaksa, nerdeyse 0 bilgiyle tamamen internetten bakıp bakıp başvurulara hazırlanmanız deli gibi riskli, aynı zamanda çok uğraş verici. danışmanlar işlerini mükemmel yapmıyorlar, kendi başvuru sürecimde de danışmanlık firmadan yana çok çekmiş biri olarak söylüyorum. koskoca firma evrak kaybediyor, alenen yalan atıyor, okula başvuru tarihini kaçırıyor, yemin ederim şansa bala gitmişim ben almanya’ya zaten. danışmanlara güvenmeyin ancak onlara bir nebze de olsa mecbursunuz, sistem bu şekilde kurulmuş. mecburiyetten öneriyorum danışmanlık şirketlerini. istanbul’daki tüm danışmanlık şirketlerini, neyi nasıl yaptıklarını, yalanlarını dolanlarını iyi biliyorum, bilmek zorunda bırakıldığım için biliyorum. kendim için eskiden tecrübesizken, yakın zamanda da başka arkadaşlarım için nerdeyse tüm firmaları dolaştım, bir iki tanesi anca öne çıkıyor, onlara da yeterince güvenmiyorum, siz de güvenmeyin tam anlamıyla hiçbir zaman. dedikleri şeyleri araştırın, birilerine sorun. kendilerine sırf başvurularda kolaylık oluyor diye sizin yararınıza olmayan şeyler yapabilirler, yalan atabilirler. siz de haliyle tam olarak ne olup bittiğini bilmediğinizden ve onlar da danışman titrine sahip oldukları için güvenmek zorunda kalırsınız. her şeye rağmen bu bir zorunluluk gibi bir şey artık, danışmansız yapmanız zor, küçük bir hatada tüm uğraşlarınız boşa gidebilir, özellikle vize konusunda. istanbul'daki danışmanları da bana sorabilirsiniz, bilgim var artık yeterince. danışmanlık alındığında çıkabilecek sorunları minimuma indirmek için de bir proje başlattık, bunun için de ulaşabilirsiniz bana istanbul veya istanbul dışından.

    danışman fiyatları ne kadar, ekonomik kriz nedeniyle piyasalar durgun mu?

    bazı arkadaşlar mail atıyor, bir danışmanı aradım 3 bin istediler, yok 5 bin istediler diye. valla işin profesörü olduğunu bile iddia etse fiyatlar uçuk, gerek yok. aynı işler yapılıyor genellikle. piyasa şimdilik 1500-2000 euro arasındadır, fazlasını herhangi bir şekilde vermeyin, herhangi bir ekstra, ek ücret adı altında para da vermeyin. danışman için cebinizden çıkacak para 2000 euroyu geçmesin. yapacağı işler içerisinde şartlı kabul alınması, vize ve kurs işlemlerinde yardım ve yataklık, almanya'da testdaf veya dsh alıp üniversiteye geçişte en azından 3-4 üniversiteye başvuru olmalı. ekstra olarak da kalacak yer ayarlayabiliyor bazıları, evrak çevirilerini yapabiliyorlar bu fiyatlar dahilinde. kamu spotu gibi, kendini mükkkemmel danışman olarak tanıtıp sizden bu miktarlar üzerinde paralar talep edenlere lütfen itibar etmeyiniz.

    garsonlara bahşiş vermeli miyim?

    valla iyi olur aslında. normalde gelen hesap miktarının yüzde 10 veya yüzde 20’si kadar bahşiş de bırakılır. bir iki yerin müdavimi olacaksanız daha da iyi olur, zaten çalışanların geneli güler yüzlü, iyi günleri merhabayı ve biraz da bahşişi eksik etmeyin siz de, hayat öyle daha güzel. belli mi olur, yarın siz de oralarda bir yerde part time garson olursunuz belki.

    şimdilik bu kadardı.

    aklıma başka şeyler gelirse eklerim, genel olarak çok sorulan ve benim unuttuğum bir şey olduğunu düşünüyorsanız ekşi üzerinden yazın. eğer almanya'ya gitmek istiyorsanız, bu yazılanlar dışında sorunuz olsun veya olmasın, direkt mail atın. nabıyon diyin, iyi misin nassın diyin, ben de yolculuk ne zaman diyeyim falan, konuşuruz. sorunuz varsa da sorun tabi. testdaf üzerine olsun, danışmanlar üzerine olsun, ne var ne yok sorabilirsiniz. öylesine de yazabilirsiniz, gidicem ben almanya'ya, gidicem buralardan diye böyle melankolik yolculuk yazıları falan atabilirsiniz. kararımı verdim valla gidiyorum artık, araştırmaları tamamladım diye de yazabilirsiniz. yazın yani işte, daha napayım?

    almanya'da eğitim için de bir proje başlattık yakın zamanda, onun vitrini bu entry de. almanya'da eğitim görmek isteyenler için yararlı olabilir, özellikle net bir karar verdiyse bu konu hakkında. proje hakkında bilgi almak isteyen olursa da bir e-mail'e bakar, rahatça yazabilirsiniz.

    e-mail adresim : ozgursualadag@hotmail.com

    edit önemli: şartlı kabul için herhangi bir başvuru donemi yok, bir tarih yok. o yüzden her zaman başvurabiliyorsunuz. danışman fiyatları yukarıya eklendi.

    edit2 : biraz daha içerik eklenecek, hala güncel, motivasyon kaybı kaynaklı geri dönüşlerde gecikmeler söz konusu...
  • benim de katkim bulunsun dedigim kilavuz. o kadar almanya´da master yaptik. nasil basvuracaginizi, hedeflediginiz okulun web sitesinden ögrenin. ben buraya yorumumu yazacagim.

    hangi seviye icin okursaniz okuyun, sunu unutmayin : almanya´da okumanin en kolay kismi kabul almaktir. kabul gelir, ama o okullar bitmez. tavsiyem, lisans ya da master düsünenler bu yazinin hem lisans hem master basliklarini okusun. phd daha farkli. onlar sadece phd´yi okuyabilir.

    bachelor ya da lisans : kimsenin hevesini kirmak gibi olmasin, sahsen lisans icin gelmenizi tavsiye etmiyorum. egitim danismanligi kurumlari bunlari cok güzel satiyor. geliyorsaniz master´dan itibaren gelin. niye derseniz, buraya geldiginizde en azindan kim oldugunuzu biliyor olursunuz. buradaki insanlarin, kötü tecrübelerin sizi tanimlamasina izin vermezsiniz. burada hayat sartlari sahane. bir sürü olanak var, ama nihayetinde burada bin türlü sacmalik (mesela : #62050153:) yasayacaksiniz. yaninizda anneniz, babaniz, arkadaslariniz falan da olmayacak. kültür ve her seyin isleyisi, insanlarin düsünce bicimi farkli. böyle lisansa gelen sonra okuldan atilan, okulu birakan, türkiye´deki üniversitelere girmeye cabalayan bir sürü insan var. master´a da gelip ilk dönemden geri dönen de bir sürü insan var. cocugum olsa lisansa buraya gelmesine izin vermem. bunu su an ücüncü ülkesinde yasayan, dördüncüyü planlayan biri olarak bunu diyorum. benim gördügüm kadariyla lisansa gelenler, sonrasinda da genelde türklerle takiliyorlar. irkcilik yok diyen arkadasa da asla katilmiyorum. biraz yasasin görür.

    su entrymi okumanizi tavsiye ediyorum : #63888871

    e hadi gelmekte ısrar ediyorsunuz diyelim;

    tum´a gitmeyin. eger ankara´da ya da istanbul´da üniversite kazanabilecek bir ögrenci degilseniz tum´a gitmeyin. öncelikle sunu belirteyim, tum, almanya´nin en yüksek uluslararasi siralamaya sahip üniversitesidir. tum´da zorunlu dersin sinavini 2 defa alma hakkiniz var. yani 2 seferde gecemezseniz okuldan atiliyorsunuz. bu bildigim kadariyla almanya´nin diger üniversitelerde daha fazla. tum´da okuldan atilan ögrenci sayisi cok fazla. notlar aciklandiginda gerceklesen intiharlarla ilgili entryimi yukarida paylastim. tum´da sistem bunun üzerine kurulu. bir dersten kalma fikri su an size cok ucuk geliyor olabilir, ama tum´da her dersin tek bir sinavi olur ve sinavin notu gecis notunuz olur. kimse ne kadar calistiginizla, kendinizi paraladiginizla ilgilenmez - bu hem derslerde hem projelerde böyle- aldiginiz sonucla ilgilenir. sinavlarda gittiginiz bölüme göre degisir elbette ama genelde tek bir ay icinde düzenlenir tek bir sinavda kitabin tamamindan sorumlu oldugunuz 5 dersi vermek zorunda oldugunuzu düsünün. türkiye´de midterm´den, final´den, quiz´den not alirsin. o gün hastaysaniz, iyi uyuyamadiysaniz, iyi hissetmiyorsaniz vs. o dersten kalirsiniz.

    master: bu benim alman arkadaslarimin yorumu,( ben sonucta tum disindaki alman üniversitelerini bilmiyorum) : "neden bilmiyoruz, burada herkes cok rekabetci. sürekli daha iyi olmak icin calisiyor. bizim kardeslerimiz partilerde geziyorlar, ot iciyorlar, biz tum´da sürünüyoruz. bilseydim en bastan buraya gelmezdim, ama simdi buradan daha kötü sirlamasi olan bir üniversiteye gecmek salaklik olur. ondan burada kaliyoruz." ben bunu hem master yapan alman arkadaslarimdan hem de almanya´nin kuzeyinden gelen alman phd ögrencilerinden duydum. münih güzel, zengin bir sehir olsa da münihliler almanya´nin geri kalaninda sevilmez. egitiminizin zorlugu sadece üniversite sisteminden degil, karsilastiginiz hocalardan da kaynaklaniyor olacak. almanya´da bence kendi kendine ögrenme becerisi disinda hicbir sey ögretilmiyor zaten. sizin kendinizi paralamanizin hicbir önemi yok. dogru sonuca varmadikca hocalarinizin gözünde 0 olacaksiniz. üstelik size yardimci olmake yerine üstünüze gelecekler. bu hem benim hem de arkadaslarimin tecrübesi. burada ögrenciyi resmen parali calisan yerine koyuyorlar. ondan her seyi bilmesini bekliyorlar. yardima ihtiyaciniz olunca isinizi daha da zorlastiriyorlar. bu elbette karislacaginiz insanlara da bagli, ama ben bunu defalarca gördüm.

    ben kendi tecrübemi anlatacak olursam, ilk dönemim "ben acaba zeka özürlü müyüm?" diye kendime sorarak gecti. bu yurtdisindan gelen herkes icin gecerliydi. 2. ve 3. dönemlerde sistemi ögrendik, biz de yardirmaya basladik. almanya sizi yerlere vura vura iki seyi ögretiyor: birincisi cok da zeki olmadiginiz. tum´a en azindan yurtdisindan gelen ögrenciler ülkelerinin iyi okullarinin iyi ögrencileriydi. cogunun calisma tecrübesi vardi. almanlar zaten o sisteme alisik, profesyonel ögrenci gibi bir seyler. onlarin yaninda ilk basta kendinizi eksik hissedip, sonrasinda ögrenmeyi ögreneceksiniz. bilmediginiz konulari makalelerden ögrenip, gelistirmeyi, saatlerinizi proje basinda gecirmeyi ögreneceksiniz. kendiniz ögrenip, kendiniz cevap bulmayi ögreneceksiniz. soru sormamayi ögreneceksiniz. bir bakmissiniz siz baskalarindan cok daha iyisiniz. onlarin sizin yardiminiza ihtiyaclari var. ögrencilerin okurken calismasi almanya´da cok normal. hatta ben master yapip, calismayan tek bir almanla tanismadim. bachelor´da bile cogu calisiyor. mühendislik ögrencileri, kendi alanlarindaki sirketlerde calisiyorlar. master´a yurtdisindan gelen ögrencilerin cogu diyeyim is tecrübesi ile geldiklerinden hemen ise girip calismaya basliyorlar. aslinda benim gördügüm calismayan tek grup türkler. türkler ana baba parasiyla ya da bursla okuyor. sunu da ekleyeyim, ankara´da istanbul´da bir üniversiteye giremeyecek en azindan tum´a gitmesin dedim ya, giderse de ailesinin masraflarini karsilayacagindan emin olsun. hem okumak hem calismak cok zor. daha da zorlanirlar.

    phd: phd´de muhattabiniz danismaniniz ve arastirma grubunuz. bu nedenle digerlerinden farkli. cok iyi iki arastirma grubunda calistim. öyle ki ögrencileri de sonrasinda phd yapmak istiyorlardi, ama cok berbatlarini da gördüm. tum graduate school, tum´da phdlerin yaklasik %20´sinin phdyi bitirmeden biraktigini sunumlarinda söylemisti. düsününce bu yüksek bir oran. almanya´da sadece doktora yapanlarin basvurabilecegi isler var. insalar mezarlarina, kredi kartlarina, kimliklerine, ucak biletlerine bile dr diye yazdiriyorlar. orada phd yapmanin degeri buradan cok daha fazla. almanya´da phd is imkanini azaltan bir sey degil. bir sürü kisi phd yapiyor. daha hic phd yapip, akademide kalmak isteyen birini görmedim. yine tum graduate school´un sunumundan bir cümle, "almanya´da phd diger ülkelerin anladigi sekilde bir phd degil. yarisi, sirketlerin ürünlerini optimize etmek üzerine. sirket bir bütce veriyor ve ürününü optimize etmenizi istiyor. bu akademiden ve arastirmadan cok endüstri odakli." böyle olunca phd sonrasi o sirkette pozisyon bulabilirsiniz ya da direk sirkette phd yapabilirsiniz. bmw´de mesela phd yapan bir sürü kisi var (tabi esasen bmw bir üniversiteye danismanlik icin para ödüyor). bildigim kadariyla bunlarda cok da bir danismanlik olmuyor. kendi basiniza projenizi yapiyorsunuz ve 3 seneniz oluyor. birbirinin kuyusunu kazma, cekememe, arastirma grubundakileri asagiya cekme gibisinden seyler de phd yapan arkadaslarimdan duydum. bunun disinda benim en büyük tavsiyem, baktiniz ilk 6 ayda danismaninizla problem yasadiniz, birakin gidin. ciddi diyorum. danisman cok önemli. ayda yilda bir görecekseniz belki katlanilir, ama bir defa yanlis yola girince ondan hayir gelmiyor. ben bile kac tane phdsini yarida birakanla tanistim. ha belki de danismaniniz harika, arastirma grubunuz harika, projeniz sorunsuz olabilir. 3 senede phd bitirebilirsiniz. bunlar sans isi.

    almanya´da okumak sizi yaslandirir, ama daha zeki birine de dönüstürür. sistematik düsünme, kendi basina soru cözme becerisi kazandirir. bilmediginiz konularda calismaniz icin size özgüven verir. bunu her okul iddia ediyor, ama bir alman is arkadasiniz olsun, farki görürsünüz. ben bunu daha önce eth zürich ögrencilerinde görmüstüm. onlarin da egitimi belli zaten. yurt disinda yasamak biraz sans isi. hem calismak hem de iyi bir üniversitede okumak cok stresli olabilir. iyi insanlara denk gelirsin, ailen parasini verir ya da hemen is bulursun okursun, bitirirsin. sansin iyi gitmez, sorun yasarsin yarida birakip giden bircok ögrenciden biri olursun. bu ülkenin en yüksek puani bölümünden mezun olup tum'da master bitiremeyen de oluyor, begenmediginiz okullardan gelip bitiren de. bu biraz ders alinan chair ve muhattap olunan insanlara bagli. sans iste.
  • fazlası ile uzun kılavuz, özet geçmek gerekirse disiplinli çalışmayı bilmiyorsanız ve öğrenebileceğinizi düşünmüyorsanız hiç gelmeyin.

    master, bachelor fark etmiyor malesef. nice master öğrencileri var türkiye'nin parmakla gösterilecek üniversitelerinden gelip almanya'da boş bir hayat süren.
  • testdaf; (bkz: #56911881)

    diğer yararlı entryler;

    (bkz: #27906661)

    (bkz: #17991832)

    (bkz: #18861005)

    (bkz: #32043914)

    (bkz: #32047104)
  • daad'nin verdigi brosurde kalacak yer bulmak ile ilgili linkleri koyayim da bulunsun:
    http://www.studenten-wg.de/
    http://www.studenten-wohnung.de/
    http://www.easywg.de/
    http://www.wg-gesucht.de/