1. likorlu lam bunlar heralde bi garip oldum basım dondu gibi geyiklere sebep olur cocuk yasta kıkırdatırdı bizleri bu gelen dandik cikolatalar hani icki icmis gibi olduk ya vay be sarhos olduk
  2. son dakikada valiz telasi, yapilacak islerin yogunlugu vs. bok püsür sebebiyle genelde havaalanindan temin edilen 100er gramlik cikolata ile gönül alma mevzusu. ilk zamanlar üzülürsünüz "yaw amma öküzüm, insan bi iki hatira getirir" diye, sonra gidis gelisler arttikca bünyede bi "koy götüne gitsin" modu gelisir, cekirdek aile bireyleri disinda akrabalar sallanmaz, has arkadaslara kiyak gecilir, evet.
  3. en asil duygunun hareketidir. yalnız bizimkilerin en ucuzundan getirdiklerini öğrendiğim gün bir dahakine daha fazla getirmelerini istemiştim. siz de ısrarla isteyiniz (sizinkiler de ucuz getiriyor olabilir. tehlikenin farkında mısınız?). insan bi küser, gocunur, darılır dimi neden ucuz diye? yok fazla istiyorum..
  4. jurgen klinsmann’ın akılları ba$tan aldığı yıllardı...

    henüz ilkokula yeni ba$ladığımızdan kelli vücudumuz “ ulan madem gencim neden hoplayıp zıplamıyorum ben” deyip oradan oraya ko$uyordu. i$te yine bu günlerden bir gün eve heyecanla geldim, tenefüslerde toprak üstünde kozalaklarla maç yaptığımızdan çorabım iki renge bürünmü$, gayet naho$ bir görüntü olu$mu$tu. annem ise heyecanlı ve tela$lı bir halde yeni sildim evi teyzenler gelecek hemen ko$ banyoya diyerek bütün gün itinayle temizlediği evini kirletmemi istemiyordu.. “tamam yeææ neden bağırdın ki $imdi :/ “ deyip banyonun yolunu tutmu$tum.

    sonunda aylardır beklediğim gün gelmi$, hediyelere kavu$mama az kalmı$tı.. her on dakikada bir saate bakıyor ve sayılı zaman çabuk geçer diyen yavrım diyen büyüklerime lanet ediyordum. annemin, teyzemlerle gelecek olan ya$ıtım kuzenimle oynamak için heyecanlandığımı dü$ündüğünü hissetmem her ne kadar bünyemi hüzünlendirse de hemen hediyeleri dü$ünüp suratıma ebleh bir gülümseme yerle$tiriyordum. aradan geçen on dakika tsubasa’nın kaleye 23 dakikada giden $utu gibi geçmek bilmedi ama en sonunda ku$ sesli kapı zilimiz çalındı. annem terlikleri getir benjamin derken ben gelebilecek olan muhtemel commodore 64’le neler yapabileceğimi dü$ünüyordum. kısa bir öpü$üp kokla$ma hal hatır sormadan sonra anneciğimin özenle hazırlamı$ olduğu yemeğin ba$ına oturmu$tuk. zaten bütün gün okulda maç yapmaktan ağrıyan bacaklarımı, boyumun yakla$ık iki katı olan sandalyeden sarkıtıp sallamamla yeterince sıkıcı bir görüntü vermem, yılda bir kez gördüğüm teyzemler üzerinde iyi bir etki bırakmamı$tı, ve alışık olduğumuz ne kadar da büyümü$sün sen böyle adam olmu$sun lafını duymamı engellemi$ti, ama olsundu hediye vardı..

    tam bir alman piçi olmu$ olan saçları özenle dikle$tirilmi$ kuzenim kar$ımda modern hayatın getirilerini bir bir sergiliyor, aynı anda hem çatalı hem bıçağı kullanıp soyluluğuna soyluluk katıyordu. ben ise öğlen sadece annemin yaptığı ekmek arası yumurtayla karnımı doyurmaya çalı$mı$tım ve açlıktan ağzımdan dü$en parçacıklara aldırmadan yemeğimi tam bir barbar gibi yiyordum, bu da yetmezmi$ gibi sorulan sorulara ağzımda lokma varken cevap veriyordum.

    konu$malar “ee daha daha nasılsınız” faslına geçtiğinden artık yemek masasından kalkma vaktinin geldiği anla$ılmı$tı. saçları oksijenli suyla sarartılmı$ kuzenimi alıp annemin talimatıyla odamın yolunu tutmu$tum. kaleyi içten fethedip hediyeyi erkenden öğrenmekti niyetim. özenle üttüğüm futbolcu kartlarımı kuzenimin önüne serip tek tek hikayelerini anlatmaya ba$ladım. arada da bizim ali var süper çocuk halası commodore getirmi$ yurtdı$ından acayip bir $ey deyip ağzından laf almaya çalı$ıyordum ki, ibne sadece gelip “bende de var yeææ süper $ey olm” dedi. zaten soylulukta elime vermi$ olan kuzenim iyice beni eziyor üstüne üstük bizde bu kartların parıldayanlarından var deyip kenarları yamulmu$ kartlarımı a$ağılıyordu. her $eye dayanırdım ama kartlarıma laf ettirmezdim. “biz böyle seviyoruz bi’ kere olm!” dedim, bozulmu$tu. odadaki heyecanlı hava bir anda gitmi$ yerini soğuk sava$a bırakmı$tı, dayak yemekten korktuğumdan içeri geçme teklifini sundum, kabul etti.

    aile büyüklerinde ba$ gösteren en ba$lardaki gerginlik geçmi$ yerini türk kahveli ho$ muhabbetlere bırakmı$tı. ve en sonunda teyzemin sırıtmı$ surat e$liğinde hareketlenmesiyle hediye faslına geçilmi$ti.
    önce güzel evimiz için aldığı kırılmaz porselen takımını çıkarttı ve annemden ne gerek vardı adlı güzel türküyü dinledi. sıra ailenin en küçüğü olan bana gelmi$ti, heyecan içinde po$ete bakıyor yeni commodore 64’ümü bekliyordum. çıka çıka $irin ayıcıklarla kaplı ufacık sikko bir dikdörtgen çıktı. zaten ba$ından beri sevmediğim teyzem “ al bak almanya’da herkes bunlardan yiyor, bak bakalım sen de sevecek misin : ) ” dedi.

    aylardır commodore hayali kuran ben, ne yapacağımı bilemeyip kitlenmi$tim bu hediye kar$ısında. annem de bunu farketmi$ olacak ki te$ekkür etsene yavrum teyzene dedi. sadece “evet sağol yeæ :/ “ diyebildim. tüm dünya ba$ıma yıkılmı$tı, adete nankatsu’un $ampiyonluğu kaybetmesine üzüldüğüm kadar üzülmü$ ve hızlı adımlarla elimde çikolata e$liğinde odamın yolunu tutmu$tum.

    magazin programlarından duyduğum çikolatanın mutluluk hormonu sergilediği gerçeğini hatırlayarak yav$ak ayıların olduğu kabı yırttım. adı sanı duyulmamı$ saçma sapan bir $eyle kar$ı kar$ıyaydım, dur lan kafa yapar belki ehe diyerek ağzımın alabildiği kadar çikolatayı aldım. almamla beraber çıkartmam bir oldu, lanet bir tadı vardı.

    kadere isyan edip, bari kinder alsaydınız lan ibneler en azından oyuncak var onun içinde deyip yarınki öğle yemeği için anneme bir salçalı ekmek sipari$i daha verdikten yattım.
  5. başıma bir türlü gelmeyen olaydır. insan her geldiğinde jacobs kahve mi getirir amk. 75 yaşında ki ninem jacobs mu içecek? çikolata seviyor kadın. (beyazından)
  6. migros'un yada coop'un 5 li 10 lu paketi 10 yurodan olanlarından getirdiğini görünce hayal kırıklığına uğratır.

    paskalya'da geleni içi boş tavşan çikolata getirir ki o candır.

almanya'dan gelen akrabanın çikolata getirmesi hakkında bilgi verin