şükela:  tümü | bugün
  • sosyal güvenlik konularında iyi olabilir ama sosyoloji ve tarih konusunda pek yüzeyseldir. ilber ortaylı kendisine bir keresinde gıyabında ayar vermiştir. zira ışıklı, şerif mardin'le çok uğraşır onun için dinci, nurcu gibi sosyal bilimlerin lugatinda yer almayan kavramları kullanır. said nursi hakkında yazdığı bir metinde bitlis için, bugünkü halini gezip görerek, "zaten çok gerici bir yerdi" demiş bir zattır. said nursiyi değerlendirmek için güzel bir ön kabul!!.

    halbuki said nursi'nin yaşadığı dönemde bu şehirde bir sürü eğitim kurumu ve konsolosluk binası olduğu azınlıkların değişik seviyelerde birçok okullarının bulunduğu bilinmektedir. ilber ortaylı da zaten bu noktadan değerlendirmiştir meseleyi. tartışma şerif mardi'nin said nursi olayı hakkındaki kitabı ile ışıklı'nın bu konudaki "derin" teşhislerinin karşılaştırılması neticesinde çıkmıştı.
  • kemalist marksist ekole mensup bir kişidir. kansız devrim olmaz diyen bir öğrenciyle biftek tarifi mi veriyorsun diye dalga geçmişti.
  • çalışma ekonomisi,sendikacılık,iş hukuku gibi dallarda türkiye'nin en önde gelen uzmanlarından biri olmasının yanısıra sosyoloji,siyaset bilimi,tarih gibi konularda müthiş bir birikime sahip olan, öğrencisi olmaktan her zaman gurur duyacağım mülkiye'nin kanımca şu anki en değerli akademisyeni.

    kemalizm-sosyalizm ilişkisi üzerine çok değerli tezleri bulunan, ülkemizde kemalist aydınlanma ideolojisinin değerini ve emperyalizmi doğru kavramış nadir sosyalistlerden biridir.dersleri son derece keyifli geçer,sık sık güncel konulara değinir bol bol 2.cumhuriyetçi takımına dokundurur,ayrıca öğrencisine insan gibi davranmayı bilen hiçbir kompleksi olmayan az sayıdaki hocadan biridir,fikirlerine katılsın katılmasın kendisinden ders alıpta sevmeyenine pek rastlanmaz.
  • 2001 yılının mayıs ayında cumhuriyet gazetesinin, okurlarına said nursi, fethullah gülen ve laik sempatizanları isimli kitapçığını takdim ettiği şahıs...
    aklınca, üstad hazretleri'ne* ve hocaefendi'ye* ayar vermeye ve onları yerden yere vurmaya çalışmıştır.. hikmet çetinkaya'dan öteye gidememiştir... kullandığı argumanlar (her zaman olduğu gibi) ise, isteyen herkesin rahatça ulaşabileceği ve üzerinde, kültür bakanlığının bandrolü bulunan risale-i nur külliyatı ve hocaefendi'nin kitapları idi...
  • gördüğü yüzü bir kez daha unutmayan ve bir ay sonra tekrar gördüğünde sen niye bir aydır derse gelmiyorsun diyerek dumura uğratabilen çok değerli mülkiye hocası. bu dönem sonunda emekli olacağı lafları dolaşmakta, gelecek nesillerin dersine giremeyeceği için üzücü.
  • iş hukuku konusunda etkin kişilik. halen onun yarım dönemde öğretikleriyle biliyorum iş hukukunu, sendikalaşmayı vs. kanun ya tekrar değişirse diye korkuyorum, çünkü birkez daha kimse bana o kadar güzel anlatamaz o konuyu. derste işleyeceği kitabı, sınıf olarak toptan almamızı söyleyen, bir de "pazarlık edin haa, sattıkları fiyatın çok altında bile kar ederler" diyebilen bir insandır alpaslan hoca.. çalışma ekonomisi bölümüne çeko dediğimizde kızsa da dönemin sonunda doğru çekolu arkadaşlarımızın da çeko dediğini içselleştirmişti üzülerek. öğrencilere mümkün olduğu kadar ismiyle hitap etmeye çalışırdı ama arada isimleri de karıştırdığı çok olurdu. bu konuda en komik anımız ise, sınıfın en dindar öğrencisi ile en dinsizinin isimlerini sürekli olarak karıştırması üzerine, üçüncü bir arkadaşın çıkıp;
    "hocam bu taraf neyse de diğer tarafta da karıştırırlarsa sıkıntı olur" demesidir..
  • dün akşam katıldığı neden programında ferhat kentel'den üst üste yediği ayarları bile idrak edememiş yobaz kişilik.
  • entellektüel donanımının büyük kısmı kendine güvenden ibaret olan pek çok hocamız gibi ışıklı da ferhat kentel'in argümanlarına "genç arkadaşım", "eski parkalı" gibi sıfatlar kullanarak veya kentel'in bilgi üniversitesi'ndeki öğretim üyeliğine imalarla karşılık vermeye çalıştı. oysa ki kendisinin öne sürdüğü argümanların hepsi birer birer çürütülmüştü. ilkokuldan üniversiteye pek çok hocamızda görmeye alışık olduğumuz verecek cevabı olmayınca "sus, otur yerine" tepkisini ışıklı'dan da görmek çok şaşırtıcı olmayacaktı.
  • kemalistliği fazla abartmasaymış daha çekilesi olabilirmiş belki de...
  • sınav esnasında soruların puanlamasının hatalı olduğunu söyleyen ve değiştirilmesini rica eden bir öğrencisine "ne kadar ekmek, o kadar köfte." diyerek yanıt veren ve bir türlü emekli olamayan siyasal bilgiler fakültesi çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri bölümü eski başkanı.