şükela:  tümü | bugün
  • alp; kahraman, bahadır, cesur, yiğit kimse demektir. eren; veli, allah dostu demektir. alperen; türk geleneğinde mücahit dervişlere verilen addır.

    alp eski türk'lerde cesur, savaşcı ruhlu, yiğit kişilere ve tarihimizde kahramanlıkları ile ön plana çıkanlara verilen bir sıfattır. türk'lerin islamiyeti benimsemesiyle beraber alp'ler, erenlik'e çağrılmıştır. böylece allah ve peygamber yoluna savasan mücahitlere alperen ismi verilmiştir. alperen, iman ateşi ile yanan vatan aşkı ile büyüyenlerdir. bu koşullara karşı olanlara, karşı kavga verenlerdir

    cesur ve bilgili bir nesil olarak türk'ler üç kıtaya alperenlik ismi ile yayılmışlardır. alperen'lerin allah'tan başka hiç kimseden korkuları yoktur ve olamaz da. yalnızca allah'ın ve türk'ün ismini yüceltmek için savaşırlar. her alperen okumalı, dine ve çağımızın gerektirdiği tüm koşullara uygun yaşamalı ama sadece medeniyet dediğimiz koşulların kendine ve topluma yarayan kısmını almalıdır.

    gerek anadolu'nun fethi sırasında, gerek yerleşmelerden sonra, çeşitli bölgelerde, sınır muhafızlığını uç beyleri ve alperen'ler yapıyorlardı, buna karşılık sınır tımarları da onlara veriliyordu. alperenlik islâmi bir nitelik taşımakla beraber aynı zamanda ucu oğuz kağan'a kadar götürülen bir türk geleneğidir.

    eskilerde bir elinde saz ötekinde kılıç olan; dostlarına karşı su kadar dingin ve berrak olan, düşmanına ise fırtına kadar hiddetli olan alperen'ler, çağımız gereği ise bir elinde geçmişten gelen kutsal değerlerini ve tarihini bir elinde de teknolojiyi ve onun imkanlarını tutanlardır.
  • türklerin sosyal örgütlenme yapısı hücresel örgütlenme tipine benzer. yani boylar ayrı ayrı, obalar ayrı ayrı, soylar ayrı ayrı örgütlenir. boylar birbiriyle şefler düzeyinde iletişime geçer. bu sebeple komşu obalar mikro düzeyde sık sık kavgalara tutuşurlar. anadoluya yerleşme süreci eskiden olsada özellikle beylikler arası savaşlar sebebi ile anadoluya yerleşen obaların konumları savaşlar sebebi ile sürekli değişmiş fatih sultan doğu anadoluda hakimiyeti sağladıktan sonra tek bayrak altında toplanan türk boyları içsavaşın sona ermesinden dolayı tekrar konum değiştirme ihtiyacı hissetmemiştir. bu sebeple şu ansa mevcut olan türkmen köylerinin yerleşimi 1400 yıllarında başlamıştır. beylikler arası savaşlardan sonra kazanan taraf kaybeden beyliğin boyu tekrar isyan çıkartmasın diye kendi toprakları içerisinde dağıttığı için bugün anadoludaki türkmen boylarının yerleşimi dağınık ve genelde homojen özellik gösterir. mesela bizim köydeki kökenleri çok eskiye dayanam birçok adet komşu köylerle değil de 700 km uzaktaki köylerle benzeşir. bu da bahsettiğimiz boyların dağılışının bir sonucudur. bu boylar beşer onar çadırlık topluluklar halinde dağıtılırken bunların yanına türklük bilinçlerini kaybetmemeleri ve onlara kılavuzluk etmesi için horasanlı dedeler,babalar(dervişler) verilir. bu dervişler orta astanın şamanist geleneklerini de içlerinde barındırırlar. bu dervişlerin savaşçı olanlarına alp eren, sıhhiye/din temalı olanlarına eren/dede denir. bu alperen/eren mezarları özellikli mimari taşırlar ve anadoluda birçok köyde bunlardan yüzlercesi tespit edilmiştir. halk bunlara yatır/dede yatırı der, alperen yatırlarına savaşlardan önce, eren yatırlarına ise günlük hayat çilelerinden dolayı dua/dilek için giderler. mesela bizim köyde 3 tane yatır var. bu yatırlardan biri köy yerleşkesi içinde biri yazlık biri kışlık yerleşkede bulunur. bu yatırlara çocuklar yaklaşmaz, eski şamanistik inançlardan dolayı halk bu yatırlardan çekinir.

    burda önemli bir benzerlik dedelik/erenlik ile köy enstitülerinin benzerliğidir. köy enstitüsü uygulaması dünyadada sadece türkiye cumhuriyetinde yapılmış olup köylere bilge ve donanımlı bireyler göndererek köylünün kalkınması ve tekrardan bir ulus olma sürecinin başlatılması sağlanmıştır. bu uygulama sayesinde türkiye cumhuriyeti kısa zamanda “çağdaş” ülkelerin seviyesini yakalayabilmiştir. tıpkı eski osmanlının hızlı ve önlenemez yükselişi gibi.

    osmanlı niye çökmüştür, çözülmüştür derseniz bu alperenlik/erenlik uygulaması süreklilik kazanmamış, derebeyleri alperenlerden daha çok söz sahibi ve güç sahibi yapılmıştır.

    zaten köy enstitüsü uygulamasını bitiren adnan menderes eski türkmen derebeyi/ağası soyundan gelmektedir. derebeylik uygulaması türkmen boylarının dağılımı ve iletişim sorunları sebebi ile uygun değildir.