şükela:  tümü | bugün
  • nick drake albumlerinin 19. yuzyil romantizmine oykunen icerigini bir janr'in baslangici olarak goren ingiliz muzik medyasi tarafindan 1969 yilinda kullanilmaya baslayan muzikal terim.
  • hard rock yere metal kalemkutusu firlatmaksa, alternatif rock kucuk kilitli pembe gunluk tutmaktir.
  • 13-14 yaşlarını rap, hip-hop izleyerek/dinleyerek geçiren her kız çocuğunun 17 yaşına doğru sardırmaya başladığı, "rockçı oldum converse giydim, bir süre sonra converse sıktı vans giydim, bu güzel oldu çünkü bunu giyince 'ben converse dönemimi atlattım' mesajı verdim camiaya. otobüste de yere oturdum muydu tamamdır imajım. ha unutmadan söyleyeyim, bu yere oturmam öyle karizma olsun, alternatiflik olsun diye değil, yoruldum, boş yer yok o yüzden yan(e)" şeklinde bir hayat görüşü(!!) geliştirmekle başlayan salgın.

    madem genelledik, formata uymaya çalışarak devam edelim biraz daha;

    bu alternatif rock denilen ilginç müziği dinleme amacı sadece piyasa olan, yani bir nevi "alternatif tiki" diyebileceğimiz gencimiz(zira ben hiç yaşlısını görmedim) şu düşünce yapılarına da sahiptir:

    bu anektodumuzda kadın, yaklaşık 17-18 yaşlarında bir "alternatif rockçı"yı alıyoruz: tuzla'dan taksim'e giderken (sanki hepsi oraya gitmek zorunda mna koyim) geçmekte olduğu kadıköy'de eylem yaparak haklarını sormakta olan kadın eylemcilerin arasından eminönü iskelesi'ne doğru giderken "offlanır pufflanır". nerden çıkmıştır bunlar şimdi cumartesi cumartesi. zaten hafta içi okul var bi hafta sonusu var şöyle bank yerine istiklalin orta yerine çömecek, rahat bıraksanıza lan ne istiyosunuz. "yıllarca eylem yaptınız da noldu bi bok mu oldu sanki alala yeaaa" diye dertlenir. işçi emekçi demez, zaten onun için hiçbir zaman önemi olmamıştır cebindeki yirmiliğin nereden geldiği. babası bütün gün elalemin eline bakar kızının dershane taksidini çıkarabilmek için. ama bu kızda sürekli neye olduğu kesinlikle belli olmayan bir isyan hali vardır. isyan etmek insanın hakkı diyen biri bile olsan bu kızı görünce dosdoğru dönersin lafından. senin ne hakkın vardır buna be kızım? diye sormak istersin. nefret edersin bu küçük burjuva nazlarından.

    bir diğer kişiye geçelim, bu sefer erkek olsun yine aynı yaş grubundan, onu anlamaya çalışalım. hak verelim ama bu gerçekleri de önümüze serelim: istanbul'da yaşıyorsa büyük ihtimalle boğaza yakın bir yerlerdedir lisesi. süper lise olmuş, fen lisesi olmuş farketmez. böyle bir kalburüstü lisedir o. bu nedenle arkadaşlarının çoğu da onun gibidir. benzer hobileri, benzer uğraşları, bir benzer olma ihtiyaçları vardır. bu benzerlik kademeli olur, örneğin bir tanesi "bonus saçlarım var o zaman neden nu-metal dinlemiyorum?" şeklinde bir dünya görüşü(!)ne sahiptir bu alt kademeyi oluşturur. genelde okulun çirkin kızlarıyla sadece müzik ekseninde seyreden muhabbetleri olur. "gizem duydun mu 'manocodoom'un basçısı yedi telli çalıyomuş" gibi bir hayatı vardır. okul standartlarının biraz üstünde saç uzatabilmiş, -bunu da tamamen sonsuz sempatikliğine hocalarını ayartmasına borçludur- yağlı olmayan fakat atletik de olmayan bir vücuda sahip, en sevdiği görüntüsü siyah vans'larını giymiş, kumaş okul pantolonu birazcık bol durmuş, bel hizasına kadar bir siyah mont ile esp si omzundaki halidir. okulun alternatifçi kızları buna hastadır. duman konserine birlikte giderler. bu da üst kademeyi oluşturur. orta kademe her zaman birbirine çok benzer olur.

    evet kısaca bu alternatif rock denen illetin gençliğine göz gezdirdik. hepsi böyle demek istemiyorum fakat çok fazlasıyla haşır neşir oldum bunların ve hiç bir zaman onlar gibi olmak istemememe rağmen birçoğuyla arkadaş kaldım. bu nedenle çok yakından tanıma imkanı tanıdım bu türü(alternatif rock'ı yani, yanlış anlaşılmasın). bazen sözlükte genellemek istemediğnizi söyleyerek ama elinizde olmadan genellemiş olarak böyle bir not düşmüş olabiliyor insan. eğer kendini bu entry yüzünden kızmış olan varsa, özürü şimdiden bir borç bilir, fakat yazmış olduklarımın da gerçek olduğunu düşünmesini isterim.
  • rock'ın pop'laştığı (bu bir tahkir değildir) 90'lı yıllarla birlikte sınırları belirsizleşmiş -amiyane tabirle, boku çıkmış- bir kavramdır. o yüzden, rock'ta o yıllarda geçerli olan gerçek "alternatif" tavrı adlandırmak amacıyla, 90'ların sonuyla beraber indie rock kavramı icat edilmiştir.

    (daha yazacaklarım var)
  • rock müziğinin alternatifini ifade eden ama bir türlü doğru kullanılmayan sözcük öbeği...

    alternatif rocktan örnekler..
    (bkz: pop)
    (bkz: caz)
    (bkz: arabesk) *
  • heavy metal gibi sert ve tavizsiz bir türü bile nü metal zırvalıklarıyla pazarlayan vahşi endüstriyel müzik patronlarının bir diğer icadı. poplaşmış bir türü rock sınırları içine sokarak insanlara dinletme ve pazarlama çabası. gerçek rock dinleyemeyen, bu kültürü bilmeyen, algılayamayan trendy kuşağın* yeni gözdesi.
  • ilk kez stüdyoya gittiğimde hayatımı kurtaran müzik türü olmuştur.daha doğru düzgün çalabildiğimiz bir şeyler yoktur ve stüdyoya biraz eğlenmek biraz da çalabildiğimiz şarkıları tıngırdatmak için gitmişizdir.stüdyo sahibiyle aramda şöyle bir diyalog oluşmuştur:
    stüdyo sahibi: hoşgeldiniz gençler geçin şöyle,çalmaya başlayabilirsiniz
    clark sehir:hadi beyler başlayalım
    stüdyo sahibi:gençler tarzınız ne bu arada?
    clark sehir:hmm ee,şey biz...alternatif rock yapıyoruz biz abi
    stüdyo sahibi:pekala
  • bircok muzik grubunun turkiyede alteratif rock (alternative rock turkcelesince bu hale geliyor demek bu da ayri bir tartisma konusu) deyince "elektro gitari iki vururum olur sana alternatif rock" olarak anladigi muzik turu. halbuki durum oyle mi ? turkiyede bu muzik turunu yapan gruplarin cogu (bazilarinin hakkini yememek lazim) genelde pop rock yapmaktadir.
  • pek tabii bu ismi veren ingilizler oldugu gibi, en iyi icra edenlerinde ingiliz oldugu muzik.

    (bkz: depeche mode)
    (bkz: radiohead)
    (bkz: muse)
    (bkz: placebo)