şükela:  tümü | bugün
  • "* hayal kırıklığının uykudaki çocuk ölümleri kadar olağan karşılandığı şehirde sigara külü kadar yalnızım..

    * gölgesine sığındığım ve acımasızca içini boşalttıktan sonra, geri dönüşüm kutusunun içindeki meyveli soda şişelerinin tiksinen bakışlarından kaçacak yer bulamayıp, kendini kendi etiketinden yaptığı iple kutunun kulpuna asıp intihar etmek isteyen bir rakı şişesi kadar yalnızım..

    * gidecek yeri olan herkesin yerine gittiği saatlerde, gidecek yeri olmayan bir yersizin sokulduğu kurumuş bir ağaç kovuğu kadar yalnızım..

    * dokuz kişiyle defans yapan ve tek hedefi yarım düzineden daha az gol yemek olan zavallı bir futbol takımının tek forveti kadar yalnızım..

    * ağrı kesicilerin arasına yanlışlıkla karışmış fare zehiri kadar yalnızım..

    * herkesin mutsuzluktan delirdiği bir yerde deliremeyecek kadar akıllı olan bir nano-fizik profesörü kadar yalnızım..

    * kullanılmadığı için tozla kaplanan unutulmuş porselen bir tabağın, işe yaradıkları için kirli ve mutlu kullanılmış porselen tabaklarla birlikte bulaşık makinesine atıldığında 'ne işim var lan burda' nın şaşkınlığıyla hesaplaşması kadar yalnızım..

    * bitmek üzere olduğu için kullanılmayan, ama henüz bitmediği için atılamayan ve nemli bir banyo rafında kaderine terk edilen zeytinyağlı sabun kadar yalnızım..

    * kimi arasa üçüncü hatır cümlesinden sonra ' ne var,niye aradın? ' imasıyla karşılaşacağını bildiğinden kimseleri arayamayan unutulmuş bir vicdan azabı kadar yalnızım..

    * sarhoşken telefonuna kayıtlı bütün kadın isimlerine coşkulu mesajlar yollayıp, ayılıp pişman olduğunda utancından telefonunu alelacele kapatan ve günlerce açamayan eski zaman artığı bir sarhoşluk edepsizi kadar yalnızım..

    * kendisine birazcık ilgi gösteren her kadına aşık olup, her seferinde alay edilerek yol verilen şaşkın bir ilgi şımarığı kadar yalnızım..

    * afrikalı bir anne ve kanada'lı bir babanın çin'deki bir cami avlusuna bıraktığı felçli bir albino bebek kadar yalnızım..

    * bekleyen herkesin küfür ettiği rötar yapmış bir trenin, kimseye yaranamayacağını bile bile bir an önce gara ulaşmak için terleyen makinistinin yasak olduğunu bilmesine rağmen yaktığı ilk sigara kadar yalnızım..

    * rüyasında kafası kopan ve kadın-erkek, yaşlı-genç karışık iki takım kafasıyla top oynarken, onu aralarına aldıkları için minnettar olan eski bir jedi emeklisi kadar yalnızım..

    * özenle seçilip alındıktan sonra saçkıran yüzünden sahibinin bütün saçları dökülen fildişi saplı tarağın atıldığı çekmecedeki can sıkıntısı kadar yalnızım."
  • "o kadar yalnızım ki; kendim bile yokum yanımda."
    (bkz: yalnızlıkta nirvana'ya ulaşmak)
  • berlin'de yalnızsınız değil mi?" dedi.
    "ne gibi? "
    "yani... yalnız işte... kimsesiz... ruhen yalnız... nasıl söyleyeyim... öyle bir haliniz var ki..."
    "anlıyorum, anlıyorum... tamamen yalnızım... ama berlin'de değil... bütün dünyada yalnızım... küçükten beri..."
    "ben de yalnızım..." dedi. bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak: "boğulacak kadar yalnızım..." diye devam etti, "hasta bir köpek kadar yalnız..."

    kürk mantolu madonna
  • yanında arkadaşıyla konuşan birileri varsa onlara acayip gıcık olmak olabilir. bide uzatıyorsa telefonla konuşmayı, öldürmek bile akıldan geçebilir.
  • nasıl başlıyor tepebaşı dükümüz söze? lanetli rapunzel'e...

    güneşli bir günde şehrin en kalabalık caddelerinde ya da köşe bucak terkedilmiş meskenlerde gezip bir yığın insanla kahkahalar eşliğinde muhabbet ettikten sonra eve dönerken ellerimizi cebimize sokarız da bacaklarımız bile üşür ya hani, ısınmak için girdiğin yatak senden daha soğuktur... sorsan ya rapunzel'e dükümüz; biz mi tutsağız yoksa sevişmek yasaklandı mı halka açık yerlerde?