şükela:  tümü | bugün
  • unutmamak için, beyninize kazımak isteğiyle altını renkli kalemlerle çizdiğiniz kelimeler, cümlelerdir... ancak bir kenara kaldırdığınızda, eliniz ermediyse bir daha okumaya, unutulmaya mahkumdurlar. seneler sonra ortaya çıkar ve sizi gülümsetirler veya içinizi acıtırlar... eski dostlardır alti cizili satirlar ...
  • çırılçıplak bırakılmak, biri bunları ele geçirdiğinde.
  • bir kitapta bir zamanda onu okuyan kendinizle tanışmanız, hatırlamanız onu, kucaklaşmanız.
    kitaba gözlerinizin, parmaklarınızın dokunuş izleri. anlamı hala kalanlar, anlam eklenenler, anlamı yitenler, altı çizili satırlarda...
    bir kitabı nesne olmaktan kitap olmaya dönüştüren şeydir altı çizili satırları, ya da notları bir zamanlarki el yazınızın..
    geri dönüşlerinizde kütüphanenize eğer altı çizili satırlarınız varsa; geçmişinize, hayatınıza, gençliğinize dönersiniz, bir kitap kalabalığına değil, defalarca kendinize dönersiniz. tanıdıklıkla yeniden dokunur parmaklarınız sayfalara, altı çizili satırlar eklersiniz yaşlılığınız için...
  • kursun kalem kullanilanlari faydalidir..
    dilediginiz kadar alti çizili olarak kalir, dilediginizde silebilirsiniz..
    lakin artik acitmaz oldugunda silinirler genelde..
  • mesela bir yazarın özellikle de siyaset bilimi yazarlarının kitaplarına çalışırken kullandığım bir yoldur.önemli yerlerin altı çiizilir ama şöyle bi düşündüğümde de sanki altı çizili olmayan satırlar yazara "hasiktir lan bırak zırvayı" demek gibidir..
  • nazan bekiroğlu’nun altı çizilmiş satırlar'ından altı çizili satırlara dair;

    tarkovski mühürlenmiş zaman’ın “giriş”inde “bir kez olsun aynı şeyleri hissetmeyi başarabilen iki insan birbirini hep anlayacaktır”, diyor, “bunlardan biri buzul, diğeri ise isterse atom çağında yaşamış olsun”. abartılı mı? kitapların satır altlarını çizmekle eş anlamlı az daha abartmayla.
    verin kitaplarınızı sevdiklerinize, arkadaşlarınıza, dostlarınıza (satır altları çizili nüsha sizde kalsın.) başlasın satırların altlarını çizmeye. sonra karşılaştırın sizdekiyle. eğer altı çizili satırlarınızın en az dörtte dördü birbirini tutmuyorsa terk edin onu. ya da izin verin o sizi terk etsin.
    bırakın sevdiklerinizi, dostlarınızı bir yana, kendinizi sağlayın zamanın tezgahında. siz. bakalım o siz misiniz? alın elinize bir yıl önce okumuş olduğunuz kitabı. başlayın yeniden çizerek okumaya. bitirdiğinizde eğer satır altları çizft çizgiyle çizilmiş oluyorsa siz o bir yıl önceki sizsiniz demektir. yok eğer tek çizgiler uzanıyorsa satır altlarında, siz o bir yıl önceki siz değilsiniz. peki bunun yorumunu kim nasıl yapsın? arada çeşitli yüzdelerle ifade olunabilecek bir yığın ihtimal vasatı, bakın şöyle:
    aynı kitabı yeniden okuma, tek çizgili satır altlarını çift çizgili satır altlarına dönüştürmekten ibaret okuma anlamına geliyorsa, yani ki aynı satırların altlarını çiziyorsanız hala;
    a- hep aynı kaldınız, b- çoğalamadınız hiç, büyüyemediniz, c- yenileyemediniz kendinizi, ç- kendinize bir şey ekleyemediniz, d- tebrikler, kendinize sadıksınız, e/f hepsi/hiçbiri.
    ama aynı kitabı yeni okuma, tek çizgiyle çizilmiş satır altları armağan ediyorsa size, yani o okuma bu okumayı tutmuyorsa;
    a- değiştiniz, b- ihanet ettiniz kendinize, c- terk edin kendinizi, d- tebrikler, yenilenmişsiniz, e/f hepbiri/hiçbiri
    neyse! artık bunların hesabını herkes kendisi çıkarsın. kayıp ve kazanca karara verecek sizsiniz nasılsa.
    lakin korkarım yazar nüshası, o, hiçbirine uymayacak. farklı vurguda nüshalar üretilecek biteviye. cocteau diyor; halk bir şairi onu ancak yanlış anladığı için sever. iyi işte. zaten şiir de, roman da, hikaye de okuyucuda daha evvelden mevcut yaşantıların yeniden yaşanılır kılınabilmesi değil mi? kişi romanı ancak kendi tecrübesine göre okumuyor mu (john gross)? ülkeler de kitaplara benzemiyor u, kitaplara ve insanlara; onlarda da aradığımızı bulmuyor muyuz sadece (cemil meriç)? neticede okuyucu sadece kendi bildiğini okumuyor mu? yazar ne yazar!
    kuşkusuz satır altlarını çizerek okuma bir yazara yapılacak en büyük haksızlık. onun çizdiği güzergahın dışında bir yolculuk. işaret ettiğinin dışında bir fark ediş. bir yanlış anlama dahası. ama aynı zamanda bir yazara verilecek en büyük armağan da satır altlarını çizerek okuma. eco diyor ya; bir yazarı mutlu edebilecek şey, metninde kendi düşündüklerinin fark edilerek okunmasıdır; bundan daha fazla mutlu edebilecek şey ise, yazdıklarında kendi düşünmediği ama okuyucu tarafından önerilen şeylerin varlığını fark etmesidir, diye. kim kendi hikayesinden aynı sözcüklerle farklı ve yeni bir hikaye çıkarılmasına itiraz edebilir li?
    sahi siz ne yapıyorsunuz şu altını çizdiğiniz satırları?”*
  • "çağımızı etkisi altına alan bir çok düşüncenin babaları hep batı kültüründen yetişmiş filozoflar. bunun nedeni ise doğu'nun düşünecek vaktinin olmaması. doğu, gözler ve yaşar. batı ise metodize eder. dolayısıyla, düşünecekseniz eğer, dünya üzerindeki coğrafi izdüşümünüz önemlidir!"
    (bkz: arzu özköse) / ortasında bitiveren aşk / sf. 280
  • elimize kitapla birlikte bir de kalem alırız bazılarımız, çünkü düşünürüz ki; birazdan sayfaların birinde, öyle bir cümle çıkacak ki karşımıza, bizzat bize ya da insanlara, ya da hayata dair çok samimi bir şey fısıldayacak.
    işte sırf o fısıltıyı unutmayalım, istediğimiz zaman tekrar duyalım ve paylaşalım düşüncesiyle çizeriz altını o cümlelerin ama kurşun kalemle. zaten utana sıkıla çizik attığımızdan kitaba, en azından böyle hafiflettiğimizi düşünürüz kitabın acısını…
    nice defterlerimiz olur sonra, altı çizili bu satırları barındıran, bitirilen her kitabın ardından, altı çizili satırlar tekrar okunarak geçiriverilir bu defterlere güzel güzel yazarak…

    http://6cizilicumleler.wordpress.com/