şükela:  tümü | bugün
  • hayatta sürekli kaybetmeyi garantilemek. hayat sadece ne istediğini bilenlere istediklerini verir. gideceği limanı bilmeyene hiçbir rüzgar yardımcı olamaz.
  • ihtiyaçsızlıktır. karnınız tok sırtınız pekse mesela amaca ihtiyaç duymayabilirsiniz. yaşam destek ünitesine bağlı olmak da bence amaçsız yaşam sayılabilir. üniteye bağlı yaşama "bitki"sel denmesi de bundan kaynaklanıyor sanırım. otomatik yaşam ünitesi olmak. bir bitkide olduğu gibi ihtiyaçlar oluşmalarıyla eş zamanlı karşılanınca amaç kavramı da aradan çekilebildiği için amaçsız yaşamak oluyor. amaç ile ihtiyaç arasındaki bağı görecek bir bilinç olmaması da diyebiliriz. (bkz: amaç)
  • ot gibi gelip saman gibi gitmekten rahatsiz olmayan insanlarin yasam bicimi....ahira koy bunlari, ver yemini suyunu, oyle yasar giderler, kuyruklarinla kicindan sinek kovalar eglenirler.
  • insanın gelecekle ilgili bütün hayallerinin birbenbire kaybetmesidir.

    sizi yaşama bağlayan ve gelecek hayali kurduğunuz amacınızın elinizden kayıp gidişini seyrederken " bundan sonra yaşamanın ne amacı kaldı ki" diye soracaktır kendine... kendi başına... yanlızlığına.. çaresizliğine..

    kariyer, para, idealler göz ününe gelmez artık bu noktada. sadece mutluluğu istersiniz mutlu olacağınızı düşündüğünüz amaçlarınız ve bu amaçlara ulaşmanın verdiği çabayı düşünürsünüz. sonucunda elinizde olan koca bir hiç olmuştur. aile sevgisi ve tanrı korkusu olmasa canınızın bile değeri kalmaz. yaşamak istemezsiniz. gelecek hayalinizi kurduğunuz insan artık sizin geleceğinizde olmayacaktır. kaderinizin sizi hayatınızın sonuna kadar takip ettiğinizi görürsünüz. yaşanmışları engelleyemezsiniz.değiştiremezsiniz...

    tek istediğiniz bir zaman makinesi icat etmektir. herşeyi başa alıp yaşanmışlıkları istenilen şekilde değiştirmek istersiniz. bunun da imkansız olduğunu bilirsiniz. imkansıza kürek çektiğinizi anlarsınız. ve asıl soru hayatınıza girmeye başlar." ne için, neye ulaşmak için çabalayacağım" olacaktır.

    ağlamaktan başka birşey yapamıyorsunuzdur. aslında ağlayamıyosunuzdur artık. gözyaşı kanallarınız kurumuştur artık. buna rağmen devam edersiniz ağlamaya. artık akacak göz yaşı yerine kan gelmektedir. damarlar ve kanallar daha fazla bu mental çöküntüyü kaldıramaz. kan ağlamak budur işte... kan ağlıyorum budur. mental ve fiziksel çöküş sizi bırakmayacaktır artık. yaşanan ne aşk acısıdır.. ne yürek acısı. sade ve sadece amaçsız kalma, ideallerini kaybetme, gelecek beklentisi olmamadır.

    işte hayatta amaçsız kalmak budur.kendin için değil, sevdikleriniz ve aileniz için yaşarsınız sadece. bendeki ben yoktur... ölmüştür... geri gelmeyecektir. ölüme ölümle karşılık vermek gelir bazen akıllara. bunun adı korkaklık olmasa tabiki ama asla korkak olmamaktır yaşamak. korkularla yaşamakta...

    rol yapmaya başlarsınız artık. insanların "neyin var" sorusuna maruz kalmamak için mutlu görünürsünüz gün boyunca. kendinle geceleri kaldığında yaşarsın acını. en acısıda budur sanırım... doya doya acını haykıramamak...
  • kendine güvenin belki de en iyi örneğidir. hayatınla ilgili uzun vadeli plan yapıp kendini yormaya bile üşenirsin. aslında planını çoktan yapmışsındır. sürekli kasmazsın. içinde bulunacağın duruma göre tavır alacağını bilirsin. ukalaca ama ne koşul olursa olsun o an içinden çıkabileceğini düşünmekten daha iyi bir özgüven örneği olabilir mi ?
  • depresyona giriş belirtisidir. sonrasında kişi "ne bok yiyorum lan ben böle boş boş allahım" modlarına girip kendini sorgulamaya başlar.
  • öncesinde amaçları olup, onlara ulaşmaya çalışmak ancak bunu yaparken sürekli birileri tarafından baltalanmaktan usanıp küskün bir hale gelmektir. bu durumda olan kişi zaman içinde iş olacağına varır mantığıyla el etek çeker, bir sonraki adımın karşısına çıkmasını bekler. heyecanını, hevesini kaybeder. yeni hayalkırıklıkları yaşamamak için risk almaktan kaçınır.
  • maymun iştahlı kişilerin içinde bulunduğu eylem.
    önceleri pek çok amaçla yola çıkıp, hepsini aynı anda gerçekleştirme hırsları yüzünden hepsinden bir anda vazgeçip hayattan elini eteğini çekmiş insanların yaşam tarzıdır.
    biter mi? - hayır! maymun iştahlarına bir süreliğine ket vurulur sonra en kısa zamanda kendilerini boş hissedip tekrardan her şeyi yapabileceklerini hissedip aynı anda harekete geçip hemen kaba etleri üzerine oturacaklardır bu şekilde döngülerini tamamlayana kadar bir sürü gayenin içinde amaçsızca yaşayıp gideceklerdir.
  • anı yaşarken gelecek hakkında düşünmemek hatta o an yaptığını bile önceden planlamamış olmak...bence üşengeçlik de buna sebep olabilir;depresyon da hatta eğitim sistemi de...
  • hayatta amaç olarak belirlenen hiç bir şeye ulaşamamanın sonucunda artık hayat nehrinde kendisini boğulmaya bırakan insanların arasıra kulaç atmaktan ibaret bir hayat yaşamasıdır.

    amaçsız yaşamak, aslında hiç amaç belirlemiş olmamak değildir. insanlar yaratılışları itibariyle her zaman iyiyi isterler. en iyi olmak isterler.

    insanlar ego sahibi varlıklardır. her ne kadar alçak gönüllü olsalar da toplum içinde yaşamanın getirdiği psikoloji ile "diğerlerinden daha iyi olma" ve "ego tatmini" nedeniyle en iyisi olma yolunda adımlar atmak ve doğuştan gelen bencilliğin dayanılmaz hafifliği ile kendi kendisini mutlu etmek adına bu yolda başkalarına zarar vermesinin değişken olduğu bir dünya ve ruh halinde yaşamak eylemlerinin sonucunda kendilerine çıkar sağlayacak çeşitli amaçları belirleyip bu yolda çalışmalarını belirli bir sistematik ile sürdürürler.

    bunun dışında istisnai olaraktan yaratılış olarak daha zayıf olan insanların bu zayıflıklarını anlayış ve empati ile kapattıklarını göz önüne aldığımızda, bu insanların kaybettikleri bencillik oranında empati kazandıklarını ve amaçlarına ulaşma yolunda karşıyı kendi çıkarları doğrultusunda kullanma oranlarının kazandıkları empati oranında azaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

    amaçlara ulaşma yollarının çetrefil oranı eksi sonsuz ile artı sonsuz arasında bu derece değişkenlik gösterirken, amaçlara ulaşma yolundaki dikenlerin akıttığı kan oranı da aynı yönde ters orantı ile değişir.

    modern dünyada insanlar karşısındaki insanları kendi amaçları yolunda ne derece incitirse, karşısındaki insanlardan akıttıkları manevi kan oranları nispetinde yarar sağlamaktalardır.

    kendi mutluluğunu tıpkı bir gün yaşayacak olan kelebeğin ufacık mutluluğu araması kadar saf, yarın ölecek bir varlığın yetineceği kadar kısa oranda arayan insanların bu derece kirlenmiş bir dünyada ,ki bu pislikten alan da satan da memnundur, her seferinde gördüğü kirli hesaplaşmalar adına mağlubiyet almaları zaten kendisini pislikler içinde doğru ve saf ilgiyi uygulamaya ve saf mutluluğa ulaşmaya zorla motive etmesi yolunda motivasyon kaybına uğramaları kendi içlerine doğru kapalı bir yolculuk yapmalarına yol açar.

    burada suç ve suçlu bellidir..

    sonuç:

    * içine kapanmak (bkz: #14796326)
    * insanlara güvenmemek (bkz: #16621798)
    * duyguların ölmesi (bkz: #16522775)
    * acılarla yaşamak (bkz: #16346700)
    * hayattan zevk almamak (bkz: #16336995)
    * hayata küsmek (bkz: #14714145)