şükela:  tümü | bugün
  • ekonomik kalkinma anlayisina getirdigi farkli, humanist bakis acisiyla 1998 nobel odulunu kazanan, development is freedom diyen, teorilerini zevkle okudugum ekonomist.
  • ekonomi biliminin vicdanı olarak tanınan nobel ödüllü bilim adamı. bir ülkedeki gayrısafi milli hasılanın yüksek olmasının o refah düzeyinin de yüksek olmasını gerektirmeyeceğini ve bir ülkenin gıda üretiminin o ülkedeki herkesi beslemeye yetmesinin o ülkede açlık olmayacağı demek olmadığını göstermiştir. koç üniversitesi 2004 mezuniyet töreninde bir konuşma yapmış ve fahri doktora almıştır.
  • kamu tercihi teorisi'nin onemli isimlerindendir.
  • geçen yıl koç üniversitesi ne şeref veren bu zatı muhteremin hala hindistan pasaportu taşıyor olmasından dolayı ülkeye girmeden evvel saatlerce yeşilköy havaalanında bekletilmesi ve bu bekleme esnasında kibarca dert anlatmanın türk idaresi üzerinde işe yaramadıgını görmesi ise türkiye adına tam bir dumurdur. en vasıfsız dolandırıcı ve katillerin vip kodidorunu kullanarak türkiyeye giriş ve çıkış yaparken herhangi bir zorluk çekmediğine emin oldugumuzdan dolayı nobel ödülü almış bir insanın türkiye ye girerken zorlanması acıdır, aynı zamanda gerçektir. kendisi eger türkçe biliyor olsa idi eminim bekletildiği süre zarfında "ne insanlar gördüm üzerilerinde elbise yok; ne elbiseler gördüm içinde insan yok" içerikli bir ibrahim tatlıses türküsü çığırıp isyanını dile getirirdi tüm dünyaya karşı.
  • tam adı amartya kumar sen.
  • "identity and violence: the illusion of destiny" adli yeni kitabinda huntington'un medeniyetler catismasi savina pek guzel sekilde karsi cikmis hintli profesor. kisaca, insanlari sadece dini kimliklerine gore siniflandirmanin ve bunu da yalan yanlis yapmanin insani degerleri hice saymak oldugunu soyler. sonucta medeniyetler catismasi savi, bazi insanlari birbirlerinden ayiran (ve dolayisiyla baskalarini da bir araya getiren) kulturel, politik ve diger farkliliklari hice sayarak insanlarin tek onemli farkliliginin dini "ozellikleri" oldugunu savunur. bu gorus de hem zararli, hem de tutarsizdir. zararlidir cunku insanlari insan gibi degilde (cok) basitlestirilmis varliklar olarak gorur, bu da insanlar arasindaki iletisimin onunu tikar. tutarsizdir cunku insanlar sadece dinlerine gore degerlendirildiginde bile gercek bir ayrimdan sozetmek imkansizdir. tamam, iki insan cok genel bir karsilastirmada budist ve musluman tanimlariyla birbirlerinden ayrilabilirler. ancak ayni genel karsilastirma, dinsel bir farki olmayan iki muslumanin dusunce ve yasayis birligi icinde varsayip ikisini ayni kefeye girmeye zorlar.

    amartya sen boyle buyurmus yeni kitabinda. insallah huntington'un savlarini uzun uzadiya tartisanlar sen'in de fikirlerini ayni coskuyla tartisirlar (anglo-saksonlar buna wishful thinking diyor sanirsam).
  • (bkz: samartya sen)
  • “yoksulluğu anlamak için boşalmış cüzdanlara değil, yoksunluk içindeki hayatlara bakmak gerekir.” diyen yoksulluk ve kalkınma konularında değerli eserlere sahip nobel ödüllü bilim adamı.
  • ekonomik adalet söz konusu olduğunda tam egaliteryanizm savunucusu amartya sen tüm bireylerinin eşit miktarda mal ve mülke sahip olması gerektiğini ileri sürmektedir. bu tip teoriler herkese, her ne olursa olsun, en önemli maddi şeylerin paylaşımını sağlamakla yetinecektir, örneğin para gibi şeyleri. bu doğrultuda faaliyet gösteren daha dikkatli ve yetenekli düşünürler bu gibi bir paylaşımın eksiklerinin çok olduğunu görmüştür: böylece daha büyük ihtiyaçları olan kimseler (örneğin özürlüler) bu işten zararlı çıkacaktır, aynen bu dogrultuda tembel ve özensiz kimseler bu şekilde ödüllendirilmiş olurdu, çalışkan ve yetenekli kimseler ise cesaretsizlendirilmiş olurdu. bunun için sen gibi tam egaliteryanizm taraftarları olumsuz sonuçlardan kaçınmak üzere herkese eşit miktarda verilmesi gerekli maddi şeyleri bulmak için oldukca zor olan dengeyi bulmaya çalışmıştır. bu bağlamda örneğin verilen öneriler doğrultusunda: herkesin eşit ölçüde mutlu olması, herkese sadece eşit miktarda maddi şeyler yanında bunların tasarrufu ile ilgili olarak eşit şansların tanınması gerekliliği (bu da bireylerin çeşitli şahsi özelliklerine de kapsamaktadır), herkese gönenç olması için eşit şansların tanınması gerekli olduğu gibi. bu alanda süren tartışmalar halen önerilen eşit dağılımının hangi çeşidine öncelik verilmesi gerektiği konusundaki kesinlik kazanmamıştır.