şükela:  tümü | bugün
  • 1979 yapimi krzysztof kieslowski filmi (senaryo ve seslendirmelerin yarisi da kendisine ait). gdansk, moskova, chicago ve berlin film festivallerinde çesitli ödüller kazanan bu film kieslowski'nin bir dizi belgesel filmini takip eden ilk uzun metrajli filmi olup (117 dakika), polonya'da ve yurtdisinda farkedilerek öne çikmasini saglamistir. przypadek ve bez konca ile birlikte yönetmenin dekaloglar öncesi döneminin en önemli filmlerinden sayilabilir ve bu iki filmle beraber kieslowski'nin siyasete en çok ve en belirgin eğildiği filmleri oluşturur. ingilizce adi camera buff'tir.
  • krzysztof kieslowskinin ülkesi dışında ciddi anlamda tanınmaya başlamasını sağlayan 1979 yılı mahsulu film.

    başrolde her daim arkadaşı, yoldaşı ve hit oyuncusu olmuş jerzy stuhr var. ayrıca filmde kendisini oynayan, dönemin önemli yönetmenlerinden ve kieslowski'nin yakın dostlarından krzysztof zanussi de bulunmakta. zamanında gerekli saygıyı görmemiş olan bu film, ancak yaptığı renkli üçlemeden sonra sanki yeniden keşfedilmiş gibi tekrar günyüzüne çıkartılarak mücevher olarak değerlendirilmiştir.
  • filmin anlatımı, tipik hollwood tarzı nasılsa onun tam tersidir. genelde hollywood'da bu tip karakterler sıfırdan başlayıp kısa süre içinde inanılmaz yükselen, yaptığı işlerle insanları şoke eden sıradışı insanlar olur ama amator'deki filip mosz karakteri, aşırılıkları olmayan, kendi halinde, aslında sıradan bir insandır. yaptığı işler ve kendisi hakkındaki kanı, başarılı ve yetenekli ancak henuz daha yolun başında ve çok eksiği var şeklindedir. zaten olası yönetmenlik kariyerinin daha başında kendisiyle hesaplaşırken film biter ama bu kadar gerçek ve tutarlı bir anlatım nasıl olduysa fazlasıyla sıradışıdır.
  • diğer adıyla camera buff.
  • kieslowskinin kaderciliğini de "ne tesadüf"çülüğünü de en güzel anlatan filmdir bana göre.ama bu teadüfler alışılanın aksine ivmeli bir yükseliş yerine düşüşe sebep olurken,biz de seyrederiz.

    sevdiği karısıyla ve yeni doğan bebeğiyle sıradan ama mutlu bir yaşamı olan filip moszun "tesadüfi' bir şekilde kamerayla buluşmasını..o ana kadar hayatında belki de hiç bu kadar kuvvetli olmayan tutkuyu tatmasını ve bu tutkunun onu nasıl aklından dahi geçirmediği heyecanlara taşıdığını..kendisinin bile nasıl olduğunu anlamadan değişen hayatını..
    sonrası,sonrası iyilik güzellik.
    ama yine de şu soru takılır basit bir izleyici olarak kafama "o kamera olmasaydı iyi mi olurdu yani?"

    bakmayın siz benim bu kadar yüzeysel anlattığıma üzerinde kafa yormaya birebirdir.çok şeyi vardır anlatacak.patronlar,entelektüeller,polonya.ve imgeler imgeler..
  • --- spoiler ---

    "...sonra fark ettim ki, dünyada huzur ve sükûnetten daha değerli şeyler varmış"

    --- spoiler ---
  • yine boş cam şişeyi, içi süt dolu olanıyla değiştirmeye eve gelen birinin olduğu bir karesi bulunan kieslowski filmi.

    p.s. : fabrikanın patronu, hukuk mezunu, ekonomi doktorası yapan 'director'.. benzettiniz siz de birine değil mi? aramızda. kıps.
  • krzysztof kieslowski'nin en önemli filmi olmasına rağmen pek bilinmemektedir. kanımca"tutulma hali" ni en güzel anlatan filmlerden biridir.
  • karakterlerini sevmediğim halde keyif aldığım, tutkunun ne kadar kuvvetli bir duygu olduğunu gösteren, sıradan bir konuyu sıradışı, olağan bir olaylar bütününü olağandışı anlatan kieslowski filmi.

    üçlemesi kadar etkilenmedim fakat izlenmesi gereken bir yapıt.
  • bir insan sinemayı neden sever sorusuna cevap olabilecek filmdir.

    seneler önce, daha ikibinlerin başındayken tek başıma kaldığım öğrenci evimde masrafları kısmak adına internet bağlatmamışken enteresan bir şekilde karşıma çıkan bir filmdir. o dönemler daha yeni yeni sinemayı bir sanat dalı olarak kavramaya başlamıştım. ya amele gibi altyazılı film mi izleyeceğizden, filmi orjinal dilinde alt yazılı izlemek lazım mirim kıvamına yeni geçmekteydim. bel çantamda hep birkaç adet boş cd ile gezip, misafir olduğum öğrenci evlerinden izlememiş olduğum filmleri kopyalayarak arşiv yapmaktaydım.

    tabi o zamanlar sadece sanatsal film de toplamıyoruz, işte mp3 olsun, üzerinde bilimum şey yazan cd'ler olsun (bkz: porno cd'nin üzerinde yazanlar) elime ne geçerse topluyorum. yine böyle bir zamanda arkadaşım kazaa veya limewire üzerinden başka amaçlarla listeye bu filmi de eklemiş.

    -lan salhane ya bi film indirdim bi sike benzemiyor ama belki ilgini çeker diye silmedim
    -ne ki lan o?
    -amator diye bişey
    -eheheh ilgimi çeker tabi, aç lan neymiş bakalım
    -lan olm öle değil...

    sonra bir süre alt yazısını beklemiştim, arada açıp bakıyordum alt yazı sitelerini acaba çeviren olmuş mu diye. o günlerden bu günlere defalarca izlemişimdir, ilk izledikten sonrası sinema tutkusu tabi.

    56 denklemli introyu ne zaman dinlesem aklıma amator gelir. (bkz: #11260377)