şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: hey man) (bkz: nelly furtado)
    "....and i don't want ambivalence no more,
    i don't want ambivalence no more,
    i don't want ambivalence no more,
    no i don't want ambivalence no more!"
  • latin kökenli iki kelimenin beraber kullanılmasıyla oluşmuştur; -ambi- her ikisi, -valentia- ise güç anlamına gelir. eşzamanlı çelişen duyguları tanımlamak üzere türetilmiş bir psikoloji terimi olarak ortaya çıkmıştır, 1916'dan beri aramızdadır. türkçeye çevrilince ise bir cümle olmakta ve bizleri üzmektedir.
  • girl interrupted filminde winona ryder ın açıklamaya çalıştığı durum.
  • "karşıt-değerli" manasına da gelen ingilizce kelimedir.
  • birbirine zıt duygu, düşünce ve davranışların bir arada bulunma durumu. (bkz: ask nefret acı ve haz)
  • freud un çok sevdiği kelime . örn: mina nın nerdeyse bütün şarkıları senden nefret ediyorum diye başlayıp seni çok seviyorum la biter... ah ödipik aşklar!
  • küçük bir sandalla tek başına gezintiye çıkmış bir kadınsınız. sizi açıklara sürükleyen umulmadık bir akıntıya kapılıyor ve geri dönmek için çabalamaya başlıyorsunuz. aradan 1-2 saat geçiyor ve sizin çabalarınız çok az sonuç vermiş, yorgun, aç, susuz, üşümüş ve canınızdan endişe eder bir haldeyken, güçlü bir tekne size doğru yaklaşıyor, sandalınızı bordalıyor ve teknedeki adam sizi tekneye çekmek için elini uzatıyor. başınızı kaldırınca adamın, çocukken sizi taciz eden kişi olduğunu görüyorsunuz.

    işte tekneye çıkma konusunda o an hissettiğiniz eşit derecede şiddetli isteme ve istememe haline denir.

    (bkz: borderline kişilik bozukluğu)
  • (bkz: ambale)
  • koloni dönemi ya da koloni sonrası edebiyatinda sık rastlanır kendisine. karmasik, birbiriyle celisen duygulari ya da durumlari belirten bir kelimedir.

    örnek vermek gerekirse; sosyal medyayi ya da genel olarak interneti kotulerken direkt interneti kullanmak bu duruma bir ornektir.

    edebiyattan ornek vermek gerekirse; sömurge devletlerinin somurusu altinda yillarca kalmis ulke vatandaslari, sanatcilari yasadiklari sömuruyu anlatmak icin kendisini somuren ulkenin dilini kullanir cunku aslinda bu dili kendi ana dilinden daha iyi ogrenmek zorunda kalmistir.

    baska bir ornek vermek gerekirse; kapitalizmin ekonomik duzeninde calisanbir insan calistigi isten ve kapitalizmden nefret etmektedir ancak bu isi kaybederse parasiz kalacagi dusuncesi kendisini korkutur ve bir nevi nefret ettigi isini sevmeye zorlar kendini...