şükela:  tümü | bugün
  • ameliyat büyük veya küçük olsun ama genel anestezi uygulanacak olan ameliyatlarda, özellikle interneti sıklıkla kullanan bir kişinin dostuna kendi kullandığı şifrelerini verdiği gecedir. ertesi gün sabah 08.00 de başlayacak olması sebebiyle tanıdıklarıyla helalleşmesi, eşiyle, ailesiyle konuyu açmamaya çalışırken içine akıttığı kandan gözyaşları ile dolu ve uyumanın mümkün olmadığı gecedir.
  • 1 aydır kendinizi ameliyata hazırlıyorsanız, pek bir sorun yoktur. güle oynaya uyursunuz da...
    ben ameliyata gidene kadar çizgi film izlemiştim. bunda hasta ya da rahatsız olmadan ameliyat olmamın da rolü büyük tabi. yine de ameliyathanede sıra sıra bıçak, makas, testere ve satırları görünce olayın vehameti anlaşılıyor ama çok sürmüyor zaten, uçuyorsun...
  • lahman denilen olayın uygulandığı gecedir. çok afedersiniz götünüze iki tüp ilaç enjekte edersiniz ki bağırsağınızı boşaltın ve ameliyatta problem yaşanmasın diye. uygulamadan yaklaşık 20 dakika sonra hayatınızın en sarsıntılı ve gürültülü sıçışını gerçekleştirirsiniz.

    aynı gece belli bir saatten sonra yemek yemeniz yasaktır(tabi ameliyata bağlı olarak). büyük olasılıkla size sağlam bir sakinleştirici verirler ki rahat uyuyabilin diye. kafanız harbi taşak gibi olur. ancak ameliyattan önce verilir o haplar. nerelerde saklarlar bi bulsam öhömm. konumuza dönelim. ya da konu bitmiş lan dönmeyelim..
  • su bile içmenin yasak olduğu gecedir.
  • ameliyattan iki gece önce başlayan korkunun artmasıyla sürüp giden gecedir.
    korkulanın ne olduğu tartışmalı olmakla birlikte zannımca beni en çok korkutan, sedyeye alınıp ameliyathaneye doğru götürülme anıdır.
    neden bilmem, sevdiklerime el sallamak, ne olacağını bilmediğin beş saatlik bir uykuya dalmak filan zor işler.

    ayrıca tüm vasiyetin en yakın dostla paylaşıldığı gecedir aynı zamanda.
    dost, gözleri dolu dolu küfürler savurur ama o ruh halini de ancak ameliyata girecek olan biri anlayabilir, kimsenin anlamasını beklememek lazım.

    (bkz: sözlük ben korkuyorum)
  • en kıytırık ameliyattan önce bile triplere sokan gecedir. bir de bunu hastanede geçirenler vardır. misal böbrek taşı ameliyatı olacaksın bir gece önceden hastaneye yatıyorsun. ulan böbrek taşı dışında bir şeyin yok, belki de sapasağlamsın ama işte o geceyi orada geçiriyorsun. zaman zaman diğer odalardan gelen sesler moralini bozuyor falan, allah kimseyi o duruma düşürmesin. düşene de acil şifalar, moral ve huzur versin.
  • ameliyattan sonraki birkaç geceden sonra hatırlanmayacak gecedir. hastalıktan sonra gelen sağlığın hissettirdiği kadar güzel bir şey yoktur herhalde. o gece mümkünse ameliyattan ve iyileştikten sonrasına dair tatil gibi iyi planlar yapmalı, moraller bozulmamalıdır. çaresiz hastalıklarda hastanın ömrünü uzatmak için yapılan bazı ameliyatlar falan hatırlanmalı ve umutlar her daim yemyeşil korunmalıdır.
  • ameliyat bittikten sonra bir daha hatırlanmaz. neden hatırlansın ki; lüzumsuz endişe, korku ve kafada kurulan binlerce anlamsız ıvır zıvırdan ibarettir.

    hele bitsin de şu ameliyat.
  • bende ne zaman olsa anlamsızca relax olduğum geceler olmuştur.

    taa ki sabahına hastaneye gittiğimde üzerime arkadan götü açık o yeşili giyip, kafama boneyi takıp, sedyeye uzanıp, karın açlığımı hissedip, ameliyathaneye indiğim ana kadardır. buz gibi oluyor ora bir de. it gibi titriyorsun.

    yalnız ameliyat sonrası hastanede kalınan geceler sonrası taburcu olup eve dönüldüğü an ve dünyanın raporunu alıp evde taşak yayarken, işe gitmezken yapılan keyif pahabiçilemez! en keyif aldığım dizileri hunharca izleyip yattığım yerde yemek yemek acayip güzel oluyor. hele bi de fm açıyorum diğer yandan.. miis miiss..

    amma velakin sağlık iyidir reyizler. şaka maka yine de insan o hallere düşeceğine it gibi çalışıp haftada bir gün izinle gezmeyi yine de yeğliyor. çünkü o raporun son birkaç gününe gelince insan kendini işe yaramaz, artık sonu gelmiş, tüketilmiş ve kenara terk edilmiş gibi hissetmeye başlıyor bir süre sonra.

    ayrıca bu hissiyatı da geç, çok daha ağır hastalıkları olup da sırtında taş taşımayı isteyecek o kadar çok insan vardır ki hayatta, allah kimseleri düşürmesin o hallere.
  • başlığı görünce tutamadım kendimi, daha o geceyi yaşayalı bir ay olmadı çünkü.

    değişik bir his o. korku desen değil aslında. sanki çaresizlik gibi. ama çaresiz kalmanın çaresizliği değil. sanki, o masaya yattıktan sonra kendi üzerindeki tüm egemenliğin biteceği, kendini tamamen o doktora bırakmak zorunda kalacağın için afallama çaresizliği gibi. tarifi güç.

    yattığın yerde kendine bakarsın, aynaya bakarsın, pencereye bakarsın, tüle bakarsın, kornişten çıkmış perde ruleti varsa gözün ona kayar, duvarda poster varsa ona odaklanırsın. sanki ömründe son kez görüyormuşsun gibi gelir her şeyi. ameliyat ister basit isterse ağır bir ameliyat olsun.

    iç dünyan ayrı çalkalanırken, cinsellik de ayrı çalkalanır. çünkü duygusallık bir yana, bir de yaşamın döngüsü diye bir şey var ve ölüm tehdidi algıladığımızda, ölüm korkusuna bulandığımızda vücudumuz kendisini üreme haliyetine alıyor. yani, insan azıyor. seeeeekkkss diye bağrınıyor. şaşırmayın yani. ulan öleceğim, ne seksi, bu ne biçim düşünce demeyin. korkudan hep o. bu bilgiyi de sattığıma göre devam ediyorum:

    zaten önceden bildirirler; fakat ameliyat gecesi yemek yemeyi kesin. suyu da kesin. aç mı aç, susuz mu susuz girmeniz gerekiyor ameliyata. tabii belki bazı ameliyatlarda öyle değildir, onu bilemem.