şükela:  tümü | bugün
  • ameliyat olmayı bekleyen hastaların yakınlarını görmek çok ağır koyar insana, yalnızlığın tartışmasız saf halidir.

    veda edecek kimsenin olmaması bıçak gibi saplanır, 1-0 yenik girilen ameliyattan sağ çıkarsa o adam;

    ölene kadar kimseye ihtiyaç duymaz.
  • benim bu. doğduğum, büyüdüğüm ülke dışında bir ulkede. o zamanlar biri 21 aylik, digeri 3 aylik henuz emme döneminde olan bebegimi babalarina emanet edip, sabah taksiyle hastaneye gidip ameliyata girmem. buz gibiydi. hala hatirladikca burnumun diregi sizlar. kimsesiz hissetmiştim kendimi. zaten oyleydim de galiba.
  • maalesef benim bu. girerken destek olacak kimse yok. çıkınca yine kimse yok. aşırı buruk hissetirir insana kendini. gözler dolar.
    tek başına hastanede kalıp ardından eve dönmek de cabası. doktorcağız kontrole gelip farkettiğinde üzülüp bi torba abur cubur almıştı, oturup muhabbet etmişti ya.
  • kapıda birilerinin beklemesine bunu tercih ederim hatta hastaneye gitmem gerektiğinde şimdiye kadar yakınlarıma hep yalan söyledim ciddi bi durumsa rutin bir kontrol için gittim dedim, sonuçlar kötü çıksa bile hep muhteşemmişim bi sorun yok dedim çünkü kendi sorunlarımla insanları üzmekten nefret ediyorum.
  • içinde kopan fırtınaları hemşire ve doktorların sesiyle bastırmaya çalışmaktır.
  • her gelen hemşire "refakatçiniz yok mu?" diye sorar. "yok" demek zordur. göz yaşları süzülür.
  • ben ayıldığımda ağlıyordum. sonra işte kendi kendime taburcu oldum. üzücü ama kendi kendine yetmek güzel.
  • çantayı cüzdanı bırakacak kimse olmadığı için parasız, sadece kredi kartıyla gelinir. çalınırsa harcama itirazı yaparım en kötü diye düşünülür. eşyalar, kimsenin almaması ümit edilerek ameliyat sonrası dönülecek yatağa bırakılır. hemşireye söyleyip göz kulak olması ümit edilir. ameliyat sonrası yeterince dinlendikten sonra, bir de taksi bulmak için yol kenarında epey efor sarfedilip eve dinlenmeye gidilir.
  • içine içine ağlamak deyiminin hayatta karşılık bulmuş halidir bu. dünyanın en yalnız insanı olduğu hissettirir insana. hayatta daha çaresiz hissettiğim bir an hatırlamıyorum. gözünü parlak ışıklara dikersin ve şu cümleyi tekrar edersin:

    "bu masadan kalkabilirsen, bir daha böyle yalnız kalmamak için yaşa."
  • su verecek kimse yoktur, kendin de getirmeyi akıl etmemişsindir, kalkıp koridordaki sebilden alırsın, herkes tuhaf tuhaf bakar