şükela:  tümü | bugün
  • ilk bakışta hotline miami'yi andıran bir film. işin ilginci gerçek bir hikayeden esinlenmiş sanırım. ancak bahsi geçen gerçek olayla ilgili bir bilgi bulamadım.

    http://www.imdb.com/title/tt6212478/
  • the imposter isimli ürkütücülük ve manyaklıkta çığır açmış belgeselin yönetmeni bart layton'ın uzun yıllar sonraki ilk işi. içlerinde hayali sevgilim evan peters'ın da bulunduğu dört arkadaş, 'bizden bi bok olmayacak, öyle ölüp gidecez' krizinin etkisiyle, hayatlarına ekşın katmaya karar veriyorlar. bu arkadaşlarımızın seçtiği yol: kitap çalmak. 12 milyon dolar değerinde, dünyanın en nadir kitaplarının bulunduğu bir üniversite kütüphanesini seçiyorlar. arkadaş, üniversite kütüphanesinde 12 milyon değerinde kitap (-lar?) mı olur yahu?

    imdb'ye göre, film gerçek bir hikayeden alınma. 2005 yılında, benzer bir sanat hırsızlığı olayı gerçekleşmiş.

    malum ortamlara düşse de biraz evan peters hasreti giderebilsek... ah evan'ım... lililil...
  • izlenmesi gereken bir filmdir.

    --- spoiler ---

    evan peters, barry keoghan, jared abrahamson ve blake jenner isimli dört arkadaşın başından geçen gerçek olayları anlatan american animals filmi dram ve suç türüyle bart layton tarafından yönetilmiştir. dört genç arkadaş sıradan hayata sahip insanlardır fakat amerika tarihinde gelmiş geçmiş en büyük sanat hırsızları olacaklarını henüz kendileri de bilmiyordur. planlamak ve uygulamak üzere oldukları bu olağanüstü soygundan hayatları nasıl etkilenecektir?
    --- spoiler ---
  • belgesel tarzinda cekilmis sikilmadan izlenilesi film. ici bos aksiyon filmlerinden degil, zira karakterler bir yandan da o 20'li yaslara has olan "hayati, basari kavramini, amaclarini" sorgulayan derin sohbetlere daliyorlar. boylece insan, o karakterlerle butunlesebiliyor. ayrica belirtmem gerek ki ozellikle evan peters ve barry keoghan cok guzel oyunculuk cikarmis.

    --- spoiler ---

    film gercek olaydan esinlenilmis olup, ilgili olay 2004 yilinda kentucky'deki transylvania universitesi'nde meydana gelmis. warren lipka, spencer reinhard, eric borsuk ve chas allen isimli dort ogrenci, universite kutuphanesinin nadir eserler bolumunden john james audubon'a ait olan "the birds of america" kitabini calmaya karar veriyorlar.
    --- spoiler ---
  • ergenlerin izlemesi gereken bir film.
  • hayatınızda saçma ama heyecan verici olduğunu düşündüğünüz birşeyi yapma konusunda karar aşamasına gelmeden önce izlemeniz gereken bir film.
  • bekledigimden cok daha basarili buldugum, oyunculuklari ayri guzel, gerginlik seviyesi, heyecan ve eglence dengesi muazzam olan bir film olmus bu.

    baslarken gayet ergenler soygun yapmis filmini cekmisler bak hele diye basladigim, ancak devaminda her karakterin ayri ayri guzellikle islenisi, hele o yaslarda insanin hakikaten, nasil da aklinin bir karis havada olup da, her istedigi seyi yapabilecek olduguna inanacak suursuzlukta olmasi durumunu, oyle sahane ve ayarinda vermisler ki, keyifle izledim..

    bir kritik elestiri olarak, sadece belki gercek hayatta bu boku yiyen karakterleri, filmin icine daha duzgun sekilde sokabilirler miydi diye dusunmeden edemedim.. cok net degil sanki, hangisi tasvir hangisi gercek kesit tadinda araya giriyor, biraz karismis sanki.

    ama gayet guzel bir filmmis. ayila bayila izlenir.. 7 yi her turlu hakeder, sempati bonusu ile 8 bile verilir..
  • sozlukte cok az ilgi gormesine sasirdigim, bart leyton imzali amerikan yapimi suc-gerilim filmi.

    film 2004 yilinda kentucky universitesinde yasanan "gercek olaylara" dayaniyor, hatta filmin basinda, "gercek olaylardan uyarlanmamistir" , "bizzat gercektir" gibi bir ibare de yer aliyor.

    filme yari belgesel tadinda diyebiliriz , hem gercek kisiler, hem de onlari oynayanlar , filmin icine serpistirilmis durumda, filmdeki oyuncularin basladigi bir cumleyi digeri bitiriyor mesela , sahne gecislerinde gercek hayattaki kisi ile baslayan sahne (kamera kesmeden) filme donuyor , ki bu benim cok sevdigim bir cekim tarzidir.

    oyunculariyla, konusuyla, islenisiyle begendigim bir film olmustur. izlenir .
    gelelim spoiler hadisesine;

    --- spoiler ---

    demolotion man'i (cezalandirici) izleyenler hatirlar. film yakin gelecekte gezer, stallone ve wesley snipes dondurulur, kotu adam cozulur ve kotu adami yakalamak icin , iyi adam devreye girer.
    cezalandirici, o donem bilimkurgu filmlerinden farkli bir gelecek cizmistir bize, kaotik karanlik ortamlar yerine, baris icinde yasayan insanlar, her sey yesillik vs (zeitgeist'i izleyenler hatirlar, bir nevi venus project)
    yani ilk defa bir bilim kurgu filmi, kaliplarin disina cikmis, "ulan belki de guzel gunler vardir" demisti.

    eee , ne alaka derseniz, soyle ki?

    turu heist olan ( yani bir hirsizligin planlanmasini , oncesini , uygulanisini ve sonrasini gosteren ) filmlerde, (ozellikle uyarlamalarda) genelde herkes boyle rahat, cool , yani bir cok filmde , o "gergin"ligi hep "aftermath" esnasinda goruruz. oyuncular genelde "hallederiz aga" rolundeyken bu filmde yukarida verdigim ornege benzer bir durum var,soyle ki

    cocuklarin bastan sonra gergin tavirlari, durup durup kusmalari, soygundan ilk vazgecislerindeki o panik hallerini cok basarili buldum.
    yuzlerinde surekli bir telas hakim, "lan ne olacak" - "vazgecsek mi" havasi cok hakim. yonetmenin bu hissi iyi verdigini dusunuyorum.

    olaylari okumadan , yani "neymis la bu gercek olaylar" demeden filmi izlerseniz, zaten mevzunun patlayacagini tahmin ediyorsunuz, ama, bir filmin sonunu tahmin etmek , o filmin kotu olacagi anlamina gelmiyor.

    neticede , dozaji yuksek olmasa da ara ara "fincher'in panic room" filmindeki gibi gerilim yasatti bana, yani "dozaj" olarak diyorum , filmleri karsilastirmiyorum aman diyim!.

    filmde de , kanimca, iki tane gonderme vardi.

    birincisi, soygun gunu eric"i aldiklari sahne direkt olarak "dark knight"ta joker"in filmin basindaki soygun sahnesine giris sekli ile ayni. sirti kameraya donuk, elinde siyah canta, guzel gondermeydi, sevdik.

    digeri ise , soyguna dorduncuyi aradiklari sahneden.
    chas akillarina geldiginde, kamera , uc kisinin bulundugu bodrumdan basliyor ve tavan arasindan gecip, chas'in kendi evine devam ediyor. bu gecis sahneside, evet aynen "fight club"in basinda, kameranin gokdelen tepesinden , otopark'a indigi sahnenin bir benzeri degildir de nedir?

    filmdeki (bence) tek mantiksiz sey, en sonda spencer, warren icin "belki de amsterdam'a hic gitmedi, onu havalimanina biraktim ve oradan aldim" demesi ve warren'in da "belki de hic gitmedim, anlattiklarimla yetinmek zorundalar" falan demesiydi, e kardesim hic mi kaydi kuydu yok bu islerin, pasaportuydu bilmem nesiydi? o kisma da "bu kadar kusur kadi kizinda da olur" diyor ve 7/10 ile ugurluyoruz audobon efendiyi ve kuslarini.

    --- spoiler ---

    iyi seyirler.
  • yapımcı ve senaristlerin “gerçek hikayeden alıntıdır” demagojisinden acilen vazgeçmesi gerekmektedir. seyirci yemiyor artık bu duygusal içselleştirmeyi ve alenen zaman kaybı ile sömürülüyoruz.
    filme gelirsek; konuya suç dram gerilim denmiş, külliyen yalan. piyasada hırsızlık temalı çok daha iyi dizi ve film senaryoları varken bu film fazla çerez ve amatör kalmış. ha adamlar gerçek hayatta amatörce davranmışlardır diyecekseniz de o zaman her anıyı filme dökmeyiversinler.
    dün akşam, marketin kapanmasına tam 60 saniye varken yaptığım alışveriş ve o süreçte başıma gelenlerden, çok daha gerilim ve aksiyon dolu harika bir senaryo çıkardı.
    izlemeyin. ya da skiple geçin. siz bilirsiniz.
  • bugün izliyorum düşüncelerimi editlerim
    edit: puanım 85 soygun filmi (belgesel) farklı, güzeldi. acaba bugüne kadar çalınan kitaplar nerede ve ne yazıyor. ve neden talep vardı kitaplara çalınması için...