şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
6609 entry daha
  • cin ile soguk savasa girmis olan ulke. ticaret savasi, finans savasi, yatirim savasi, teknoloji savasi, para sistemi savasi. sadece sicak savas yok suan. en son huawei adli sirketin herhangi bir amerikan semiconductor cip firmasiyla is yapmasi yasaklandi. huawei neden onemli derseniz, bu arkadaslar su an dunyada en ileri 5g teknolojinisi en ucuza satan firma. 5g neden onemli derseniz, eger herhangi bir sikinti cikmazsa, evde kullandigimiz her aletin icinde bir 5g cipi olmasi bekleniyor ve boylece herseyi birbirine baglayabilecegiz. ıcerisinde backdoor oldugunu bildiginiz bir cipi eve alip, kullanmak ister misiniz ? dolayisi ile huawei ye uygulanan yaptirim, tunelin sadece girisi. ıcerisinde arkakapi var diyerek, cin uretiminin icine etme plani olan, bati denince akla ilk gelen devlettir.
  • girdileri baştan sonra okuyorum ve genelde birkaç kişinin kendi perspektifinden kendi ülkesindeki olan abd’yi anlattığını görüyorum. hepsi kendince doğrudur muhtemelen, ben öyle olduğunu düşünüyorum çünkü çoğu belgeler paylaşmış vesair ancak benim hakkında konuşmak istediğim konu ekonomisi veya gündelik hayatının zorluğu gibi konular değil. bir süre önce fark ettiğim bir ayrıntıyı anlatmak istiyorum.

    ben z kuşağındanım. ancak bizimkiler de izledim, varsayalım ismail de izledim ve aynı şekilde milliyetçi bir ailede ailenin milliyetçi telkinlerine uyan biri olarak büyüdüm.
    buna rağmen her zaman amerika birleşik devletleri’ne karşı bir sempatim oldu. normalde çok hazzetmemem gereken dünyanın şerifi pozisyonundaki ülke benim küçük hayalim oldu.

    yerleşmeye dair hayallerim de sağlık sistemini iyice araştırınca söndü ne yazık ki, her ne kadar hastanelerle pazarlık yapılıyor olabilsin ve sigortalar insana güvence versin, bana sadece “paran varsa yaşayabilirsin. yoksa ölmek zorundasın” izlenimi verdiği için kalbimde sızı olarak kalacak güzel bir ülke.

    niye bu kadar uzun bir girizgah yaptığımı bilmiyorum aslında. buna gerek yoktu, sadece sempatimin ne derecede olduğunu anlatmak istedim sanırım.

    sempatimin kaynağını çözdüm birkaç ay önce ama aklıma buraya not etmek de gelmemişti.

    abd, inanılmaz güzel bir şekilde, ne kadar yeni olursa olsun, kültürünü gençlik üstüne işliyor. katma değer çıkarabilecek insanları kendine çekmek için çabalıyor.

    birkaç ay önce sempatimin kaynağını çözdüm demiştim. amerikan iç savaşı ile ilgili bir makale okuyordum. ama okuduğum makalenin bana sonunda verdiği kuru bilgi dışında bir şey katmadığını fark ettim. ne diyor bu kız demeyin. ben zaten amerikan iç savaşını ve savaşı kuzeylilerin kazandığını, güneylilerin eğitimsiz ve düşük seviye olduklarını 6-7 yaşlarımdan beri biliyordum! böyle dediğimde çok sallama gibi olacağına eminim ama hepsini çizgi filmlerden öğrenmiştim. 12-13 yaşlarında iken de jazz dinlemeye yine sağ olsun çizgi filmler sayesinde başlamıştım. boston çay partisi, 4 temmuz bağımsızlık günü, george washington ve kurucu üyeler, abd’nin avrupa devletlerine bakışı ve onların sanatına nasıl yaklaştıkları (nasıl küçümsedikleri de diyebiliriz, değil mi?) gibi birçok şeyi ben eğlenerek öğrenmiştim. annem sağ olsun tüm milli tarihleri beş yaşımdan beri biliyordum ancak benim için 4 temmuz kadar ilgi çekici değildi hiçbiri.

    amerika kendi kültürünü böyle zararsız bir biçimde satmaya devam ederse değişen de sosyal medya sayesinde militarist grup hariç milliyetçi yetişen bir zümrenin kalacağını sanmıyorum. her şey değişiyor ve gelişiyor. buna ayak uydurabilen milletler ayakta kalacak ama kendi perspektifimden görebildiğim kadarıyla abd bir süre daha süper güç olmaya devam edecek.

    ben bundan çok mutluyum. illaki içinden birini seçeceksem abd’nin çin halk cumhuriyeti’ne üstünlüğünü bin kez tercih ederim. ırkçılık gibi görünmesini istemesem de asyalılar psikopatlık ve güç sarhoşluğunda ayrı bir seviye.

    edit: zararsız kelimesiyle kastım, kimseye kendi kültürlerini dikte ettirmemeleridir. gerek programları ve gerekse şarkıları olsun, ürünleri takip etmek sizin elinizdedir.
  • 8 senedir yasadigim ulke. yetiskin hayatimin hepsi bu ulkede gecti. tek basima bu ulkeye gelip once universite okudum, sonra is buldum, ev kurdum, araba aldim, arkadas ve cevre edindim ve en sonunda gecen sene evlendim. artik buraliyim deyebilirim sanirim. hic avrupa'da yasamadim o yuzden karsilastirmam mumkun degil. ama bu ulkeyi ve insanlarini seviyorum ben. kimseden ne irkcilik ve ayrimcilik gordum. hic tanimadigim insanlar bana hep gulumsedi ve yardim etti. kimse aksanimi yadirgamadi. hem demokrat hem republican arkadaslarim oldu. hepsi de beni evlerine davet etti. saglik sisteminden sikayetim pek olmadi. bunun nedeni burada yasadigim surecte her zaman saglik sigortamin olmasiydi. sigorta pahali mi? evet. ama klinik veya hastaneye her gittigimde 5 dakika bile beklemeden kontrole alindim. her seferinde mukemmel hizmet gordum. parasi, isi ve egitimi olan icin amerika cennet kisacasi. amerika'yla ilgili en buyuk sikayetim, turistik cok bir yerinin olmamasi. yani avrupa gibi haftasonu italyaya gidelim olayi burada yok. her yere uzak. yasadiginiz sehirden diger sehre arabayla gitmek 5-6 saat aliyor. ben 18 yasinda tek basima bir kadin olarak geldigim bu ulkeden hicbir kotuluk gormedim henuz. gelecek ne gosterir bilinmez ama amerika benim bundan sonraki yurdum olacak gibi gozukuyor.

    amerika'da yasamayip buradaki yasam hakkinda abuk sabuk dusunce belirtenler cok garibime gidiyor. kendi tecruben degilse, internette okudugun yalan yanlis seyleri paylasmayin bir zahmet yahu.

    sonradan gelen edit: bir de soruyorum size, turkiye'ye tek basiniza hic kimseyi tanimadan gelip bunlarin hepsini yapabilir misiniz? iste amerika bu yuzden firsatlar ulkesi. akilliysan, amerika sana tutunman icin yardim ediyor. bu arada amerika vatandasi biriyle evlenmedim. burada kalmabilmek is yerimin bana sponsor olmasi ve ileride de greencard'a basvurmasi gerekiyor. ki oyle olacak gibi gozukuyor. cunku eger degerliysen amerika senin burda kalmani ister. trump bu isleri biraz degistirecek gibi gozukuyor tabi bakalim. ama sonsuza kadar trump yonetmeyecek bu ulkeyi....
  • her gün yaklaşık 1 ton kokain tüketilen ülke
  • 4 sene avrupa'nin gobeginde yasadim 1 gun bile orda surekli kalmayi dusunmedim,
    17 sene once amerika'ya tasinmam icin teklif yapildi, 1 dakika bile dusunmedim, geldigimin birinci senesinde burada olene kadar yasamaya karar verdim.

    bir turk icin yasanabilecek ideal yerdir amerikanin kuzey dogusu ve batisi. avrupa'daki gibi irkciliga maruz kalmazsiniz
  • kim ne derse desin dünya üzerinde vatandaşlığı en değerli ülkedir.

    herkes bok atar ama vatandaşı olmak için götünü vermeye hazırlardır.
  • şu makalede "monthly take-home pay"'i 4000, 5600, 9650 ve 8500 dolar olan aileler ve masrafları tartışılıyor. ailelerin oturduğu şehir ve semtler verilmiş. giderlerine bakınca yaşadıkları yaşamı tahmin edebiliyorsunuz. bu adamlar orta direk. iowa city'li dışında hepsi kiracı.
  • (bkz: #107635826)

    milyon kere yazdım, eski entrylerime bakabilirsiniz.

    amerikada kadınlara ırkçılık yapılmaz. amerikan erkekleri, kaba, hoyrat amerikan kadınlarından nasıl bıkmışlarsa daha geleneksel olan yemek temizlik yapan, anaç ve feminen olan yabancı kadınlara tapıyorlar. kara kuru hintli, malezyalı kadınlara bile olan ilgiyi düşünün, bir de eli yüzü düzgün türk kadınlarına olacak ilgiyi düşünün. hem feminen, hem modern hem anaç türk kadını orda altın, kimsenin aklına middle east demek gelmez.

    amerikadaki feminizm ve kadınlara yönelik olan pozitif ayrımcılıktan da bahsetmiştim. aynı birikime ve eğitime sahip iki adaydan kadın olanın işe alınma olanı yaklaşık yüzde 80 daha yüksek. o yüzden de kadınların iş hayatında yükselmesi daha kolay amerikada, bir de azınlık... standart amerikalıdan üstünsün. o yüzden türk kadınları amerikada daha rahat mutlu olabilir, ama ayrımcılık görmek istiyorsanız erkek olun. ben bile düzgün ve avrupai bir fizikle ne ırkçılıklar gördüm, ayrıntılar için eski entrylere bakabilirsiniz.

    edit: amerikada kimse açık ırkçılık yapamaz, ama gizli yapmaya çalışırlar. mesela ülken hakkında aşağılayıcı bir yorumu şaka gibi söylemeye çalışırlar veya gittiğin mekandaki garson çalışan vs yabancı olduğun için aksanını anlayamıyormuş gibi yapar. bunları fark etmeniz için de hem belli bir ingilizce seviyesinin üstünde olmanız lazım, hem de algılarınızın açık olması lazım. yoksa “amerikalılar çok güler yüzlü” dersiniz bişey anlamadan.
  • öncelikle san francisco'da 57k gelirle nasıl orta direk olunur diyen arkadaşın sorusunu cevaplayayım. yazdıklarımı bir kez daha okursa san francisco yerine san francisco bay area tanımını kullandığımı farkedecektir. bunu manhattan upper east side ile new yor city karşılaştırması gibi görün. ya da nişantaşı ile istanbul geneli. evet san francisco'da ev fiyatları çok yüksek, ancak her yerde olduğu gibi burada da semtten semte fiyatlar oynuyor. yarımadanın ucundaki 7 mile 7 millik ufak bir alanın ismi san francisco. en kuzey noktası olan golden gate köprüsünden aşağı 7 mil araba sürerseniz daly city'desiniz ve ev fiyatları bir anda en az %20 düşüyor. daha güneye iniyorsunuz, fiyatlar önce düşüp sonra yeniden yükseliyor. palo alto abd'nin en pahalı şehirlerinden biri, ancak 5 dakika araba sürüp east palo alto'ya vardığınızda ev fiyatları yarıya iniyor. sunnyvale ile cupertino'yu bir cadde ayırıyor. yolun iki tarafındaki evler arasında görünüşte fark yok, ama fiyatlar cupertino tarafında en az %30 artış gösteriyor. nedeni de cupertino'nun ülkenin en iyi devlet okul sistemlerinden birisine sahip olması.

    san francisco'dan güneye inmek yerine bay bridge üzerinden körfezin doğu yakasına geçtik diyelim. oakland eskiden beridir san francisco'nun ucuz alternatifi olagelmiştir. o 57k ve üstü kazanan, ancak san francisco'da yaşamayı bütçesi kaldırmayan ortadirek bugünlerde büyük oranda east bay'deki oakland ve berkeley'e taşınmış durumda. biraz daha hesaplı bir yer arayanlar içinse daha kuzeydeki richmond ve vallejo, ya da daha güneydeki hayward yerinde durup 60k civarı kazananlara ortadirek imkanları sunuyor. bütün bu saydığım şehirler bir araya gelince san francisco bay area olarak adlandırılıyor. nasıl ki istanbul'da ortadirekle fakirlik sınırı arasında kazanan bir ailenin nişantaşı veya bebek'te oturması mümkün değilse, sf bay area'da da aynı sınırda yaşayan bir ailenin san francisco içinde oturması çok zor (ancak uzun süredir aynı evde oturuyorsanız işler değişir), ancak hayward'da oturması ise gayet mümkündür. istanbul'da ortadirek alt sınırındayken ortadirek hayatı yaşamak için esenler, bakırköy, maltepe gibi semtler uygunsa, sf bay area'da da 57k ile ortadirek olarak yaşayabileceğiniz yerler mevcut.

    contravener denen yazara laf yetiştirmek istemiyorum ancak kendisinin kullandığı standartları sakin kafayla gözden geçirmesinde yarar var. upper income class denen şeyle neyin kastedildiğini öğrenmesi gerekiyor. diyor ki 400k altı gelirle zengin sayılmazsınız bu durumda upper income class sınıfına giremezsiniz. farkında değil ki upper income class'a dahil olmak zengin olmak anlamına gelmiyor. bu durum amerika'da olduğu gibi türkiye'de de geçerli.

    bakın upper income class nasıl tanımlanmış:

    "for its purposes, the pew research center considers a household to be upper class if its income is double the u.s. median household income.

    this means that, on average, a single person living alone needs to make just $78,281 to be considered upper class. for a household of four, the minimum combined income to make the cut is $156,561.

    by that measure, a number of entire work sectors likely qualify as upper class: most software engineers, attorneys and physicians in the u.s. are easily clearing that bar, for example."

    yani diyor ki upper income class kabul edilmek için aynı üye sayısına sahip ailelerin ortalama gelirinin iki katı kazanmak yeterli. bu da abd genelinde bekarlar için 78.281, 4 kişilik bir aile için de 156,561 dolar yapıyor. yani ortalama bir yazılım mühendisi, avukat veya doktor upper class kabul ediliyor.

    bizim yazar sanıyor ki sadece zengin milyarder fabrikatörler, tanınmış sanatçılar, sporcular, mirasyediler, hayatı boyunca çalışmadan lüks içerisinde yaşamalarını sağlayacak kadar parası olanlar upper income class'a dahil olabilir. eğer rahat içerisinde yaşamak için çalışman gerekiyorsa ortadireksin.

    kendisi ordan burdan uç örnekleri toplayıp, 9 bin dolarlık kiralarla, 100 küsur bin dolarlık özel okul ücretleriyle bir sonuca varmaya çalışımış. bakın ben doğrudan kendimden örnek vereyim. silicon valley'de mid-level bir mühendis olarak tek başıma kazandığım rakam, primler falan derken sf bay area'da yaşayan 3 kişilik bir ailenin middle class ile upper income class sınırının üstüyle altı arasında yıldan yıla gidip geliyor. bugüne kadar kendimi zengin hissettiğim olmadı. kazandığım para bize yettiği için eşim son 10 yıldır çalışmayıp oğlumuzla vakit geçirmeyi tercih etti. şanslıyız ki ben fena kazanmıyorum, öyle lükste falan da gözümüz yok. o nedenle bir sene orta direk sınıfındayken, ertesi sene upper income level'a geçiyoruz, ancak kazandığım rakam henüz 200 bin dolar'ı bulmuyor.

    peki bu para neye yetiyor? san francisco'da iyi bir muhitte iki oda bir salon bir evde kirada oturmaya, kaza geçirsek ertesi gün gidip yeni bir araba alabilmeye, istediğimizde dünyanın herhangi bir yerine maliyetini düşünmeden tatile gidebilmeye, günde üç öğün, her şeyin en iyisini, her şeyin organik olanını yiyip içmeye, giyimden bilgisayara, mobilyadan televizyona, bir şey alırken fiyatı sorun etmeden en kalitelisini rahatlıkla alabilmeye, iki yıldır aidat ödediğim halde gitmediğim gym üyeliğimi iptal etmeye üşenmeye. böyle yaşarken farkediyorum ki yıllık gelirimin aşağı yukarı yüzde 15-20 civarını da biriktirmişim. bugün karar versek yarın sierra nevada dağlarında lake tahoe'da emekliliğimizi geçirecek bir ev satın alabiliriz, ama amacımız biraz daha biriktirip san francisco'da ev sahibi olmak.

    peki her sene 200 bin dolar kazanıp upper income level'a daimi olarak geçsem zengin mi olacağız. tabi ki hayır. kimse bunu iddia etmiyor. peki eşim çalışmaya başlayıp o da bir 200 bin dolar yapsa, gelirimiz 400 bini geçse ne olacak? belki contravener lütfedip bizi kendi standartlarında upper income level sınıfına sokacak, ancak hayatımızda değişecek tek şey san francisco'da bir eve daha erken sahip olmak olacak. öyle 9 bin dolarlık kiralar, yıllık 100 bin dolarlık özel okullarla işimiz olmayacak. oğlumuz günü geldiğinde yıllığı 100 bin dolar olan bir üniversiteye gitmek isterse ve bizim bütçemiz elvermezse kredi alıp, mezun olduğunda ödeyecek. eşim bir gün kafasına esip çok satan bir roman yazmazsa ya da benim aklıma aniden next big thing fikri gelmezse hayatımız boyunca zengin olamayacağız. ancak rahat, konforlu, mutlu bir hayat yaşamak için de amerikan standartlarında zengin kabul edilmek gerekmiyor.

    hiç istemediğim halde yine fazla uzattım. ortadirek konusunda ahkam kesmek isteyenler önce araştırıp anlamını öğrensinler. üniversiteler, araştırma kuruluşları, devletler belli istatistiksel verilere dayanarak kimin hangi gelir grubuna dahil olduğunu kesin rakamlarla belirliyorlar. öyle, şu kadar gelirim olsa, şu kadarını şuna, bu kadarını buna harcasam, geriye kalan 1200 dolarla da karnımı doyursam diyerek yaptığınız hesaplamaların en ufak anlam ifade etmediğini anlayın artık.
27 entry daha