şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
6749 entry daha
  • bugün var olan siyahilere karşı ırkçılık muhtemelen bir 30 sene daha aynı şekilde devam edecek bunun sebebi de bu amerika denilen memlekette sosyal devletin olmamasıdır.

    1960lardan sonra siyahlara karşı olan ırkçılık legal olmaktan çıktı fakat o zamana kadar bilinçli olarak fakir bırakılmış, eğitim alamamış, kendi gettolarına tıkılmış bu kesim hala bu dezavantajlardan kurtulamıyor. çünkü düzgün eğitim almak, iyi bir meslek edinmek için hali hazırda paraya ihtiyacın var. devlet de her vatandaşa eşit fırsat sunmadığı için maalesef fakir doğduysan fakir ölüyorsun.

    haliyle siyahilerin yaşadığı mahallelerde suç oranları yüksek oluyor. siyahiler araba çalar, evleri soyar, insanları sokakta gasp eder gibi bir ön yargı oluşuyor. bu da günümüzdeki ırkçılığı yaratıyor işte. yoksa aşağı ırkmış, köleymiş falan bu muhabbetler çok küçük bir kesimin zihniyeti.

    bir diğer sorun da amerikada bireysel silahlanma oranı çok yüksek olmasıdır, yani hemen hemen herkesin silahı vardır. bu yüzden de polislere kontrol sağlayabilsinler diye çoğu ülkede olmayan haklar tanınmıştır. işte siyahileri sokakta kafasına göre öldürüp hiç ceza almayan polislerin dayanağı da budur aslında.

    özetle amerika denilen bu memleket bu yapısal sorunlarını çözmezse bu ırkçılık sittin sene bitmez.
  • amerika birleşik devletlerin tarihini bilmeyenlerin, kendisi hakkında atıp tuttuğu, herhangi bir alanda bel atı vuramayınca sağlık sistemine yüklendiği devlet.

    özellikle sağlık sisteminden dem vuranların, korona salgını nedeniyle amerika birleşik devletlerinde açıklanan ölüm sayıları sebebiyle bak gördünüz mü, biz demiştik gibi klişe bulguyla, sanki çok büyük şey keşfetmişler ve doğruymuş gibi gerine gerine buraya yazdıklarına eminim.

    çok kısa bir şekilde sağlık sistemi ve korona etkisine değindikten sonra, ülkemizde ki haber kanallarının hararetli bir şekilde, sanki abd içinde iç savaş çıkmış gibi haber etmesini kısmen komik buluyorum. kısmen diyorum çünkü gezi olaylarında ki abd haber kanallarının yaptığı haberlerin rövanşını alma peşindeler. halbuki türkiye cumhuriyeti'nde haber kanallarının ( kanal derken, sosyal medya vb ulusal iletişim yolları / hesapları da kastedilmiştir. ) yabancı ülke basınlarında öyle sıkı sıkı takip edildiği yok. özellikle, parlamenter - demokratik sistemden yumuşak geçişli otokrasi olmuş, kabul edilmeye başlanmış bir devletin, haber kanalları artık pek ciddiye alınmıyor.

    amerika birleşik devletlerin sağlık sisteminde görünüşteki korona salgını ile gözler önüne serildiği düşünülen, olumsuz durumun nedeni olasılık olarak düşük seviye de obezitedir. hatta obezite ile doğrudan koronaya yakalanıp, ölenlerin sayısında bir ilişki gözlemlenip, ünlü tıp dergilerinde tez mahiyetinde henüz yazılmamıştır. yani, kaba etinizden sallamayı bırakın. abd içinde korona'nın yüksek sayıda çıkmasının önemli sebebi, abd'yi devlet yapan devletçiklerin geneline yayılmış basın özgürlüğüdür. her ülke korona ile alakalı sayıları az göstermeye, halkı paniğe sürüklememeye çalışırken, abd'de ki kendine özgün işleyen bürokrasi ve halkın geçmişteki basın özgürlüğü, bireysel özgürlük kazanımları böyle bir durumdan çoğunlukla uzak durmasını sağlamıştır. yani avrupa birliği üye ülkelerin birçoğu ve amerika birleşik devletleri, kanada gibi ülkeler sahip oldukları yasalar ile haber, basın, kişisel haber alma özgürlüklerin korunması sebebiyle, 1 milyon insan başına yüksek oranla hasta açıklarken, orta doğu ve pislikten geçinilmeyen asya ülkelerinin istatistiklerde çok iyi durumda olması garip değil mi ? *

    hindistan gibi büyük oranda sokakların bok götürdüğü, her an her yere sıçılıp, işendiği bir ülkede, afganistan, pakistan, çin halk cumhuriyeti, arap ülkeleri gibi sosyal mesafeye önem vermeyen, el hijyeni konusunda belkide dünya ülkeleri arasında en kötüler arasında olan ülkelerde ki 1 milyon nüfus başına düşen hasta oranları, istatiksel olarak çok şey anlatıyor. en başta da özgürlükler ne kadar kısıtlanırsa, gerçek o kadar iyi saklanır bu çok şeyler arasında birinci sıraya oynar.

    amerika birleşik devletlerine, özellikle korona istatistikleri ile yermeye çalışanlar, kabaca siz halt etmişsiniz. madem amerika çok kötü durumda, sizi sağlık için hindistan sokaklarına bekliyoruz. pakistan, afganistan veya çok sevdiğiniz, bayıldığınız arap ülkelerine de gidebilirsiniz. aşı bulunana kadar da orada kalabilirsiniz. *

    son zamanlarda, abd'de olan protestolarda zenci birinin, beyaz polis tarafından öldürülmesi sebebiyle olduğu birçoğunuz tarafından biliniyor. ancak, zencilerin nüfusa oranları 13.4% veya 14.6% *civarı olduğunu bilen azdır. istatistikler, alınan veriler yıllara göre değişim gösterdiği ve bir ırk yarışı olduğu için değişmesi normal. aynı zamanda, sadece 100% zenciyim ya da değilim gibi durumlar olduğu için istatiksel oranlar değişebiliyor.

    yani abd nüfusunun yaklaşık 45 milyonu zenci diyebiliriz. toplam nüfusta 330 milyona yakın. zenci nüfusun tamamı da bizi eziyorlar ya da amerika'dan nefret ediyoruz demiyor. çünkü, her yerde zenci nüfusun tamamı, ezilenler olarak kullanılıyor. demografik yapıda ki bu durum, suç oranlarına yansırken, ülkedeki zencilerin suç oranının genel nüfusa oranında ki sayısal veri çok şey anlatıyor.

    fbi kaynaklı 2016'nın şu verilerine baktığınızda, suç işleyenlerin 1/4'ünü zenciler oluşturuyor. 2016, abd nüfusu 323 milyon. zenci nüfusu 42 milyon civarı. zenci nüfusunun 2 milyon civarı ortalama üstü suçlardan hüküm giymiş. yüzdelik olarak zenci nüfusuna oranına bakarsak 4.76% oluyor. yani yuvarlak hesapla her yüz zenciden 5 suçlu demek. daha da anlaşılır yaparsak her 20 zenciden 1'inin suçtan hüküm giydiği anlamına geliyor ki bu çok ciddi bir oran olduğunu görmeyen kör gözlere artık daha nasıl anlatılır, bilmiyorum. dolayısıyla, amerika birleşik devletleri polislerin, aldıkları çok yeterli olmayan eğitimleri ile beraber, zencilerin genel nüfusla beraber, azınlık nüfuslarının içinde ki suç oranlarına bakıldığında zencilere bakış açılarının, onlara olan hareketlerin çok anormal olduğunu görmemek gerekir. ancak bu bakış kağıt üstünde olur. burada zencilerin insani haklara sahip olmadığını ve ölümlerin haklı sebeplerle olduğunu, pratik olarak iddia etmiyorum. ancak, her 20 zenciden 1'inin hüküm giymiş olması da pek iç açıcı değil. amerika birleşik devletlerin'de yaşasaydınız, özellikle metropollerde ki yaşantı için, sokakta gördüğünüz her 20 zenciden 1'inin hüküm giyme potansiyeli olduğunu bilmek, hem beyaz hem de zenciler için rahat olmayan bir ortam demektir.

    polisin, alçak ve şerefsizce müdahale edip öldürdüğü kişi sebebiyle ortaya çıkan protestolarda azımsanmayacak sayıda olan beyazların bulunma sebepleri ise birçok neden bağlıdır.

    bunlardan bazıları;

    1- ırklar arası evlilik. yani beyaz - zenci evliliği, akrabalığı. bu sebeple zenci haklarını savunan kişiler var.

    2- iş yerlerindeki beyaz - zenci arkadaşlığı. bu sebeple, biraz daha mahalle baskısıyla protesto edilmişliği var.

    3- bugün, protesto etmezsem, yarın bir zenci polis, benim gibi bir beyazı öldürdüğünde ne yaparım düşüncesi olan, azımsanmayacak ölçüde beyaz var.

    kendi kişisel hakkını korumak için, başkasının hakkını koruyor ki, iş kendi kişisel hakkını tek başına savunmaya kadar ilerlemesin. yani bencillik var ama bu bencillik biz insan haklarına duyarlıyız perdesi arkasına saklanmış ve iyi bir şekilde yedirilmiş oluyor.

    4- tamamen aksiyon olsun, eğlence olsun diye protestolara katılıp stres atanlar.

    sosyal medyada öne çıkan şeylerde genelde yukarıda ki sıraladığım 4 sebep - kişi profilidir. ancak, abd'nin protestolardaki farkı, sahip olduğu bağımsız, özgür ve çetin ceviz medyasıdır. öyle bir medya ki iğnenin ucu birine dokununca ayağa kalkan değil, iğnenin diğer ucunda onu tutacak kişi daha yerinden kalktığında haber yapmaktadır.

    sosyal medya ile birlikte, abd'nin en büyük kazanımı devletin, kanunları ile beraber çok çetin ceviz bir habercilik otokontrolünün olmasıdır. bunu da zamanında, habercilik için ideal yasaları çıkartmasıyla sahip olmuştur. bu yasalar da amerika halkı için öyle kolay kazanılmış başarımlar değildir. birçok devlet, kendisinden köklü olmasına rağmen, kendi içinde yaşadığı çatışmalardan ve diğer ülkelerin kendi içindeki çatışmalarından büyük dersler alarak kendini geliştirmeye başarmıştır. bunun meyvesi de, dünya üzerinde sahibi olarak almıştır.

    amerika birleşik devletleri parçalanacak, ekonomisi bitti, şöyle olacak böyle olacak görüşü sadece can sıkkın, komplo teoricilerin sosyal medyada takip edilip, değer görme amacı taşıyan fikirlerindendir. bazıları ise sadece ve sadece yandaş oldukları siyasiler için bu komplo teorilerine önem gösterip, ısıtıp ısıtıp insanların önüne koyar.

    amerika birleşik devletleri mükemmel bir devlet anlayışına sahip değildir. birçok kusuru vardır. vatandaşları da mükemmel dünya vatandaşı değildir. çok çok uzun sürede olmayacaktır. ancak, dünya üzerindeki birçok ülkenin iç yapısından çok daha iyi siyasi, ekonomik, teknolojik, bilimsel ve din görüşü mekaniklerine sahiptir.

    uzaylılar, dünya'yı ziyaret edip, amerikaya savaş açmadığı ve yerle bir etmediği sürece, amerikaya gök taşı düşmediği ve yok etmediği sürece, zombi kıyameti olmadığı sürece, amerika gelecek 50 yıl içerisinde olduğu yerde kalacaktır.
  • yıkılsa bile "ne kadar güzel yıkıldı, işte dünya üzerinde bu kadar muhteşem yıkılabilen başka bir ülke daha olamaz!!!" diyecek tuhaf hayranları olan ülke.
  • ısrarla meseleyi "zenci nüfusu % 20. bu sebepten batmaz amerika." diyenler var. mesele öldürülen adamı geçti, bunun hala anlaşılamamış olması ilginç.

    çünkü

    sizin de birçok videoda gördüğünüz gibi protestocuların arasında beyazlar da var. gelelim olası sebeplere:

    1-ırkçılık karşıtı zencilerin ve beyazların tepkisi. bu tamam, cepte.
    2-cumhuriyetçilerden ve özellikle trump'tan, aptallıklarından fazlasıyla bunalan demokratlar bence bu grupların içinde.
    3-belirgin bir örnek olarak trump'ın seçilmeden önceki ve göreve başladığındaki obamacare çıkışları ve corona sürecinde yaşanan sağlık sistemi sıkıntıları. yine bu kapsamda trump'ın tam bir beyinsiz gibi davranarak corona hakkında yaptığı abuk subuk açıklamalar ve sonrasında gelinen durum. bu durum, bence bazı amerikalılar tarafından gurur kırıcı bulunmuştur. en nihayetinde bir abd başkanı, başka birçok konuyla birlikte, dünyada taşşak konusu oluyor. ("trump'tan nefret etme"nin, "havalı" görünmesinin empoze edilmesi var bir de. de niro çıkar söver, eminem desen öyle, en son morgan yardırmış.)
    4-corona sürecinde yaşanan ekonomik, psikolojik sıkıntılar.
    5-abd'yi tanımadığım için bilemediğim başka bazı yan ekonomik/sosyolojik vb. sorunlar.

    trump'a bir sonraki seçime kadar bile tahammül edemiyorlar.
  • halen köleliğin devam ettiği ülke, herhangi alakasız bir suçtan hüküm giydiyseniz çalışmak istemediğiniz halde çalışmaya zorlanabilirsiniz.

    örneğin: new orleansda işçiler greve gidip çöpleri toplamayınca hükümlüler hiçbir koruyucu önlem ve hakettikleri ödemeler yapılmadan çalışmaya zorlanmıştır.

    böyle de özgür bir ülkedir.
  • bir zenci amerika birleşik devletleri başkanı olmuş; hala zencilere eşit hakların verilmediği, bilerek aç, yoksul, sefil bırakıldığı söyleniyor. akıl alır gibi değil. 8 sene bu zenci başkan ülkeyi yönetti. ne bok yedi acaba?

    hollywood, spor, medya, bilmem ne sikler içinde onlarca 'ikon' ünlü, zengin cart curt var. hala aynı laf kalabalığı.

    zencilere olan antipatinin sebebi; yıkıcı olmaları, şiddete meyilli olmaları, çeteleşmeleri, suç işlemeye yatkın olmalarıdır. bakmadım ama fatura ödemiyor da olabilirler.
  • muazzam tahlil: "zencilere olan antipatinin sebebi; yıkıcı olmaları, şiddete meyilli olmaları, çeteleşmeleri, suç işlemeye yatkın olmalarıdır. bakmadım ama fatura ödemiyor da olabilirler."

    işte zencilerin de yıkıcı olmalarının, şiddete meyilli olmalarının, çeteleşmelerin, suç işlemeye yatkın olmalarının temelinde daha bir iki nesil önce ikinci sınıf vatandaş olarak görülmeleri var. adamların genetik özelliği değil ki bu.

    koskoca devlet, toplum, bataklığı kurutmak yerine "çok sivrisinek var ya!" diyemez, dememeli. abd sosyal bir devlet olmadığı için de sosyal politikalar yürütemiyor, pozitif ayrımcılık yapamıyor ve zenci toplumu diğerlerine göre daha zor "yırtabiliyor."

    mesela senin babana dedesinden kalan bir birikim, bir servet olabilir. benim yoktur. hangimiz hayatta daha rahat kararlar, riskler alabiliriz?

    maval okumanın anlamı yok bence.
  • bu süreçten güçlenerek ve çağın gerektirdiği kazanımları anlamayan/anlamak istemeyen beton bürokrasinin kafasına vura vura elde edecektir.
    kendisini bir nevi yenileyip ileriye bakacak devlet.
  • cok guclu bir demokrasi gelenegine sahip ulke. burada, bu tur protestolar 17. yuzyildan beri yapiliyor. martin luther king olduruldugunde, ulke capinda 110 sehirde benzer protestolar olmus, ortaya cikan hasar o zamanin parasiyla 47 milyon dolar. enflasyonu katarsak bugun 346 milyon dolara denk geliyor. sonra ne olmus? kongre, insanlara farkli alanlarda daha esitlikci haklar taniyan civil rights act of 1968’i gecirmis.

    200 yillik demokrasi gelenegiyle birlikte bir de yerlesik bir devlet duzeni var. bu devlet duzeni, her turlu degisime karsi oldugundan boyle ulkeyi sarsan olaylar olmadan olumluya donuk gelismeler yasanmiyor. ancak ben inaniyorum ki bu ulke pandemiyi de bu protestolari da atlatacak, trump embesilinden de kurtulacak. her gecenin bir sabahi var...
  • youtube'da doctor reacts diye bir sürü reaction video'su var. video'ların sahibi kanaldaki doktorlar covid-19 meselesi çıktığından beri bir çok başka doktorla interview, sohbet vs. tarzı video yaptı.

    abd'deki istediğiniz doktora sorabilirsiniz, medeni ülkelerdeki en kötü sağlık sistemine sahibiz derler. oradaki doktorlar böyle bir konuda konsensusa varmışken çıkıp satırlarca döktürüp hayır yok öyle bir şey demek akıl kârı iş değil. bu konuda kelam etmek bile komik.

    2017 yılında fed başkanı powell kongrede sorulara cevap verirken 2008 parasal gevşemesinden bu yana zengin ile fakir arasındaki makas inanılmaz açıldı ve orta sınıf ise yavaş yavaş yok oluyor dedi. abd'de en büyük kredi borcu olan öğrenci kredilerinin ise akıl almaz bir boyuta ulaştığından bahsetti. düşünün ev kredisinden vs. bile daha yüksek.

    demem o ki abd'de yıllardır sürekli büyüyen ve yeni gelen nesli rahatsız eden problemler var. babasına bakıyor 1 işte çalışıp araba ev ne varsa almış ama kendisi zaten üniversiteden 60k 100k borçla mezun oluyor, bir de üstüne yıllarca birikim yapamayıp gelecek kaygısı yaşıyor.

    powell'ın sözlerini kullanıcam yine "ya bir şekildr bu gelir adaletsizliği düzeltilir ya da çocuklarımız hayatını kredi faizi ödemekle geçirir".

    türkiye ile kıyaslamamak da gerek. türkiye'de devlet bizi donumuza kadar soysa ki bir tek o kaldı zaten, halk kalkıp seni devlet yapan biziz, hayırdır la demez.
506 entry daha