şükela:  tümü | bugün
  • iki defa gerçekleştirdiğim hadisedir.

    ilkinde hali hazırda orada yaşıyorduk. öğrenci statüsündeydik ve asıl öğrenci olan eşimin sigortası varken benim yoktu. amerika’daki sağlık sigortası felaketi herkesin malumu. önce bir eyvah dedik tabii, ödememiz mümkün değil. sonra eşten dosttan duyduklarımızla bir hastaneden randevu alıp gittik. ne statü soruyorlar ne sigorta. her türlü kontrolüm yapıldı, eve döndüm.

    aradan birkaç gün geçti. zarflar gelmeye başladı. hastane kapısından giriş $30, kapıya dokunmak $20, doktorun gülümsemesi $50... hepsi böyle kalem kalem yazılı. tabii ki eyvah dedik! ama akıl hocalarım bana yılmamak gerektiğini ve kontrollere devam etmemi söyledi. öyle de yaptım. her randevudan sonra faturalar yığılıyor eve! ama oraya da gidiyorum sanki hiç borcum yok gibi, koca ülkede bir tek ben hamileymişim gibi bir muamele görüyorum. hatta doktorlardan biri borçlarımı görmüş ve gelip bana “borçlarınız için gidin ilgili departmanla görüşün o bizi ilgilendirmez, sakın gelmeyi bırakmayın” dedi.

    faturalar biraz biriktikten sonra alıp hastaneye gittik. hastaneler bazı durumlarda şartlara uygunsanız sizin masraflarınızı karşılıyor. bunun için başvurduk. hepsi de tutuyor! bir süre sonra da hastanenin tüm masraflarımı karşılayacağını öğrendik.

    eş dost var ama malum akraba yok orada da. annem doğumdan 5 gün önce geldi. her şey yolunda gitti. birkaç gün hastanede kaldım. hemşireler, doktorlar, aklınıza gelebilecek tüm hastane çalışanları birlik olup beni bir güzel şımarttılar. kışın ortasında odada püfür püfür çalışan klimadan yavrumuz hastalanacak diye aklı çıkan annem bir güzel hastalandı. yavrunun keyfi gayet iyiydi.

    eve döndükten sonra benim masraflarım için $22.000, kızım için $7.000 fatura geldi. hastane onları da karşıladı.

    bu öğrenci statüsünde beş kuruş ödemeden nasıl amerikan vatandaşı doğurduğumun hikayesiydi.
    bir sonraki turist vizesiyle...