şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hamerika’da asgari ücretin 8000 tl olmasından ilginç değildir.

    edit: amerikada 1 aylık asgari ücretle 2 tane ifon xs max alabilirken, türkiyede 8 aylık asgari ücretinizle bir tane alamamaktan hiç ama hiç ilginç değildir.
  • inşallah reis kıdem tazminatlarına da çökecek.
    yok öyle çalışmadan para almak.
  • aslında (bkz: amerika’da kıdem tazminatına gerek duyulmaması) olması gereken başlık.

    seviyeyi sen düşün iste, varsa kapasiten.

    edit: imla
  • amerikada (abd demek istemiş basligi açan gerci) bazi sirketler projede onemi olan calisanlarina (duz calisan) maaş+kazançtan pay (ortaklik bi nevi) verir.

    her seyin kotu olanini ornek almak zorunda degiliz. ben de bu sistemi istiyorum.

    mesela izmirde bi arkadasim 3000 tl maas aliyor. arada da 1000 tl primi var. kızın yaptigi satislardan sirketi ayda 500bin-1 milyon civari kazaniyor.

    yapin kizi 100 de 0.5 ortak madem. kidem tazminati olmasin.
  • sanırsın her şey dört dörtlük ülkede.

    mesela işverenler işçi haklarına oldukça saygılı. fazla çalıştırma, sigortayı eksik yatırma, izinleri kullandırmama falan bunlar zaten hep masal. herkese tam hak ettiği ücret veriliyor ona değinmeme bile gerek yok.

    ulan geçen yıl yoksulluk sınırı 6.000 civarındaydı. o da şu meşhur kriz öncesi. şu an gerçek miktar ne allah bilir. konuşunca ekonominin güvenliğine dair suç işlemiş oluyorsun o ne demekse artık. var mı 8-10k veren nitelikli çalışanına kurumsal firmalar dışında? 8-10 k da yoksulluk sınırının bi tık üstü bu arada. öyle aman aman bir ücret değil sizin bir tarafınızı yırttığınız kadar.

    ha derseniz ki ben işveren olmama rağmen o kadar kazanmıyorum. o zaman adam çalıştırma sik kırığı. kendi işini kendin yap. iyi alışmışsın iş yapmadan para kazanmaya. neymiş patronmuş. yesinler senin patronluğunu. amk kan emici vampirleri.

    eğer işçi çalıştırıyorsan, o işçinin emrinde hayvani şartlarda yıllarca çalışmasına nasıl ses çıkarmadıysan işçi kıdemini istediğinde de o parayı şaşırmadan sike sike ödeyeceksin. o işçi babanın hayrına senin işçin olarak ömrünü harcamıyor. nitekim kanun da bunu emrediyor.

    edit: bence de kanunlarımızda kıdem tazminatı hakkında değişiklikler yapılmalı. mesela işçinin iş sözleşmesini kendisi feshetmesi durumunda da kıdem ödenmeli. amaç işçinin ekonomik güvenliğini sağlamak ise işçinin işten ayrıldıktan sonra içine düşeceği ekonomik durum da gözetilmeli. yok öyle yarım iş. o işçi kıdem kazanmak için bir yıl kesintisiz çalışıyor iş yerinde.
  • bizim ülkenin sağcıları kadar tutarsız, iki yüzlü bir kitle var mıdır bilemiyorum. adamlar hem anti-amerikancı gibi görünüp hem de en büyük amerika hayranlığına sahipler.

    ülkemizde kötü bir olay olduğunda hemen amerika'dan bir örnek gösterip, 'bakın orada da oluyor gardaşım' diye tepki gösterenleri bastırmaya çalışırlar. biz avrupa'nın gelişmiş ülkelerine özenirken, bunlar obama'nın bile avrupa seviyesinde olmadığı için eleştirdiği amerika'yı dünyanın en refah, en gelişmiş ülkesi sanıyorlar. gelin oradaki hukuk sistemini, kuvvetler ayrılığı ilkesini, özgürlükleri vs. alalım derken de 'yoo hayır' diyorlar. çünkü işlerine gelmiyor.

    kıdem tazminatı gayet de avrupa'nın gelişmiş ülkelerinde olan bir sistemdir ve türkiye'nin rotasını avrupa'ya çevirmesi şarttır.
  • ötv de yoktur. bir telefon kendine bir telefon devlete, bir araç kendine bir araç devlete, bir bira kendine bir bira devlete ...diye bir uygulama yoktur. minimum çalışma ücretinin türkiye asgari ücretinin kaç katı olduğunu da söylemiyorum.
  • abd deki kadar değerli param olacaksa
    enflasyon olmayacaksa
    teknoloji üretimi bol olacaksa ve ben kolay erişeceksem kaldırılsın