şükela:  tümü | bugün
  • evet evet tarafından. maalesef bendenizdir.

    okuma süresi: 4-4.5 dakika.

    üst edit : expedition'a ne oldu diye soran arkadaşlar var. anahtarıyla birlikte new york'ta bir yere bıraktım 2 yıldır haberim yok ne olduğuyla ilgili. 25 bin kilometrelik birlikteliğimizden sonra çektiğim ve kendisini son kez gördüğüm fotoğrafı bu: https://i.hizliresim.com/5dznvr.jpg kapıda ki toza yazdığım ''bırçi'' irem'in şivesine ithafen ona taktığım lakaptır.

    başıma gelen, çok trajik olabilecek iken şu an ortamlarda anlatacağım havalı bir hikayeye dönüşen olay. girizgahı geçmek isteyen arkadaşlar, spoiler çaktım size. aşağıda.

    gündemden uzaklaşıp okumak isterseniz buyrun efenim umarım vaktinizi çalmış olmam, orta uzunlukta bir anı bu ve kurgu değildir.

    2016 yılında eeh yeter artık 'diyip' yaz dönemini verimli geçirmek için amerika'ya gitmeye karar verdim. amacım orada olabildiğince uzun süre geçirip eğlenmek, gezmek ve bir deneyim kazanmaktı. bunun hem maliyet hemde sosyalleşme açısından en uygun yolunun work and travel yapmak olduğuna karar verdim.
    liseden beridir beraber olduğum, şu an bile biriyle beraber yaşadığım iki arkadaşımla konuşarak hazırlıkları yaptık.
    süreç içindeki detayları belki daha sonra (bkz: work and travel) burada anlatırım.

    fazla ayrıntı verip olaydan kopmadan ufak bir detay vermem gerekirse, sözlügün gitmek istediğim eyaleti seçmede katkısı oldu.
    (bkz: 11/22/63)

    11/22/63 dizisini izledikten sonra texas'a gitme şansına erişmem hayatın bana nadir güldüğü dönemlerden biriydi, ek olarak bu diziyi tavsiye ediyorum bendeki etkisi kıta değiştirmek oldu. kendi ellerimle john f. kennedy'nin vurulduğu yolu fotoğraflamak güzel bi anı olarak kaldı. foto için: https://i.hizliresim.com/76zakl.png

    daha türkiye'den çıkmadan polislerle başım dertten kurtulmadı. aktarmalı olarak amsterdam üzerinden detroit'e, detroit'ten ise dallas'a kadar, geçtiğim tüm havalimanlarında en uzunu 5 saat olmak üzere çeşitli sebeplerden göz altına alındım.(bu kısımla ilgili çok mesaj aldım, sebebi evrak yanlışlığı ve sorumsuz gümrük memurları.)

    neyse ki güç bela dallas'a varmıştım. detroit'te ki göz altı sürecinde arkadaşlarımdan ayrı düşmüş, dallas'a tek başıma gitmek zorunda kalmıştım. şehre varır varmaz arkadaşlarımla iletişim kurup otele nasıl gelmem gerektiğini sordum. onlar çoktan varmıştı. daha otelime gidecek treni beklerken daha sonradan hapisten yeni çıktığını öğrendiğim bir adam ve yabancı olduğumu anlayan serseri tipli bir afro-amerikanla 50 derece güneşin altında texas da bi başıma kalmış ve bir miktar para vermek zorunda kalmıştım heriflerin birine aksi takdirde cebimdeki nakit tehlikeye girecekti. sadece türkiye'den oraya ulaşana kadar ki süreç video kaydına alınsa best seller film çıkaracak kadar malzeme elde edilmişti. buradaki detayları daha sonra yazacağım. başta beni soymak isteyip, eline para verince beni diğer adamdan kollayan, bana katil olduğunu söyleyen adam için tık:

    https://i.hizliresim.com/vj768p.jpg

    fotoğrafı adamla kanki olmak için çektim. bi nevi göt korkusuna adama yavşıyordum. trende çok az kişi vardı ve nereye gittiğimi bilmiyordum :) ..

    olaya gelelim, ben arkadaşlarımın aksine daha macera perestim. ilerleyen zamanlarda las vegas'ta iyi bir otelde de kalacaktık fakat benim en eğlendiğim an gizlice san dieoga'da bir ormanda kamp yaptığımız gece, yahut canyon'da yıldızlara bakıp hayal kurmaktı.

    zaten olay da kişiliğimden dolayı ortaya çıktı.

    bizim bir planımız vardı. work and travel normal şartlar altında 3 ay çalışmanız gereken bir program fakat biz sponsor şirketle ve amerika'da çalıştığımız şirketle konuşup iki tarafta gönülsüz de olsa işten erken ayrılacaktık. amacımız 1.5 ay çalışıp 2 ay gezmekti. ve o güne kadar her şey planladığımız doğrultuda ilerledi. 8 kişilik 2000 model ford expedition almıştık resmini her gördüğümde duygulanırım ben bu aracın bakmak isterseniz tık:

    https://i.hizliresim.com/m2zm1p.png

    gözüm yaşarır, içim ürperir, mutlu olurum expedition seni her gördüğümde. bonus olsun, aracı satın aldığımız adamla çektiğim snap:

    yutup

    dallas'ı ve texas'ı doyasıya gezip, unutamayacağım anılar biriktirdim. gençtik ve nerede kalacağımızı düşünmeden arabamıza atlayıp kıtayı dolaşacaktık. ve bizim için işin son günü gelip çatmıştı. merak edenler için arlington da six flags'e bağlı hurricane harbor adlı aqua parkta çalışıyorduk. gitmek isteyenlere six flags over texas ve hurricane harbor'u şiddetle tavsiye ederim. hh için tık :

    işten son kez otelimize döndük ertesi gün travel için yola çıkacak idik. kaldığımız otelde türk wat grubu vardı ve biz ayrılacağımız için akşam havuz başında oturmaya indik tüm ekip. bi nevi uğurlama olacaktı.
    bi arkadaş havuzun olduğu bölgeyi merak etmiş. ben çekmedim ama buyursun. havuz için tık: https://i.hizliresim.com/vj77rz.png
    --- spoiler ---

    ben silahlara meraklıydım ve bu başıma beklemediğim bir sonuç açtı. daha 2. haftamızdayken wal mart'ın doğa sporları bölümünde havalı tüfekler (bkz: airsoft) satıldığını gördüm ve fiyatlar türkiye ile kıyaslandığında inanılmaz ucuzdu. 3 ay kullanıp atmaya değerdi. hediye olarak (bkz: red dot sight) verildiğini de görünce 1 dakika bile düşünmeden 130 dolara bebeğimi almış, texas'tan ayrılacağımız son güne kadar her gün aynı havuz başında atış yapmıştım. aynı zamanda tüfek, bize travel zamanında kendimizi korumamız için bi güvence olacaktı çünkü biliyordum kimi zaman arizona'nın bi yerinde arabada uyuyacak idik. planımız texas'tan başlayıp, batıya gitmek, batıyı hallettikten sonra chicago üzerinden new york'ta bitirmekti. nihayetinde bunu başaracaktık ama 3 kişi olmamıza rağmen sadece benimle diğer arkadaşımın şoförlük yapması yolculuğu yoracaktı ama en nihayetinde bunu başardık. 25 gün arabada uyuyup sahillerde duş aldık. biliyorum bu kısım tamamen gençliğin verdiği aptal kararlardan biri, amerika'da 3 türk bir arabanın içinde uzaktan bakıldığında gerçek bir sniper görüntüsüne sahip silahla dolaşacak. şu an çok mantıksız olduğunu anlıyorum.
    tüfek için: https://i.hizliresim.com/9mlalo.png

    yaklaşık 15-20 türk, ben ve tüfeğim havuz başında eğlenirken ayni zamanda millet silahla pet şise vs. ye ateş ediyor, normal bi şekilde takılıyorduk. nispeten.. *swh kulağa halen saçma geldiğinin farkındayım, fakat inanılmaz keyifliydi. hayatta kalmamızı sağlayan faktör ise silahın o an bende olmaması olacaktı. tüfek arkadaşımda idi. ıyi ki...
    aylardan temmuz, hava normal bir yaz akşamı gibi, keyifler ise fazla güzeldi. ülkemiz de gündem 15 temmuz darbe girişimi ile meşgul iken biz de bu konuyu konuşuyor idik başımıza gelecek mini darbeden habersiz bir şekilde.
    otel ''l'' şeklindeydi ve arka tarafa yani bizim olduğumuz yere açılan 3 kapı ve 2 arka yol vardı. tüfeği tutan arkadaşım bi şeye nişan almış beklerken etrafımızın 20-30 kişilik ekip tarafından sarıldığını bilmiyorduk. evet birisi silahı gerçek sanıp ihbarda bulunmuştu. yaklaşık 3 saniye içinde ağır silahlı adamlar otelin arka çıkış kapılarını vurup silahlarının ışıkları kör edici şekilde açıkken üzerimize gelmeye başladi. yaklaşık 1.5 metre çapında ki her yere gizlenmişler, etraftaki hiç birimiz ise fark etmemiştik bunu. aramıza bi stun grenade atmadıkları kaldı conilerin.
    silahı tutan ahmet eğer sese doğru silahla dönse polisler o an vuracağını söyledi daha sonra bana. etrafımızda ki ağaçların arkasına gizlenmiş polisler namluları doğrultup açığa çıktı olayı hemen anlayıp derdimi anlatmak için ayağa kalktığımda silahlar bana doğrultulmuş, çıglıklar esnasında bana ne dediklerini anlamaya çalışıp hayatta kalma iç güdümle yere atlamıştım. hiçbir şey umurlarında değildi timin, şeffaf polimer şarjörlerinde ki 7.62 lik kurşunları gördüğümde tek düşündüğüm umarım gürültü sırasında kimse vurulmamıştırdan başka bişey değildi. yere yatırıldık, zaten kendi ana dillerini zor konuşan türkler dillerini yutmuş, olayın suçlusu olarak ve nispeten iyi ingilizcesi olan benimde konuşmama o an izin verilmiyordu.

    bu arada yerdeyken yanımda yatan irem diye bi kızın sessizce mym senin a*ina koyayım demesi bana edilen en haklı küfürlerden biriydi..

    her ne kadar it's just an immitation it's a bb gun desemde ekipler shut the fuck up stay and keep your head down dan başka bir şey demiyordu. sordukları tek bir soru vardı: başka silah var mı ?
    yerde ki silahı eline almadilar bile uzaktan incelediler. güvenliği sagladıktan sonra ellerimiz başımızda 20 türk yerde yatarken eski toprak olduğunu düşündüğüm 45 yaşlarında ki polis, elinde ki hayvani carbine tufeği gösterip benim tüfeğimi de diger eline aldı. 130 dolarlik bebeğim çaktırmıyordu bile imitasyon olduğunu yanında ki ölüm makinesine rağmen. demirbaşta aynı şeyi söyleyince sevinmemem gerektiğini anladım.. silahın kimin olduğunu sordu ve benim konuşmama izin verildi. konuşurken ellerimle yaptığım mimikler bile o an silahlarının safe ini açmalarına yeniden sebep oldu. yeniden diyorum çünkü tim otele ön kapıdan giriş yapmış, resepsiyonda ki herkesi yere yatırmış ve mermileri namlularına sürdüğünü orada bulunan diğer türk elemanlar görmüş.
    2 tane de kadın polis vardi ve onlarda ellerinde teaserları bana doğrultup ellerimi yukarda tutarak konuşmamı istediler.
    bu arada bunların hepsi 2 dakika içinde oluyor.
    dediğim tek bişey vardı; oda mk ben bunu wal-marttan aldim, bu gerçek değil her yerde satılıyordu. etrafımda kar maskeli ekiplerin korkutucu duruşları o an sağ olduğuma sevindiremedi bile. adrenalin salgisindan ellerimi tutmak zor gelmeye baslamıştı. demir baş ağzından köpükler çıkararak bağırıyor ve geldiğimiz yerin ortadogu oldugunu, ülkenizde savaş olduğunu bilmiyormusunuz diyerek aşagılama ve saldırganlık içeren laflar ediyordu. dedigi laflar umrumda değildi o an düşündüğüm tek bişey vardı, oda kaç ay hapis yatarımdı.
    ki bir diğer şanssızlığımız olaydan 10 gün önce dallas'ta 6 polisin sniper ateşiyle öldürülmesi ve ekiplerin teyakkuzda olmasi böyle katı davranmalarına sebep oldu.
    haber linki için:

    https://www.cnn.com/…n-sterling-protests/index.html

    beni ve diger 2 arkadaşımı aldılar diğerlerini bıraktılar. odamız arandı ve daha sonra sadece benim polislerle gitmem istendi hiç bişey söylenmeden. odamızın aranması beni epey germişti çünkü silahin dürbün kalibrasyonunu odada yapmış, test etmek içinde kapının cam deliğine nişan alıp tam ortasından vurmuştuk. deliğin içinde silahin mermisi hala duruyor olmali.. mermi dediysem de pelet lan.
    buna ek olarak laptopum da odadaydı, eğer onu inceleselerdi sanirim şuan 15 dk lık hava dolaşımında çapraz koğuşla olan kavgadan kaçmaya çalışıyor olacaktım çünkü o sıralar sözlükte bir yıgın bomba işid ve bilimum gore goruntuler yayinlaniyordu, ve ben arama geçmişimi silen birisi degildim..
    otelin onune gittigimde 6 araç ve bir özel kuvvet otosu vardi. filmlerdeki gibi almışlardi beni otomobile ve o an korkudan daha çok sapkın bi zevk alıyordum açıkcası.. beni tutuklamayacaklarını ama az önce benim yüzümden 4-5 kişinin vurulabileceğini söylediği bi konuşma yaptı ki o an gerçekten şanslı hissettim. arkadaşımın sese dogru sadece kafasıyla dönmesi hem onun canını hemde benim kaderimi değiştirdi. hayat işte böyle sadece 3 saniyede yaşantınızın değişme ihtimali var. pasaportu elime verip gitmeme izin verdiler fakat olay çoktan turkiye'deki ve amerika'daki aracı sponsor şirkete ulaştığından travel hayallerimiz suya düşme riskine girmişti.. araçtan ayrılmadan önce silahıma doğal olarak el koydular, legal olduğu halde silahı istememin absürt kaçacağını bildiğimden "sadece red dotu alabilirmiyim üstünde ki?? ;)))" dediğimde polisin yüzündeki ifade iremin senin a*ina koyayım mym sinden sonra aldığım en haklı ikinci tepkiydi :) ...

    --- spoiler ---

    vakit ayıranlara teşekkürler kim bilir belki daha sonra new jersey de pide dükkanı olan (bkz: picnic cafe) karadenizli abiye arabamı satmaya çalışma hikayemi de yazarım.. hayatınızda hiç ingilizce-lazca bir dil duymadığınıza eminim*

    bu arada wat yapmayı düşünen, hali hazırda kaydını tamamlamış birileri varsa soru sormaktan çekinmesin. şirket, bizim bu zamana kadar ki gördükleri en çılgın öğrenciler olduğumuzu söyler hala.

    mevzunun geçtiği otel için tık

    not: boş olan resim şeysilerini daha sonra eklemeyi düşünüyorum, bulmaya üşendim.

    edit: @horlayan balik uyardı, diyor ki mermiler 7.62 değil 5.56 olabilir. doğru olma ihtimali yüksek, ama şeffaf şarjörün içinde üzerinize bir silah doğrultuğunda aradaki 2.06 fark gerçekten önemsiz..*
    edit 2: bir çaylak arkadaş şu linki bırakmış. güldürdü cia vs boklu hesap bende bilmiyorum dostum bastılar işte..
    edit 3: "walmarttan silah alıp havuz başında ateş açan orospu çocuğu" yok amk rpg'yle beyaz sarayı bastım. algına tüküreyim yavşak.
    edit 4: havuz eklendi.
    edit 5: mesajlardan saydıran hayatsız arkadaşlar. öncelikle bu platformun nasıl bir yer olduğunu bana kısa zaman içinde tanıttığınız için teşekkür ederim. bu entrynin amacı ''ben amerikadayken'' olsaydı, okumaya üşeneceğiniz kadar uzun bir yazı yazmazdım takdir edersiniz ki. tamamen kendimi denemek amaçlı yazdığım bu anıda olan her detay maalesef gerçek, ve kendimin nasıl yazdığını görmek istememden ötürü ortaya koyduğum bir metindir. yaratıcıya şükür olsun ki, istediğim herhangi bir gün, dünyanın herhangi bir ülkesine gidebilirim. '' karı düşürmek'' amacıyla sözlükte dolaşan amsalakların ikinci mesajlarına hakaret döşeyeceğimi bildirir iyi ve keyifli okumalar dilerim.
  • virginia'da bir baska wat tayfasiyla benzerine tanik oldugum olay.

    salak bir arkadasimizin guresirken (evet 2 tane guresci izbandut arkadasimiz vardi adanali) odasindaki telefonun 911 tusuna yanlislikla basmasi ve polislerin arka plandaki sesleri duyarak 3 ekip arabasiyla "tehlikeli" bir olayi onlemek icin silahlar elde ortama dalmasiyla uyanmistik koli koli gomdugumuz corona extra'nin etkisinden.

    isin garip yani ise 3 polis arabasina 2 ambulans, 1 itfaiye aracinin eslik etmesi. biz de sesleri falan duyup "noluyor acaba hahaha amk yaniyor memleket" diye tasak geciyorduk.

    megerse bize gelmisler :(

    not: entry biraz dusuk olmus ama toparlayamiyorum.
  • "olay amerika'da geçiyor..."
  • walmart’tan tüfek alıp havuzbaşında ateş açan katıksız bir orospu çocuğunun utanacağı yere ilgi çekmek için anlattığı sikindirik hikaye. umarım adını kaydetmişlerdir de bir daha amerika’ya giremezsin allahın barzosu.
  • hahahaha olum, diyorlardı fakat inanmıyordum. karşımda bir anda beyefendi kesilecek hayatsızların fütursuzca sövmelerine bakın hele. içeriği beğenmeyebilirsin, ki ayrıca eğer okusaydın yaptığımın salaklık olduğunu anladığımı dahi belirtmiştim. sinirinden öl geber lan, hiçbir zaman mutlu olamayacaksın moruk.
  • bir arkadaşım vardı beraber bir kaza yaptık araba kaydı yolun kenarında takılı kaldık aşağısıda 1.5 mt falan şarampoldü. ikimizden ayrı ayrı dinleyen hikayeyi bir arkadaşım heyacanlı heyecanlı geçmiş olsun falan dedi ne olmuş dedim meğer yolda 3 tam tur spin atıp yan dönüp 20 mt lik uçurumda asılı kalmışız hızımızda 140-150 imiş bende orada öğrendim. sesimi çıkartmadım yolun fotoğrafını gösterdim fantazi kuran arkadaşı da bozmadım. ha bu arada izbandut gibi kamyon şöförü falan da ben görmemişim sadece 3 tane pazarcı arabayı iteleyerek çıkarmıştık yola devam ettik. vay aq ne hayal gücü.