şükela:  tümü | bugün
  • bu saatten sonra okuz altinda buzagi aramanin manasi yok, ancak kimi eski devlet buyuklerimiz tarafindan az kalsin altina itilecegimiz yönetim bicimi.
  • siyasi literatürde american, british veya mandate diye geçtiği için amerikan mandası daha doğru gibidir. 2. dünya savaşı öncesinde geçerli bi yönetim biçimi idi.
    1-gerek yeteneksizlikleri gerek se özel çabaları ile ülkeyi peşkeş çeken yöneticilerimiz,
    2- üyesi olmaya baş koyduğumuz avrupa topluluğu standartları
    3-imf ve dünya bankası hatta özel finans kurumlarının kredi verirken istediği yeni koşullar altında zaten bir "global manda" tarafından yönetiliyoruz.
  • amerikan mandası; kalitelidir iyi süt verir, uysaldır sahibinin sözünden çıkmaz, kolay sağılır bağırmaz, canı yansa da sahibini depiklemez, hatta üstüne komşu çiftliğe karşı kullanmak üzere izleme cihazları nükleer füze rampaları koy taşır da taşır, sok askerini bir tarafına yine ses çıkarmaz.
  • (bkz: bufalo)
  • nutuk'tan...

    "...

    bundan sonra, 8 eylül toplantısında sözünü ettiğim muhtıra ele alındı. bu muhtırada başlıca amerikan mandası üzerinde duruluyordu.

    o günlerde, istanbul'dan gelen bazı kimseler amerikalı mistez brown (bravn) adında bir gazeteciyi de sivas'a getirmişlerdi.

    bu konu üzerinde kongrede geçen görüşmelere yer vermeden önce,yüksek hey'etinizi yeterince aydınlatabilmek için, bazı, ön bilgiler arz edeyim. bu bilgiler, erzurum'dan beri başlayan bazı haberleşmelerden daha iyi anlaşılacağı için, onları olduğu gibi sunacağım :

    güvenlikle ilgili ve çok ivedi amasya, 25/26.7.1919

    erzurum'da 3' üncü ordu müfettişliği kurmay başkaılığı'na
    1-mustafa kemal paşa'ya özel : bu gün 25 temmuz 1919 akşamı bekir sami beyefendi amasya'ya geldiler. kendileri ile uzunca bir süre görüşmek şerefine eriştim. mustafa kemal paşa'ya ve rauf beyefendi'ye saygılarını sunarlar. kendisi aşağıdaki düşüncelerini arz etmekliğimi rica etmiştir.

    2 - bağımsızlık, elbette istenir ve tercih edilir. ancak, tam bağımsızlık istediğimiz takdirde, vatanın birçok parçalara ayrılacağı kesin ve şüphesizdir. şu halde, iki üç ili içine almaktan ibaret olacak bağımsızlığa, vatanımızın bütünlüğünü garanti altına alacak yabancı bir devletin himayesi (mandaterlik) elbette tercih edilir. osmanlı ülkesinin tamamını içine alan meşruluğumuz ve dışarıdaki temsil hakkımız eskiden olduğu gibi devam etmek şartıyla, belirli süre için amerika mandasını istemeyi milletimiz için en yararlı bir çözüm şekli olarak kabul ediyorum. bu konuda amerika temsilcisiyle görüştüm. birkaç kişinin değil,bütün bir milletin sesini amerika'ya duyurmak gerektiğini söyledi ve aşağıdaki şartlar çerçevesinde wilson'a, senato'ya ve amerikan kongresi'ne başvurulmasını teklif etti :

    a) adil bir hükumetin kurulması,

    b) öğretim ve eğitimin yayılması ve genelleştirilmesi,

    c) din ve mezhep hürriyetinin sağlanması,

    d) gizli anlaşmaların kaldırılması

    e) bütün osmanlı ülkesini sınırları içine alacak şekilde, amerikan hükûmeti'nin bizi kumandası altına almayı kabul etmesi.

    3 - bundan başka kongremizin seçeceği bir hey'eti, amerika'ya bir zırhlı ile göndermeyi de temsilci üzerine almıştır.

    4 - bekir sami bey, daha bir iki gün buralarda kalacağından, her türlü emir ve talimatın benim aracılığımla gönderilmesini, özellikle sivas kongresi'nin ne zaman toplanacağının ve kendilerinin o güne kadar nerede beklemesinin uygun olacağının bildirilmesini istirham eylemekte olduğu.

    5' inci kafkas tümeni komutan vekili arif

    şifre ivedi ve kişiye özel erzurum

    amasya'da 5' inci tümen komutanlığına
    1- şimdi amasya'da bulunan eski vali bekir sami beyefendi'ye özel : zâtıâlîlerinin telgrafından çok yararlandık, toplanmış bulunan vilâyat-ı şarkiye kongresi hemen her tarafta kendi memleketleri halkınca etkili,hatırı sayılır ve söz sahibi olarak tanınmış kimselerden kurulmuş yetkili bir hey'et durumundadır. bu kongrede, şimdiye kadar yapılan görüşmelerde, devlet ve milletin istiklâlinin bölünmezliği ısrarla savunulmaktadır. bu bakımdan, bizce de daha şartları ve niteliği belirsiz olan bir amerika mandaterliğinden kongrede doğrudan doğruya söz edilmesi pek sakıncalı olacağından, zâtıâlîlerinin istanbul'da temasta bulunduğu kimselerle yaptığı görüşmelere dayanarak aşağıdaki noktaların açıklanmasını ve bizleri hemen aydınlatmanızı özellikle rica ederiz. bundan önce de doğrudan doğruya istanbul'dan gelen bu konudaki bilgiler şüpheli görüldüğünden, aynı esaslar çerçevesinde açıklama istendiği gibi, 21 temmuz 1919 tarihinde sivas'ta refet bey vasıtasıyla istanbul'dan alınan bilgilerde de yine şüpheli noktalar bulunduğundan, oradan da şartlar hakkında kestirmeden açıklama istenmiştir.

    a) tam bağımsızlık istendiği takdirde, vatanın birçok parçalara ayrılacağı kesin ve şüphesizdir, buyuruluyor. bu görüşün kaynağı nedir?

    b) vatanın bütünlüğünden maksat, memleketin bütünlüğü mü, yoksa hakimiyet hakları mıdır?

    c) osmanlı ülkesinin tamamını içine alan meşruluğumuz ve dışarıdaki temsil edilme hakkımız eskiden olduğu gibi devam etmek şartiyle mandaterlik istemeyi en yararlı bir çözüm olarak kabul buyuruyorsunuz, ancak, temsilcinin ileri sürdüğünü bildirdiğiniz maddeler ile bu şekil biribiri ile çelişmiş görünüyor.çünkü, meşruluğumuz eskiden olduğu gibi devam ettiği takdirde, hükûmet, yasama gücünün güvenine sahip ve denetimine tâbî bir hey'etten ibaret olur ki, artık bu hey'etin kuruluşunda amerika'nın müdahalesi ve etkisi olamaz. bu durumda ya meşruluk devam edecektir ve amerika'dan âdil bir hükümetin kurulmasını istemeye gerek yoktur. yahut da, istendiğine göre, meşruluğun devamı sözden ibaret kalır.

    d) öğretim ve eğitimin yayılmasından ve genelleştirilmesinden maksat nedir? ilk anda hatırımıza gelen, memleketin her tarafında amerikan okullarının açılmasıdır. çünkü daha şimdiden yalnız sivas'ta yirmi beş kadar okul açmışlardır ki, yalnız bir tanesinde bin beş yüz kadar ermeni öğrenci vardır. bu durum karşısında osmanlı ve islâm ve öğretim ve eğitiminin yayılması ve genelleştirilmesi ile bu teşebbüs nasıl bağdaştırılacaktır.

    e) din ve mezhep hürriyetinin sağlanması maddesi de önemlidir. patrikhanelerin imtiyazları devam ederken bunun farklı yanı ve anlamı nedir?

    f) temsilcinin beşinci madde olarak sözünü ettiği bütün osmanlı ülkesinin sınırları ne demektir? yani savaştan önceki sınırlarımız mıdır? eğer bu deyim içinde suriye ve irak da varsa, anadolu halkı arabistan adına mandaterlik isteğine hak ve yetkisi olabilir mi?

    g) bugünkü hükûmetin politikası nedir? tevfik paşa neden londra'ya gitti? amerikalılar gibi ingilizlerin de ayrıca bir mandaterlik politikası güttükleri anlaşılıyor. aralarındaki fark nedir? hükümet amerikan mandası için ne düşünüyor? yani buna eğilimli mi, yoksa isteksiz mi? amerikalılar neden ermenistan mandaterliğini bıraktılar? amerikalılar mandayı almaya ne dereceye kadar yatkın ve isteklidirler?

    2 - sivas kongresi'nin toplanması, erzurum kongresi'nin sonucuna bağlıdır. bununla ayrıca uğraşılmaktadır.. yüksek şahsiyetlerinin bunu beklemek üzere ya tokat'ta yahut amasya'da bulunmaları uygundur. saygılarımızı sunarız.

    mustafa kemal

    güvenlikle ilgili amasya, 30.7.1919

    ivedi

    3' üncü ordu müfettişliği kurmay başkanlığı'na
    1-mustafa kemal paşa'ya özel; bekir sami bey'den alınan cevap aşağıda arz olunur :

    a) tam bağımsızlık istendiği takdirde, vatanın birçok bölgeye ayrılacağı ve birkaç mandaya tabi tutulacağımız dörtler komisyonu'nca kararlaştırılmıştır.bu bakımdan ve buna engel olmak için, amerikan temsilcisi, bir manda istemenin en uygun olacağını söylemiştir.

    b) yalnız hakimiyet hakları söz konusudur; yurt bütünlüğümüzün korunması temel ilkedir.

    c) amerika'dan herhangi şekilde bir hükumet istemeyeceğiz. amerika'ya adil bir hükumet kuracağımız konusunda güvence vereceğiz. anayasamızın hükümleri yürürlükte kalmak, hanedan'ın her türlü hüküm sürme haklarına dokunulmamak ve korunmak, eskiden olduğu gibi dışarıda temsilcilerimiz bulunmak şartıyla,amerikan hükûmeti'nin mutluluğumuza ve gelişmemize yardımcı olmasını isteyeceğiz. isteyeceğimiz manda şekli budur.

    d) öğretim ve eğitimin yayılmasından ve genelleştirilmesinden maksat amerikan okullarının köylerimize kadar girmesine izin vermek değil, millî ve islâmî öğretim ve eğitimi yaymaya ve genelleştirmeye çalışacağımız konusunda kendilerine söz vermekle birlikte yardımlarını istemektir. mandaterliği amerikan misyonerlerine değil amerikan hükümeti'ne vermek istiyoruz.

    e) din ve mezhep hürriyeti esasen dinî ve islâmî ilkelerimizin gereğidir;amerikan kamuoyu bu gerçeği bilmediği için, kendilerine bu konuda güvence vermek istiyoruz. temsilcinin sözünü ettiği sınırlar savaştan önceki sınırlarımızdır.suriye ve diğer memleketler üzerinde bizim mandaterlik isteğine yetkimiz olup olmaması kongrece çözülecek bir sorundur. esasen suriye ve irak'ta amerikan hey'etleri halk oyuna başvurdular. suriye ve filistin'de bağımsız bir arap hükûmeti kurulmasını istemekle birlikte, amerikan mandasını ötekilerden daha üstün tuttuklarını gösterdiler.

    f) bugünkü hükûmet daha yeni kurulduğundan politikası belli değildir. ancak, daha önceki hükûmetlerin siyasetleri güçsüzlük ve itilâf kuvvetlerinin her emrine boyun eğmekti. tevfik paşa, londra'ya gitmeyerek ferit paşa ile geri dönmüştür.amerika, ermenistan hükûmeti belli olmadan yalnız oralarda dolaşan heyetlerinin verdiği raporlara göre, büyük bir ermenistan'ın kurulmasına maddî olarak imkân bulunmadığı görüşündedir. manda konusundaki aynntılı bir rapor posta ile gönderilmek üzeredir.

    g) şimdilik tarafınızdan yapılacak tebligatı beklemek üzere tokat'ta bulunacağım. amasya ve tokat ile ilçelerde gerekli tebliğlerde bulunmakta ve bunların iyi sonuçlar vereceğini ümit etmekteyim. hepinize saygılarımı sunarım, efendim.

    5' inci tümen komutanı

    arif

    şifre erzurum, 1.8.1919

    kişiye özel

    amasya'da 5' inci tümen komutanlığı'na
    bu telgrafın hemen bekir sami beyefendi'ye ıılaştırılması ve cevabının acele olarak alınması rica olunur.

    bekir sami beyefendi'ye özel:

    ilgi : 3.7.1919.

    amerikan mandası hakkındaki son açıklamalarınızı öğrendik. bu şartlara göre aslında korkulacak bir şey olmamak lâzım. bununla birlikte daha bir nokta hakkındaki yüksek görüşlerinizi de almak istiyoruz. lehimizde bu kadar elverişli şartlar ileri sürülmesine yatkın bulunacak olan amerikan hükumeti, böyle bir mandaterliği kabul etmesine yani buna katlanmasına karşılık,amerika adına ne gibi yarar ve çıkarlar sağlamış olacaktır? bununla kendi hesaplarına elde edecekleri sonuç nedir? bu konudaki yüksek düşünce ve bilgilerinizle de bizi aydınlatmanızı acele bekleriz, efendim.

    mustafa kemal

    amasya, 3.8.l919

    3' cü ordu müfettişliği kurmay başkanlığı'na
    bekir sami bey'den alınan cevap aşağıda arz olunur :

    mustafa kemal paşa'ya özel : amerikalılarla şimdiye kadar yapılan görüşmeler tabiatıyla hep özel bir şekilde olmuş ve sırf bir varsayımdan ibaret kalmış olduğu için, mandaterliklerin her iki tarafa yükleyeceği şartlar üzerinde durulmamıştır. mümkünse, hazırlıklara başlanarak sivas kongresi'nin bir an önce açılması gereğini özet olarak arz ederim.

    kurmay yarbay arif

    mustafa kemal paşa hazretleri'ne
    saygıdeğer efendim,

    memleketin siyasî durumu en son kertesine geldi. kendimize bir yön çizebilmek için, türk milletinin zarını atıp olumlu bir durum alma zamanı ise geçmek üzere bulunuyor.

    dış durum istanbul'da şöyle görünüyor :

    fransa,italya, ingiltere, türkiye'nin mandaterlik meselesini amerikan senatosu'na resmen teklif etmiş olmakla birlikte, senato'nun bu teklifi kabul etmemesi için bütün güçlerini kullanıyorlar. taksimden pay kaçırmak elbette işlerine gelmiyor.

    suriye'de aradığını bulamayan fransa, zararını türkiye'den kapatmak istiyor. italya namuslu bir emperyalist olduğundan, savaşa ancak anadolu'nun bölüşülmesinde pay almak için girdiğini açıktan açığa söylüyor. ingiltere'nin oyunu biraz daha incedir.

    ingiltere, türk'ün birliğini, çağdaşlaşmasını, gerçek bir bağımsızlık kazanmasını, gelecekte bile istemiyor. yeni imkân ve görüşlerle ;tamamen çağdaş ve kuvvetli bir müslüman - türk hükûmeti başında hilâfet de olursa, ingiltere'nin elindeki müslüman esirleri için kötü bir örnek olur. ingiltere türkiye'yi bütünü ile ele geçirebilse, kafasını kolunu koparır, birkaç yılda sadık bir sömürge durumuna sokar. buna, memleketimizde en başta ve özellikle dinî sınıflar çoktan taraftardırlar. fakat bunu fransa ile dövüşmeden yapabilmek mümkün olamayacağından taraftar olamaz. fakat, türkiye'yi bütün olarak korumak gereği duyulursa, yani bölüşmenin büyük askerî fedakârlıklarla yapılabileceğini anlarsa lâtinleri sokmamak için amerikan görüşünü tutar ve destekler.nitekim ingiliz siyasetçileri arasında zaten bu görüşe eğilimli olanlar vardır. morisson (morison) gibi ünlü kimseler amerika'nın türkiye'de manda kurmasmı istiyorlar.

    başka bir çözüm yolu da, türkiye'yi trakya'dan, izmir'den, adana'dan, belki de trabzon'dan ve hele istanbul'dan yoksun bıraktıktan sonra, eski kapitülasyonları ve boğulmaya mahkûm iç sınırlarıyla başbaşa bırakmak.

    biz istanbulda, kendimiz için, bütün eski ve yeni türkiye sınırlarını içine almak üzere geçici bir amerikan mandasını kehven-i şerolarak görüyoruz. dayandığımız noktalar şunlardır :

    1- aramızda, hangi şartlar altında olursa olsun, hristiyan azınlıklar kalacaktır. bunlar hem osmanlı vatandaşı olma haklarından yararlanacaklar hem de dışarıda bir avrupa devletine dayanarak karışıklık çıkaracaklar, sürekli olarak müdahaleye yol açacaklar ve zaten göstermelikten ibaret olan bağımsızlığımızdan azınlıklar adına her yıl bir parça daha kaybedeceğiz.

    güçlü bir hükûmet ve çağdaş bir idare kurulabilmesi için, patrikhanenin siyasî imtiyazla, azınlıkların kuvvetli devletler vasıtasıyla yaptıkları sürekli tehditler ortadan kalkmalıdır. küçük ve zayıf bir türkiye bunu başaramayacaktır.

    2 - biribirini yok eden, çıkar sağlama, hırsızlık, macera ve şöhret için yaşayanların hırsını doyuran bu hükûmet anlayışı yerine, milletin refah ve kalkınmasını sağlayabilecek, halkı ve köyleri, sağlığı ve zihniyeti ile çağdaş bir halk durumuna getirebilecek bir hükûmet anlayış ve uygulamasına ihtiyacımız var.bunun için gerekli olan paraya uzmanlığa ve kudrete sahip değiliz. siyasî dış borçlar, siyasî esareti artırıyor. taraf tutma, cahillik ve çok konuşmaktan başka olumlu bir sonuç veren yeni bir hayat yaratamıyoruz.

    bugünkü hükûmet, adamlarını takdir etmese bile, halkı ve halk hükûmeti kurulmasını yararlı gören filipin gibi vahşî bir memleketi, bugün kendi kendini idareye muktedir çağdaş bir makine haline koyan amerika, bu konuda çok işimize geliyor. on beş yirmi yıl sıkıntı çektikten sonra yeni bir türkiye'yi, her ferdi öğrenimi ve zihniyetiyle gerçek bağımsızlığı kafasında ve cebinde taşıyan bir türkiye'yi, ancak yeni dünyanın kabiliyeti yaratabilir.

    3 - yabancı devletlerin türkiye üzerindeki rekabetlerini ve kuvvetlerini memleketimizden uzaklaştırabilecek bir yardımcıya ihtiyacımız var. bunu ancak avrupa dışında ve avrupa'dan daha güçlü bir elde bulabiliriz.

    4 - bugünkü oldu bittileri ortadan kaldırmak ve davamızı sür'atle dünyaya karşı savunabilmek için, gerekli güce sahip bir devletin yardımını istemek lâzımdır. yayılma siyaseti güden avrupa'nın başvurduğu binbir yol ve alçakça siyasetine karşı böyle bir vekil olarak amerika'yı kendimize kazanarak ortaya atabilirsek, doğu meselesi'ni de türk meselesi'ni de gelecek için kendimiz çözümlemiş olacağız.

    bu sebeplerden dolayı, bir an önce istememiz gereken amerikan mandası da, elbette sakıncasız değildir. haysiyetimizden epeyce fedakârlık etmek mecburiyetinde bulunuyoruz. yalnız, bazılarının düşündüğü gibi, amerika'nın resmî sıfatında dinî eğilim ve taraf tutma yoktur. hristiyanlara para verecek misyoner kadın amerika'sı, amerika'nın yönetim mekanizmasında bir yer tutmaz. amerika'nın yönetim mekanizması dinsiz ve milliyetsizdir. o, türlü cins ve mezhepten insanları çok uyumlu ve kaynaşmış olarak bir arada tutmanın yolunu biliyor.

    amerika, doğu'da mandaterlik yapmak avrupa'da başına dert açmak niyetinde değildir. fakat onların onur meselesi yaptıklan şey, yöntemleri ve idealleri ile avrupa'dan daha üstün bir milet olmak iddiasıdır. bir millet içtenlikle amerikan milletine başvurursa, avrupa'ya, girdikleri memleket ve milletin yararına nasıl bir idare kurduklarını göstermek isterler.

    amerikan resmî mahfillerinin önemli şahsiyetleri arasında epey lehimize bir hava oluştu. istanbul'a ermeni dostu olarak gelen birçok hatırı sayılı amerikalı, türk dostu ve türk propagandacısı olarak döndüler.

    bu akımı temsil eden resmî ve gayrî resmî amerikan görüşünün altında yatan gizli düşünce şudur : türkiye'yi parçalamamak, eski sınırları içinde bir bütün halinde olduğu gibi korumak şartıyla genel ve tek bir mandaya bağlamak. suriye, amerikan komisyonu orada iken, genel bir kongre toplayarak amerika'yı istemiştir. suriye'nin bu isteği amerika'da çok iyi karşılanmıştır.

    amerika, bizim topraklarımız üzerinde ermenistan kurmaya niyetli görünmüyor. eğer mandayı alırlarsa, bütün milletleri eşit şartlar altında bir memleket evdâdı olarak kabul edip alacaklarını önemli çevrelerden haber aldım.

    ne var ki, avrupa, mutlaka bir ermenistan meselesi ortaya çıkarmak - özellikle ingiltere - ermenilere tavizler vermek istiyor. amerikan kamuoyunda zulüm görmüş ermeniler adına bir oyun oynamaya çalışıyor. avrupa korkusu bizim fikir adamlarını düşündürüyor. reşat hikmet bey gibi, câmi bey gibi,hattâ millî birliğe şekil veren diplomatlarımızın, ermeni meselesi için bir çözüm yolu tavsiyeleri var. resmen size yazılıyor.

    çok tehlikeli anlar geçiriyoruz. anadolu'daki mücadeleyi dikkat ve sevgiyle izleyen bir amerika var. hükûmet ve ingilizler, bunun hristiyanları öldürmek,ittihatçılar getirmek için yapılan bir hareket olduğu düşüncesini amerika'ya elbirliği ile benimsetmeye çalışıyorlar.

    her an bu millî mücadele'yi durdurmak için kuvvet gönderilmesi tasarlanıyor; bunun için ingilizleri kandırmaya çalışıyorlar. millî mücadele sür'atle ve olumlu isteklerle kendini ortaya koyarsa ve hristiyan düşmanlığı gibi bir rengi de olmazsa amerika'da hemen destek bulacağını yine çok önemli çevreler garanti ediyorlar.

    sivas kongresi toplanıncaya kadar, amerikan komisyonunu alıkoymaya çalışıyoruz. hattâ, kongreye amerikalı bir gazeteci göndermeyi de belki başarabileceğiz.

    işte bütün bunlar karşısında, dâvâmızda bize yardımcı olabilmesi için, bu fırsat dakikalarını kaybetmeden, bölüşülme ve çözülme korkusu karşısında, kendimizi amerika'ya başvurmaya mecbur görüyoruz vasıf bey kardeşimizle bu hususta birleştiğimiz noktaları kendisi de ayrıca yazacaktır.

    türkiye'yi azim ve irade sahibi geniş görüşlü bir iki kişi belki kurtarabilir. macera ve boğuşma devri artık geçmiştir.gelecek için kalkınma ve birlik savaşı açmaya mecburuz. sınırlarında bu kadar çok evladı ölen zavallı memleketimizin düşünce ve medeniyet savaşında kaç tane şehidi var.biz türkiye'nin hayırlı evlâtlarından, yarının kurucuları olmalarını istiyoruz. sizin, rauf bey kardeşimizle birlikte, temelleri bile çöken zavallı memleketimiz için uzakları görerek düşünüp çalışmanızı bekliyoruz.

    saygılarımı gönderir, başarınıza dua ederim. millî dâvâda canıyla başıyla çalışanlar arasında, sade bir türk askerinin alçak gönüllülüğü ile, sizinle birlikte olduğumu ifade ederim. 10.8.1919

    halide edip

    afyonkarahisar 13.8.1969

    15' inci kolordu komutanlığı'na
    mustafa kemal paşa'ya özel : istanbul'daki çeşitli partilerin birleşerek amerika hey'etine verilmek üzere aldıkları kararlar aşağıda arz olunur :

    1- ermenistan için türkiye'nin doğu sınırları üzerinde ermenilerin işine yarayacak bir toprak parçası vermeye doğu illerindeki türklerin ve orada iş başında bulunan büyüklerin, bu bölgenin gelecekteki refahını ve serbestçe gelişmesini düşünerek razı olabilecekleri görüşünde olduklarını, yalnız bu görüşlerini, oradaki kürtlerle işbirliği yapmış olmaları ve kürtlerin de ermenilere toprak verme düşüncelerine kesinlikle karşı bulunmaları dolayısıyla açığa vurmak istemediklerini ve hattâ açığa vursalar bile, oradaki türk çoğunluğunun, aşağıdaki şartların yerine getirileceği konusunda kendilerine güvence verilmedikçe bu düşüncede kürtlerden ayrılmayacaklarını zannettiklerini tespit etmiştir. şöyle ki birincisi,türk ve kürt çoğunluğunun ve aralarındaki diğer azınlıkların yaşadıkları toprakların bütünlüğü; ikincisi, türk bağımsızlığının tam olarak tanınması ve fiilen garanti edilmesi; üçüncüsü, türkiye'nin çağdaş medeniyete ulaşabilmesi için serbestçe gelişmesine engel olan kayıtların kaldırılmasıyla wilson prensiplerinde vadedildiği üzere, bağımsızlıklarından ve haklarından en güvenli bir şekilde yararlanmasına imkân verilmesi; dördüncüsü, bu hususlarda ve türklerin gelişmelerinin çabuklaştırılmasında amerika'nın bize yardımcı olacağını, cemiyet-i akvam 'a karşı üstlenmesi.

    2 - boşaltılacak topraklardan çıkarılacak olan türk ve kürtlerin gönderildikleri yeni topraklarda derhal yerleştirilmeleri ve bu topraklardan hemen yararlanmalarını sağlamak için amerika'nın yardım etmesi.

    3 - o çevrede ve özellikle erzincan ve sivas arasında yoğun olarak bulunan ermeniler'in yine ermenistan sınırları içine gönderilmelerinin sağlanması.

    4 - ermenistan adına ve hesabına gerçekleşmesini muhtemel gördüğümüz toprak verme durumu, bağımsız bir ermenistan adına değil, ancak büyük ve medenî bir devletin mandası altında gelişecek çağdaş bir devlet adına olacaktır. çünkü,bugünkü ermenistan'a toprak bırakmak, türkiye'nin başına ikinci bir makedonya derdi açmak demek olduğu gibi, kafkasya için de bir gaile çıkarmak demektir.

    5 - bütün bunlar tartışılabilir bir "teklif" niteliğindedir. ancak, bunların kesin bir şekil alabilmesi, memleketteki hey'etlerle temas kurmaya bağlı ise oraya amerikan hey'etinden birinin gönderilmesi şarttır.

    6 - ve en son olarak konunun kanunî ve meşru bir şekle sokulması için osmanlı millî meclisi'ne götürülmesi tabiîdir.

    12'nci kolordu komutanı

    salâhattin

    şifre erzurum, 21.8.1919

    kişiye özel

    12' nci kolordu komutanlığı'na
    20' nci kolordu komutanlığı'na
    (yalnız 12'nci kolordu). ilgi : 13.8.1919.

    istanbul'da çeşitli partilerin amerikan komisyonu'na verilmek üzere aldıkları kararlar, burada hey'et-i temsiliye'mizce son derece üzüntü ve esefle karşılandı. çünkü, birinci maddede ermenistan'a doğu illerimizden toprak verilmesi söz konusu olmaktadır. oysa, ezici çoğunluğu türk ve kürt olan bu illerden bir karış toprağın bile ermeniler hesabına yazılmasının, bugün için uygulamada mümkün olamayacağı şöyle dursun, unsurlar arasındaki nefret ve öcalma duygusunun dehşet ve şiddeti, osmanlı ermenilerinin dönmeleri halinde bile iller içinde yoğun olarak yerleştirilmelerini tehlikeli göstermektedir. bu bakımdan, suçlu olmayan osmanlı ermenilerine gösterilecek en büyük kolaylık, adaletli ve eşit şartlar altında vatanlarına dönmelerini kabulden başka bir şey olamayacaktır. üçüncü maddede, erzurum ve sivas arasında yoğun bir ermeni topluluğu bulunduğu hayali,bilgisizlik ve vukufsuzluktan başka birşey değildir : harpten önce bile, buralarda oturanların büyük çokluğu türk, birazı zaza denilen kürtlerden ve pek azı da ermenilerden ibaretti. bugün artık varlığından söz edilecek sayıda ermeni yoktur. o halde, bu gibi dernekler yetkilerini bilmeli ve bir iş yapmak isterlerse, hiç olmazsa harbiye ve hariciye nezaretleri'nin barış hazırlıkları dolayısıyla yaptıkları resmî istatistik ve grafiklere olsun başvurmak zahmetinden kaçınmamalıdırlar. bu telgrafın aynen istanbul'a gönderilmesini rica ederiz.

    mustafa kemal

    güvenlikle ilgili ankara,14.8.1919

    3' üncü ordu müfettişliği kurmay başkanlığı'na
    1- mustafa kemal paşa'ya (özel) : istanbul'a gönderilmek üzere yazmış olduğunuz son cevaplarınız, yerine ulaştırılmış ve buna cevap olarak basılı bir raporla, ahmet rıza bey, ahmet izzet, cevat, çürüksulu mahmut paşalar, reşat hikmet, câmi, reşit sadi beyler, esat paşalar gibi pek çok şahsiyetin düşüncelerine uygun olan kara vasıf'ın yani cengiz'in ve halide edip hanım'ın görüşlerinin yer aldığı uzun mektuplar geldi. bunlar sıra ile özetlenerek arz edileceği gibi, asılları da sivas'a gönderilecektir. bunların hepsinde bir yardıma ihtiyaç duyulduğu ve bu yardımın amerika tarafından yapılmasının en az zararlı yol olarak kabul ve uygun bulunduğu şeklinde bir gerekçe ileri sürülmektedir. basılı rapor, câmi, rauf, ahmet, reşit hikmet, reşit sadi bey'ler ile halide hanım, kara vasıf, esat paşa, bütün parti ve derneklerin düşünceleri yoklandıktan sonra büyük çoğunluğun görüşüne göre düzenlenmiştir. vakit varmış. kongrede bir an önce iş görmek,amerikalılar gitmeden tebligat yapılmak gerekirmiş. amerikalıları oyalayarak hareketleri geciktirilmeye çalışılıyormuş. kongre hemen kesin bir karar verebilir mi? sorusuyla amerikalılar bu düşünceyi benimsediklerini hissettiriyorlarmış. kongrenin toplanmasını çabuklaştırmanız rica olunur.

    20' nci kolordu komutanı

    ali fuat

    bu telgrafta sözü edilen uzun mektuplar günlerce telleri işgal eden şifrelerle verildi. birbirine ekli olan o şifrelerden biri de şuydu :

    güvenlikle ilgili

    kişiye özel ankara,17.8.1919

    3'üncü ordu müfettişliği kurmay başkanı kâzım beyefendi'ye
    mustafa kemal paşa hazretleri'ne(özel):16.7.1919tarih ve 880 sayılı şifrenin dokuzuncu maddesinin ekidir :

    kara vasıf'ın 10 numaralı madde hakkında ek olarak verdiği bilgi :

    1- bir yardım şeklinde amerika'ya taraftar olursak ve bunu doğu illeri kongresi, millî kongre, bir istek gibi telgrafla hükûmetimize bildirirse, wilson'un amerikan kongresi'ne karşı güzel bir dayanak noktası olacaktır. istanbul'da pek çok aydın bu görüşten yanadır ve böyle bir şey hazırlıyorlar. eğer anadolu da yaparsa yararlı olur diyorlar. böyle olursa, amerika'nın mandasından yararlanarak öteki alçak düşmanları memleketimizden çıkarmak ve sonra yalnızca amerikalılarla karşılaşmak mümkün olur ve uğraşmak da kolay olur. bir de amerikalılar bizi şiddetle suçluyorlar. yani hükûmeti aşağılayıp milletimizi de horluyorlar. temsilcilerine istanbul'dan çıkışını, paris'e gidişini, muhtıraları.... sonra diyorlar ki, avrupa'nın yapmaya cesaret edemediğini siz kabul ediyorsunuz. söz gelişi,avrupa büyük bir ermenistan kurulmasını düşünmüyor. sizin sadrazam, toros'tan sınır veriyor, ermenistan istiyor. oysa, şimdiye kadar amerikan komisyonlarından hiçbirisi bile, buna olabilir demedi. bütün raporlara göre, anadolu'da, türkiye'de bir ermenistan kurmak şöyle dursun, muhtar ve bölgesel idareler bile oluşturmak mümkün değildir. nüfusları yok, toprakları yok. bu yönetim müthiş bir askerî kuvvete dayandırılmazsa olmaz. ermenilerde bu kuvvet olamaz, amerika bu lûtfu yapamaz. öteki devletler de buna tahammül edemez. meğer ki, oraları zaptetsinler ve barış yapsınlar, bu da mümkün değil, rekabet bunu engeller.işte istanbul'un haberleri. orada iyice düşünülsün : epeyce zaman vardır. amerikan kongresi hemen hemen wilson'u dinlemek üzeredir.

    2 - istanbul'da büyük çapta temaslar var. onun için mustafa kemal paşa genel bir emir verir mi? yoksa istanbul'un karar ve çalışmalarını benimser mi? bu çalışmaların amacı, milletin birliği, vatanın bütünlüğü, istiklâl ve hâkimiyetin elde edilmesi! eğer mustafa kemal paşa buraya genel bir emir vermezse ve kendisi hemen oradan amerikalılar, ingilizler ve diğer yabancılarla temasa geçmezse, tabiî burada faaliyet devam edecektir. belki; ters bir sonuç ortaya çıkabilir. buna dikkati çekerim. bu rolü, siyaseti çok daha iyi yürüten bir mustafa kemal paşa'nın mücadelesine ve kuvvetine dayanmak ise , onun sözleri, demeçleri, tavır ve hareketleriyle tutum ve söz olarak yalanlanmış.

    3-çolak hüseyin salâhattin iki yüzlü davranışını sürdürüyor. sadık bey'in en gözde bendelerinden olan bu şahsın bir mevki sahibi olmaması için ne yapılacağı düşünülüyor.

    20' nci kolordu komutanı

    ali fuat

    kara vasıf bey'e bildirilmek üzere verilen cevap şuydu :

    şifre erzurum, 19.8.1918

    kişiye özel ve ivedi

    20' nci kolordu komutanı ali fuat paşa hazretleri'ne
    ilgi :17.8.1919

    1- sözü edilen amerikan mandasının nasıl bir yardım sağlayacağının dikkatli bir incelemeden geçirilmesi ve millî gayemiz açısından bir yararı olup olmayacağının da hesaplanması pek önemlidir. istanbul'da çalışan grubun gayesi milletin birliği, vatanın bütünlüğü, istiklâl ve hâkimiyetin elde edilmesi noktasında toplanmış gösterildiğine göre, amerikan mandasını kabul durumunda bu gaye korunmuş olabilir mi?

    2 - millî isteklere bağlı kalmayan ve onlara uygun düşmeyen kararlar, hiçbir zaman milletçe kabul edilemeyeceğinden, milletimizin ve vatanımızın alınyazısını tayinde, millî vicdana tercüman olmaktan ibaret bulunan görevimizi tam olarak yerine getirebilmek için, millî isteğin odaklaşarak tek bir hedefe yönelmesini beklemeden hiç bir meselede yetkili görünmemiz doğru değildir. bundan dolayıdır ki,tarafımızdan yabancılarla olan temas ve ilişkilerin, kongrenin kararlarına uyularak millet adına yapılmasını tercih etmekteyiz. tanrı'ya şükür, yurdumuzdaki millî akımın pek çok gelişmekte, kökleşmekte ve güçlenmekte oluşu, bizleri sürekli olarak bu noktaya doğru çekiyor ve davet ediyor.

    3 - şurası da gözönünde tutulmalıdır ki, memleket ve milletin alınyazısı üzerinde amerika veya herhangi bir devletle anlaşmaya yetkili olabilecek bir hükûmet, ancak millî hâkimiyet ilkesini kabul ve milli bir meclis'in varlığını benimseyerek ona dayanmayı gerekli sayan bir hükûmettir. bu takdirde, istanbul hükümeti'ni oluşturacak şahısların da mutlaka bu vasıfları taşıması gerekir.

    burada bizce olduğu gibi oradaki çalışmalarınız da bu amacın sağlanmasına yönelmelidir.

    4 - yakında kongre kararlarını öğreneceksiniz. gözlerinizden öperiz.

    mustafa kemal

    bi küçük bilgi daha vereyim. sivas'a gelmiş olan gazeteci mister brown(brovn) ile bizzat görüşmeyi uygun gördüm. karşısındakini kolaylıkla anlayan çok zeki bir genç.

    bundan sonra, 8 eylül toplantısında sözünü ettiğim muhtıra ele alındı. bu muhtırada başlıca amerikan mandası üzerinde duruluyordu.
    o günlerde, istanbul'dan gelen bazı kimseler amerikalı mistez brown (bravn) adında bir gazeteciyi de sivas'a getirmişlerdi.

    bu konu üzerinde kongrede geçen görüşmelere yer vermeden önce,yüksek hey'etinizi yeterince aydınlatabilmek için, bazı, ön bilgiler arz edeyim. bu bilgiler, erzurum'dan beri başlayan bazı haberleşmelerden daha iyi anlaşılacağı için, onları olduğu gibi sunacağım :

    güvenlikle ilgili ve çok ivedi amasya, 25/26.7.1919

    erzurum'da 3' üncü ordu müfettişliği kurmay başkaılığı'na
    1-mustafa kemal paşa'ya özel : bu gün 25 temmuz 1919 akşamı bekir sami beyefendi amasya'ya geldiler. kendileri ile uzunca bir süre görüşmek şerefine eriştim. mustafa kemal paşa'ya ve rauf beyefendi'ye saygılarını sunarlar. kendisi aşağıdaki düşüncelerini arz etmekliğimi rica etmiştir.

    2 - bağımsızlık, elbette istenir ve tercih edilir. ancak, tam bağımsızlık istediğimiz takdirde, vatanın birçok parçalara ayrılacağı kesin ve şüphesizdir. şu halde, iki üç ili içine almaktan ibaret olacak bağımsızlığa, vatanımızın bütünlüğünü garanti altına alacak yabancı bir devletin himayesi (mandaterlik) elbette tercih edilir. osmanlı ülkesinin tamamını içine alan meşruluğumuz ve dışarıdaki temsil hakkımız eskiden olduğu gibi devam etmek şartıyla, belirli süre için amerika mandasını istemeyi milletimiz için en yararlı bir çözüm şekli olarak kabul ediyorum. bu konuda amerika temsilcisiyle görüştüm. birkaç kişinin değil,bütün bir milletin sesini amerika'ya duyurmak gerektiğini söyledi ve aşağıdaki şartlar çerçevesinde wilson'a, senato'ya ve amerikan kongresi'ne başvurulmasını teklif etti :

    a) adil bir hükumetin kurulması,

    b) öğretim ve eğitimin yayılması ve genelleştirilmesi,

    c) din ve mezhep hürriyetinin sağlanması,

    d) gizli anlaşmaların kaldırılması

    e) bütün osmanlı ülkesini sınırları içine alacak şekilde, amerikan hükûmeti'nin bizi kumandası altına almayı kabul etmesi.

    3 - bundan başka kongremizin seçeceği bir hey'eti, amerika'ya bir zırhlı ile göndermeyi de temsilci üzerine almıştır.

    4 - bekir sami bey, daha bir iki gün buralarda kalacağından, her türlü emir ve talimatın benim aracılığımla gönderilmesini, özellikle sivas kongresi'nin ne zaman toplanacağının ve kendilerinin o güne kadar nerede beklemesinin uygun olacağının bildirilmesini istirham eylemekte olduğu.

    5' inci kafkas tümeni komutan vekili arif

    şifre ivedi ve kişiye özel erzurum

    amasya'da 5' inci tümen komutanlığına
    1- şimdi amasya'da bulunan eski vali bekir sami beyefendi'ye özel : zâtıâlîlerinin telgrafından çok yararlandık, toplanmış bulunan vilâyat-ı şarkiye kongresi hemen her tarafta kendi memleketleri halkınca etkili,hatırı sayılır ve söz sahibi olarak tanınmış kimselerden kurulmuş yetkili bir hey'et durumundadır. bu kongrede, şimdiye kadar yapılan görüşmelerde, devlet ve milletin istiklâlinin bölünmezliği ısrarla savunulmaktadır. bu bakımdan, bizce de daha şartları ve niteliği belirsiz olan bir amerika mandaterliğinden kongrede doğrudan doğruya söz edilmesi pek sakıncalı olacağından, zâtıâlîlerinin istanbul'da temasta bulunduğu kimselerle yaptığı görüşmelere dayanarak aşağıdaki noktaların açıklanmasını ve bizleri hemen aydınlatmanızı özellikle rica ederiz. bundan önce de doğrudan doğruya istanbul'dan gelen bu konudaki bilgiler şüpheli görüldüğünden, aynı esaslar çerçevesinde açıklama istendiği gibi, 21 temmuz 1919 tarihinde sivas'ta refet bey vasıtasıyla istanbul'dan alınan bilgilerde de yine şüpheli noktalar bulunduğundan, oradan da şartlar hakkında kestirmeden açıklama istenmiştir.

    a) tam bağımsızlık istendiği takdirde, vatanın birçok parçalara ayrılacağı kesin ve şüphesizdir, buyuruluyor. bu görüşün kaynağı nedir?

    b) vatanın bütünlüğünden maksat, memleketin bütünlüğü mü, yoksa hakimiyet hakları mıdır?

    c) osmanlı ülkesinin tamamını içine alan meşruluğumuz ve dışarıdaki temsil edilme hakkımız eskiden olduğu gibi devam etmek şartiyle mandaterlik istemeyi en yararlı bir çözüm olarak kabul buyuruyorsunuz, ancak, temsilcinin ileri sürdüğünü bildirdiğiniz maddeler ile bu şekil biribiri ile çelişmiş görünüyor.çünkü, meşruluğumuz eskiden olduğu gibi devam ettiği takdirde, hükûmet, yasama gücünün güvenine sahip ve denetimine tâbî bir hey'etten ibaret olur ki, artık bu hey'etin kuruluşunda amerika'nın müdahalesi ve etkisi olamaz. bu durumda ya meşruluk devam edecektir ve amerika'dan âdil bir hükümetin kurulmasını istemeye gerek yoktur. yahut da, istendiğine göre, meşruluğun devamı sözden ibaret kalır.

    d) öğretim ve eğitimin yayılmasından ve genelleştirilmesinden maksat nedir? ilk anda hatırımıza gelen, memleketin her tarafında amerikan okullarının açılmasıdır. çünkü daha şimdiden yalnız sivas'ta yirmi beş kadar okul açmışlardır ki, yalnız bir tanesinde bin beş yüz kadar ermeni öğrenci vardır. bu durum karşısında osmanlı ve islâm ve öğretim ve eğitiminin yayılması ve genelleştirilmesi ile bu teşebbüs nasıl bağdaştırılacaktır.

    e) din ve mezhep hürriyetinin sağlanması maddesi de önemlidir. patrikhanelerin imtiyazları devam ederken bunun farklı yanı ve anlamı nedir?

    f) temsilcinin beşinci madde olarak sözünü ettiği bütün osmanlı ülkesinin sınırları ne demektir? yani savaştan önceki sınırlarımız mıdır? eğer bu deyim içinde suriye ve irak da varsa, anadolu halkı arabistan adına mandaterlik isteğine hak ve yetkisi olabilir mi?

    g) bugünkü hükûmetin politikası nedir? tevfik paşa neden londra'ya gitti? amerikalılar gibi ingilizlerin de ayrıca bir mandaterlik politikası güttükleri anlaşılıyor. aralarındaki fark nedir? hükümet amerikan mandası için ne düşünüyor? yani buna eğilimli mi, yoksa isteksiz mi? amerikalılar neden ermenistan mandaterliğini bıraktılar? amerikalılar mandayı almaya ne dereceye kadar yatkın ve isteklidirler?

    2 - sivas kongresi'nin toplanması, erzurum kongresi'nin sonucuna bağlıdır. bununla ayrıca uğraşılmaktadır.. yüksek şahsiyetlerinin bunu beklemek üzere ya tokat'ta yahut amasya'da bulunmaları uygundur. saygılarımızı sunarız.

    mustafa kemal

    güvenlikle ilgili amasya, 30.7.1919

    ivedi

    3' üncü ordu müfettişliği kurmay başkanlığı'na
    1-mustafa kemal paşa'ya özel; bekir sami bey'den alınan cevap aşağıda arz olunur :

    a) tam bağımsızlık istendiği takdirde, vatanın birçok bölgeye ayrılacağı ve birkaç mandaya tabi tutulacağımız dörtler komisyonu'nca kararlaştırılmıştır.bu bakımdan ve buna engel olmak için, amerikan temsilcisi, bir manda istemenin en uygun olacağını söylemiştir.

    b) yalnız hakimiyet hakları söz konusudur; yurt bütünlüğümüzün korunması temel ilkedir.

    c) amerika'dan herhangi şekilde bir hükumet istemeyeceğiz. amerika'ya adil bir hükumet kuracağımız konusunda güvence vereceğiz. anayasamızın hükümleri yürürlükte kalmak, hanedan'ın her türlü hüküm sürme haklarına dokunulmamak ve korunmak, eskiden olduğu gibi dışarıda temsilcilerimiz bulunmak şartıyla,amerikan hükûmeti'nin mutluluğumuza ve gelişmemize yardımcı olmasını isteyeceğiz. isteyeceğimiz manda şekli budur.

    d) öğretim ve eğitimin yayılmasından ve genelleştirilmesinden maksat amerikan okullarının köylerimize kadar girmesine izin vermek değil, millî ve islâmî öğretim ve eğitimi yaymaya ve genelleştirmeye çalışacağımız konusunda kendilerine söz vermekle birlikte yardımlarını istemektir. mandaterliği amerikan misyonerlerine değil amerikan hükümeti'ne vermek istiyoruz.

    e) din ve mezhep hürriyeti esasen dinî ve islâmî ilkelerimizin gereğidir;amerikan kamuoyu bu gerçeği bilmediği için, kendilerine bu konuda güvence vermek istiyoruz. temsilcinin sözünü ettiği sınırlar savaştan önceki sınırlarımızdır.suriye ve diğer memleketler üzerinde bizim mandaterlik isteğine yetkimiz olup olmaması kongrece çözülecek bir sorundur. esasen suriye ve irak'ta amerikan hey'etleri halk oyuna başvurdular. suriye ve filistin'de bağımsız bir arap hükûmeti kurulmasını istemekle birlikte, amerikan mandasını ötekilerden daha üstün tuttuklarını gösterdiler.

    f) bugünkü hükûmet daha yeni kurulduğundan politikası belli değildir. ancak, daha önceki hükûmetlerin siyasetleri güçsüzlük ve itilâf kuvvetlerinin her emrine boyun eğmekti. tevfik paşa, londra'ya gitmeyerek ferit paşa ile geri dönmüştür.amerika, ermenistan hükûmeti belli olmadan yalnız oralarda dolaşan heyetlerinin verdiği raporlara göre, büyük bir ermenistan'ın kurulmasına maddî olarak imkân bulunmadığı görüşündedir. manda konusundaki aynntılı bir rapor posta ile gönderilmek üzeredir.

    g) şimdilik tarafınızdan yapılacak tebligatı beklemek üzere tokat'ta bulunacağım. amasya ve tokat ile ilçelerde gerekli tebliğlerde bulunmakta ve bunların iyi sonuçlar vereceğini ümit etmekteyim. hepinize saygılarımı sunarım, efendim.

    5' inci tümen komutanı

    arif

    şifre erzurum, 1.8.1919

    kişiye özel

    amasya'da 5' inci tümen komutanlığı'na
    bu telgrafın hemen bekir sami beyefendi'ye ıılaştırılması ve cevabının acele olarak alınması rica olunur.

    bekir sami beyefendi'ye özel:

    ilgi : 3.7.1919.

    amerikan mandası hakkındaki son açıklamalarınızı öğrendik. bu şartlara göre aslında korkulacak bir şey olmamak lâzım. bununla birlikte daha bir nokta hakkındaki yüksek görüşlerinizi de almak istiyoruz. lehimizde bu kadar elverişli şartlar ileri sürülmesine yatkın bulunacak olan amerikan hükumeti, böyle bir mandaterliği kabul etmesine yani buna katlanmasına karşılık,amerika adına ne gibi yarar ve çıkarlar sağlamış olacaktır? bununla kendi hesaplarına elde edecekleri sonuç nedir? bu konudaki yüksek düşünce ve bilgilerinizle de bizi aydınlatmanızı acele bekleriz, efendim.

    mustafa kemal

    amasya, 3.8.l919

    3' cü ordu müfettişliği kurmay başkanlığı'na
    bekir sami bey'den alınan cevap aşağıda arz olunur :

    mustafa kemal paşa'ya özel : amerikalılarla şimdiye kadar yapılan görüşmeler tabiatıyla hep özel bir şekilde olmuş ve sırf bir varsayımdan ibaret kalmış olduğu için, mandaterliklerin her iki tarafa yükleyeceği şartlar üzerinde durulmamıştır. mümkünse, hazırlıklara başlanarak sivas kongresi'nin bir an önce açılması gereğini özet olarak arz ederim.

    kurmay yarbay arif

    mustafa kemal paşa hazretleri'ne
    saygıdeğer efendim,

    memleketin siyasî durumu en son kertesine geldi. kendimize bir yön çizebilmek için, türk milletinin zarını atıp olumlu bir durum alma zamanı ise geçmek üzere bulunuyor.

    dış durum istanbul'da şöyle görünüyor :

    fransa,italya, ingiltere, türkiye'nin mandaterlik meselesini amerikan senatosu'na resmen teklif etmiş olmakla birlikte, senato'nun bu teklifi kabul etmemesi için bütün güçlerini kullanıyorlar. taksimden pay kaçırmak elbette işlerine gelmiyor.

    suriye'de aradığını bulamayan fransa, zararını türkiye'den kapatmak istiyor. italya namuslu bir emperyalist olduğundan, savaşa ancak anadolu'nun bölüşülmesinde pay almak için girdiğini açıktan açığa söylüyor. ingiltere'nin oyunu biraz daha incedir.

    ingiltere, türk'ün birliğini, çağdaşlaşmasını, gerçek bir bağımsızlık kazanmasını, gelecekte bile istemiyor. yeni imkân ve görüşlerle ;tamamen çağdaş ve kuvvetli bir müslüman - türk hükûmeti başında hilâfet de olursa, ingiltere'nin elindeki müslüman esirleri için kötü bir örnek olur. ingiltere türkiye'yi bütünü ile ele geçirebilse, kafasını kolunu koparır, birkaç yılda sadık bir sömürge durumuna sokar. buna, memleketimizde en başta ve özellikle dinî sınıflar çoktan taraftardırlar. fakat bunu fransa ile dövüşmeden yapabilmek mümkün olamayacağından taraftar olamaz. fakat, türkiye'yi bütün olarak korumak gereği duyulursa, yani bölüşmenin büyük askerî fedakârlıklarla yapılabileceğini anlarsa lâtinleri sokmamak için amerikan görüşünü tutar ve destekler.nitekim ingiliz siyasetçileri arasında zaten bu görüşe eğilimli olanlar vardır. morisson (morison) gibi ünlü kimseler amerika'nın türkiye'de manda kurmasmı istiyorlar.

    başka bir çözüm yolu da, türkiye'yi trakya'dan, izmir'den, adana'dan, belki de trabzon'dan ve hele istanbul'dan yoksun bıraktıktan sonra, eski kapitülasyonları ve boğulmaya mahkûm iç sınırlarıyla başbaşa bırakmak.

    biz istanbulda, kendimiz için, bütün eski ve yeni türkiye sınırlarını içine almak üzere geçici bir amerikan mandasını kehven-i şerolarak görüyoruz. dayandığımız noktalar şunlardır :

    1- aramızda, hangi şartlar altında olursa olsun, hristiyan azınlıklar kalacaktır. bunlar hem osmanlı vatandaşı olma haklarından yararlanacaklar hem de dışarıda bir avrupa devletine dayanarak karışıklık çıkaracaklar, sürekli olarak müdahaleye yol açacaklar ve zaten göstermelikten ibaret olan bağımsızlığımızdan azınlıklar adına her yıl bir parça daha kaybedeceğiz.

    güçlü bir hükûmet ve çağdaş bir idare kurulabilmesi için, patrikhanenin siyasî imtiyazla, azınlıkların kuvvetli devletler vasıtasıyla yaptıkları sürekli tehditler ortadan kalkmalıdır. küçük ve zayıf bir türkiye bunu başaramayacaktır.

    2 - biribirini yok eden, çıkar sağlama, hırsızlık, macera ve şöhret için yaşayanların hırsını doyuran bu hükûmet anlayışı yerine, milletin refah ve kalkınmasını sağlayabilecek, halkı ve köyleri, sağlığı ve zihniyeti ile çağdaş bir halk durumuna getirebilecek bir hükûmet anlayış ve uygulamasına ihtiyacımız var.bunun için gerekli olan paraya uzmanlığa ve kudrete sahip değiliz. siyasî dış borçlar, siyasî esareti artırıyor. taraf tutma, cahillik ve çok konuşmaktan başka olumlu bir sonuç veren yeni bir hayat yaratamıyoruz.

    bugünkü hükûmet, adamlarını takdir etmese bile, halkı ve halk hükûmeti kurulmasını yararlı gören filipin gibi vahşî bir memleketi, bugün kendi kendini idareye muktedir çağdaş bir makine haline koyan amerika, bu konuda çok işimize geliyor. on beş yirmi yıl sıkıntı çektikten sonra yeni bir türkiye'yi, her ferdi öğrenimi ve zihniyetiyle gerçek bağımsızlığı kafasında ve cebinde taşıyan bir türkiye'yi, ancak yeni dünyanın kabiliyeti yaratabilir.

    3 - yabancı devletlerin türkiye üzerindeki rekabetlerini ve kuvvetlerini memleketimizden uzaklaştırabilecek bir yardımcıya ihtiyacımız var. bunu ancak avrupa dışında ve avrupa'dan daha güçlü bir elde bulabiliriz.

    4 - bugünkü oldu bittileri ortadan kaldırmak ve davamızı sür'atle dünyaya karşı savunabilmek için, gerekli güce sahip bir devletin yardımını istemek lâzımdır. yayılma siyaseti güden avrupa'nın başvurduğu binbir yol ve alçakça siyasetine karşı böyle bir vekil olarak amerika'yı kendimize kazanarak ortaya atabilirsek, doğu meselesi'ni de türk meselesi'ni de gelecek için kendimiz çözümlemiş olacağız.

    bu sebeplerden dolayı, bir an önce istememiz gereken amerikan mandası da, elbette sakıncasız değildir. haysiyetimizden epeyce fedakârlık etmek mecburiyetinde bulunuyoruz. yalnız, bazılarının düşündüğü gibi, amerika'nın resmî sıfatında dinî eğilim ve taraf tutma yoktur. hristiyanlara para verecek misyoner kadın amerika'sı, amerika'nın yönetim mekanizmasında bir yer tutmaz. amerika'nın yönetim mekanizması dinsiz ve milliyetsizdir. o, türlü cins ve mezhepten insanları çok uyumlu ve kaynaşmış olarak bir arada tutmanın yolunu biliyor.

    amerika, doğu'da mandaterlik yapmak avrupa'da başına dert açmak niyetinde değildir. fakat onların onur meselesi yaptıklan şey, yöntemleri ve idealleri ile avrupa'dan daha üstün bir milet olmak iddiasıdır. bir millet içtenlikle amerikan milletine başvurursa, avrupa'ya, girdikleri memleket ve milletin yararına nasıl bir idare kurduklarını göstermek isterler.

    amerikan resmî mahfillerinin önemli şahsiyetleri arasında epey lehimize bir hava oluştu. istanbul'a ermeni dostu olarak gelen birçok hatırı sayılı amerikalı, türk dostu ve türk propagandacısı olarak döndüler.

    bu akımı temsil eden resmî ve gayrî resmî amerikan görüşünün altında yatan gizli düşünce şudur : türkiye'yi parçalamamak, eski sınırları içinde bir bütün halinde olduğu gibi korumak şartıyla genel ve tek bir mandaya bağlamak. suriye, amerikan komisyonu orada iken, genel bir kongre toplayarak amerika'yı istemiştir. suriye'nin bu isteği amerika'da çok iyi karşılanmıştır.

    amerika, bizim topraklarımız üzerinde ermenistan kurmaya niyetli görünmüyor. eğer mandayı alırlarsa, bütün milletleri eşit şartlar altında bir memleket evdâdı olarak kabul edip alacaklarını önemli çevrelerden haber aldım.

    ne var ki, avrupa, mutlaka bir ermenistan meselesi ortaya çıkarmak - özellikle ingiltere - ermenilere tavizler vermek istiyor. amerikan kamuoyunda zulüm görmüş ermeniler adına bir oyun oynamaya çalışıyor. avrupa korkusu bizim fikir adamlarını düşündürüyor. reşat hikmet bey gibi, câmi bey gibi,hattâ millî birliğe şekil veren diplomatlarımızın, ermeni meselesi için bir çözüm yolu tavsiyeleri var. resmen size yazılıyor.

    çok tehlikeli anlar geçiriyoruz. anadolu'daki mücadeleyi dikkat ve sevgiyle izleyen bir amerika var. hükûmet ve ingilizler, bunun hristiyanları öldürmek,ittihatçılar getirmek için yapılan bir hareket olduğu düşüncesini amerika'ya elbirliği ile benimsetmeye çalışıyorlar.

    her an bu millî mücadele'yi durdurmak için kuvvet gönderilmesi tasarlanıyor; bunun için ingilizleri kandırmaya çalışıyorlar. millî mücadele sür'atle ve olumlu isteklerle kendini ortaya koyarsa ve hristiyan düşmanlığı gibi bir rengi de olmazsa amerika'da hemen destek bulacağını yine çok önemli çevreler garanti ediyorlar.

    sivas kongresi toplanıncaya kadar, amerikan komisyonunu alıkoymaya çalışıyoruz. hattâ, kongreye amerikalı bir gazeteci göndermeyi de belki başarabileceğiz.

    işte bütün bunlar karşısında, dâvâmızda bize yardımcı olabilmesi için, bu fırsat dakikalarını kaybetmeden, bölüşülme ve çözülme korkusu karşısında, kendimizi amerika'ya başvurmaya mecbur görüyoruz vasıf bey kardeşimizle bu hususta birleştiğimiz noktaları kendisi de ayrıca yazacaktır.

    türkiye'yi azim ve irade sahibi geniş görüşlü bir iki kişi belki kurtarabilir. macera ve boğuşma devri artık geçmiştir.gelecek için kalkınma ve birlik savaşı açmaya mecburuz. sınırlarında bu kadar çok evladı ölen zavallı memleketimizin düşünce ve medeniyet savaşında kaç tane şehidi var.biz türkiye'nin hayırlı evlâtlarından, yarının kurucuları olmalarını istiyoruz. sizin, rauf bey kardeşimizle birlikte, temelleri bile çöken zavallı memleketimiz için uzakları görerek düşünüp çalışmanızı bekliyoruz.

    saygılarımı gönderir, başarınıza dua ederim. millî dâvâda canıyla başıyla çalışanlar arasında, sade bir türk askerinin alçak gönüllülüğü ile, sizinle birlikte olduğumu ifade ederim. 10.8.1919

    halide edip

    afyonkarahisar 13.8.1969

    15' inci kolordu komutanlığı'na
    mustafa kemal paşa'ya özel : istanbul'daki çeşitli partilerin birleşerek amerika hey'etine verilmek üzere aldıkları kararlar aşağıda arz olunur :

    1- ermenistan için türkiye'nin doğu sınırları üzerinde ermenilerin işine yarayacak bir toprak parçası vermeye doğu illerindeki türklerin ve orada iş başında bulunan büyüklerin, bu bölgenin gelecekteki refahını ve serbestçe gelişmesini düşünerek razı olabilecekleri görüşünde olduklarını, yalnız bu görüşlerini, oradaki kürtlerle işbirliği yapmış olmaları ve kürtlerin de ermenilere toprak verme düşüncelerine kesinlikle karşı bulunmaları dolayısıyla açığa vurmak istemediklerini ve hattâ açığa vursalar bile, oradaki türk çoğunluğunun, aşağıdaki şartların yerine getirileceği konusunda kendilerine güvence verilmedikçe bu düşüncede kürtlerden ayrılmayacaklarını zannettiklerini tespit etmiştir. şöyle ki birincisi,türk ve kürt çoğunluğunun ve aralarındaki diğer azınlıkların yaşadıkları toprakların bütünlüğü; ikincisi, türk bağımsızlığının tam olarak tanınması ve fiilen garanti edilmesi; üçüncüsü, türkiye'nin çağdaş medeniyete ulaşabilmesi için serbestçe gelişmesine engel olan kayıtların kaldırılmasıyla wilson prensiplerinde vadedildiği üzere, bağımsızlıklarından ve haklarından en güvenli bir şekilde yararlanmasına imkân verilmesi; dördüncüsü, bu hususlarda ve türklerin gelişmelerinin çabuklaştırılmasında amerika'nın bize yardımcı olacağını, cemiyet-i akvam 'a karşı üstlenmesi.

    2 - boşaltılacak topraklardan çıkarılacak olan türk ve kürtlerin gönderildikleri yeni topraklarda derhal yerleştirilmeleri ve bu topraklardan hemen yararlanmalarını sağlamak için amerika'nın yardım etmesi.

    3 - o çevrede ve özellikle erzincan ve sivas arasında yoğun olarak bulunan ermeniler'in yine ermenistan sınırları içine gönderilmelerinin sağlanması.

    4 - ermenistan adına ve hesabına gerçekleşmesini muhtemel gördüğümüz toprak verme durumu, bağımsız bir ermenistan adına değil, ancak büyük ve medenî bir devletin mandası altında gelişecek çağdaş bir devlet adına olacaktır. çünkü,bugünkü ermenistan'a toprak bırakmak, türkiye'nin başına ikinci bir makedonya derdi açmak demek olduğu gibi, kafkasya için de bir gaile çıkarmak demektir.

    5 - bütün bunlar tartışılabilir bir "teklif" niteliğindedir. ancak, bunların kesin bir şekil alabilmesi, memleketteki hey'etlerle temas kurmaya bağlı ise oraya amerikan hey'etinden birinin gönderilmesi şarttır.

    6 - ve en son olarak konunun kanunî ve meşru bir şekle sokulması için osmanlı millî meclisi'ne götürülmesi tabiîdir.

    12'nci kolordu komutanı

    salâhattin

    şifre erzurum, 21.8.1919

    kişiye özel

    12' nci kolordu komutanlığı'na
    20' nci kolordu komutanlığı'na
    (yalnız 12'nci kolordu). ilgi : 13.8.1919.

    istanbul'da çeşitli partilerin amerikan komisyonu'na verilmek üzere aldıkları kararlar, burada hey'et-i temsiliye'mizce son derece üzüntü ve esefle karşılandı. çünkü, birinci maddede ermenistan'a doğu illerimizden toprak verilmesi söz konusu olmaktadır. oysa, ezici çoğunluğu türk ve kürt olan bu illerden bir karış toprağın bile ermeniler hesabına yazılmasının, bugün için uygulamada mümkün olamayacağı şöyle dursun, unsurlar arasındaki nefret ve öcalma duygusunun dehşet ve şiddeti, osmanlı ermenilerinin dönmeleri halinde bile iller içinde yoğun olarak yerleştirilmelerini tehlikeli göstermektedir. bu bakımdan, suçlu olmayan osmanlı ermenilerine gösterilecek en büyük kolaylık, adaletli ve eşit şartlar altında vatanlarına dönmelerini kabulden başka bir şey olamayacaktır. üçüncü maddede, erzurum ve sivas arasında yoğun bir ermeni topluluğu bulunduğu hayali,bilgisizlik ve vukufsuzluktan başka birşey değildir : harpten önce bile, buralarda oturanların büyük çokluğu türk, birazı zaza denilen kürtlerden ve pek azı da ermenilerden ibaretti. bugün artık varlığından söz edilecek sayıda ermeni yoktur. o halde, bu gibi dernekler yetkilerini bilmeli ve bir iş yapmak isterlerse, hiç olmazsa harbiye ve hariciye nezaretleri'nin barış hazırlıkları dolayısıyla yaptıkları resmî istatistik ve grafiklere olsun başvurmak zahmetinden kaçınmamalıdırlar. bu telgrafın aynen istanbul'a gönderilmesini rica ederiz.

    mustafa kemal

    güvenlikle ilgili ankara,14.8.1919

    3' üncü ordu müfettişliği kurmay başkanlığı'na
    1- mustafa kemal paşa'ya (özel) : istanbul'a gönderilmek üzere yazmış olduğunuz son cevaplarınız, yerine ulaştırılmış ve buna cevap olarak basılı bir raporla, ahmet rıza bey, ahmet izzet, cevat, çürüksulu mahmut paşalar, reşat hikmet, câmi, reşit sadi beyler, esat paşalar gibi pek çok şahsiyetin düşüncelerine uygun olan kara vasıf'ın yani cengiz'in ve halide edip hanım'ın görüşlerinin yer aldığı uzun mektuplar geldi. bunlar sıra ile özetlenerek arz edileceği gibi, asılları da sivas'a gönderilecektir. bunların hepsinde bir yardıma ihtiyaç duyulduğu ve bu yardımın amerika tarafından yapılmasının en az zararlı yol olarak kabul ve uygun bulunduğu şeklinde bir gerekçe ileri sürülmektedir. basılı rapor, câmi, rauf, ahmet, reşit hikmet, reşit sadi bey'ler ile halide hanım, kara vasıf, esat paşa, bütün parti ve derneklerin düşünceleri yoklandıktan sonra büyük çoğunluğun görüşüne göre düzenlenmiştir. vakit varmış. kongrede bir an önce iş görmek,amerikalılar gitmeden tebligat yapılmak gerekirmiş. amerikalıları oyalayarak hareketleri geciktirilmeye çalışılıyormuş. kongre hemen kesin bir karar verebilir mi? sorusuyla amerikalılar bu düşünceyi benimsediklerini hissettiriyorlarmış. kongrenin toplanmasını çabuklaştırmanız rica olunur.

    20' nci kolordu komutanı

    ali fuat

    bu telgrafta sözü edilen uzun mektuplar günlerce telleri işgal eden şifrelerle verildi. birbirine ekli olan o şifrelerden biri de şuydu :

    güvenlikle ilgili

    kişiye özel ankara,17.8.1919

    3'üncü ordu müfettişliği kurmay başkanı kâzım beyefendi'ye
    mustafa kemal paşa hazretleri'ne(özel):16.7.1919tarih ve 880 sayılı şifrenin dokuzuncu maddesinin ekidir :

    kara vasıf'ın 10 numaralı madde hakkında ek olarak verdiği bilgi :

    1- bir yardım şeklinde amerika'ya taraftar olursak ve bunu doğu illeri kongresi, millî kongre, bir istek gibi telgrafla hükûmetimize bildirirse, wilson'un amerikan kongresi'ne karşı güzel bir dayanak noktası olacaktır. istanbul'da pek çok aydın bu görüşten yanadır ve böyle bir şey hazırlıyorlar. eğer anadolu da yaparsa yararlı olur diyorlar. böyle olursa, amerika'nın mandasından yararlanarak öteki alçak düşmanları memleketimizden çıkarmak ve sonra yalnızca amerikalılarla karşılaşmak mümkün olur ve uğraşmak da kolay olur. bir de amerikalılar bizi şiddetle suçluyorlar. yani hükûmeti aşağılayıp milletimizi de horluyorlar. temsilcilerine istanbul'dan çıkışını, paris'e gidişini, muhtıraları.... sonra diyorlar ki, avrupa'nın yapmaya cesaret edemediğini siz kabul ediyorsunuz. söz gelişi,avrupa büyük bir ermenistan kurulmasını düşünmüyor. sizin sadrazam, toros'tan sınır veriyor, ermenistan istiyor. oysa, şimdiye kadar amerikan komisyonlarından hiçbirisi bile, buna olabilir demedi. bütün raporlara göre, anadolu'da, türkiye'de bir ermenistan kurmak şöyle dursun, muhtar ve bölgesel idareler bile oluşturmak mümkün değildir. nüfusları yok, toprakları yok. bu yönetim müthiş bir askerî kuvvete dayandırılmazsa olmaz. ermenilerde bu kuvvet olamaz, amerika bu lûtfu yapamaz. öteki devletler de buna tahammül edemez. meğer ki, oraları zaptetsinler ve barış yapsınlar, bu da mümkün değil, rekabet bunu engeller.işte istanbul'un haberleri. orada iyice düşünülsün : epeyce zaman vardır. amerikan kongresi hemen hemen wilson'u dinlemek üzeredir.

    2 - istanbul'da büyük çapta temaslar var. onun için mustafa kemal paşa genel bir emir verir mi? yoksa istanbul'un karar ve çalışmalarını benimser mi? bu çalışmaların amacı, milletin birliği, vatanın bütünlüğü, istiklâl ve hâkimiyetin elde edilmesi! eğer mustafa kemal paşa buraya genel bir emir vermezse ve kendisi hemen oradan amerikalılar, ingilizler ve diğer yabancılarla temasa geçmezse, tabiî burada faaliyet devam edecektir. belki; ters bir sonuç ortaya çıkabilir. buna dikkati çekerim. bu rolü, siyaseti çok daha iyi yürüten bir mustafa kemal paşa'nın mücadelesine ve kuvvetine dayanmak ise , onun sözleri, demeçleri, tavır ve hareketleriyle tutum ve söz olarak yalanlanmış.

    3-çolak hüseyin salâhattin iki yüzlü davranışını sürdürüyor. sadık bey'in en gözde bendelerinden olan bu şahsın bir mevki sahibi olmaması için ne yapılacağı düşünülüyor.

    20' nci kolordu komutanı

    ali fuat

    kara vasıf bey'e bildirilmek üzere verilen cevap şuydu :

    şifre erzurum, 19.8.1918

    kişiye özel ve ivedi

    20' nci kolordu komutanı ali fuat paşa hazretleri'ne
    ilgi :17.8.1919

    1- sözü edilen amerikan mandasının nasıl bir yardım sağlayacağının dikkatli bir incelemeden geçirilmesi ve millî gayemiz açısından bir yararı olup olmayacağının da hesaplanması pek önemlidir. istanbul'da çalışan grubun gayesi milletin birliği, vatanın bütünlüğü, istiklâl ve hâkimiyetin elde edilmesi noktasında toplanmış gösterildiğine göre, amerikan mandasını kabul durumunda bu gaye korunmuş olabilir mi?

    2 - millî isteklere bağlı kalmayan ve onlara uygun düşmeyen kararlar, hiçbir zaman milletçe kabul edilemeyeceğinden, milletimizin ve vatanımızın alınyazısını tayinde, millî vicdana tercüman olmaktan ibaret bulunan görevimizi tam olarak yerine getirebilmek için, millî isteğin odaklaşarak tek bir hedefe yönelmesini beklemeden hiç bir meselede yetkili görünmemiz doğru değildir. bundan dolayıdır ki,tarafımızdan yabancılarla olan temas ve ilişkilerin, kongrenin kararlarına uyularak millet adına yapılmasını tercih etmekteyiz. tanrı'ya şükür, yurdumuzdaki millî akımın pek çok gelişmekte, kökleşmekte ve güçlenmekte oluşu, bizleri sürekli olarak bu noktaya doğru çekiyor ve davet ediyor.

    3 - şurası da gözönünde tutulmalıdır ki, memleket ve milletin alınyazısı üzerinde amerika veya herhangi bir devletle anlaşmaya yetkili olabilecek bir hükûmet, ancak millî hâkimiyet ilkesini kabul ve milli bir meclis'in varlığını benimseyerek ona dayanmayı gerekli sayan bir hükûmettir. bu takdirde, istanbul hükümeti'ni oluşturacak şahısların da mutlaka bu vasıfları taşıması gerekir.

    burada bizce olduğu gibi oradaki çalışmalarınız da bu amacın sağlanmasına yönelmelidir.

    4 - yakında kongre kararlarını öğreneceksiniz. gözlerinizden öperiz.

    mustafa kemal

    bi küçük bilgi daha vereyim. sivas'a gelmiş olan gazeteci mister brown(brovn) ile bizzat görüşmeyi uygun gördüm. karşısındakini kolaylıkla anlayan çok zeki bir genç.

    şimdi, efendiler, kongre'de manda konusunda yapılmış olan görüşme ve tartışmaları elden geldiğince, olduğu gibi yüksek heyetinize dinletmeye çalışacağım :

    birçok kimse söz aldı. hiç kimseye söz vermeden önce, başkanlık kürsüsünden zabıtlara aynen geçmiş olan şu kısa konuşmayı yaptım : bu rapor üzerinde görüşmeye başlamadan önce bazı noktalara dikkatinizi çekmek isterim. raporda, söz gelişi mister brown'dan söz edilmekte ve elli bin kişilik bir işçi ordusunun getirileceğini söylediği bildirilmektedir.

    efendiler, mister brown : ben hiçbir ,resmî sıfatla görüşmüyorum. tamamiyle özel olarak görüşüyorum diyor ve hattâ amerika'nın mandayı kabul edeceğini değil, belki etmeyeceğini söylüyor. onun için sözleri amerika adına değil, kendi adınadır. mandanın ne olduğunu kendisi de bilmiyor.manda siz ne derseniz odur, diyor. bu raporda önemli olarak manda meselesi vardır. bu konuda görüşmeden önce on dakika ara verelim ( saat 15.25 ).

    sonraki oturumda - iik söz vasıf bey'indir, dedim. vasıf bey, önce mandanın ne olduğu konusunda uzun açıklamalar yaptı. sözü başkalarına bıraktı. yeniden söz aldı ve bir kere prensip olarak mandayı kabul edelim, şartları üzerinde daha sonra görüşürüz dedi.

    üyelerden macit bey adında bir zat, genel kurulda asıl gürüşülecek mesele, bundan sonra yalnız yaşayabilecek miyiz, yaşayamayacak mıyız? mandayı nasıl yorumlayacak ve mandaterle ne tarzda görüşeceğiz? bizi mandasına alacak devlet kim olacaktır? asıl mesele budur, şeklinde konuştu. ben, başkanlık kürsüsünden zannederim bu rapordan iki görüş ortaya çıkıyor. bunlardan birincisi, devletin içte ve dışta bağımsızlığından vazgeçmemesi; ikincisi de, devlet ve milletin yabancı devletlerin zararlı baskıları karşısında bir yardım ve destek ihtiyacında bulunup bulunmamasıdır. asıl kararsızlık doğuran nokta budur. müsaade buyurulursa, bu noktayı etraflıca düşünmek için teklif komisyonu'na havale edelim. sonra da yüksek huzurlarınıza arz edelim. herhalde içeride ve dışarıda istiklâlimizi kaybetmek istemiyoruz dedim. bunun üzerine söz alan bekir sami bey : yüklendiğimiz görev pek ağır ve önemlidir. boş tartışmalara ayıracak hiçbir dakikamız yoktur. bu raporumuzu görüşelim ve vakit geçirmeden hemen bir karar alalım dedi. ben, başkanlık kürsüsünden bu meseleyi komisyon başkanı olmak dolayısıyla açıklayayım (ben aynı zamanda teklif komisyonu başkanı idim). bu rapor metni komisyonda okundu, üzerinde birçok konuşma ve tartışma yapıldı. ancak, kesin karar verecek şekilde bir görüş belirmedi. daha önce, genel kurul'da okunmaksızın teklif komisyonu'na gönderilmişti. bu sebeple bir defa da burada okunup genel kurul'un görüşü belirdikten sonra yeniden teklif komisyonu'na gönderilerek kesin karar verilmesini istemiştik dedim. ismail fazıl paşa merhum da söz alarak şu konuşmayı yaptı : bekir sami bey'in düşüncesine katılırım; kaybedecek vaktimiz yoktur. aslında sorun da basitleşmiştir. tam istiklâl mi, yoksa manda mı kabul edeceğiz? alacağımız karar budur. böylesine önemli, hattâ pek önemli olan bir meseleyi yeniden komisyona götürmek ve oradan yeniden genel kurul'a getirmekle vakit geçirmeyelim. iş uzar. zamanımız değerlidir. buna bugün yarın yahut öbür gün her halde genel kurul'da bir karar verelim. komisyonda vakit geçirmeyelim. çünkü, pek ince bir konudur.

    bunun arkasından hami bey söz alarak ismail paşa hazretleri ile bekir sami beyefendi'nin düşüncelerine katıldığını söyledikten sonra : herhalde bir desteğe muhtacız, bunun en basit delili de, devlet gelirlerinin ancak borcumuzun faizini karşılayabilmesidir ! buyurdular.

    bundan sonra, raif efendi manda aleyhinde konuştu. ismail fazıl paşa ona karşılık olacak şekilde uzun bir konuşma yaptı. daha sonra tekrar bekir sami bey söz aldı ve dedi ki : ismail fazıl paşa hazretleri'nin tamamiyle katıldığım konuşmasına yalnız bir şey ilâve edeceğim : kırım muharebesinden savaşı kazanmış olarak çıkıp da katıldığımız paris kongresi'nde, müttefiklerimizin bize yüklemiş oldukları bilinen şartlarla bu şimdi okunan rapordaki isteklerimiz karşılaştırılacak olursa, bunlardan hangisinin daha çok bağımsızlığı yokedici olduğu anlaşılır sanırım.

    bekir sami bey'den sonra hâmi bey hâmi bey'den sonra da refet bey (refet paşa) konuştular. refet bey'in konuşması aynen şöyleydi : mandanın bağımsızlığı yok etmeyeceği gerçeği ortada iken, bazı arkadaşlarımız - bağımsız mı kalacağız yoksa mandayı mı kabul edeceğiz? -- tarzında birtakım görüşler ileri sürüyorlar. onun için her şeyden önce mandanın ne olduğu anlaşılmalıdır. bununla birlikte daha mandadan söz etmeden önce, düşünceleri gıcıklayan bu raporda bu deyimin ne şekilde anlaşılmış olduğunu bilmek gerekir. fazıl paşa hazretleri bağımsızlığı korumak şartıyla manda buyuruyorlar. hâmi beyefendi tarafından verilmiş olan rapor iki bölüme ayrılıyor. bir gerekçe bölümü var, ondan sonra bir de mandanın ne olduğunu anlatan bölüm var. manda meselesini buradaki görüş açılarından değerlendirebilmek için önce bir noktayı anlamak isterim. bu rapor metni genel kurulda görüşülmeye sunulmuş mudur, sunulmamış mıdır?

    ismail fazıl paşa : yanlış anlaşıldığı için biz üçümüz yani fazıl paşa bekir sami ve hâmi bey'ler bu raporu , geri çekiyoruz. hiç verilmemiş saydık dedi (bu raporun müsveddesi de temize çekilmişi de kendilerinde kalmıştır).

    başkanlıktan - rapor geri alınmıştır dedim. raporun geri alınmış olmasına rağmen, söz alan refet bey, zabıtlarda beş altı sayfa yer tutan özentili bir konuşma yaptı. bu konuşmadan, zabıtlara dayanarak olduğu gibi aldığım bazı cümleler, katibin maksadını açıklamaya yetecektir, sanırım.

    refet bey diyordu ki : bizim, amerika mandasını tercih etmekten maksadımız, bütün toplumları kendine tutsak eden, kalpleri, vicdanları söndüren ingiliz mandasından kurtulmak ve sakin milletlerin vicdanlarına saygılı olan amerika'yı kabul etmektir. yoksa asıl iş para meselesi değildir .

    söz olarak, manda ile bağımsızlık biribirine engel olan şeyler değildir: yalnız, eğer biz gerçekte güçlü olmayacak olursak, işte o zaman mandanın altında eziliriz ve o zaman manda bizim için bağımsızlığımızı yok edici bir unsur olur. bir de diyelim ki, biz dışarıda ve içeride tam bir bağımsızlık isteriz. ancak, acaba hemen kendi başımıza yapabilecek miyiz, yapamayacak mıyız? ondan da önce acaba bizi kendi başımıza bırakacaklar mı, bırakmayacaklar mı? bunu düşünelim. burası bir gerçektir ki, bugün bizi ingiltere, fransa, italya ve yunanistan aralarında bölüşmek istiyorlar; ancak, eğer biz bugün bu devletin kefilliği altında bir barış anlaşması yapacak olursak, ileride, uygun şartlar altına girer girmez hemen döner ve kendi yararımızı sağlarız. fakat, eğer olumsuz bir durum ortaya çıkacak olursa, acaba büsbütün heder etmiş olmayacak mıyız?

    herhalde bir amerikan kefilliğini kabul etmek zorundayız. yirminci yüzyılda, beş yüz milyon lira borcu, harap bir memleketi, pek verimli olmayan bir toprağı ve ancak on onbeş milyon lira geliri olan bir millet için, bir dış dayanak olmaksızın yaşamak imkânı olamaz : eğer bundan sonra da bu durumumuzda kalır ve dışarıdan bir destekle kalkınamayacak olursak, belki de ileride, yunanistan'ın saldırılarına karşı bile kendimizi savunamayız...

    allah korusun, eğer izmir yunanistan'da kalsa ve aramızda bir savaş çıksa, düşmanımız, yunanistan'dan vapurlarla asker getirebileceği halde, acaba biz erzurum'dan hangi demiryolları ile ulaştırmamızı sağlayabileceğiz. o halde, amerikan mandası her şeyden önce bir kefil ve yardımcı bulmak için gereklidir. hatip, sözlerini şu cümle ile bitirdi : eğer sunmuş olduğum bu açıklamalarla ilerideki görüşmeler için bir giriş yapabildimse ne mutlu.

    efendiler, bu parlak ve ustalıklı nutkun, dinleyenlerin düşünce ve görüşleri üzerinde yapabileceği yanıltıcı etkinin derecesini kolaylıkla takdir buyurursunuz. zihinlerin, bunun ardından gelebilecek aynı görüşteki hatiplerin konuşmalarıyla büsbütün zehirlenmesine meydan vermemek ve kendilerini özel olarak aydınlatıp yol göstermeye fırsat bulabilmek için, derhal on dakika dinlenelim efendim - diyerek oturuma ara verdim (saat : 17.30).

    efendiler, bu nutkun son cümleleri üzerinde dikkatle durulmaya değer. refet beyefendi, yunanlılar'ın izmir'i işgalini geçici sayıyor ve savaş halinde olduğumuzu kabul etmiyor. yunanlılar izmir'de kalır da savaş durumuna girilirse başa çıkamayacağımız görüşünde bulunuyor.

    bundan sonraki oturumda, bursa temsilcilerinden ahmet nuri bey, manda aleyhinde uzun bir konuşma yaptı. hâmi bey, buna daha uzun bir konuşma ile cevap verdi ve gerçekten de pek uzun olan konuşmasının sonlarına doğru, anlattıklarını şu bilgilerle doğruluyordu :

    fakat, şimdi biraz da işin kesin bildiğim bir yanından söz edeceğim. konunun bu safhasında, ilgili zat ile şahsen bağlantı kurmuş olduğum için, sözlerim tahminî değildir; kesin bilgilere dayanıyor. istanbul'dan hareket etmeden önce, eski sadrazam izzet paşa hazretleri'ni ziyarete gitmiştim. herhalde bir manda ihtiyacında olduğumuza kendileri de inanıyorlardı. bendenizden de bu konudaki düşüncemi sordular, ben de düşündüklerimizi arz ettim. birkaç gün sonra bendenizi çağırtıp şu meseleyi açıkladılar : suriye ve adana bölgesinde dolaştıktan sonra, istanbul'a gelip siyasî partilerin görüşlerini öğrenmeye çalışan amerikan araştırma komisyonu üyeleri, izzet paşa'yı konağında ziyaret ederek, anadolu'daki millî teşkilâtın türk milletini temsil ettiği inancında olduklarını ve paşayı da (yani izzet paşa'yı) bu işin öncüsü bildiklerini söylemişler ve eğer siz erzurum ve sivas kongrelerine amerikan mandasını istettirecek olursanız, amerika da osmanlı mandasını kabul edecektir. demişler, paşa, bunu bendenize açıkladıktan sonra, bu milletin bir harbe daha gücü kalmadığından ve herhalde böyle bir çareye başvurmak zorunda kaldığımızdan söz etti ve sivas'a gittiğim zaman oradakilere bu durumu anlatmaklığımı tavsiye buyurdu. izzet paşa'nın inancı da bu şekilde istenecek bir mandanın yüzde doksan kabul ihtimalinin bulunduğu ve yalnız bizim için birtakım şartlar ileri sürmenin zarurî olduğu merkezindedir. hattâ paşa, amerika için milletin isteğine dayanmayan bir mandayı kabul etmek mümkün olmadığından, kongremiz tarafından gösterilecek isteğin avrupa devletlerine karşı amerika lehinde bir dayanak noktası olacağını da söyledi. bendeniz bu meseleyi istanbul'dan şifre ile erzurum'da rauf bey'e bildirdim. manda'nın kendinden çok adına karşı çıkanlar boşuna telâşlanıyorlar kelimenin önemi yoktur. önem, işin gerçeğinde ve niteliğindedir. manda altına girdik demeyelim de isterlerse varlığını ebedî olarak sürdürecek devlet olduk diyelim.

    bu son söze cevap verenler arasında, husrev sami bey'in şu sözleri işitildi : fakat bizim bu çalışmalardan beklediğiımiz kendimizi savunmak suretiyle, ebedi olarak varlığını koruyacak bir millet olduğumuzu ispat etmektir! hâmi bey, buna düşüncesinde bir geriye dönüş sezgisi uyandıracak şekilde cevap verirken, kara vasıf bey söz aldı ve o günkü toplantının sonuna kadar konuştu. vasıf bey'in uzun sözlerinin özetini, zabıtlara olduğu gibi geçmiş olan şu cümlelerle yüksek dikkatlerinize sunuyorum : bütün devletler bizi tamamen bağımsız bırakacaklarını söyleseler bile, biz yine bir dış desteğe muhtacız ( vasıf bey, sözlerinin başında ,mandaya ve dışarıdan destek adını verelim demişti ). dört yüz ilâ beş yüz milyon lira borcumuz var. bu parayı kimse kimseye bağışlamaz; bize bunu ödeyiniz diyecekler; halbuki bizim gelirimiz bunun faizine bile yeterli değildir. o zaman güç bir durumda kalacağız; bunun için bağımsız olarak yaşamaya malî durumumuz elverişli değildir. sonra, yanı başımızda, bizi bölüşmeyi emel edinmiş hükûmetler var; onların ihtirasları karşısında mahvoluruz. parasız, ordusuz ne yapabiliriz? onlar uçakla havada uçuyorlar, biz henüz kağnı arabasından kurtulamıyoruz. onlar savaş gemisi yapıyorlar, biz yelkenli bir gemi yapamıyoruz. bu şartlar altında bugün bağımsızlığımızı kurtarsak bile yine günün birinde bizi bölüşürler. vasıf bey, konuşmasını şu sözlerle bitiriyordu :

    . . . istanbul'daki amerikalılar : manda'dan korkmayınız. milletler cemiyeti tüzüğünde yeri vardır diyorlar. işte bütün bunlardan dolayı ingiltere'yi kendimize sürekli düşman amerika'yı da en az kötülük gelebilecek bir devlet olarak kabul ediyorum. eğer uygun bulursanız, buradan istanbul'daki temsilciye 'bir mektup yazıp gizlice bir hey'et göndermek için bir torpido isteyebiliriz.

    eylül'ün dokuzunda salı günü yapılan toplantıda, manda meselesine dokunan rauf bey'in zabıtlara geçen konuşması aynen şöyledir : bu manda konusu üzerinde şimdiye kadar gerek basın ve gerekse başka çevreler tarafından birçok sözler söylendi. gerçi yüksek hey'etiniz dış destek prensibini kabul buyurmuş ise de, bu desteği kimden isteyeceğimiz açıklanmadı. bunun amerika olduğu dolaylı olarak anlatılıyorsa da, bence doğrudan doğruya belirtilmesinde bir sakınca olamaz!

    bu sözlerden anlasilacagi üzere rauf bey'in görüsüyle, gerek sivas kongresi hey'eti'nin ve gerek erzurum kongresi hey'eti'nin anlayislari arasinda bir görüs ayriligindan dogan yanlislik olduguna süphe yoktur. rauf bey'in görüsünün yorumu niteliginde olan bu sözlerin, gerek erzurum ve gerek sivas kongreleri bildirilerinin yedinci maddesindeki yazilis seklinden kaynaklandigina hükmedilebilir. gerçekten de bu maddenin yazilis seklinde, belki de mandacilikta pek ileri giden ve sonu gelmemis propagandalariyla kamuoyunu bulandiranlari susturmak ve belki bundan da çok, onlann iddialarina cevap olacak bir özellik vardir. madde metni dikkatle okunur ve incelenirse ne manda ne de amerika'nin mandaterligini istemek düsüncesinin yer almadigi kendiliginden ortaya çikar. bu noktayi açikça göstermek için, söz konusu maddeyi aynen hatirlatmak isterim :
    madde: 7 - milletimiz çagdas gayelerin büyüklügüne inanir; teknik, sinat ve ekonomik durumumuzu ve ihtiyacimizi takdir eder. bu itibarla devlet ve milletimizin hakimiyet ve bagimsizligi ile vatanimizin bütünlügü korunmak sartiyla altinci maddede belirtilen sinirlar içinde milliyetin gereklerine saygili ve memleketimizi ele geçirme emeli beslemeyen herhangi bir devletin teknik, sinai ve ekonomik yardimini memnunlukla karsilariz. böyle adaletli ve insancil sartlari içine alan bir barisin bir an önce gerçeklesmesi, insanligin güvenligi ve dünyanin huzuru adina basta gelen milli gayemizdir.

    efendiler, bu maddenin hangi noktasinda manda ve mandaterin amerika olacagi görüsü vardir? olsa olsa "herhangi bir devletin teknik> sinai ve ekonomik yardimini memnunlukla karsilariz" sözlerinden manda düsüncesi çikaranlar olabilir. ancak, mandanin anlam ve gayesinin bu olmadigi bir gerçektir. her zaman ve bugün bile, bu açiklik çerçevesinde yapilacak yardimlari kivançla karsilamaktayiz ve karsilariz. nitekim ankara-eregli ve keller-diyarbakir demiryollarinin yapimi için bir isveç firmasinin; kayseri - sivas - turhal hatlarinin yapimi için de bir belçika firmasinin teknik, sinai ve ekonomik yardimini severek kabul ettik. söz gelisi, ankara sehrinin ve diger anadolu sehirlerimizin bir an önce kurulup yapilmalarinda olsun, öteki bütün kara ve demiryollarimizin, limanlarimizin yapimlarinda olsun teklifte bulunacak yabanci sermaye sahiplerinin yardimlarini severek kabul ederiz. yeter ki, memleketimize sermaye getireceklerin içeride ve disarida devlet ve milletimizin hakimiyet ve bagimsizligi ile vatanimizin bütünlügünü bozmaya yönelmis gizli emelleri olmasin. bu maddede yer alan "milliyetin gereklerine saygili ve memleketimizi ele geçirme emeli beslemeyen herhangi bir devlet "ifadesinden, amerikan devleti anlaminin çikarilmasi da yersizdir. çünkü, milliyetin gereklerine saygili dünya devletleri arasinda yalniz amerikalilar yoktur. söz gelisi isveç devleti, belçika devleti ayni nitelikte devletler degiller midir? bu devletlerden herhangi birinin mandaterligi de söz konusu olabilir mi? bir de eger dolayli olarak amerikan devleti kastedilmek istenseydi, "herhangi bir devletin" ifadesi yerine bir devletin kelimeleri veya hiç olmazsa sadece "devletin" kelimesi ile yetinilmesi gerekirdi. bu bakimdan maddenin açikladigi sartlar çerçevesinde teknik, sinai ve ekonomik yardimin iyi karsilanacagi hususunun bütün devletler için söz konusu oldugu açiktir.

    efendiler, bu manda konusu üzerindeki görüsümün - bu görüs bundan önce yapilan ve su anda yüksek hey'etinizin'de ögrenmis bulundugu bunca yazisma ve tartismalarimizla ortaya konmustur -- aylardan beri gece gündüz yanimda bulunan bir arkadas tarafindan hala anlasilmamis olduguna hükmedilebilir mi? 0 halde rauf bey, ya aslinda benimle ayni görüste degildi veyahut ayni görüste idi de, sivas'ta, istanbul'dan gelenlerle yaptigi konusmadan sonra görüs degistirmis oluyordu. burasini kestirmek bence güçtür. simdi biraz da rauf bey'i dinleyelim; rauf bey, sözüne söyle devam ediyor:

    "ateskes anlasmasi yapildigi siralarda almanlarin baris anlasmasini imza etmeyecekleri sanilirken, ingiliz basini bazi sirlari açiga vurdu. bunun birinci bölümü, almanya'nin baris anlasmasini imza edecegi hususu idi. bu gerçeklesti. ikinci bölümü de türkiye'nin bölüsülecegi hususu idi. bu çok sükür gerçeklesmedi. bu bölümde, konferansin aldigi karar geregince kizilirmak'in dogu tarafi ermenistan sayilarak amerikan himayesine veriliyor. belki gürcistan ile azerbaycan da amerika'ya birakiliyor, deniliyordu. kizilirmak'in batisindaki topraklar da, izmir ve istanbul bunlarin disinda kalmak üzere, denize çikis yeri antalya olarak türkiye'yi olusturuyordu bu bölgenin kuzeyi, italyan ve fransiz, güneyi de ingiliz himaye ve yönetimine veriliyordu. izmir'in isgali, bu açiga vurulan sirlarin dogruliigunu ispata basladi. 0 halde, böyle bir tehlike karsisinda rnemleketimize karsi en tarafsiz durumda bulunan amerika'nin destegini kabule mecburuz. ben bu görüsteyim."

    rauf bey'in düsüncesini anlamak için bundan sonra daha çok devam eden sözlerini dinlemeye bilmem gerek kaldi mi?

    efendiler, pek uzun ve tartismali olarak geçen bu manda görüsmesi, taraftarlarini susturaeak ortalama bir çare bulunarak sona erdi. hem de bu çareyi teklif eden yine rauf bey oldu: "amerika'da yillardan beri aleyhimizde yapilmakta olan olumsuz yöndeki propagandalarin dogurdugu düsünce akimini düzeltmek için, her seyden önce amerikan kongresi'nden memleketimizi inceleyecek ve gerçegi görecek bir hey'et davet etmek. "bu teklif oy birligi ile kabul edildi. kongre baskanlik divani'nin imzalariyla bu yolda bir mektup kaleme alindigini hatirliyorsam da bu mektubun gönderilip gönderilmedigini pek iyi hatirlamiyorum. kaldi ki, ben bu mektuba özel bir önem de vermis degildim.

    efendiler, sirasi gelmisken kisaca sunu da belirteyim: belge olarak basvurdugum kongre tutanaklari, baskanlik divan katipligi'nde bulunan afyonkarahisar temsilcisi sükrü ve manda lehindeki konusmalarini dinledigimiz hami beyler tarafindan tutulmus ve hami bey'in yazisiyla, düzgün bir deftere, temize çekilmistir.

    ..."
  • yaklaşık yüz yıl sonra çağdaş türk tarihi kitaplarında günümüz türkiyesini tanımlamak için kullanılacak sıfatlardan biri
  • kurtuluş savaşı döneminde bu ülkeyi ve insanını seven, ancak bu ülkenin kurtuluşunun çarçabuk olabileceğine büyük önder mustafa kemal atatürk kadar inanmamış veya inanamayan insanların da savunduğu olgu. gerçi bir çoğu özellikle 1930'larda sıkı cumhuriyetçi de olmuştur o ayrı...