şükela:  tümü | bugün
  • amerika'daki her sey oldugu gibi bu da eyaletten eyalete degisen bir seydir. zamaninda obamacare getirildiginde en buyuk amac eyaletler arasindaki farki mumkun oldugunca azaltip ulke boyunca benzer, standart ve ortak bir saglik sistemine ulasmakti ama bunun ne kadar basarili oldugu tartisilir.

    oncelikle sunu soyleyeyim (cunku bu konuda cok soru geliyor) amerika'ya green card yoluyla veya baska bir sekilde geldiyseniz ulkeye adiminizi atar atmaz ilk yapacaginiz sey saglik sigortasi almak olmalidir. bunun kesinlikle sakasi yok. saglik sigortaniz yoksa bir ambulansin sizi alip bir sokak otedeki hastaneye goturmesi 2 bin dolar, acil serviste size basit bir pansuman yapilmasi 800 dolar, basit bir doktor ziyareti 400 dolar gibi fiyatlar cekebilirler. yukaridaki entry'lerde de siklikla bahsedildigi icin bu rakamlarin ayrintisina girmeyecegim ama bu rakamlar abartma degil. biz turkler'de genelde "bana bir sey olmaz" zihniyeti olur ama bu konuda risk almaya degmez. sahsen 15 senedir hic doktora gitmeme ragmen sigortam var cunku yarin ne olacagi belli olmaz. sirf hava degisiminden dolayi ucaktan iner inmez hasta olan ve doktora gitmek zorunda kalan ve ayaginin tozuyla binlerce dolar zarara giren insanlar var.

    yine de cok karamsar olmamak lazim. son istatistiklere gore amerikalilarin %92'sinin saglik sigortasi mevcut. obamacare oncesi bu rakam %84'tu ve obamacare sayesinde sigortasizlarin orani %16'dan %8'e dustu. bu oran almanya ve ingiltere'deki sigortali oraninin biraz daha altinda ama obamacare sonrasi arada cok fazla fark kalmadi.

    yukarida bahsettigim gibi amerika'daki saglik sistemi eyaletten eyalete degisiyor. saglik sistemi olarak iskandinav modelini birebir uygulayan oregon, washington, minnesota, california gibi eyaletler oldugu gibi, tam tersi model uygulayan alabama, teksas gibi eyaletler de mevcut. mesela her zamanki gibi oregon'u ornek vereyim. gecen sene gecen bir kanunla "oregon health plan" adinda bir saglik sigorta sistemine gecildi. buna gore aylik 1400 dolarin altinda geliri olan tekil kisiler, 1600 dolarin altinda geliri olan ciftler veya 2800 dolarin altinda geliri olan cocuklu aileler tamamen ucretsiz bir saglik sigortasina sahip olabiliyor. bu iskandinav modelinin birebir uygulamasidir. bu sistemdeki saglik sigortasi hemen hemen akla gelecek tum tibbi durumlari karsilamaktadir (dogum yapmak, uyusturucu tedavisi, psikolojik tedavi, dis sagligi dahil oldukca kapsamli bir sigorta).

    bu konuda her eyalet oregon kadar comert degil ama california'da da asagi yukari benzer bir sistem var. hatta california'daki birazcik daha comert cunku oregon'daki sigortadan faydalanabilmek icin en az green card veya vatandas olmaniz gerekirken california'da kacak gocmen olup saglik sigortasindan faydalanan insanlar var.

    yine de eyaletlerin kendi saglik sigortasi cok az kisiyi kapsiyor. amerika'daki sigortalilarin buyuk cogunlugu (yaklasik %60) calistiklari sirket tarafindan sigortalanmaktadir. her sirketin sigorta politikasi ve ucretleri farkli oldugu icin burada tam bir birlik saglanabilmis degil. mesela nike'in calisanlarina sagladigi sigorta ile intel'in calisanlarian sagladigi sigorta arasinda farklar mevcut. genelde buyuk ve kurumsal firmalarin sigortalari daha kapsamli ve daha ucuz oluyor. sirketlerin sagladigi sigorta calisanin ailesi ve cocuklarini da kapsarken ucret bedava ile ayda 500-600 dolar arasinda degisiyor. kisisel bir ornek olmasi acisindan: su anda calistigim sirkette kendim ve esimi kapsayan saglik sigortasi icin hic para odemiyorum ama onceki sirkette sirf kendi sigortam icin ayda 200 dolar oduyordum.

    bunun disinda 65 yasinin uzerindeki tum vatandaslar, engelliler, federal devlet icin calisan memurlar ve askerler federal devlet tarafindan sigortalanmaktadir ve bu kisilerin sigorta masraflarini sosyal sigortalar kurumu (gilicdar batirdi hep) odemektedir. 65 yasinin uzerindeki tum vatandaslar ssk'dan emekli oldugu icin saglik masraflarini da ssk oderken kalici olarak engelli olan vatandaslar da ayni kapsama giriyor. bu kisiler ayni zamanda bazi eyaletlerde de ek sigortalardan faydalanabiliyorlar.

    peki obamacare nerede devreye giriyor? diyelim ki 65 yasinin altindasiniz, bilinen bir engeliniz yok, calistiginiz sirket size sigorta saglamiyor, geliriniz sigorta satin almaya yetmiyor ve oregon gibi iskandinav sistemini benimsemis bir eyalette yasamiyorsunuz. bu durumda obamacare'in sisteminden indirimli olarak kendi ozel sigortanizi satin alabiliyorsunuz. obamacare oncesi bu durumdakiler icin sigorta policesi almak cok pahaliydi ama obamacare ile bu ucret biraz daha indi ama obamacare'in asil faydasi bu olmadi. obamacare oncesi sigorta sirketleri kanser, seker, kalp hastaligi gibi masrafli bir hastaliginiz varsa sizi sisteme kabul etmemezlik yapabiliyordu ama artik bu yasaklandi. sigorta sirketleri artik hangi hastaliginiz olursa olsun sizi kabul etmek zorundalar (trump bunu degistirmek istemisti ama kendi partisi bile karsi cikti).

    her seye ragmen sigortasi olmayan %8'lik kesim buyuk bir risk aliyor. sigortaniz yokken doktora gittiginizde en basit bir islem bile yuzlerce, hatta binlerce dolar tutabiliyor. bunun da birkac sebebi var. buyrun liste yapalim:

    1) bir hastanenin acil servisine gittiginizde ne olursa olsun sizi kabul etmek ve size ilk mudaheleyi yapmak zorundalar. yaninizda bir kimlik olmasa ve paraniz olmasa bile bu hastanelerin kanuni zorunlulugu. bu yuzden evsizler ve kacak gocmenler genelde acil bir durum oldugunda doktora gidip acil serviste takiliyorlar. bunlar ucret odemedigi icin kabak odeyenlerin basina patliyor cunku hastane herkesin masrafini odeyenlerden cikartmaya calisiyor.

    2) acil servisler sadece acil durumlar icin oldugundan hastaneler acil servis kullanimini azaltmak istiyorlar ve bunu ucretleri yuksek tutarak yapiyorlar. kanunen gelen kimseyi geri ceviremedikleri icin her basi agriyan veya burnu akanin acil serviste olmasini istemiyorlar ve fiyatlari caydirici bir guc olarak kullaniyorlar.

    3) abd'de tip okumak asiri derecede pahali oldugu icin doktorlar 200-300 bin gibi borclarla mezun oluyor ve ayda birkac bin dolar ogrenci kredisi odedikleri icin bu rakami musteriye yansitiyorlar.

    4) doktorlar yanlis tedavi uygulayip hastaya bir zarar verirlerse hastanin mahkemeye gitme ve cok ciddi oranda tazminat isteme hakki oluyor (malpractice). doktorlar bu ihtimale karsi ozel bir sigorta satin aliyorlar ve bu da her ay binlerce dolar tutuyor. sonunda doktor mahkemeye verilirse tazminati sigorta sirketi oduyor. bunun parasi da musteriye yansitiliyor.

    5) hemsireden hasta bakiciya kadar saglik personelinin maaslari oldukca yuksek ve dunya standartlarinin uzerinde oldugu icin bu da fiyatlara yansiyor. abd'de bir hemsirenin yillik 100 bin dolar ve uzerinde kazanmasi hic de nadir degil.

    6) ilac firmalari genelde paralarini bati ulkelerinden cikartirlar. mesela abd ve avrupa'da 5-10 bin dolar tutan bir ilac ayni marka ve ayni sirket tarafindan satilmasina ragmen cin veya hindistan'da 50-60 dolara kadar dusebiliyor. mesela abd'de 85 bin dolar tutan bir ilac hindistan'da 500 dolara sattigi icin bir cok amerikali hindistan'a gidip ilaci oradan aliyor (link asagida). genelde ilac firmalari ar-ge masraflarin bati ulkelerindeki ilac satislarindan cikartirken diger ulkelere maliyetin cok az uzerine ilac satarlar. ozellikle bu konu cok ilginc ve bu konuda yazilan bir suru makale ve kitap var. ilac firmalari abd'de ve avrupa'da satis yaparken en buyuk masraf kalemleri olan ar-ge'yi fiyata ekliyor ama asya ulkelerinde sadece ilacin fabrika uretim masraflari sayiliyor.

    https://money.cnn.com/…osbuvir-hepatitis/index.html

    7) tum bati ulkelerinde oldugu gibi abd'de de nufus gittikce yaslaniyor ve saglik hizmetlerine olan talep artiyor. amerikalilar'in ekseriyeti sagligina dikkat etmedigi, fazla egzersiz yapmadigi ve sagliksiz beslendigi gercekleriyle de yuzlesince ulkede yeterince saglik personeli yok. talep arza gore kat kat fazla olunca da saglik hizmetleri daha pahali oluyor (serbest piyasa ekonomisi).

    8) hastanelerin, medikal ofislerin ve kullanilan yuksek teknolojili makinelerin kirasi inanilmaz derecede yuksek ve bu da musteriye yansitiliyor.

    bazi durumlarda saglik masraflarinizi saglik sigortaniz disindaki kaynaklar da odeyebiliyor. ornegin trafik kazasi gecirdiginizde hastane masraflarinizi araba sigortaniz karsilar. isyerinde kaza gecirip sakatlandiginizda masraflarinizi sirketiniz ceker. eve hirsiz gelip sizi yaralasa hastane masraflarini ev sigortaniz ceker. yine de saglik sigortasi cok onemlidir ve buradaki hayatin olmazsa olmazlarindandir. sakin ihmal etmeyin.

    aslinda sigorta konusu oldukca karmasik. bunun deductible'i var, out of pocket'i var, out of network goygoyu var, bunlarin hepsinden bahsetmeye kalkarsam entry cok uzayacagi icin bahsetmiyorum ama mevzu burada bahsettigimden daha komplike. bazi durumlar oluyor, saglik sigortaniz oldugu halde saglik masraflarina bir araba dolusu para dokmeniz gerekiyor. bu yuzden sigortanin sartlarini, nerede nasil gectigini de iyice incelemek gerekiyor.

    amerika iyidir, hostur, firsatlar ulkesidir, bazi yerleri cennet gibidir (ornegin oregon) de kendi hakkinizi kendiniz aramaniz ve her seyi en ince ayrintisina kadar irdelemeniz gerekiyor yoksa bu ulke insani kagit gibi ogutur. her seyden onemlisi saglik giderlerini kismanin en iyi yolu yedigine ictigine dikkat etmek, sagligina ozen gostermek, sinirden stresten uzak durmak, havasi suyu temiz bir yerde yasamak, egzersiz yapmak gibi seyler geliyor. ornek olarak soyluyorum, gidip daha ucuz diye kalitesiz, junk food veya fast food tuketip sonra doktora binlerce dolar bayilacagima biraz daha organik, kaliteli beslenip doktor masraflarini kisabilirim mesela. hayatta yapilan yatirimlar icinde insanin kendi sagligina yapacagi yatirim gibisi yoktur cunku istedigin kadar mal mulk topla, onlari zevkle ve afiyetle yiyebilecegin sagligin yoksa ne yapabilirsin ki?

    su anda bu yaziyi okuyan herkes nefes alip veriyor. bunu hic dusunmeden, aklimiza bile gelmeden yapiyoruz. nefes aliyoruz, nefes veriyoruz. hic dusunmuyoruz ama 2-3 gun hasta olsak, bogazimiz veya burnumuz tikali olsa rahat rahat nefes almanin aslinda ne kadar lezzetli ve keyifli bir sey oldugunu anliyoruz. hastalik gecer gecmez "oh be dunya varmis" diyoruz, aradan birkac gun gecince yine unutuyoruz cunku insan bir seyi kaybetmeden kiymetini anlamiyor. simdi bu yaziyi okuyanlara bir sozum var, derin bir nefes alin, sonra birakin, sonra yeniden nefes alin, simdi de bunun ne kadar keyifli oldugunu ama aslinda hic kiymetini bilmedigimizi dusunun.

    ha diyeceksiniz ki "sen oregon'un tertemiz taptaze yemyesil havasini nefes cekiyorsun, tabi keyif alirsin". onun yeri ayri. nefes her yerde nefestir.

    neyse, yukarida dedigim gibi abd'de saglik sisteminden vergi sistemine, egitim sisteminden cevreyi koruma kanunlarina kadar her sey eyaletlere birakilmis. bu yuzden eyaletinizi de iyi secmek onemli. yine yukarida soyledigim gibi bazi eyaletler saglik sisteminde iskandinav modelini benimsiyor ama bu eyaletler vergilendirmede de iskandinav modelini benimsiyor. mesela teksas'ta yasayip yilda 100 bin dolar kazanan biri 28 bin dolar gelir vergisi oderken california'da yasayan ve yilda 100 bin dolar kazanan biri yilda 38 bin dolar gelir vergisi odeyecektir. sonucta iskandinav ulkelerinde de bedava saglik hizmeti olmakla beraber gelir vergilerinin oranlari %50'nin uzerine cikabilmektedir (mesela isvec'te gelir vergisi %62'ye kadar cikabilmektedir). kisaca dunyanin hicbir yerinde bedava saglik hizmeti diye birseyden soz etmek mumkun degildir cunku bunlarin parasi halktan o veya bu sekilde cikmaktadir.

    yine de abd gibi dunya tarihinin gelmis gecmis en varlikli ve zengin ulkesine vatandaslarinin doktora gidemedigi icin veya ilacsizliktan dolayi olmesi yakismiyor. ideal olan bunun hic olmamasi, ulkenin %100'unun (kacak gocmenler de dahil) sigortali olmasidir. umarim bir gun o da olur.
  • sigorta sirketleriyle saglik sektoru bir olmus halki evire cevire sikiyor. gdp'nin %20'sini sagliga harcadigi halde bunun yarisini harcayan avrupalilar kadar guzel hizmet alamiyor amerikan halki.

    ornek olarak balance billing hadisesinden bahsedeyim. diyelim ki iyi bir sirkette calistiginiz icin ya da ayda 500-1000 dolar prim odeyerek guzel bir saglik sigortasina sahip oldunuz. sigortanizin aginda cok guzel doktorlar hastaneler var. yine de tamamen yirtmis degilsiniz.

    1-) sigortanizin agindaki hastaneye gittiniz. yine de hastanede calisan doktor vs sizin sigortanin aginda olmak zorunda degil. bu durumda doktorun fatura ettigi ile sigortanizin odemeye gonullu oldugu tutar arasindaki farki (balance) siz odemek durumundasiniz.

    2-) kaza gecirdiniz acile kaldirildiniz. hastane sizin sigortanin aginda degil. yuzbinlerce dolar faturayi odemek zorundasiniz.

    3-) ameliyat olacaksiniz. ozellikle sigorta agindan cerrah buldunuz, hastane de ayni sekilde. ama siz ameliyat olurken konsültasyon vs icin sigorta agindan olmayan bir doktor da size bakmis. onceden kontrol etmeniz mumkun degil. yine yuzbinlerce dolarlik fatura.
  • "dunyanin en gelismis ulkesi"nde hasta olmayi eziyet kilan sistemdir. parayi bastirip gideyim deseniz bile ssk sirasi modunda sira beklemeniz gerekir. toplumdaki esitsizligin saglik sistemine yansimis halidir.

    -ozel bir brans doktorunu gormek icin illa ki aile hekiminden randevu almaniz gerekir. gene de bir cilt doktoruna gideyim derseniz yeri geldi mi 1 ay sonrasina ancak randevu bulabilirsiniz.

    -senede 1000 dolari asan sigorta primi odeseniz bile her turlu muayeneye ve ilaca gene ciddi bir sekilde para vermeniz gerekir.

    -dunyanin en iyi tip fakultelerine sahip olan ulke olmasina ragmen bir doktora gittiginizde yanlis tedavi alma ihtimaliniz cok yuksektir. goz doktoru - goz doktoru diyorum bak - bunca yillik numaramin yanlis oldugunu iddia edip abuk bir recete verdi, baska bir goz doktoruna gitmem gerekiyor simdi.

    -devlet hastanesi katiyen yoktur, demokrat parti'nin sistemi adam etme cabalari manyak cumhuriyetciler tarafindan bloke edilir.

    nerde refah devleti, nerde amerika, nerde kalkinma dedirtir insana.
  • bu kadar pahalı olmasının sebebi, hastanenin sunduğu otelcilik hizmetlerinden kaynaklıdır. kesilen faturanın en fazla %20 kadarı hekim/hemşirelik hizmetleri vs vs masrafıdır.

    örneğin akut apandisit için acile girdiniz, tetkik tahlil yapıldı, ameliyat oldunuz, 30bin dolarlık fatura çıktı. fatura detayına baktığınızda cerrahın max 1500 dolar, anestezistin de bir o kadar tuttuğunu görürsünüz. gerisi hastane masrafları olarak kalemlendirilir. bu sebeptendir ki hastaneler faturalarda pazarlık kabul ederler. örnekleri onlarca blogda abd li hastalar tarafından anlatılmıştır, faturaları da koyuyorlar.

    maliyetini bi kenara bırakırsak, bizim ölücü, son 10 yıldır aşırı şımartılmış hasta popülasyonumuza cazip gelmemesi normal bir durum. zira sadece abd de değil, avrupanın belli başlı ülkelerinde de elini kolunu sallayarak branş uzmanına gidemezsin. tribünlere oynanan ülkemizde bunu yapabiliyor olman bunun doğru olduğunu göstermiyor.

    gelelim acil mevzusuna. elinin kırık olması, dizinin ağrıyor olması, halsiz olman durumunun acil olduğunu göstermiyor. açık kırıklar bile (büyük damar yaralanması yoksa) rutin olarak üstü kapatılır, kırık repoze edilir, ağrı kesici uygulanıp ameliyat listesine alınır. 1 hafta bu şekilde ameliyat beklemek, belin bile kırılmış olsa normaldir.

    kaldı ki eğer herhangi bir şikayetle bir merkeze başvurduysan, onların kurallarına göre hareket edeceksin. üstteki bir entry de dendiği gibi, ramazandı şekerim düştü, belimden su almasanızda olur (lomber ponksiyon demek istemiş sanırım) dersen adama, o da haklı olarak gelmeseydin madem biliyosan ne olduğunu minvalinde davranır (menenjit vakaları başdönmesi ve senkopla da başvurabilir, sanırım bunu ekarte etmek istemiş amerikan hekim). türkiyede mevcut iktidar popülizm uğruna hekimi size paspas ettiği için bilimsel ve tıbbi nosyona uygun yaklaşımları idrak edemiyorsunuz haliyle.

    geçenlerde bir acil tıp sempozyumu oldu, amerikadan avrupadan falan acil alanında tanınmış isimlerin katıldığı. türkiyenin acil başvuru sayıları açıklandığında adamlar şok oldu. doğal afet/felaket/savaş halinde bile bu sayı imkansız dediler. var sen düşün olayın vehametini türkiyede.

    uzun lafın kısası, maliyetlerin yüksekliği konusu hariç tıbbi bakım konusunda yarım akılla fikir yürütülemeyecek sistemdir abd sağlık sistemi. maliyetlerin yükselten faktörlerin başında hastanelerin lüks otelcilik masrafları yanında, ilaç/malzeme pahalılığı ve sigorta şirketlerinin sektör üstündeki çok geniş etkisini de sayabiliriz.

    klinik uygulama konusunda amerikalılardan çok geri olduğumuzu düşünmemekle beraber, araştırma alanında esamemiz okunmuyor. her yıl tıbbi araştırmalara milyarlarca dolar akıtan bir ülkeden bahsediyoruz. fiyatları yükselten bir etken de bu olabilir, zira bu araştırmalara sponsor olan kurumlar yine bu alandan para kazananlar aslında.

    türkiye abd sistemine geçiyor mu?

    cevabı zor bir soru bu. 8 yıldır bu işin mutfağında olan biri olarak, hedefin bu olmasına karşın, daha vakit var diyebilirim. devleti (sgk) önce neredeyse tek geri ödeme kurumu (tekel) haline getirip sonra da şak diye ortadan kaldırmak o kadar kolay değil. bunun pilot uygulaması bundan birkaç yıl önce yapıldı, muhtemelen hiçbiriniz farketmediniz. sgk, trafik kazalarında yaralananların masraflarını ödemeyeceğini hastanelere bildirdi (bak halka değil) bunların ücretlerini kaskolardan alın dedi. kaskolar trafik kazasında hayat sigortası da sunuyor bildiğiniz üzere. sonrasında hastaneye trafik kazasıyla başvuranlardan kasko poliçesi/polis tutanağı vs bir dizi evrak istenmeye başlandı. bunun amacı masrafları sigorta şirketine fatura edebilmekti. ilk faturalar gönderildikten sonra (masrafların faturalanması 1 aya kadar çıkabilir, geri ödeme de bir o kadar sürebilir) sigorta şirketlerinden red cevapları şimşek hızıyla gelmeye başladı. lafı uzatmayayım, poliçelerde karınca duasıyla yazılmış yazılarda nelerin ne kadar ödeneceği yazıyordu. örneğin bacağın kırıldı ve ortopedide ameliyat oldun, ameliyatta kemiği sabitlemek için platin fiksasyon malzemeleri kullanıldı, ve faturan yaklaşık 25 bin tl tuttu. bunun yaklaşık 20 bini platin malzemedir. ama o da ne! poliçen medikal malzeme sınıfına giren bu malzeme dahil tüm kullanılan malzemeleri 500 tl ye kadar ödemektedir. gitti mi 19500 tl. kalan 5 bin tl yi de kusur oranına göre ödemektedir. hasta 8 de 2 kusurluysa atıyorum, 1250 tl ödeyecektir. kısacası 25 bin tl lik faturanın 1750 tl sini ödemekte, kalanını hastadan tahsil etmemizi istemektedir. o 1750 tl nin acısını da kasko poliçesini yenilerken fiyatını 3e katlayarak çıkaracaktır. başka sigorta firmasından kasko yaptırmakta işe yaramayacak, çünkü o şirkette benzer bir fiyat teklif edecektir. sigorta şirketleri birbirlerinden haberdardır.

    bu uygulama 6 ay ya sürdü, ya sürmedi. bütün türkiyede hastaneler sigorta şirketlerinden red yiyince, parayı hastalardan isteyip icralık olunca, hastalar biz ödemeyiz, sigortamız var diye kavga gürültü çıkarınca, hastaneler trafik kazası vakalarında, sgk ya bu işin böyle yürümeyeceğini bildirdiler. sgk da hastanelere yeniden bu tip vakaların geri ödemesini yapacağını bildirdi. böylece mükemmel bir prova yapılmış, özel sigorta sistemi küçük sayılabilecek bir hasta popülasyonu üstünde başarıyla test edilmiş, saha deneyimleri kazanılmış, mükemmel veriler elde edilmiş oldu. sanırım orada hemencecik, rahatça özel sigortaya devredemeyeceklerini anladılar. sonra tamamlayıcı sigorta geyiği çıktı zaten. projenin bir sonraki aşaması şehir hastaneleri faaliyete geçince başlayacak sanırım.

    neyse konudan uzaklaştık, abd sağlık sistemi klinik uygulama alanında ingilizler ve japonlarla beraber dünyanın lideridir. masraflar çok fazladır, ancak masrafların çokluğu hekimin pahalı olmasından değil, hastanenin otelcilik hizmetlerinin pahalı olmasındandır. abd de hastaneye giden türklerin, türkiyedeki gibi hekimin karşısına geçip "bana mr çektir" ya da "bana şu antibiyotiği yaz" diye elin amerikalı doktoruna çemkiremediği için, sistemin tamamına çamur atmalarını normal karşılıyorum.

    hekim olmayan birisinin (hastanede çalışan personel, hatta ve hatta hemşirelerin çok büyük bir çoğunluğu dahil) verilen tıbbi bakımı değerlendirmesi imkansızdır, bu kişilerin fikirleri önemsizdir.

    en az 10-15 yıl sonra kendimizi içinde bulacağımız sistemdir diyip kenara çekiliyorum.

    edit: imla
  • turgut özal döneminden bu yana kademe kademe türkiye'ye getirilen ve teyyip rejimi ile birlikte ülkemize monte edilme süreci daha da hızlanan sistemdir.

    pahalı olmasının dışında başka pek çok sorunu vardır.

    bir kere, sigortanız olsa bile, sigorta poliçeniz sağlığınızı tehdit eden milyonlarca hastalığın yalnızca belli bir bölümünü karşıladığından, nadir görülen bazı hastalıklara yakalandığınızda (örneğin yumuşak doku kanseri) sigorta şirketi masraflarınızı karşılamaz.

    öte yandan, sigorta poliçesinin kapsamında yer alan bir hastalığa yakalansanız bile, eğer hastanedeki tedavi sürecinde anlaşma koşullarında yer almayan bir ilacın kullanımına yer verilmişse, sigorta şirketi bu ilacın parasını da ödemeyebilir.

    ayrıca sigorta şirketi size yalnızca belli bir teminat sağlar, hastane masraflarının fiyatlar genel düzeyi karşısında gördüğü artış, genel olarak sigorta teminatının güncellenmesi sırasındaki artışın üzerinde olur.

    bir diğer husus, amerikan tipi sağlık sisteminde sağlık kurumları aslında birer şirket olduğundan, size hasta değil müşteri gözüyle bakarlar ve işte tam da bu yüzden temel çalışma amaçları halkın ve bireylerin sağlığından ziyade, kar elde etmektir. bu da söz konusu özel sağlık kurumlarında gereksiz tetkik, gereksiz tedavi ve hatta gereksiz ameliyat gibi durumların ortaya çıkmasına sebep olur.

    söz konusu sistem aslında büyük ölçüde ülkemizde de yerleşmiş durumdadır. yakın geçmişte istanbul'daki bazı özel hastanelerin reklamlarında kalp ameliyatı yaptırana check-up bedava gibi ifadelere rastlanmıştır. devlet hastaneleri de burjuva politik iktidarın inisiyatifiyle özal döneminden bu yana etkinsiz hale getirilmiş ve kamusal sağlık hizmetlerinin niteliği kasten düşürülmüştür.

    amerikan tipi sağlık sistemi'nin bütün bunlara paralel olarak koruyucu-önleyici sağlık ayağı zayıf kalır. zira, halk sağlığı için alınan koruyucu sağlık önlemleri hasta sayısını azaltacağı için, tedavi edici sağlık harcamaları düşer ve bu da sağlık şirketlerinin hizmet vereceği hasta -yani müşteri- sayısını azaltacağından kar haddi üzerinde azaltıcı etki yapar. bu kapsamda türkiye'deki burjuva politik iktidarı, koruyucu sağlık önlemleri için ön-cephe kurumların başında gelen sağlık ocaklarını aile hekimliği merkezlerine dönüştürürken, söz konusu kuruluşların gelecek yıllarda özelleştirilebilmesini sağlayan hükümleri de ilgili yasal mevzuata eklemiştir.

    amerikan sağlık sistemi'nin alternatifi ise sağlık hizmeti için vatandaşların tek kuruş ödemedeği sosyalist sağlık sistemidir. tarihe bir göz attığımızda dünya sağlık örgütü'nün istatistiki verilerine göre hem nicel hem de nitel açıdan sosyalist sağlık sistemi'nin amerikan sağlık sistemi'nden üstün olduğu görülebilmektedir. bunu şöyle bir örnekle açıklayalım: amerika birleşik devletleri'nde 100 bin kişiye 972 hastane yatağı ve 282 doktorun düştüğü dönemde, sovyetler birliği'nde 100 bin kişiye 1210 hastane yatağı ve 347 doktor düşmekteydi ve sscb demografik veriler bağlamında dünya'daki en iyi sağlık sistemine sahipti. (kaynak: memo larousse ansiklopedisi, 4. cilt, s. 993) yani sosyalist sağlık sistemi parasız, ücretsiz olduğu halde amerikan sağlık sisteminden daha üstündür.

    halkımızdan aldığı vergileri kamusal sağlık harcamalarına aktaracağı yerde lüks saray inşaatlarına harcayan teyyip rejimi'nin emekçi halkımıza dayattığı bu sisteme mahkum değiliz.

    (bkz: kapitalizm sağlığa zararlıdır)
    (bkz: sosyalizm/#14955850)
  • boktandır ve çökmektedir. "nasıl düzeltiriz?" diye düşünülerek yapılan denemeler sistemi daha da boktan hale getirmiştir. ama en kötüsü bizimkiler onların deneyip de beceremediğini, tuhaf bir şekilde türkiye'ye monte etmiş türkiye'nin de canını okumuştur.
  • şuna benzer:

    diyelim ki araba bakmaya bir galeriye gittiniz. araba satıcısı size dedi ki bu arabayı alacaksın, koltukları deri yapacağız, ekstra lastik alacaksın, cantları söyle alacaksın, üstüne bir de arabaya cila çekeceğiz.
    kaç para?
    bilmem. sen arabayı al, götür 1 ay sonra sana faturayı yollayacağız.
    fatura gelir ve araba 500bin lira. ekstra masraflarla beraber 1 milyon lira.

    doktora gittiğinizde size kafalarına göre bir sürü masraf çıkarırlar. fiyatlar akıl almaz derecede pahalıdır. örneğin bir bakmışsınız size 100 dolara pamuk satmışlar. faturada pamuk yazmaz tabi, kod yazar.

    eğer sigortanız varsa, sigorta şirketi kendi anlaşmalı fiyatlarına çeker faturayı. o 100 dolarlık pamuk bir bakmışsınız 2 dolar olmuş.

    sigortanız yoksa bu pazarlığı kendiniz yapmak zorundasınızdır. ödeme gücüm yok falan diyerek bayağı indirebilirsiniz fiyatı.

    bizim hanıma geçen dikiş atıldı. dikiş atan doktor bizim sigorta ağının dışındaymış ve 6000 dolarlık fatura yolladı. dikiş için. toplam 10 dakika zaman ve 2-3 tane iplik harcadı. 6000 dolar. aradık, siz napıyorsunuz dedik ve fatura 500 dolara indi. yine aşırı pahalı ama kuzu gibi ödedik.

    sizi sigorta şirketleri düdüklüyor, sigorta şirketlerini hastaneler düdüklüyor, hastaneleri doktorlar düdüklüyor, doktorları tıp okulları ve öğrenci kredi sistemi düdüklüyor. sonra herkes sizi düdüklüyor. amerika'ya hoşgeldiniz.
  • bu sistemde eğer size yapılacak olan tetkikleri kabul etmezseniz tüm hastane masraflarını yüklenmeniz gereken durumlar vardır ki, evlere şenlik.

    "ramazan'dı, açtım, başım o yüzden döndü, omuriliğimden sıvı almanıza gerek yok" deseniz de alıp, yine de ödemeniz gereken kısmı bile binlerce dolar olan faturayı sırtınıza yükleyiverirler.
  • abd'nin önemli pankreas cerrahisi merkezlerinden laparoskopik ve robotik cerrahi anlatan alanlarının ünlü cerrahlarının sunumlarını dinlediğinizde aklınızda şayet; %83 oranında beyazların operasyon şansı bulduğunu öğrenirseniz bu sağlık modelini anlarsınız.

    sunum sırasında sürekli maliyet ve taburculuk günü ile maliyet analizleri yapmaya başlamış bu hekimlerin çalıştığı sağlık sistemidir.

    siyah derili kardeşim, ispanyol yakışıklısı, çekik gözlüm, meksika'lı göçmenim pankreas cerrahisi olacak para bulamıyor veya tanı aldığında iş işten geçmiş oluyor.

    evet kapitalizm çok güzel sen de ölsene.
  • pahali... gercekten, pahali. bence, niye dersen;

    her doktorun, 549 tane yardimcisi var arkadasim bu ortamda. diyelim gidiyorsun hastaneye, merkeze, her ne ise; doktoru anca 76 kisinin elinden gectikten sonra gorebiliyorsun, cok tuhaf. kani bile hemsire almiyor, hemsire yardimcisi aliyor. bak, hemsire yardimcisi diyorum.* goz doktoruna gittim, ama butun islemleri neredeyse yardimcisi yapti.* sonradan gelen kisinin onlugunun ustunde doktor yazdigini gorunce anladim yemin ederim, digerinin yardimcisi oldugunu. aletlerden miyop, astigmat kontrolleri, sirayla su harfleri oku vs'ler... bunlar hep yardimcinin yaptigi islemlerdi. bizde hep doktor yapmiyor muydu bunlari? sonra iki damla damlatti, anca doktor geldi ustune. genel kan testi yaptirayim dedim bir de, hani ne var ne yok bi goreyim, ona gore davranayim, doktor istemeden yapilmaz dendi! ulan bizim hifsizsihha yok mu burda :'( gerci turkiye'de de aynidir belki bu, of. e ondan sonra pahali, pahali tabii, bi kan testi yaptircaz, doktor parasi odedik, doktora goruncez, 12873 yardimcisinin da parasini odedik!

    bir de su sigorta mevzusu; verdigim karti kabul edip, fotokopisini cekip, beni hicbir ucret almadan yolladilar misal hastaneden, ama diger merkez, sigorta sirketini arayip, mevzuyu buyuk olay haline getirip, beni dakikalarca bekletip, ona gore davranip, benden catir catir tahsil etti parayi. eee, simdi dusunuyorum, sigorta sirketi eger diger parayi odemeyi kabul etmezse, ki olabilir boyle bisey, yoksa olmaz mi, olmasi gereken hastanenin mi kabul etmesi bilmiyorum cunku, fatura ordan bana mi postalanacak acaba? korkuyorum :/

    su olaylara bak ya!!! emekli sandigi rulaz <3