şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: kita farki)
  • suphesiz dunyanin en aptal ortaogretim sistemi olan ulke amerika'nin, nedense dunyanin en iyi universite sistemine sahip ulke olmasi kafa karistiricidir, ancak tamamiyle dogrudur.

    amerikan universitelerinin cok daha gelismis, buyuk ve sosyal faaliyetlerin azmis seviyede olmasinin sebebi, amerika'da (ciddi ciddi) alandan bol seyin olmamasindan dolayidir. kampusler o kadar buyuktur ki bazi okullarda, oeh dedirtir. tabii ekonomisi iyi olan amerika'nin da zengin ogrenciler sagolsun okullara daha iyi yatirim yapabilmeleri olayi vardir.

    bu yuzden amerikan universiteleri irdelenirken klasik gahrolsun amariga mantigi kafadan silinmeli, hakiki sebeplerine bakilmalidir.

    yine de ilkokul ogretmeni gibi davranan, ezik, hayatta bir yere gelememis ama cok iyi egitim veren profesorlerin de var oldugunu unutmamak gerekip, suphesiz turk profesorlerinin de daha bir zeki, hayatta basarili olmus tipler oldugunu gormek gerekir.
  • biri kendi ana dilinde eğitim yapar , diğeri yabancı dille eğitim yapmakta ısrar eder, biri araştırmaya iter diğeri ezberletir.
  • (bkz: saat farki)
  • ekonomik imkanları bir yana koca kıta ülkesi ile yüzölçümü açısından amerika'nın teksas gibi tek bir eyaletine sığabilecek durumdaki türkiye'nin üniversitelerini karşılaştırma çabası.. bir nevi elmalarla armutları toplama durumu...

    burada 2 taraf hocalarının aldığı ücretlerin gsm hasılaya oranı, okulun bütçesi ya da öğrenci harçlarıyla ilgili kıyaslamalara girme derdinde değilim konu çok daha basit aslında...

    kimi devlete ait kimi özel, ama özerk abd yükseköğretim kurumlarıyla, kimi devlete ait kimi vakıflara ait ama özerk olmayan türkie yüksekokullarını karşılaştırma eğlencesi var burada...

    abd'de uzmanlaşmış araştıma üniversiteleriyle meslek eğitimi veren kurumlar kesin olarak ayrıdır. ve bu farklılıklar yüzünden akademik personelin atanma yükseltme kriterleri de farklıdır... türkiye'de ise, tüm üniversitelere araştıma üniversitesi misyonu yüklenmeye çalışılmakta ve olmayan kaynaklardan bilimsel çalışmalar yaratılması beklenmektedir.

    abd'de araştırma ünv. hocaları genellikle lisans öğrencisiyle tanışmaz lisans derslerine girmez ve zamanlarının %80ini kendi araştırmalarına vakfedebilirken, türk üniversite hocaları bir yığın lisans dersine, girmeye mecburdurlar, seçmeli ders açmaya mecburdurlar, lisansüstü ders vermeye mecburdurlar kalan zamanlarında ise araştırma yapmaları beklenir... unutulmamalıdır ki türk üniversitelerinde atanma ve yükseltmeler hocaların zamanlarının sadece %20sini ayırabildikleri bilimsel çalışmaları üzerinden gerçekleşir... yoksa kaç öğrenciye kaç saat ders verdikleri ya da ders anlatırken ağızlarından bal damlaması kimsenin umrunda olmaz...

    amerikan eğitiminin boktan olduğunu kabul ettiğimiz ortaöğretim sisteminde bile öğrenci araştırma yapma becerisini, kütüphane kullanma becerisini, 2 lafı bir araya getirip sunma becerisini edinmiş olarak üniversite sıralarına yerleşir. türkiye'de ise, öğrencinin en iyi ihtimalle % 90'ı ders kitabı olmadan yolunu bulamaz durumdadır, araştırarak ödev hazırlama nosyonları yoktur, ezberciliğe, bütünleme sınavı, tek ders sınavı, mazeret sınavı gibi bir yığın ek haklara, üstelik maalesef feci şekilde kopya çekmeye alışmış ve bunları eğitimin doğal parçası sanarak gelmişlerdir üniversite sıralarına...

    amerikan üniversitelerinde kantin muhabbeti yok denecek kadar azdır, buralarda ise şen kardeşler kıraathanesi gibi çalışır ortam..

    ortalama abd öğrencisi lise eğitimi sırasında serbest kılık kıyafet politikası yüzünden tarzını oluşturmuş durumdadır, bu yüzden ünv. yıllaını spor dışında kültürel faaliyetlerle, hobilerle vs. kendini geliştirmeye çalışır.. türk öğrenciler ise üniforma ezikliği ile ilk yıllarını kendilerini ifade edecek tarzı yaratmaya harcarlar... yaratmaya çalıştıkları bu tarzın bir parçası olarak politize olur bunun mücadelesini verirler.. ülkemizin de demokratik haklar açısından daha çok yolu olduğu için bu süreç bir çok üniversitelinin devlete ve temsil ettiği kurumsal değerlere başkaldırısı şeklinde geçer.

    abd üniversitelerinde kampüs genel olarak halka açıktır, okul kütüphanesinden, sosyal ve spor tesislerinden belli şartlarda herkes faydalanabilir.. bizde ise kampüsün belli yerleri hoca ve öğrenci dahil herkese kapalıdır... güvenlik paranoyası ya da mecburiyeti yüzünden bahçeye, avluya çıkışlar sınırlı ya da yasaklanmış durumdadır. hatta tüm mantık verilerine aykırı olarak kimi yangın çıkışları bile kitlidir. bu durum abd öğrencilerinin aksine bizimkilerde okul yönetimine karşı haklı sayılabilecek tepki oluşturur.

    ve elbette sadece üniversitelere has olmayan genel bir gelecek kaygısı hissederiz biz burada... üniversite bitiren çok az kişi kendini hayatı kurtulmuş ve mutlu hisseder.. sanırım bu da en önemli farklardan biri...
  • bakımlı kız farkı en önemlisidir.türkiyede piyasa için universite okuyan kızlar çok az iken amerikadaki kızların yarısından çoğu ise bu amaçla universite* okumaktadırlar.. kültür farkından da kaynaklanıyor tabi ki.
  • (bkz: essay)
    (bkz: kompozisyon)
  • amerika'daki okullar ticari müesseselerdir. bunu olumsuz anlamda yazmadım, olumsuz bulsam da; parasız eğitim herkesin hakkı.
    ancak amerika'da performans belirleyicidir, hocaların performansı, okulun toplam performansı hepsi karşılığını bulur. savsaklanan bir eğitim programı iyi mezun yetiştiremez, bağış alamaz, para toplayamaz. ayrıca akademik araştırmalar hakkını vermezse yine bütçeleri kesintiye uğrar, gerek okul yönetimi tarafından gerek dışarıdaki kaynaklardan.
    dolayısıyla pahalı eğitim programları sunabilmek için, öğrencileri bu programlara ikna edebilmek için, şirketleri ya da kar amaçlı olmayan organizasyonları iyi öğrencilere burs vermeye ikna edebilmek için iyi olmak zorundalar. bilim üretmek zorundalar. yoksa amerika birleşik devletleri gibi çok sayıda kokuşmuş organizasyona sahip bir ülkenin bu kadar iyi bir üniversite ağının olması enteresan...
    tabi ticari müessese oldukları için aslında lise kalitesinde olup sırf amerika'da üniversite okumak için 3.dünyanın öğrencilerini (hepsini kompleksli diye küçümsememek lazım sonuçta abd'de üniversite okumak çok insan için muhteşem vizyon, herkesin köyünde oxford yok) toplayan burdaki lise kalitesinde üniversiteler de var.
    türkiye'deki okullarda daha çok avrupa modeli hakim; odtü, itü gibi geleneği olan okullardan söz ediyorum; yoksa bizim eski üniversitelerimiz düz lise, yeni üniversitelerimiz de klasik paralı lise tadında; koç/sabancı abd modelini buraya taşıyanlar oluyor.
  • hiç amerikan üniversitesi görmedim ama üniversitedeyken birkaç amerikan hocadan ders aldığım oldu. gördüğüm en temel fark sistemli oluşları konusundaydı.

    amerikan hoca ilk dersine girdiğinde, 14 haftalık dönem içinde hangi derste başlık başlık hangi konuyu anlatacağını, sınavların hangi tarihte olacağını, vereceği ödevlerin son teslim tarihinin ne zaman olduğunu gösteren bir çizelge ve hafta hafta işleyeceği konulara ilişkin hangi kaynaklardan yararlanılabileceğini belirten bir kaynak listesi dağıtıyordu. böylelikle hem ders kaçırdığımda telafi etmesi kolay oluyordu hem de bütün dönem o dersle ilgili ne zaman ne olduğunu bildiğimden kendimi planlayabiliyordum.

    ama türk hocaların çoğunda öğrenciye karşı böyle bir hassasiyet görmedim. ilk ders gelip temel olarak takip edeceği bir kitabın adını ve yazarı söyleyip yardırarak derse başlarlardı. vize final tarihleri bir hafta öncesinden belli olurdu. üstelik izleyeceğini söylediği kitabı da takip etmez, bir oradaki konudan bir buradaki konudan bahseder, sınav zamanı da bizi krize sokardı.