şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: amma ve lakin)
  • amanın eski halidir. arapçada "-e gelince" anlamı taşır. (bkz: as for)(bkz: as to)
    "ali çalışkandır amma veli tembeldir" dediğimizde "ali çalışkandır, veli'ye gelince, o tembeldir" demiş oluyoruz bir bakıma. yani eskiden öyleymiş.
    şimdi ise ama, fakat, lakin... hepsi aynı şey.
  • insani hayata baglayan seylerden biri olan bagdat hurmasinin antalyadaki adi
  • duyguları güçlendirici ve belki de kıyısından olumlayıcı yerine göre anlam kazanan ve yalnız bırakıldığında tuhaflaşan kelime. cümle içinde kullanmak gerekirse:

    "hiç olmasan da olur
    ama olsan amma olur"
  • cennet meyvesi olarak da bilinen meyveye antalya'da verilen ad.
    trabzonlular da ne hikmetse trabzon hurması der.
    ülkemizde en çok akdeniz bölgesinde yetişen meyveye kendi şehirlerinin ismini vermek de sanırım en çok bu güzide şehrimize yakışırdı.
  • türkçe'de "either" anlamında kullanıldığına da şahit olduğum kelime. dereye düşen sarhoş videosundaki şahsın "amma gündüz, amma ahşam" diyişi bu kullanıma güzel ve somut bir örnektir.
  • dogonlar'ın cennet ve suyla yakın ilgilenen yaratıcı tanrısı . inanışa göre nommo ile birlikte suya ve asıl söze katılarak, kozmogonik dürtünün en aktif ve başarılı vekilleri olmuşlardır.
  • milletin “hurma” dediği ama aslında hurmanın palmiye türünden bir meyvenin adı olduğu, buna da önüne türlü (cennet vs.) isimler getirerek ayırt etmeye çalıştıkları, domatese benzeyen sıcak iklime özgü meyvenin esas adıdır.
  • amma yakışıklı örneğindeki gibi çok anlamına geldiği halde tdk sözlüğünde fakat ile ilişkilendirilmiş. sebebi de azericede bu anlama gelmesi. saçma buluyorum. tdk'nin bir şahsiyeti yok mu ki olmayan ama kullanılan kelimeleri başka dillere yönlendiriyor, o şekilde tanımlıyor.
  • vurgulanmış ama...