şükela:  tümü | bugün
  • fırat haber ajansında engin erkiner konuyla ilgili ikna edici bir yazı yazarak bugün türkçe'nin de kürtçe'nin de pek cazip diller olmadığını anlatıyor, "kürtçe eğitim" veren okullara da "türkçe eğitim" veren okullara da ailelerin çoğunun çocuğunu yazdırmak istemeyeceğini almanya'dan örneklerle açıklıyor.

    http://www.firatnews.org/…p?rupel=nuce&nuceid=33764

    siteye giremeyenler için, bu linkteki yazıyı buraya aktarıyorum:

    * * *

    türkçe ve kürtçe dersleri / yorum

    engin erkiner / 29 eylül 2010

    almanya’da 1980’li ve 1990’lı yıllarda okullarda uygulanan seçmeli türkçe ve kürtçe derslerinden edinilen deneyim, bir deneyim olarak yararlı olabilir.

    önce okullarda seçmeli türkçe dersleri vardı. bu ders konusunda herkesin amacı farklıydı.

    almanya hükümeti, göçmenlerin çocuklarıyla birlikte geldikleri ülkeye döneceklerini düşünüyordu ve ikinci kuşak çocukların dönüşte yabancılık çekmemesi için “anadil dersleri”ni destekliyordu.

    türkiye hükümetlerinin derdi, çocukların “dinine, milletine, devletine” sadık olarak yetiştirilmesiydi. ders kitaplarında milliyetçi propagandadan, şanlı türk tarihinin örneklerle anlatımından geçilmiyordu.

    1980’li yıllarda berlin’de politik mülteci olarak bulunan adnan binyazar güzel bir türkçe ders kitapları seti hazırlamıştı. kitaplarda türkçenin en iyi yazarlarından seçme yazı ve şiirler yer alıyordu. nazım hikmet de vardı, aziz nesin de…

    tercüman gazetesi bu kitaplara karşı aylarca süren bir kampanya yürüttü. sonuçta berlin senatosu bu kitapların ders kitabı olarak kullanılması konusundaki onayını geri almak zorunda kaldı.

    kampanyanın arkasında türkiye cumhuriyeti devleti bulunuyordu. amaç, çocukların daha iyi türkçe öğrenmesi değil, milliyetçiliği öğrenmesiydi.

    ardından kürtçe seçmeli ders kavgası başladı.

    bazı kürt aileler okullarda kürtçe seçmeli ders istediler ve bu talep az sayıda türkiyeli öğretmen ve aydın tarafından da desteklendi.

    türkçe anadil derslerinin çoğaltılmasını savunan öğretmenlerin önemli bir bölümü ise, kürtçe anadil derslerine karşı çıktı.

    o yıllarda kürtçe, dil olarak kabul edilmiyordu ve kürtçe’den söz etmek bile “bölücülük” sayılıyordu.

    sonuçta bazı eyaletlerde kürtçe anadil dersleri de okul programlarında yer aldı.

    sonra ne oldu?

    türk öğrencilerin önemli bir bölümü anadil derslerine girmediler.

    çocuğunun eğitim durumuyla ilgilenen aileler anadil derslerini gereksiz bir yük olarak görüyordu.

    bir süre sonra benzer bir durum kürt öğrencilerde de ortaya çıktı.

    kürtçe anadil derslerine ilgi azaldı ve bu amaçla açılmış sınıflar öğrenci azlığı nedeniyle kapandılar.

    muhtemelen kürt veliler de bu anadil derslerini gereksiz bir yük olarak görüyordu.

    nedenini anlamak zor değil…

    öğrenci önce iyi almanca öğrenmeli… eğitiminin devamı almancasının iyi olmasına doğrudan bağlı… aksi durumda dersleri anlayamaz ve sınıfta kalır.

    ardından ingilizce öğrenmeli, hem de iyi öğrenmeli.

    üniversiteye başladığınızda ingilizce metinleri rahatlıkla okuyabilecek durumda olmanız gerekli…

    kürtçe ya da türkçeyi aileden belirli oranda bilen öğrenciler, bu dilleri daha iyi öğrenip de ne yapacaklar?

    bu soruya olumlu bir cevap vermek zor…

    çevirmenlik mesleğini seçerlerse, türkçe-almanca ya da kürtçe-almanca çevirmen olurlarsa, bu dilleri iyi bilmeleri gerekiyor, ama bu meslekleri seçenler de fazla değildi.

    değişik alman üniversitelerini bitirmiş ve alman firmalarının türkiye’deki şubelerinde görev yapmak için bu ülkeye gidecek kişilerin genellikle türkçe kurslarına gittiklerini biliyorum.

    temel türkçeleri var, ama türkiye’de yaşamak için yetmez. bu nedenle türkçe kursuna gidiyorlar.

    dil, anadil olsa bile, işe yaradığı oranda rağbet görür.

    bunun güzel bir örneği türkiye’de görülebilir.

    imkanı olan hiçbir veli, çocuğunu türkçe eğitim yapan liseye göndermez. ingilizce eğitim yapan koleje ya da alman lisesine gönderir.

    neden?

    çünkü bu okulları bitirenler hem üniversite eğitiminde hem de üniversite sonrasında iş bulmakta büyük avantaja sahip olacaklardır.

    dil’in kendi çekiciliği vardır. dil zorla öğrenilmez.

    “kürtlere bir türlü türkçe öğretemedik” diye hayıflananlar, bunun yerine türkçe’nin etkinliğini nasıl artırabilecekleri üzerinde kafa yormalıydılar.

    türkçe en azından bölge dili olabilseydi, çok kişi, istemeseniz bile bu dili öğrenirdi.

    neden, çünkü en azından bölge çapında işe yarıyor.

    abd anayasası’nda ülkenin resmi dili yazılı değilmiş!

    neden yazılı olsun ki…

    ingilizceyi herkes öğreniyor, istersen öğrenme!

    türklerin bile türkçe’den kaçmaya başlaması söz konusu olmasaydı, çok sayıda insan kürtçe eğitim konusunda mutlaka daha rahat olurdu.

    anf news agency
  • italya'da uygulaması olan eğitimidir. okullarda, bir anadil olarak latince öğretilir ki latinceden doğan bir sürü başka dili kolay öğrensinler.

    (bkz: #20646930)

    başlık düzeltmesi sonrası zorunlu edit: düzeltilmeden önce bu başlık anadil eğitimi idi ve üstteki satırlar ifadenin yanlışlığı üzerine idi. yanlış düzeltilince ise benim yazdıklarım anlamsızlaşmış. mukadderat!
  • bizim fethiye köy yaşamında şöyle bir anlayış veya imgelem vardı: çocuklar ilk konuşmaya başladıklarında aslında 7 (yedi) dilli olurlar. zamanla aile içinde öteki bildiği/konuştuğu diller geriler ve anadiline kavuşur. çocuk dilini anlayamamaya dair çok hoş, naif bir yorum. bu yorumu azıcık ciddiye alırsak anadil öğreniminin doğaldan çok bir eksiltme ve budama eğitimi olduğuna varırız. bu yorumun anadil eğitimi için afaki ve geçersiz olmakla birlikte kültürlenme ve kültür aidiyeti bakımından yerine cuk oturduğu söylenebilir.

    (bkz: yabancı dil/@ibisile)
    (bkz: hazırlık sınıfı/@ibisile)