şükela:  tümü | bugün
  • national geographic'in hayvanlar aleminde "kralice x" olarak tanimladigi di$i varlik.

    ozellikle hayvanlar aleminde (ki insan da bir hayvan) bir kralice, bir tanrica olarak kendisinden beklenmeyecek karizmasavar aktiviteler icerisindedir. ornegin arilarda, paso kovanda got buyutup surunun erkeklerinin muhtelif ihtiyaclarini kar$ilarken bir yandan da anlamsiz ama uzun sesler cikarir. pekcok memelide ise gorevi, temel olarak parmaginda oynattigi erkekler (penis sahibi olmasi $arti yetiyor burada maalesef) ile fitne yaratmak, suruyu birbirine du$urmektir.

    kisaca, hayvanlarin (ki insan da bir hayvandir) arasinda ana tanrica tek ba$ina bir boktur.
  • erkek egemen tek tanrılı dinlerden evvel insanlığın tarihi ile aynı yaşta ve monizm esasına dayanan pagan (bkz: earth religions) (bkz: doğa dinleri) inancında tüm evreni, her şeyi ve esasen her şeyin birliğini temsil eder. (bkz: magna mater) eski anadolu, mezopotamya, yunan ve roma inançlarında görülür ve tanrıların anası kabul edilir. (bkz: kibele) (bkz: isis) ay ile özdeşleştirilir. (bkz: artemis) (bkz: moon goddess) pagan inancı üzerine kat çıkan hristiyanlıkta ise tanrı anası meryem olarak tezahür etmiştir. (bkz: panagia)
  • ayrıca (bkz: goddess within)
  • kuzey irlanda ve bazi kelt toplumlarinda (bkz: cerridwen)
  • türk mitolojisinde ana tanrıçanın, kutsal kayın ağacının içinde yaşadığına ve zaman zaman ağaçın içinden çıkarak gökyüzünde gezindiğine inanılırdı. bazı efsanlerde de denizin derinliklerinde yaşadığı söylenirdi.
    (bkz: ak ana)
    (bkz: #9237283)
  • yeniden dunya kendisine tapsa her sey cok farkli olacak dedirten ruhani olusum(?)!

    hatta kampanya baslatalim.
  • çoğalma, bereket ve doğanın yaratıcı gizemini temsil ederler. ya doğrudan doğruya tanrıçayı yansıtır ya da büyük olasılıkla tanrıça'nın yerine geçen, onu temsil eden kutsal bir simgedir.
  • (bkz: chomolungma)
  • ilk insan topluluklarının anaerkil düzende bir yaşantılarının olduğu düşünülmektedir. bachofen, 1861 yılında yayınladığı “analık hakkı” (das mutterrecht) adlı eserinde, insanlık tarihinin başlarında, kan bağının yalnızca anne üzerinden kurulabildiğini ve bu sebeple de annenin bir otorite ve yasama merkezi olduğunu öne sürer. aynı şekilde, insanların yerleşik hayata ve tarım toplumuna geçtiği neolitik çağda, en temel görevler olan toprağı ıslah etme ve topraktan ürün alma görevlerinin,
    kadının görevleri arasında olması sebebiyle kadının statü sahibi olduğu düşünülür.

    doğurma ve yeni bir insan dünyaya getirme yeteneğinin kadının sahip olması ve bu konuda erkeğin rolünün henüz netlendirilememesi nedeniyle kadının diğer canlılardan üstün bir varlık olduğu düşünülmüştür. kadının doğurma yetisiyle birlikte, avcı – toplayıcı topluluklarda toplayıcı konumunda olması ve
    neolitik dönemde tarımsal faaliyetleri kadınların yürüterek ‘’üretme’’ işini tekrarlamasıyla bu düşünce devam etmiştir. doğanın bereketli, şifa verici yaratıcı süreci kadının doğurganlığıyla, anaçlığıyla bütünleştirilmiş ve ana tanrıça figürü oluşturulmuştur.kadınların üretken yönlerinin kutsal sayılmasıyla bu dönemlerde kadın bereketi simgelemiş, çeşitli düşünüşler ve mitlerle bu anlayış nispeten somut hale getirilmiştir.