şükela:  tümü | bugün
  • senem tüzen'in köprüde buluşmalar'dan sonra, kültür bakanlığı'nın da desteğini alan uzun metraj film projesi.
  • anne kız arasındaki sevgi-nefret ilşikisine odaklanan bir film olacakmış.
  • türkiye'nin yeni nesil yüz akı filmlerinden.
  • kadın olma durumu üzerine psikanalatik bir yüzleşme seansı. son dönem türk sinemasının güçlü örneklerinden.
  • sadece afişindeki foto bile tanıdık bir hissi nasıl güzel vermiş. fragmanı zaten çarptı: "sen kabul etsene artık, senin yetiştirdiğin kız evlat bu!"

    heyecanla bekliyorum izlemeyi.

    http://www.anayurdu.com/
  • sürpriz sonu ile ters köşe yapan, izlerken hissiyat olarak bergman hesaplaşmalarını anımsatan (ona öykünmeyen, sadece anımsatan), köylü kadınlarının garip içtenliğini, dedikodu kazanının keyif kaçıran soğuk sıcaklığını çok tanıdık bir şekilde (en azından benim gözlemlediğim kadarıyla) fakat sanki biraz abartarak (abartmıyor da olabilir) etkileyici bir dille ve bu tarz filmlerin genelinin aksine asla sarkmadan, merak duygusunu yitirtmeden anlatan filmdir kendisi...
  • kendi ülkesinde elli kisilik salonda, yirmi kişiyle izleniyor olmaktan çok çok daha fazla bir geri dönüsü hak eden; yalın, derin ve sarsıcı bir film. keske buralar hep dolsa, hayat bayram olsa.
  • türk sinemasının yüz akı filmlerinden birisi. senaryosu, kamera çekimleri, oyunculukları çok başarılı. özellikle yerel halkın oyunculuğunu çok beğendim. yılların oyuncularına taş çıkarırcasına hiç sırıtmadan profesyonelce oynamışlar. ayrıca bir filmde izlediğim en güzel ağlama sahnesine sahip olan film. filmin tek eleştirdiğim yanı, film boyunca işlenen konunun bir yere bağlanamamış olması. yani konuyu işlediler, işlerdiler ama filmin sonunda yan konu ile final yapıp, asıl konuyu orospu gibi ortada bıraktılar.

    neyse sadete gelecek olursak, izleme imkanınız varsa izleyin efendim, en azından böyle filmler izleyin. kalitesiz komedi izleyeceğinize, kaliteli dram izleyin ki, sinemamız gelişsin.
  • 27. ankara uluslararası film festivali'nde birinci olan film. tam bir kadın filmi. anlatısı da yapımı da yöneteni de, filmin her aşamasında kadınlık fışkırıyor; ne güzel!

    modern zamanlarda yaşanan anne-kız gerilimine odaklanmış, kızları için kendi "kızlık"larından ve "genç kızlık"larından vazgeçmiş anneler ve kendi idealleri peşinden koşarken öte yandan annelerinin kalplerini paramparça edip ama yine de dayanamayıp kendilerini anakucağına atan kızların hikayesi. eliniz azıcık yazı çizi işine değdiyse şayet, o bilgisayar karşısında gelen tıkanıklığı, yazamama kabızlığını çok iyi bilirsiniz. gelmeyen ilhamı çağırmak için türlü yöntemlere başvururken öte yandan "yavrum karnın acıkmıştır, gel yemeğini ye!" diyen annenin iyilik yaparken olmayan dikkatinizi bi kere daha dağıtmasına küfürler eder, o evden koşarak uzaklaşmak istersiniz. anayurdu tam da bu anne ve kızı, kızı ve annesi arasındaki sevgi, nefret, kabullenme, uzaklaşma, bağrına basma, uzağa itme gibi ikilemlerekamerasını çeviren bi film. filmde erkek karakter olarak sadece köyün delisini görmemiz ise, erkekliğe atfedilen bir meczupluk olmuş.

    esra bezen bilgin ve nihal koldaş filmi alıp uçururken, yerel halk dili ve yerel karakterlerin kullanımı taşraya harika bir estetik katmış. yapın böyle filmler de izleyelim arkadaş ya!
  • yarın kızılay büyülü fenerdeki gösterimine ve yönetmen söyleşisine katılmayı planladığımdır.tabi anlat istanbul'un film eleştirisini yazmayı bitirebilirsem:(