şükela:  tümü | bugün
  • uydurma bir efsaneye göre anadolu isminin kökeninin kırmızı ebe olduğu iddia edilmektedir. hatta iddia ile kalmıyor, türbesi bile var. bugünkü ders kitaplarında var mıdır bilmiyorum ama ben ilkokulda iken bunun bize anlatıldığını çok net hatırlıyorum.

    efsane şu şekildedir:
    "anadolu ismi ayran taşı'ndan çıkmış. bir tabur asker gelmiş. kırmızı ebe, o taşın içinde bulunan ayranı doldurup askerlere veriyormuş ve 'için yavrularım' diyormuş. askerler de mataralarının dolu olduğunu 'ana dolu' şeklinde söylüyormuş. bu şekilde bugünkü anadolu isminin ayran taşı'ndan geldiğine inanılıyor."

    oysaki anadolu ismi yunanca'da, "doğu ülkesi, ege'nin doğu kıyısı ile fırat nehri arasındaki ülke" anlamına gelen anatolia isminden gelmekte olup bu hikaye tamamen gerçek dışıdır. kaynak

    örneğin; istanbul isminin kökeni de yaygın şekilde bilindiği gibi islambol değil, konstantinapolis'in kısaltması olan ve aynı zamanda "şehirli" anlamına gelen stanpoli'dir.
    diğer şehirlerin isimlerinin kökenleri için bkz: (#38214697)
  • ilber ortaylı da türklerin tarihi adlı kitabında anadolu isminin kökeninin yunanca doğudaki ülke anlamına gelen anatolia olduğunu söyler.

    ama hikayeler ve söyleniler güzeldir. doğrusunu bilin, hikayesini anlatın.
  • yunanca’da “anatoli” kelimesi “doğu” demektir. bununla bağlantılı olarak “doğu”, “güneşin doğuşu” gibi bir anlamı olabilir.
  • yıl 1071.

    bizimkiler gelmiş malazgirt'e. karşılarında da roma imparatorluğu, hani şu yüzyıllar sonra bizans diye anılacak olan. ama o zamanlar kendileri de dahil kimsenin bizans diye bir şeyden haberi yok. neyse.

    savaşı anlatmayacağım, zaten her kart sahibi 10 kişinin en az 3'ünün şifresi değil miydi o yıl? bizimkiler, rehin almış koskoca roma imparatoru'nu. önlerine kimse de çıkamıyor. koskoca bir yarımada lan bu, boru mu? üstelik şimdiki gibi yarı beton yarı çorak da değil. çoğu yer ormanlık, geri kalanı da bereketli ovalar. hani, yarım saat bekleyişten sonra iftarlık pide kuyruğunda "ekmek çıktıııı" bağırışı duyulur ya; aynı ona benzer bir şey oluyor resmen. ışığı gören geliyor, nüfus hareket etmiyor akıyor bildiğin ama nasıl!

    fazla uzattık. bizim dedeler, neneler hatta dayı ve teyzeler baya baya yerleşiyor. hatta öyle bir yerleşiyorlar ki, devlet kurma noktasına geliyor. fakat buraların adı ne diye birbirlerine sormadan da edemiyorlar. selçuklu sultanı tersliyor bunları; ulan koca roma imparatoru'ndan aldık, adamların diyarına bir de başka isim mi arayalım onca işin gücün arasında diye. roma'yı pek bilmediklerinden, bir de milletçe genetik hobilerimizden olan yer yurt isimlerini dönüştürerek benimseme huyundan dolayı bu yeni topraklara rum diyarı, o güne kadar da oralarda yerleşik yaşamış halka da o zamanlar yeterli antropoloğumuz olmadığı için topluca rum deyip geçmişiz.

    neyse, gün gelmiş bu koca yarımadaya da sığamamışız. yunus'un da dediği gibi, taşmışız elhamdülillah. bir bakmışız, denizin hemen karşısında başka bir yer daha var. tabi yine topraklarını ala ala bitiremediğimiz roma imparatorluğu'nun. öyleydi böyleydi derken ne yapıp edip oraya da ayak basmışız. ayak basmakla kalmayıp burayı da yurt bilmişiz. buralar da güzel yer, ama öncekinden biraz farklı. ne desek ne desek diye düşünürken, "ulan ne düşünürsünüz bre deyyuslar, roma'dan almuşuz işte rumeli deyün geçün onca gaza varken oturup bunu mu düşünelüm" demiş bir akıncı beyi.

    e iyi tamam da, geldiğimiz yer rum vardığımız yer rum. boru değil devlet kurmuşuz. öyle at sırtında da kurulmuyor koca devlet. kayıt kuyut işleri. sen her yere aynı ismi verirsen ne olur, onca karışıklık tabi. tam o esnada bir rum bezirgan çıkıp "ammaan vre zaanim, derdettiginiz seye baaakin. sizde denizin bu yakasina doğu bizde anatoli derler, siz de deyin gesin zaaniim" diye akıl verince bizimkilerin de hoşuna gitmiş. ama tabi genetik huyumuz dürtüyor alttan, "yok hacı illa değiştirelim azcık zaten anatoli desek fazla kibar kaçar, yurt demişiz bir kere olmaz öyle. e millet asker millet, ömrü savaşla göçte geçiyor. yurdunu, evini evinde de anasını özlüyor. anatoli deyince de aklına ana geliyor, gerisini de zamanla kendi dolduruyor.

    böyleyken de böyle.
  • orta yunanca anatolía "doğu ülkesi, ege'nin doğu kıyısı ile fırat nehri arasındaki ülke" sözcüğünden alıntıdır.

    kaynak: etimolojiturkce.com
  • gün dogumu demektir, dogudur anadolu. yunan medeniyetinin dogudaki kolonisi oldugu icin bu adla anilir. ayrica kücük asyadir.