şükela:  tümü | bugün
  • melek* ile açı* kelimelerinin telaffuz farklarını ilk öğrendiğiniz yerdir.
  • hazirlik*sinifinda görmüs oldugum ama bir sonraki sene görmüs oldugum ingilizce biyoloji dersi kadar beni benden almamis derstir, hep ezbere gectiydik, zaten ingilizceyi daha yeni ögrenen bir insana matematigi ingilizce ögretmeye kalkmak hangi insanin aklina geldiyse burdan onlara selam ederim.
  • özellile anadolu liselerinin 7 sene olduğu dönemlerde öğrencilerinin zihnine kazınmış matematik dersidir.

    ortaokul hazırlık sınıfında, ingiliz veletleriyle aradaki 11 senelik farkı kapatmak amacıyla yoğun bir ingilizce eğitime tabi tutulan, çocuk fizyolojisinde ve buna bağlı olarak çocuk ruhlu 11-12 yaşındaki öğrenciler, o seneyi iyi kötü atlatınca, bu sefer fizik, kimya, biyoloji ve matematik dersleriyle de ingilizce olarak karşılaşırlardı. bir de aynen bizim okulda olduğu gibi, bu derslerden birini, mesleğe adım attıktan sonra ingilizce öğrenen bir matematik hocası anlatınca, okul hayatının en zevkli matematik dersleriyle işlenirdi.

    ingilizceyi, *dersi öğrettiği öğrenciler kadar bilemeyen matematik öğretmenimiz anlatımı türkçe olarak yapardı ancak deftere yazdırdıkları mecburen hep ingilizce olurdu, tabi bu esnada telaffuz hatalarından dolayı sınıfta herkesin defterinde farklı farklı ifadeler yazıyor olurdu. klasik bir matematik sorusu olan "peki bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak?" sorusu dışında bir de "peki bunlar ingliizce haliyle gerçek hayatta ne işimize yarayacak?" kalıbına dönerdi, o kalıba cevap bulmak ise ilk kalıptan çok daha zor olurdu.
  • anadolu lisesi'nde matamatik dersi sırasında okulun dibindeki camiden ezan okunmaya baslar, londra'li matematik hocasi gevezelige devam eder, dersi kaynatacak ogrenciler ezani cok onemserlermis gibi "hocam aman susun konusmayin ezan okunuyor" derler, hoca umursamaz, bir daha aynı ısrar yinelenir, "peki ama neden" diye soran hocaya ingilizce su cevap gelir: "god will multiply you" bu ornek anadolu liseleri'nde ingilizce nasil dekman sıkılır ve matamatik nasil zevkli (!) hale getirilir onun icin verilmistir.
  • road to science denen lanet fen kitabı vardı. matematikten beter.

    science is the fiction of living things and non living things.

    hala hatırlarım amk'un tanımını.
  • ingilizce bilmeyi

    "how are you"
    "nice to meet you"
    "fuck"
    "fuck you"
    "son of bitch" ve benzeri popüler cümlelerden ibaret sanan yurdum insanı için gereksiz olan derstir.

    çünkü onlar ya zaten ingilizce biliyordur, ya ingilizceyi gereksiz biliyordur -çünkü bir gün tüm dünya türkçe konuşacak, yaşasın (!)- ya da inglizce matematiğin iş hayatına atıldıklarında işlerine yarayacağını düşünmüyordur.

    asıl önemli olanın ingilizceyi daha akıcı olarak kullanabilmek olduğu hep esgeçilen noktadır. bunun yanı sıra ingilizce dersi veren öğretmenlerin de present perfect tense takıntısı öğrenmeye karşı soğutur, nefret ettirir.

    şimdi kalkıp ingilizce bilmeyen bir insanın ingilizce ders anlatmasını istiyorsunuz, ingilizceyi yıllardır öğrenemeyen öğrenciden de bunu dinlemesini ve anlamasını bekliyorsunuz. ütopya bunlar ütopya.
  • ingilizcesini(!_ sadece katildigi 2-3 aylik kursta ogrenmis olan ogretmenimin kitabi anlayamadigi icin her hafta sayfalarca tercume odevi verdigi derstir benim icin..yil sonuna kadar o kalin matematik kitabini yalan yanlis tercume etmistik 1 yil once ogrendigimiz ingilizceyle.
    bu yuzden,bence m.e.b.'in en yaptigi en hayirli 2-3 isten biri olmustur bu, matematik ve fen derslerinin turkce okutulmaya baslanmasi.
  • van minuz tu iz ekval tu minuz van ve akabinde anlamayan varsa türçe anlatayım ile devam eden gereksiz uygulamaydı. halen devam ediyor mu bilmiyorum. bi dönem çok çekti bu işten o ayrı mesele.
  • 6. sinifta sinavda cikan basit bölme sorularini dividend, divisor, quotient, remainder, denominator, nominator terimleriyle benim icin cok zor hale getirmis, anami aglatmis derstir.
  • fen derslerindeki biyoloji konuları kadar beyin sikmezdi. pupic hair ne lan allahsızlar, kafamda bir tek o kalmış...
    matematik hocamın benim için fen hocasına ettiği şu söz durumun vehametini anlatır nitelikte;
    "bir çocuk matematikten 100 alırken fen bilgisinden nasıl 30 alıyor anlayabilmiş değilim"