şükela:  tümü | bugün
  • benim için "ich bin fünf zehn jahre alt"dır. 30 yaşına geldim, almanca yaşım 15'te kaldı.
  • hep oniki yaşında kalmama sebep olmuş almancadır. "ich bin zwölf jahre alt!"
  • yıllar sonra bile yaşınız sorulduğunda (e tabi almanca) 'ich bin fünfzehn jahre alt' demeye sebeptir.
  • zayıf/ şişman ayrımını sınıftan zayıf ve kilolu bir kız seçerek dunne kuh/fette kuh şeklinde anlatmayı tercih eden bir ayı oğlu ayı tarafından ögrendigim alamanca.
    yoğun mesajlar üstüne edit: fette kuh ben değildim arkadaşlar.
    debe editi: özür dilerim çako:(
  • olası bir almanya seyahatinde şokoladenpudink dışında birşey istenemeyeceğinden pek çok anadolu lisesi mezununu şeker komasına sokması muhtemel almancadır. hadi onu geçtim berlin de güzel şokoladenpudink yapan bi yer bilen varsa söylesin bari ağız tadıyla geberelim
  • şimdi gelip bana wie alt bist du? diye sorsalar gene ich bin 16 jahre alt derim çünkü bunu 16 yaşındayken öğrendim. başka rakamı da bilmiyorum. anadolu lisesi almancası nedir diye sorarlarsa budur derim işte "ich bin 16 jahre alt"
  • "warum" sorusuna verilecek en güzel cevabın "warum nicht?" olduğunu öğrenebilecek kadar konuşabildiğim almanca.

    felsefe yapmıyorum, kapasite bu kadarına izin veriyor.
  • butun sinifin babasinin terzi oldugu almancadir.

    - was ist dein vater von beruf? (baban ne is yapiyor)
    - mein vater ist ein schneider. (babam terzi)

    butun sinifin fix cevabi buydu bizim anadolu lisesinde. *

    ayrica yine herkes yillar sonra bile sorulsa, bu dili ilk ogrenmeye basladigi yastadir.

    - wie alt bist du? (yasin kac?)
    - ich bin dreizehn jahre alt. (13 yasindayim.)

    ayrica bu almanca'da kahvaltida yenen seyleri yillar boyu hic ogretmezler ama;

    - um wie viel uhr fruhstuckst du? (saat kacta kahvalti yapiyosun?)
    - ich fruhstucke um sieben uhr. (saat 7de kahvalti yapiyorum.)

    kahvalti saatini sormayi sular seller gibi ogrenirsin.
    ve yine butun sinif ayni saatte yapar kahvaltisini. *
  • hitler taklidi yapmaya yetecek kadar olandır.
  • temel amacı papagei mıydı kokogei mıydı neydi bir papağanı bisküvilerle beslemektir. bu papağan sonraki ünitelerde almanca öğreniyor, almanca konuşuyordu. "bak papağan bile öğrendi, sen mi öğrenemeyeceksin be meine schön freundem?" mesajı veriliyordu sanırım sübliminal bir şekilde. in der schule, ja. (bkz: lern mit uns)

    bir de sınavlarda "doğru / yanlış alıştırması" anlamı olan, "richtig / falsch übung" bölümü vardı.
    biz 12 yaşındaki bebekler bunu "doğru / yanlış / bilmiyorum" olarak anlamış, bilmediğimiz soruları boş bırakmak yerine "übung :(" yazmıştık.

    o papağan bitirdi bizi, bitirdi!