şükela:  tümü | bugün
  • baştan söyleyeyim; göztepe taraftarıyım.

    futbol bir endüstridir ve bu endüstrileşme türkiye'de henüz avrupanın büyük ligleri kadar gerçekleşmemiş olsa da; türkiyede futbol sayesinde dönen para milyarlarca dolar. sadece yayın gelirleri olarak düşünmeyin. kulüplerin forma satışlarından tutun, stad gelirlerine, stadın önünde köfte satan adamdan, deplasman için binilen otobüse, iddaa bayisinde bahis oynayan adama kadar o kadar çok farklı insanı ve sektörü etkiliyor. bu kadar büyük bir pastadan en büyük dilimi üç büyütülmüş istanbul kulübünün alması, parseli toplaması onların özellikle ekonomik olarak daha da büyümelerine sebep olmakta.

    tff ve mhk kanalıyla masa başında kendi aralarında oynayacaklar sözde derbilerde bile baskı oluşturmaya çalışan bu borçlu, kibirli, içi boş yapıların görmeye başlaması gereken gerçek; başlığa yazdığım gibidir.

    ingiltere'de olduğu gibi yayın gelirleri adil dağıtılsa, hakemler gerçekten de tarafsız ve bağımsız olsa, atletizmi ve seyir zevki yüksek bir lig olsak, futbolcular ahlaklı olsa; semirmiş, semirtilmiş bu 3 istanbul takımının o kadar da büyük olmadığını göreceksiniz.

    bu başlığı okuduktan sonra ''sen ne diyon kardeş?'' diyen, diyecek olan ve 3 istanbul takımından birini destekleyen kişi ile aynı takım peş peşe 3 maç kaybedince veya şampiyon olamayınca yönetim istifa diyen, kulüp binasına veya futbolcusuna saldıran, stadını yakan, kulübünü protesto için stada gelmeyen, digitürk'ü iptal eden kişi aynı kişidir.

    ancak; madalyonun diğer tarafında...

    (göztepeli olduğum için sıralamada torpil geçtim)

    daha henüz hollandalılar total futbolu icat etmemişken gürsel aksel önderliğinde total futbol oynayan, istanbul takımlarını izmirde mahkum oynatan, avrupa kupalarında ilk çeyrek ve yarı final oynama başarılarını göstermiş, amatör kümeye kadar düşmüş-düşürülmüş ama ıssız kuytu köşelerden döneceğine and içen ve dönen (bkz: göztepe) var

    bu üç kulübün dışında şampiyon olmuş, şehir ve bölgeyle özdeşleşmiş anadolu kulüpleri içinde en bilineni (bkz: trabzonspor) var.

    trabzonspordan sonra şampiyonluğa ulaşmış tek anadolu takımı olan, şehrin markası olmuş, ultras tribün kültürü olan taraftarı ile (bkz: bursaspor) var.

    istanbul hegemonyasına ankaradan yükselen muhalif ses, korkulu bir deplasman ve ateşli taraftarları ile (bkz: ankaragücü) var.

    futbol kültürü olan, avrupayi şehirlerden biri , renkli ve ateşli taraftarı ile (bkz: eskişehirspor) var.

    çok değil şu an 30lu yaşlarının başında olanların süper ligde oynadığı dönemleri hatırlayabileceği, 5 ocak stadını cehenneme çeviren (bkz: adanademirspor) var.

    (ezeli rakibimizi yazmazsam olmazdı)
    aynı şehrin aykırı çocukları, eskiye nazaran taraftar profili değişse de sevdasının peşinden giden kemik tayfasıyla (bkz: karşıyaka) var.

    (bkz: sakaryaspor)
    (bkz: kocaelispor)
    (bkz: samsunspor)
    (bkz: rizespor)
    (bkz: gaziantepspor)
    (bkz: diyarbakırspor)
    (bkz: mersin idmanyurdu)
    (bkz: adanaspor)
    (bkz: altay)
    (bkz: konyaspor)
    (bkz: gençlerbirliği)
    (bkz: antalyaspor)
    not: ismini unuttuğum kulüpler için yeşillendirin gencolar...

    ve şu an aklıma gelmeyen en az 15-20 kulüp daha var.

    bu postun alt metni şu;

    3 büyükler diye lanse edilen kulüpler sadece ama sadece ekonomik olarak büyüktür. bu sahte büyümenin sebebi ise en az 50-60 yıldır devam eden kısır kavgalardır. bu kulüplerin mafyatik yöneticileri ise kavgalardan beslenmekte ve milyonlarca taraftarın hayalini umudunu hiç etmektedir. bunun göstergesi olarak 3 istanbul kulübünün borçlarının piyasa değerlerinin 2-3 katına çıkmasıdır. oysa anadolu kulüpleri armaya olan bağlılıkları, sevdalarıyla büyüktür. aynı mafyatik dalyarraklar anadolu kulüplerinde de yöneticilik yaptığı sürece istanbul hegemonyası kırılmayacaktır.

    son söz olarak; edirneden karsa jüpiterden marsa ne kadar şehrine ihanet eden varsa... çal keke çal