şükela:  tümü | bugün
  • kontenjanı az olduğu için puanı yüksek gibi gelen ama kötü bir okul.kendi kadrosu yoktur.hocalar hep dışarıdan gelir.zaten öğrencisi de azdır.dekanı nüvit gerek'tir. arada iyi hocalar yok mudur olmaz mı?
    (bkz: ahmet mumcu)
    (bkz: erdal onar)
  • 1993 yılında kurulmuştur.
    yeni bir fakülte olsa da verilen eğitimin, pekçok köklü tabir edilen hukuk fakültesinden bir eksiği bulunmamaktadır.
    tek başına bir kriter olmamakla ve facia durumdaki vakıf üniversitelerinin durumunun da göz önüne alınması gerekliliği ile birlikte hakimlik savcılık sınavlarında başarı sıralamasında ilk 5 içinde yer almaktadır.
    sınıf mevcudu azdır. öyle bin kişilik amfilerde falan ders dinlenmez.
    hoca sayısı henüz azdır. ancak diğer fakültelerden gelen hocaların neredeyse tamamı burayı kendi fakülteleri gibi görmekte ve öyle yaklaşmaktadır (örnek verelim okur baksın: muhammet özekes; turan yıldırım; erdal onar; haluk konuralp; vesaire).
    bunları bir kenara bırakalım akar öçal, ahmet haluk atalay ve ayşe tülin yürük gibi değerli hocalara sahiptir.
    (selam etmek olmasın) çoğu doktora tez aşamasında hukuki bilgileri gayet seviyeli eşşek gibi çalışan asistanlar da gayettene fazladır bu fakültede. bunların bir kaçı kendini profesör zannetmekle birlikte genelinin gayesi, kendi sıkıntıları arasında öğrencilere fazladan bir kaç şey verebilmektir.
    eskişehir'de okumak zaten güzeldir. eskişehir hukuk da hukuk okumak için kötü bir tercih değildir.
  • hukuk fakültesinde okumak isteyenler için tercihlerinde ilk sıralarda yer alması gereken fakültedir. yeni kurulan fakültelerden olsa da eğitim kalitesi ankara hukuk, istanbul hukuk gibi köklü fakültelere yakındır. bunu da öğrencilerinin katıldığı farazi dava v.b yarışmalarındaki başarısıyla ve de hakimlik savcılık sınavındaki başarı oranıyla göstermiştir.

    tabi anadolu üniversitesinin diğer fakülteleriyle karşılaştırıldığında *sosyal yönü biraz zayıf, öğrencileri genelde hödük ve kantini boğucu olsa da eskişehirde okumak bu eksikleri kapatır.
  • briç ustası, şeker gibi bi dekan yardımcısına*sahip fakülte. genelde kötü* bi öğrenci profiline sahiptir. az sayıdaki öğrencilerinin arasında gizli saklı, aklıselim, okuyan yazan, fikir sahibi cevherler de yok mudur? vardır tabi ki, fakat ne yazık ki azdır bu adamların sayıları.

    tüm genellemeler yanlıştır demekle birlikte, bu fakültenin aklı evvel, tikky öğrencileri hukuk ve adalet konularında insanı umutsuzluğu düşürmekte, "bunlar mı beni savunacak, bunlar mı kamu adaletini sağlayacak..." düşüncelerine sevk etmekte ve üzmektedirler insanı.
  • hem eskişehir gibi şahane bi vilayette 4(resmi olarak, asgari) sene ikamet edeyim, hem de kral bölüm okuyayım diyenler için biçilmiş kaftandır. hocaları çoğunlukla başka üniversitelerden gelir ve bir kısmı oldukça niteliklidir, bir kısmı ise "nasıl oluyor da..?!" sorusunu akla getirebilir. binası -hala taşınmadıysa- kötüdür, kantini ve ortamı daha bi kötüdür. diğer fakültelerle sınav takvimi uyuşmadığından, ev arkadaşlığı müessesesinde derin yaralar açılabilir; sınav dönemine denk gelen bahar şenliklerinde kitaplara kafa atılır, hayat sorgulanır.

    sınav dönemlerinde sosyal hayat sanılanın aksine coşar; yumurtanın hedefe yaklaşmasıyla kampüs içindeki kütüphaneye ziyaret sayısı artar, fotokopi turlarına çıkılır, şehirdeki kırtasiyelerde not aranır, eve nescafe(3ü1arada hem pratik hem manidardır bu dönemde) stoklanır, a.k. ben kesin kalacam temalı muhabbetler gırla gider. sonra sınavlar biter, bünye iki aylığına nadasa bırakılır.

    devam mecburiyeti olmamasından ve büyük şehirlere yakınlığından mütevellit, sınıf arkadaşlarınızdan bazılarıyla 3. sınıfta tanışma şerefine nail olabilirsiniz. 120 kişilik bir sınıf için normal midir bilinmez...eğitim kalitesine girmiyorum, bu konudaki fikirler öznel olacağından istatistiklere bakmak faydalı olacaktır. (bkz: hakimlik savcılık sınavı)
  • gereğinden fazla sessiz olan fakültedir.zaten bir gün olurda kandindeki o müzik kutusunu çalıştırıp sesi açarsanız çok değil 5 dk sonra yukarıdan 'arkadaşlar sesini kısar mısınız şu müziğin.yukarıda ders var, çalışanlar var.' şeklinde uyarı gelecektir*.zaten o müzik kutusunun içinde de pek müzik yoktur, bir kaç kez 'nasıl yapılıyor söyle ben arşiv yapiim buraya' dedim kantindekilere ama 'ben yenilicem' diyip değiştirdi bir çırpıda konuyu.*

    öğrencilerinin suskunluğu,kantinin boşluğu dışında (ki bu sorunu da muhteşem kampüsüyle örtmektedir aslında) hocaları gerçekten çok şekerdir.gerek dekanı olsun*, gerek dekan yardımcıları, olsun** şeker gibi insanları bünyesinde barındıran bir kadroya sahiptir.ama anayasa profesörü erdal onarın yeri daima ayrıdır.asistanlarına gelince gereğinden fazla sert ve asık suratlılar nedendir bilmem ama bazısına düzgün yaklaşmayı bilirseniz sonradan aradaki buzların eridiği görülmüştür.

    edit:imla
  • 2009 oss ile 150 ogrenci almistir. 150 ogrenci eski fakulte binasindaki siniflara sigmayinca, eskiden yabanci diller yuksek okulu olarak kullanilan bina(pino'nun yanindaki)ya tasinmistir. dersler anfide islenmeye baslamistir. ogrenci profilinin diger hukuk fakultelerinden farki yoktur, köylüsü, köysüzü, dinlisi,dinsizi... 1-2 sene daha hayvani ogrenci alimi yapilirsa 2 eylul kampusune tasinmasindan korktugum fakultemdir. canimdir.
    boyle guzel bir kampuste, boyle bol imkanlari olan bir universitede hukuk okumak orgazmik bisiy.
  • burada okuyan arkadaşlarım misafir olarak götürdü beni fakülte binasına. dedim, altı üstü bi fakülte, ne özelliği var. olsun dedi, gel bi gör.
    içeri girer girmez sınıfların büyüklüğüne, binanın yeniliğine şaşırdım. bizim 30 yıllık kırık dökük sıralar ve çürük binalar geldi aklıma.

    hocaların katına girdik. arkadaşlarım danışmanlarıyla bir şeyler konuşacaktı, kapıda beklemeye başladım. 15-20 dakika geçti, ses yok. derken biri girdi içeri, kapı aralığından baktım, ama o da ne?! arkadaşlarım hocayla karşılıklı sohbet ediyor, kahkahalar birbirini izliyordu. çıktılar odadan. "bizim üniversitede asistanla konuşabilmek için bile randevu almak gerekiyor, kaldı ki kıçı kırık asistan bizim suratımıza bile bakmıyor" dedim. "bizde böyle değil bebeğim" dedi bir havayla, sinir oldum.
    o sırada koridordaydık. koridordan geçen hocalar ve asistanlar arkadaşlarıma "ooo x, nasılsın?", "tatilin nasıl geçti y, kilo almışsın?", "face'te yeni albüm ekledim, gördün mü?" vs.. diyordu. şok olmuştum resmen. bizim üniversitede, 4 senedir okumama rağmen, danışmanım olacak meymenetsiz herif, simamı bile bilmezken, burada herkes birbirine selam verip, halini hatrını soruyordu!

    neyse efem, arkadaşlarım sevdikleri asistanlarla özlem gidermek için kapı kapı dolaştılar. uzun süredir görmedikleri bir asistan için de "hoş geldin partisi" kıvamında bir şey yapacaklardı, orada kaldım en son.

    sözün özü* : somurtkan ve bir yerleri kalkık olmanız, sizi saygın birer bilim insanı yapmaz. öğrenciyi insan yerine koyun, egolarınızı azaltın ki, sizi her gördüğümüzde küfretmek yerine, hakkınızda güzel şeyler düşünelim ve size saygı duyalım.*

    anadolu hukuk'un akademik kadrosuna sevgiler...*
  • eskişehir'e gittiğimde gidip gördüğüm fakülte. hocalarının filan ne kadar iyi olduğunu ne kadar ilgili olduğunu, öğrenci çehresini bilmem ama binasının görünümü çok kötü. sanırım yeni binaymış, daha önce başka yerdeymiş. artık ilkokullar bile böylesine prefabrik ev gibi durmuyor. puanı da iyi bir fakülte, umarım bir an önce daha iyilerini görürler. (her ile hukuk fakültesi açılacağına mevcut olanların imkanı artırılsa daha iyi olmaz mı ki?)
  • okunulabilecek bir kaç hukuk fakültesinden birisi de anadolu hukuktur. nitekim 17 yıllık bir mazisi olmasına rağmen türkiye genelinde saygın bir yeri bulunan kendi öğretim kadrosunu oluşturmaya başlamış şeker mi şeker bir dekanı ve mesut aygün gibi renkli kişilikteki hocaları ile sıcak bir eğitim öğretim yuvasıdır.