şükela:  tümü | bugün
  • uzun süre kimse ellemediği için tozlanmış olan bu cipsler, içeride yalnız bekleyen bir yaşlı adamın bakkalına aittir. kapının üstünde asılı duran file içinde voleybol topu benzeri plastik topları görünce bir an geçmişe yolculuk edilirmiş gibi olunur. ama sonra içeride görülen eski bir laptop bu düşünce bulutunu hemen dağıtır.

    kapıda bu cipsleri gördüğümüzde, hayatın çok hızlı akmadığı, yanlış, basit, atasözlerinin koşulsuz ifadesinden müteşekkil hayat görüşlerinin artık bu dünyada hakim olduğunu anlarız.

    tozlanmış bu cipsleri görünce, nazardan ötürü, güzelliklerinin bir bedeli olarak kör olmuş genç çiftlerin hikayelerine inanılan, yağmurlardan sonra mantar toplamanın çok önemli bir aktivite olduğu bu coğrafyada, artık, koşuşturmanın, küresel hırslardan bahsetmenin bir anlamı kalmadığını kabul ederiz.
  • son kullanma tarihi sadece bir kaç ay geçmişse taze sayılırlar.
  • kuşkusuz markası patos yada cipsodur.
  • marka olarak en dandikleridir.
    toz toprak içinde kalmış, rengi güneşte solmuştur.
    insanın alacağı varsa bile vazgeçer.
    bakkalın; yeğenim paketi tozlanmış içindeki değil demesi ise insanı çıldırtır.
  • tozlanmışlarında sıkıntı yok, yıkayınca-silince geçer de güneşten solanları sıkıntı olan cipsler.
  • içeride onlara eşlik eden 1'er adet limon kolonyası, yeşil-beyaz arko krem, diş fırçası, diş macunu, traş köpüğü ve şampuan ile birlikte can sıkıntısından patlamaktadırlar.
  • bir cocuk icin;

    hayata dair ic burkan detaylardan biridir. tozlu citosa ici burkulur. cocuk iste. ne guzel lan. keske bizim de icimizi burkan detaylar cocukca olabilse.
  • bizim zamanımızda yoktu böyle cipsler çünkü bütün çocuklar* taso bulmak için mıncıklardık hep cipsleri. hey gidi.
  • o tırtıklı saçma cipsler yerine hakiki doğal patates kızartmasını tercih eden insanların yaşadığı yerdeki bakkallardır