şükela:  tümü | bugün
  • türkiye'yi daha yaşanır kılmak için geliştirdiğim proje.

    türkiye'nin en kuzeyi ile en güneyi arasından ortalama 600 kilometre var.

    yani 600 bin metre. herkesi askere gider gibi alıp en kuzeyden en güneye 3 metre ara ile dizeceksin. 200 bin kişi lazım bunun için. sonra herkes doğudan batıya doğru 3 metre ara ile 1000 adet ağaç dikecek.

    1000 ağaç diken kişi işini tamamlamış olacak ve yerine yeni biri gelecek.

    bu şekilde ığdır'dan izmirin en ucuna kadar ağaç olmayan yerler ağaçla kaplanacak.

    türkiye yemyeşil bir yer olacak.
  • bence 80 milyon aynı anda zıplayalım, amerika yıkılsın dediğim önerme.
  • ak partinin yaptığı şeydir.

    en son 4 milyar ağaç diktiklerinden bahsediyorlardı, şimdi başkan olunca en azından bir 5 milyar ağaç daha diker, ne de olsa çevrecinin daniskası bir başkanımız var.
  • anadolu çomarinin dogal yasam alani bozkir ve beton oldugu icin allah korusun soylarinin tukenme tehlikesine girmesine neden olabilir.
  • zor iş, ama imkansız değil. ben mesela anadolu’nun bir iline gitsem erkek merkek dinlemez sikerler, kaçırır tecavüz ederler.
    bu ülkede proje yaparken iyilik düşünürsen sikerler, sikmek için proje yap bak o tutar.
  • gereksiz bir projedir.

    sen orman arazisini tarla açmak için kesip yakmazsan, ranta ve imara açılmasına, kaçak yapılaşmaya izin vermezsen orman uygun iklim koşullarında büyür zaten.

    hatta uzmanlığı bu konuda bir arkadaşım yangın sonrası ağaçlandırmaların bile gereksiz bir şov olduğunu söylüyordu. bölgenin ekosistemini bozuyoruz tek tip ağaçlandırma yaparak diyordu. on yıllarca her tarafa çam dikerek orman yaşamını perişan etti orman bakanlığı. yaprak döken ağaçların aksine çam ağaçları altında ot veya çalı yetişmesine müsaade etmiyor. büyük otoburlar yaşayamıyor çam ormanlarında. yaprak dökmediği için topraktaki börtü böceği yeterince besleyemiyor vs.

    şunu da belirtelim, türkiye'nin yemyeşil olmasına gerek de yok. her eko sistemin kendi florası ve faunası var. insan aktivitesi işe karışmadığı durumda böceği, bitkisi, çiçeği kendi döngüsünde huzurla yaşıyor. ağaçsız diye yaşam olmadığını sandığın çoğu yerde endemik (bölgeye özgü) pek çok canlı var aslında.

    doğayı kendi haline bırakmak en büyük koruma faaliyetidir.
  • 2 milyar 800 milyon ağaç

    her bir ağaç 4 m2 lik bir alan kaplasa,

    ülke yüz ölçümü 783.600 km'2 yani 783.600.000.000 m2, o da demek oluyor ki tuhaf tuhaf rakamlar.

    orman envanteri
  • ağaç /orman/doğa algımız küçüldü küçüldü ve buna dönüştü. ağaç dikmenin cidden önemli bir şey olduğunu sanıyoruz. çünkü bu konu üzerinde ciddiyetle konuşan herkes de öyle sanıyor.

    ağaç dikmek, ormanlandırma çalışmalarının yüzde onu falandır. ağaç dikmek işin kaymağıdır, kremasıdır, sonudur. asıl olay ağacın tutunabileceği yerleri tespit etmek, toprakta ne kadar canlı madde var onu incelemek, iklime ve coğrafyaya uygun türleri bulmak, etraftaki bozkırdan ufacık da olsa alan çalmak için türlü türlü cephede savaşmaktır.

    dağda tepede gezerken ormanlık (çam, meşe gibi) bitip de bozkırın başladığı yerleri çok net görürsünüz. orman giderek seyrekleşir. çamların arasına bir sürü alıç, ahlat gibi ufak tüylü ve kalın yapraklı ağaççık girmeye başlar. sonra uzun otlar ve bozkır başlar. toprak besleyemedikçe bitkiler dönüşür.

    mesela üstte anlatılan bozkırın ortasına isterseniz 2 bin tane fidan dikin, ertesi yıl kuruyacaklardır. şansları yok. olsaydı zaten emin olun o diplerindeki ağaçlar bunu keşfederlerdi.

    çoraklaşma ve bozkırlaşmayla savaşa uçlardan başlanır. sınırlardan başlanır. ufacık bir alanı önünüze koyarsınız ve burada ne yapılsa şu tepeler ormanlaşır diye kafa yorarsınız.

    dikilen ağaç sayısı falan bu yüzden çok yanıltıcıdır ve manipülasyona açıktır. 10 milyar ağaç gerçekten dikebilirsiniz ama orman dikemezsiniz. orman çok daha derin konudur. kendi gerçeklikleri vardır. kendi toprağını oluşturur. kendi suyunu biriktirmeye başlar. ufak ufak gelişir. kayalardan yavaş yavaş koparır mineralleri. yüzlerce binlerce yıl sürer.

    sadece ağaç da değildir olay. yüzlerce çeşit çalı, çiçek, ağaççık, böcek, kuş, kelebek, mantar, eğrelti, yosun... hepsi kendi yerini bulmalıdır. orman diye bahsettiğimiz alanlarda meşe veya çam aslında kurucu etmendir sadece ekosistem ölçeğinde bakıldığında. güzel bir çatı verir, kalıcı bir su kaynağı verir, dallar besinler verir. sonrası da büyük iştir yani. sadece ağaçların yanyana dizilmesi değildir hiçbir zaman olay.

    çoraklık veya bozkırla sınırlarda (yani ormanla birleştikleri yerlerde) savaştığınızda bu türlerin geçişi de kendiliğinden olur. eski ormandaki tüm türler yeni alana da yayılır. bazen bu alanlar yeterince genişler ve daha önce karşılaşmadığı başka ormanlarla birleşir. butan'da var mesela böyle bir proje. ülkenin tüm ormanlarını birbirine bağlamışlar. bir kaplan veya geyik açısından düşününce ne kadar anlamlı.

    özetle ağaç dikmek işin ufacık bir kısmı. hatta olmasa da olacak bir kısmı. doğru arazi politikalarıyla verimli, organik maddesi ve suyu bol alanlar oluşturabilirseniz orman kendiliğinden gelir.
  • ağaçtan önce beyin nakli lazım, yoksa aynı zihniyet gene talan edicek. eksen ne olur!
  • iç anadoluda sen diktiğin fidana arkanı döndüğün an mangalda bulursun onu. yaş diye ateşe atmadıklarını da yapraklarıyla yellemek için kullanırlar. o coğrafyanın ağaçsız kalması tesadüf değil.