şükela:  tümü | bugün
  • not: sorumlulukların mesleki yükümlülüklerini aşıyorsa bu iş vereninle senin arandaki problem güzel kardeşim.
    çocuğu azarlayacığına git bakanlığa şikayette bulun. ya da istifa et.
    senin var olma sebebin o çocuklar, senin varlığın onlara lütuf değil.

    ölmüşlerinin ruhuna bir fatiha karşılığı çalışan öğretmenlerin isyan cümlesi.

    bunu başka hiçbir meslek grubunda göremezsiniz.

    bir doktor,
    "ulan ananız babanız size bir iğne yapmaz biz ameliyat ediyoruz haaa..."

    bir mühendis,
    "ulan kardeşiniz gelip evinizde bir taşı bir taşın üstüne koymaz bak biz burda size ev yapıyohh ev, aç köpekler ev yapıyoooohhh. gardaşın yapar mı? biz size ev yapıyoooohhh."

    bir çiftçi,
    "pezevenk baban bahçeye bir fide diker mi lan? bak senin için dönüm dönüm domates diktim. bak bak görüyon mu? hala akıllı durmuyonuz sabahın köründe kalk gel tarlaya bi de sizle uğraşim."

    bir otobüs şoförü,
    "sizi karınız, kocanız, ananız, babanız almaz. bir yere bırakmaz. biz hergün getirip götürüyoruz hala şikayet ediyorsunuz yav."

    vs. vs. vs... der mi?

    diyemez niye çünkü karşısında ağız dolusu hassssssssssssssiiiiiktirrrrrr
    çekecek yetişkinler var. çoluk çocuğa konuşmak kolay oluyor değil mi örtmenim?
  • güldüren tespittir.
  • tacizciye, tecavüzcüye, sapığa, faşiste ve kalan her türlü pisliğe daha uygun olan cümledir.
  • gülünç bir tespittir. eğitim ve öğretimin aynı şey sanılmasından kaynaklanır. işin öğretme kısmında veli yetersiz kalabilir, her anne baba çocuğuna fizik öğretebilecek donanıma sahip olmak zorunda değildir, o fizik öğretmeninin görevidir ama çocuğu nezaket kuralları, kalabalık içinde nasıl davranıl(may)acağı, nasıl konuşul(may)acağı, nasıl cevap veril(mey)eceği vb konularda eğitmek öncelikle anne babanın görevidir. o konuda öğretmen eksik kalınan noktalarda devreye girer. dolayısıyla "ananız babanız uğraşmıyor biz uğraşıyoruz sizle" haklı bir sözdür. şöyle düşünün: bir öğretmen, 40-45 dakikalık ders süresini o günkü konusunu anlatmakla mı geçirmelidir yoksa sınıftakilere, yapma evladım, sus çocuğum, diyerek mi?
  • eğitimle ilgili konuşulması gereken şeyler varken böyle saçma sapan noktaları dilinizde pelesenk etmeniz size bir şey kazandırmaz, bu tarz eleştirilere ayrılan vaktin daha verimli geçirilmesi mümkün. öğretmen, bir eğitimci olduğunu unutmadan, mesleğine yakışır şekilde davranmalı, bu konuda hemfikirim; fakat, bu eleştiriyi yazan şahsın bu konuya dair bir önerisi varsa onu da dinlemek isterim.

    yok sınıfları idare etmek şöyle zor, yok öğretmenlik böyle kutsal gibi mavallar okumicam şuan çünkü böyle bir entry giren insanın bunları söylesem bile anlayacağını sanmıyorum. öğretmenlik hiçkimseye savunma gereği duyulmayan, duyulmayacak bir meslek. öğretmen olmayanın da bunu anlamasını beklemiyorum. unutulmaması gereken tek nokta bu ülkede eğitim fakültelerine girişte öğretmenlik mesleğine uygunluk sınavları yapılmadığı sürece herkes öğretmen olacak ve öğretmen olan herkes öğretmenliği olması gerektiği gibi yapmayacak. her meslek grubu için mesleğe yatkınlık sınavları yapılmalı; fakat, insan yetiştiren bir meslek grubu için bu çok daha elzem.

    ayrıca sen gel de bir gün derse gir bakalım. bu cümleye ek olarak daha neler söyleyeceksin merak ediyorum. (ayyyyyh dayanamadım sonunda!!!)

    tanım: dünya'nın en anlamsız tespiti. öğretmenleri eleştirerek prim yapmaya çalışan ve bu amaçla gereksiz pek çok entry giren yazar iddiası. bir diğeri için [(bkz: atanamayan ogretmenlerinin ataninca hemen susmasi)atanamayan öğretmenlerin atanınca hemen susması]

    edit: link.
  • geçekten de o cümleyi bir doktordan, mühendisten, çiftçiden veya otobüs şöföründen duymazsınız. bir tek oğretmenlik mesleğini icra eden kişiler o tarz bir cümle kullanabilir.
    sebebi de oğretmenliğin kendine has bir meslek olmasıdır. baska hiçbir meslek o cümleyi kuramaz çünkü;
    doktor, muayene olmak istemeyen hastayı, hastahaneye gelmeyen hastayı muayene etmek zorunda değildir. zira hastanın hastahaneye gelme zorunluluğu yoktur. ama oğrenci okula gelmek zorundadır ve o çocuk ne yaparsa yapsın sen o çocuğa, o gence o dersi oğretmek veya en azından anlatmak zorundasın.

    bir lokanta sahibi gelen müşterinin önüne yemeğini koyar, çıkarken parasını alır. zorla o yemeği yedirmez. tokum dediği halde, canim istemiyor dediği halde zorla ağzına tıkmaya çalışmaz. ama öğretmen istemese de, ağlasa da, zırlasa da az önce dediğim gibi o dersi o çocuğa anlatmalıdır.

    buna benzer tek olgu annelik, babalık veya akrabalıktır. oğlunuz, kızınız, yeğeniniz ne yaparsa yapsın onu sevmek zorundasınız, katlanmak zorundasınız. kızıp küsseniz bile yemeğini, harçlığını kıyafetini karşılamak zorundasınız.

    öğretmen iseniz de; çocuk ne yaparsa yapsın, kavga da etse, sınıfta gürültü de yapsa, size hakaret de etse kızsanız da, bağırsanız da bilgileri çocuğa vermek zorundasınız.

    bu yarı anne-babalığa karşı devletin biçtiği bir fyat, aradığı bazı özellikler var. daha iyi yapacağını düşünen, çocuk ağzıma sıçsa da öyle bir cümleyi sarfetmem diyen buyursun saflarımıza katılıp öğretmen olsun da beğenmediği kişilere yer kalmasın, atanamasınlar. 'yoldan geçen' öğretmen olmasın.
  • hemen hemen türkiye'de her okuldaki öğrencinin duyduğu söz.
  • bu sözden hoşlanmasanız bile, sorunlu öğrenciler söz konusu olduğunda, gerçekliği tartışılmaz. sorunlu öğrencinin velisini çağırmak bir dert, geldiğinde laf anlatmak başka bir derttir. sonuçta aynı tas aynı hamam devam eder.
  • maalesef kimi cocuklar icin bu cumle dogrudur. ama cumlenin cocuklarin yuzune soylenmesi sonuna kadar yanlistir.

    bir ogretmen olarak, cocuga bunu soyleyince ne gececek elinize? anne babasindan nefret etmesini mi istiyorsunuz, nedir?
    boyle kisisel muhabbetlere girecekseniz, gidin cam yarmasi mafya artigi, cocuguyla ilgilenmeyen velilerin suratina soyleyin (yiyorsa).
  • öğretmenin bunu bari söyleyecek kadar özgürlüğü kalmalı dediğim uyarı cümlesi.