şükela:  tümü | bugün
  • zorla öğlen uykusuna yatırdıkları sırada bizler yatakların altında $u çikletten çıkan ve ı$ık farklı yönlerden geldiğinde üzerindeki karakter ya da $ekil oynayan minik hedelerin pe$inde ko$ardık. anaokulda bu olay yasak olduğu için herkes yatakların altına atardı çünki. süperdi ama,arkasında seri numarası yazardı.beraberinde ele geçirildiğim ilk orgutsel dokumanımdır ;))
  • (bkz: anaokulu)
  • hocanin oglu gözlügüm kirinca ben de ayni okulda 5. sinifta olan ablamin yanina gitmi$tim (hem de tam istiklal mar$i söylenirken:)) sonra beni oradan çagirtmi$ti benim örtmenim (evet 5. sinifla anaokulu ayni binadaydi, hatta ortaokul bile vardi) ve gözlügümü de yaptirmi$ti.. ama annem "ne biçim yaptirmi$ bunu" falan demi$ti.. sonradan ne yapsa yaranamadi yani:)
  • ben hatirlamiyorum ama annem salakliklarimdan bahsederken hep anaokuluna gittigim bi gun durduk yerde "biz burdan tasinicaz,annem de yarin gelip kaydimi alicak" dedigimi anlatir hep...lakin olay bununla da bitmemistir ve anaokulunun cucuk beyinli sekreteri bacak kadar bile olmayan ben cocukcagizin soylediklerine inanip kaydimi silmistir.e tabi ertesi gun sen gor anamla sekreterin tantanasini...
  • yuvadakı 2 cocuaa bırden yuz verırdım hep kavga cıkardı bu yuzden sonunda gıttım kendı kardesıme bu cocuklardan daa yakısıklı olanının ısmını verdım
    heyt beeee
  • sonra bı kerede terlıklerımı cıkarmadan kırmızı kırmızı lunaparka gıtmıstım
  • en sevdigimiz sey oglen yemegini erken bitirmekti. bitirir bitirmez, elimizi yuzumuzu yikar, yatakhaneye koşardık. hemen herkes yemek olayi ile mesgulken, biz diger cocuklarin yataklari uzerinde ayakkabi ile dolasirdik. gerci okul terligimiz vardi. hani su fermuarli, muflon, altı beyaz tabanlilardan. ama bayılırdık milletin yatagini dagitmaya. sonra birileri gelirken hemen yataklarimiza doner, uyuyor numarasi yapardik. butun cocuklar yattıktan sonra da, yatakhaneden kaçip, bahçeye kaçardik. miniktik, ufaciktik çekilmez birer yaramazdik.
  • selcuk diye bir en iyi arkadasim vardi, ama yani cok severdim, hep bana "en iyi arkadasin kim" diye soranlara dusunmeden selcuk derdim, durmadan okulda onun yanina giderdim. sonra bir gun selcuk'un dogum gunu oldu; okulda kutlaniyordu dogum gunleri ve dogum gunu olan kisi yanina oturacak 2 arkadasini kendisi secerdi, biz hepimiz oturduk bekliyoruz ama benim bekleyisim digerlerinden biraz farkli cunku muthis bir ozguven var icimde, "nasil olsa beni sececek" rahatligi kaplamis her yerimi. sonra selcuk geldi ve beni secmedi, 2 kizi secti. o zaman anladim erkeklerin kari kiz ayagina dostlarini hep satacaklarini.
  • sabahları servisle giderdim anaokuluna. eğer kahvaltımı evde yapıp öyle servise binersem serviste kustuğum olurdu, o yüzden okulda kahvaltı ederdim. üzerinde adımın yazdığı küçük, plastik bir termosla okula süt götürdüğümü hatırlıyorum. okulda şu an ne isimlerini, ne de simalarını hatırlayabildiğim iki kız hep bana yedirirlerdi kahvaltımı, benim de hoşuma giderdi.
    ordaki yemeklerden hep nefret etmişimdir ve şu anda bile sevmediğim yemeklerin sorumlusu kesinlikle orasıdır.
    ayrıca bir tane kız vardı, adı sedaydı sanırım, benden nefret ederdi. sonra o kızla aynı ilkokula düştük ve orda da benden nefret etmeyi sürdürmüştü. nedenini bir türlü anlayamamıştım.
    bi keresinde yanımda oturan bi çocuğun sümüğü pantolonuma düşmüştü, iğrençti.
    öğle uykusu denen şey tek kelimeyle berbattı. ben nedense yatakta yatmazdım da masanın başında uyumaya çalışırdım, bir kaç kişi de böyle yapardı. tabi ki uyuyamazdım.
  • benim anaokulu eşofmanımın dizinde yıkansa da çıkmayan bir çamur lekesi vardı, dolayısıyla öğretmen her hafta başı beni azarlardı giysilerim kirli diye. yine böyle bir sabah bu sefer "dün gece perihan ablayı izlediniz mi?" diye sordu, ben de büyük bir heves ve neşeyle izlediğimi söyledim. bu kez de o saatte uyumayıp televizyon izlediğim için azarladı beni. biraz manyak bir öğretmene denk gelmişim sanırım.