şükela:  tümü | bugün
  • bu konu geleceğimiz için önemli. maalesef ki; bu alanda ki deneyimlerim ve gözlemlerim doğrultusunda gördüklerimi aktarmaya çalışacağım.

    daha önce birçok özel kreş, anaokulu ve gündüz bakım evinde, yaratıcı drama öğretmeni olarak çalıştım. bu yerlere çocuklarını emanet eden ebeveynler; doğal olarak çalışanları; deneyimli, özverili ve disiplinli öğretmenler olduklarını sanıyorlar. çalışan personeller tamamen rastgele ve özensiz bir şekilde seçiliyor.

    öncelik ile; çoğunluğu lise mezunu buralarda çalışanların. yani üniversite de eğitim almamış bir çoğu ve üniversiteden pedagojik formasyon eğitimleri yok. sadece lisede almış oldukları bir eğitim var. ve bana göre kesinlikle yetersiz.

    çocuk gelişimi dışında yan eğitim olarak (resim, müzik, ingilizce, yaratıcı drama vs.) gibi alanlarda yine rastgele ve tavsiye ile işe alınan kişiler var. örnek olarak;

    +resim öğretmenliği yapan kişi master yapıyor hala, iyi bir üniversite de ama bir çocuğa nasıl davranması gerektiğini bilmediği için bir şey öğretemiyor, sadece resim yapıyorlar.
    +müzik öğretmeni olarak gelen kişi gitar çalmayı kendi kendine öğrenmiş ve sadece çalıyor. onunda çocuklar hakkında hiçbir fikri yok sadece güler yüzlü ve iyi biri.
    +ingilizce öğretmeni aslında yunan dili ve edebiyatı bitirmiş ama ingilizcesi iyi olduğu için ingilizce eğitimi veriyor... çünkü; erasmus yapmış. bu örnekler çoğaltılabilir.

    demek istediğim sadece vakit doldurmak ve çok iyi bir eğitim veriyormuş gibi gözükmek için ebeveynlere, işe alınan kişiler, bu şekilde çalışanlar. genellikle sigortasız çalışırlar. çünkü haftada 1 veya 2 kere derse gelirler, 1 veya 2 saat olarak katılım sağlarlar. alınacak para azalmaması için ses çıkar(a)mazlar.

    bu şekilde bir eğitimin; olumsuz nedenleri ve olumsuz sonuçları;

    nedenler:

    - çocuğa bağırarak bir şeyleri kabul ettirmeye çalışmaları
    - öğretmenlerin telefonları ile sürekli oynamaları ve çocukları kendi hallerine bırakmaları ( bu bölüme serbest çalışma saati adını takmışlar.)
    - müfredatı, yani zorunlu bilgileri hızlıca ezber yaptırmaları
    - tuvalet alışkanlığında büyük problemler veya mahrem bölgesi sorunları (bir yaratıcı drama öğretmeni olarak ben değil çocuk gelişimi mezunu arkadaşın ilgilenmesi gerekir. ben kötü biri olabilirim.)
    - tehlikeli eşya seçimleri (çocuklardan biri mutlaka o gün yaralanır ve iki çocuk arasında olmuş denir.)
    - ve şu an aklıma gelmeyen diğer şeyler...

    sonuçlar:

    - problemli çocuklar yetişir.
    - problemli çocuklar yetişiyor.

    tavsiye:

    +öğretmenlerin isimlerini mutlaka öğrenin ve daha önce çalıştıkları iş yerlerini mutlaka arayıp bilgi alın.
    +eğitim durumlarını mutlaka kendiniz öğrenin. onlara sormayın.

    bir avm' nin çocuk kulübünde çalırken; çok ünlü bir kolejin yaratıcı drama öğretmeni ile tanıştım. sertifikayı aldığı yeri ve koleji yazmayacağım ama palyaçoluk yapmaya geldiğinde sohbet etme fırsatı bulduk ondan bahsedeceğim kısaca;

    2 yıldır çalışıyormuş ve ek iş olarak palyaçoluk yapıyormuş.

    sahtesanat: harika, bende yaratıcı drama öğretmeniyim, bende arada palyaçoluk yapıyorum. nereden aldın belgeni?
    yaratıcı drama lideri: ya boş iş bunlar, mecburiyetten aldık belgeyi bla bla yerinden aldım bla bla 2 kolejinde takılıyorum.
    ss: eee.. çok iyi bir okul orası çok şanslısın.
    ydl: çok sıkıcı iş ya, bana göre değil... gidip şunlara balon yapayım.

    ve sadece 1 saat boyunca balon yaptı, parasını aldı, gitti. normalde oyun oynarsınız çocuklar ile palyaço olduğunuzda çocuklara ekip olarak bir oyunda oynamayı öğretirsiniz ya da ben öyle yaparım, çok yorucu bir meslektir. emek, sabır, enerji ve özveri ister.

    demem o ki; siz, siz olun dikkatli olun.

    not: burada yazılanlar tamamen kişisel deneyimlerden ve yapılan gözlemlerden dolayı ortaya çıkmıştır. istisnalar kaideyi bozmaz bile diyemediğim için burada bir başlık açma gereği duydum.
  • bu ve bunun gibi yerleri açan kişiler tamamen işin ticari kısmıyla ilgileniyorlar. asgari ücretle lise mezununu çalıştırıyorlar. siz de aile olarak eğitimden bi haber insanlara çocukları emanet ediyorsunuz.
    gördüklerimden, stajerlik zamnalarından sonra hiç bir özel kuruma tam olarak güvenmiyorum siz hiç güvenmeyin.

    kayıt zamanı ve çocuğu alıp verirken gösterilen güleryüzün hepsi göz boyamaktan ibaret. çocugunuzu böyle bir kuruma vermeye mecbursanız eğer kontrolünü sağlayın. çocuğunuzu gözlemleyin, şüpheniz varsa direkt sorular sormak yerine ona dolaylı yoldan okulda olup bitenleri anlatmasını sağlayın. öykülerle ya da aklınıza bir şey takılmış gibi sohbet içinde anlattırabilirsiniz. siz direkt soru olarak sorunca çocuk sizin sorularınızdan kaçmak için farklı cevaplar verebiliyor. bu söylediklerim kreş ve gündüz bakımevleri için geçerli.

    gelelim anaokuluna her zaman devlet okulları tercihiniz olsun. denetim ve eğitim çok daha verimlidir özellikle bağımsız anaokullarında şartlar paralı eğitim kurumları ( özel okullar bahsettiğim ilkokulu,ortaokuku lisesi olan özel kurımlar) gibidir.

    bilmeyenler devlete bağlı bağımsız anaokullarını da özel kurum zanneder. anaokulu kayıtları tarihi okul kapanır kapanmaz başlar. haziran ayı sonunda temmuz başında başlar. genelde eylülde kayıt için gelirler veliler. çoktan dolmuş olur eylül ayında kayıtlat. diğer kademelerden farklı kayıt günleri. aynı durum ilkokul, ortaokul ve lise bünyesine bağlı anasınıfları içinde geçerlidir.
  • babalara, çocuk bakım sorumluluğunu, annelerle paylaşma konusunda nefes aldıran (siz buna kafa dinleten vb. türden ilaveler de yapabilirsiniz) güzel, özel mekanlar.
  • çocuklarını emanet edecek olan kişilere öncelikle, devletin bu söz konusu kurumlarını tercih etmelerini öneririm. bilinenin aksine, özel kurumlarının eğitimcilerine göre, devlet kurumlarının çalışanları daha donanımlıdır. çünkü çalışma saatlerinin esnekliği, ekonomik kazanç gibi sebeplerle iyi yetişmiş ve daha donanımlı olanlarımız kpss yi kazanıp devlet kurumlarında çalışmayı tercih etmektedir. (okul öncesi öğretmeniyim.)

    özel kurumların tek avantajı, materyal zenginliğidir. onun dışındaki her şey göz boyamadır.
  • lise çocuk gelişimi mezunu ==> anaokulu öğretmeni

    önlisans çocuk gelişimi mezunu ===> anaokulu öğretmeni

    sağlık bilimleri fakültesi çocuk gelişimi lisans bölümü mezunu ===> anaokulu öğretmeni

    eğitim fakültesi okul öncesi öğretmenliği bölümü mezunu ===> anaokulu öğretmeni

    bir de bunlara ek olarak drama, satranç, ingilizce, at binme, müzik, beden eğitimi, halk oyunları öğretmenleri!!! (alakasız bölümlerin üniversite öğrencileri) mevcut.

    özel kreşler maliyet hesabına göre en ucuza en çok çalışacak eleman alırlar. yeni mezun dört senelik fakülte bitirmiş öğretmene utanmadan 800 tl falan verirler ilk senesinde. liselileri ise köle gibi çalıştırırlar üç otuz paraya.

    kadınlar kesinlikle bebeğinize kendiniz bakın. işin içinden birisi olarak söylüyorum! özel okul hep güzel, prezentabl tipleri seçer ama çocukların terbiyesi, eğitimi umurlarında değildir. anne mutlu olsun, çocuk mutlu olsun yeter onlar için. her şey göz boyamadır.
  • denetimlerini ve açılış ruhsatlarını aile ve sosyal politikalar bakanlığı verir. milli eğitim bakanlığı ile alakaları yoktur.

    türkiye'de çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı'na bağlı olanları da vardır kadın işçilerin çocukları için.

    okul öncesi eğitimde birlik yoktur.
  • küçük bir anekdotla katkıda bulunayım. özel bir kreşte piyano öğretmenliği yapan müzik bölümü mezunu bir tanıdığım, okul sahibi tarafından -kayıt/görüşme bürosunun hemen yanındaki müzik odasında ders verirken- eğlenceli bir ortam imajı yaratması yönünde telkin/yönlendirmede bulunulduğunu, öğrencinin öğrenmesinden çok bu eğlenceli görüntünün oluşmasına ağırlık verilmesinin söylendiğini anlatmıştı.
  • şurada yazdığım şikayetlerin üzerine, ülkemizde imkansız olduğunu kabullenerek şekersiz kreş arayışımı da bitirerek ortalamanın üzerinde bir kreş bulabilmek adına arayışımı sürdürdüm ve -ankara için konuşuyorum- balgat, bahçelievler, çiğdem, çukurambar'da yer alan pek çok kreşi gezip inceledim ve sonunda çocuğumu emanet etmek için kötünün iyisi bir yer buldum ve bu hafta başlattım. yarım gün 3.5 yaşındaki çocuğumla birlikte kaldım ve bunlar orada şahit olduklarım, kamu spotu olarak yazıyorum:

    - öğretmen 3 saat içinde çocuklara 30 defa bunu yaparsan/ız ben üzgün öğretmen olurum/üzülürüm dedi. bunun ne kadar yanlış olduğunu pek çok kitapta bulabilirsiniz ama kabaca şöyle.

    - öğretmen mutfak etkinliğinde yumurta kokusundan midesi bulanıp katılmak istemeyen çocuğa yapmazsan ekmek vermiycem diyerek defalarca tehdit edip ödül-ceza taktiğini uyguladı. bunun ne kadar yanlış olduğuyla ilgili çok fazla kitap var ama şimdilik şöyle ve şöyle. sonunda öğretmen bir fotoğrafını çekeyim annene göndericem sonra ekmeği vericem dedi ve çocuk kaşığı eline aldı, öğretmen bir de gülümse de annen seni mutlu görsün dedi, çocuk 1 sn gülümsedi ve eski mutsuz haline geri döndü. o mutlu "görünen" fotoğraf anneye gitti mi, gitti. gelen fotoğraflara biraz da bu gözle bakılmalı belki de. (eskiden olsa öğretmenin öğrencilere dilimlenmiş beyaz ekmek teklif etmesini çok saçma, yersiz ve sağlıksız bulurdum ama duygusal şiddetin yanında bir dilim ekmeğin derdine düşemiyorum.)

    - sabah kreşe geldiğinden beri hiç durmadan ağlayan çocuğun ailesine hiçbir şekilde haber verilmedi. evet belki de ailesinin izin alabilme durumu yok ama belki de çocuğun doktora götürülmesini gerektirecek bir hastalığı var o anda, en azından elle tutulur bir mutsuzluğu var ve bu ailesine haber verilmesi gereken bir durum. hatta birkaç saat sonra öğretmen yeter artık tarzında konuştu çocuğa.

    - alıştırma dönemi olduğu için benim çocuğum yanında derse girmemi talep etti, öğretmen çocuğuma tamam annen de gelsin dedi, arkasını dönüp bana kaş göz işareti yaptı siz gizlice kaçın gelmeyin şeklinde. ben de açık açık sonra bana asla güvenmez, hayır dedim. kandırmak pedagojinin neresinde yer alıyor, bilmiyorum. çok üzücü.

    - çocuklar bahçede oynarlarken bir oyuncağı paylaşamadılar, öğretmen paylaşmaları için zorlamaya çalıştı. (bunun yanlışlığı) daha sonra da tamam o zaman böyle yapacaksanız içeri giriyoruz şeklinde çocukları 68687465527. defa tehdit etti.

    bugün başka bir yer aradım telefonla, bahçeniz var mı diyorum, kocaman bir bahçemiz var diyor. bu hafta hava çok güzeldi çıkardınız mı mesela diyorum ve derken hayır diyeceğini hiç düşünmüyorum hava 25-28 derece arasında seyrettiği için, bunlar tam hastalık havası çıkarmıyoruz diyor. kışın? diyorum, çocuklar kolay hasta oluyorlar çıkarmıyoruz diyor. evet, bahçeniz cidden büyükmüş. ikindi kahvaltısı olarak da sarelleli ekmek verdiklerini gururla söylüyor bir de.

    çocuğum psikolojik ve fiziksel olarak güvenli ve sağlıklı bir ortamda sosyalleşsin istiyorum. montessori, drama, bale, ingilizce, tiyatro hiçbir şey istemiyorum.

    adı ne olursa olsun, neler öğreteceklerini söylerse söylesinler çocuklara sakin, sevgi ve huzur dolu oyun ortamını, zorlamamayı, sağlıklı gıdalar sunmayı başaramayan ama para isterken hiç bunları düşünmeyen, gönlüme göre bulabileceğime çok da ümidimin kalmadığı yerler.