şükela:  tümü | bugün
  • komunizmi bir devlet araciligi ile saglamayan,insanlarin kendi kendilerinede mulkiyet hakkini esit miktarlarda(yada uygun miktarlarda) bolusebilecegini savunan felsefi akim...
  • (bkz: oksimoron)
  • komunizmden anarşizme geçiş sürecinde uygulanacak izm çeşidi. unutulmaması gerekir ki anarşizm insanlığın tek ve en asil gayesidir. şöförler de asildir. yanlış olmasın...
  • her ne kadar göreceli bir tarif olacaksa da, hakkında şunların söylenebileceğini düşündüğüm dünya görüşüdür:

    bu dünya görüşünü tanımak ve anlamak için michel foucault ile vladimir ilic lenin'i bağdaştırma çabası göstermek yeterlidir. elbette bunu mümkün kılacak bakış lenin'in durduğu yerden pek mümkün olmayacaktır. foucault temelli bir klasifikasyon tarifi, iktidarı anlama çabası ve lenin'in iktidar perspektifi ile dünyayı algılamak; foucault gibi müdahale etmek için sınırlarını bilip tahakküm uygulamamak için gayret sergilemek ama lenin gibi devlet aygıtlarının güç kullanma potansiyelleri ve burjuvaziyle olan ilişkilerinden haberdar olmak; foucault gibi bilginin temellerini, dil ve kültür bağını deşifre etmek ve sadece sözle değil, sembollerle de mücadele etmek ama lenin'in en önemli sorusunu sormak, yani "ne yapmalı?" sorusuna bitmek bilmeyen bir inatla yanıt aramak...

    açıkça görülebilecek şey şudur ki, bu bir sentez çalışmasıdır ve bilindiği üzere kropotkin* başta olmak üzere ciddi temelleri de vardır. mülksüzler*'de tarifini bulan şey, bu dünya görüşüne gerekli olan ütopyanın sınırlarının çizilmesidir. burada tarif edilen şey belki bir çeşit anarşizmdir, ama sadece o da değildir. burada tarif edilen yaşama biçimi kesinlikle bir komünizmdir ama bürokratik olanıyla uzaktan yakından ilişkisi yoktur. yani anarşist komünizm, ikisinden de beslenen bir üçüncü tariftir.

    dünyayı algılama ve ona müdahale etme biçimi için olmazsa olmaz çeşitli kriterler de mevcuttur elbette. öncelikle bir anarşizm olması için, herkesin üstünde tahakküm oluşturacak bir şekilde, kendisini korumak için kendisi gibi olanları ya da kendi iç dinamiklerini ezerek bir kuruluş hakkı yoktur ve etik hiçbir noktada ertelenebilecek bir değer değildir. aynı zamanda bir komünizm olması için gerekli kriter, eşitlikçi bir yaşama biçimi, bir komün kurabilmesi ve onun yaşama koşullarının süreklileştirilmesidir.

    zannımca, daha adını çokca duyacağımız bir dünya görüşüdür.
  • proudhon'un emek çeklerine dayalı mübadele sistemi veya bakuninci kolektivizm'le alakası olmayan siyasi görüş. doğrudan mülksüzleştirmeyi ve "herkesten yeteneği kadar, herkese ihtiyacı kadar" temelli bir komünizm anlayışı çerçevesinde para eksenli ilişkilerin yok edilmesini savunur.

    pyotr alekseyevic kropotkin'in hasretle gönül verdiği bu akıma yöneltilen başlıca eleştirilerden bir tanesi de "siz şirinler misiniz de herkes ihtiyacına göre tüketip yeteneği doğrultusunda çalışacak?"dır. sosyal darwinci (bkz: sosyal darwinizm) kapitalistlerin sıklıkla kullandığı "insan doğası" lafıyla kastedilen, insanın aslında doğası gereği bencil, savaşçı, kıskanç, mülkiyetçi, vs. olduğu ve tam da bu sebeple komünizmin ana fikri olan gönüllü emek ve eşit paylaşım düşüncesinin bir rüyadan ibaret olduğudur. ancak asıl gözden kaçan anarşizmin - tabiatıyla anarşist komünizmin- zaten insanın mükemmel bir canlı olduğunu iddia etmediğidir.

    anarşistlere göre insanın içinde bencil, vahşi, zorbalığa, iktidar olmaya meyilli bir taraf vardır lakin içinde bulunduğumuz sistem insandaki bu tarafı yüceltip yine insanda var olan paylaşma, eşitlik, kardeşlik gibi yanları baskılamaktadır. anarşizm'in var etmeyi düşlediği dünyada herkes kusursuz, herkes harika, herkes birer melek olmayacaktır fakat tarihteki örneklerde görüldüğü gibi (bkz: nestor makhno), (bkz: buenaventura durruti), (bkz: 1921 kronstadt ayaklanmasi) şiddet ve sömürünün boyunduruğundan kurtulan halk geçmişin aksine özgür ve eşitlikçi bir toplumu pek de güzel kurmasını becerecektir. anarşist komünizm böylesi bir toplumda yaşanacak zorluklar, aksilikler, hastalıklı ve şiddete meğilli kişiler vs. ile ilgili tüm o malum soruların cevabını bir kutsal kitapta derleyip vermeye kalkmaz , bunların cevabının insanlar tarafından bulunan koşullar çerçevesinde verileceğini, uygun çözümler geliştirileceğini söyler ve alışılageldik ideolojilerin tersine kişiyi kendi aklını kullanmaya davet eder. bu minvalde doğada her şeyin savaşmak ve yok etmekten ibaret olmadığını gösteren, dayanışma ve paylaşımla ilgili muazzam bilimsel gözlem ve fikirleri için kropotkin'in karşılıklı yardımlaşma'sına da bir göz atmakta fayda olabilir.

    not: ahlaki ve dinsel öğretiler sevgi, paylaşma, kardeşlik, eşitlik, alçakgönüllülük, erdem, merhamet, vs. şeyleri vaaz ettiklerinde kalkıp "iyi de bunlar insan doğasına aykırı! insan malın gözüdür! çalar çırpar!" diye itiraz edenin, karşı çıkanın, tepki gösterenin olmaması ne kadar garip değil mi? belki de birilerine göre asıl kötü olan "iyi olanın göklerden gelmesini beklememek, bunu kendimizin kurabileceğini söylemektir."
  • (bkz: anarsist kuzu)
  • sosyalizmi kapitalizm karşıtlığı olarak ele alırsanız temelde sosyalist olmakla beraber marksist komünizmden epeyce ayrı olan fikir akımıdır...günümüzde anarşi kelimesinin zihinlerde uyandırdığı olumsuz tanımlamayı bertaraf etmek ve fikirlerinin olumlu ve yapıcı taraflarını vurgulamak için kendilerini liberter komünist olarakta isimlendirirler...

    staline göre anarşistler marksizmin gerçek düşmanlarıdır...stalin,
    " marksizm ve anarşizm, her ikisi de, mücadele arenasına sosyalizm bayrağı altında girmelerine rağmen, bütünüyle farklı ilkeler üzerine kurulmuşlardır.
    anarşizmin temel taşı, bireydir. anarşizmin öğretilerine göre, bireyin kurtuluşu, yığınların, yani kolektif vücudun kurtuluşunun baş koşuludur. anarşizmin öğretilerine göre, birey kurtulmadıkça, yığınların kurtulması olanaksızdır. buna uygun olarak, sloganı, "her şey birey için"dir.
    oysa marksizmin temel taşı yığınlardır. marksizmin öğretilerine göre, yığınların kurtuluşu, bireyin kurtuluşunun baş koşuludur. yani, marksizmin öğretilerine göre, yığınlar kurtulmadıkça, bireyin kurtulması olanaksızdır. buna uygun olarak, sloganı, "her şey yığınlar için"dir" diyerek anarşizm ile marksizm arasındaki temel farklılığı ortaya koyar...

    anarşistler ve marksistler arasındaki bir diğer farksa hiç bir otoriteyi ve diktatörlüğü kabul etmeyen anarşistlere karşın marksistlerin proleterya diktatörlüğünü hedeflemesidir....

    hedeflenen nihayetinde komünizmdir aslında...liberter komünizm de “herkesden yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre” sloganıyla hemfikirdir...