şükela:  tümü | bugün
  • bugüne kadar hakkında hiçbir şey yazılmamış olduğunu hayretle karşıladığım danimarkalı yönetmen ve senarist. kısa filmleriyle birçok kere oscar adayı olduktan sonra, 1999 yılında valgaften filmiyle heykeli almıştır. i kina spiser de hunde (in china they eat dogs) isimli çok keyifli filmin de senaristi olmakla birlikte, dogma öndelerinden sayılan king is alive'da da yazım yardımcılığı vardır. uzun metraj yönetmenliğinin ürünü the green butchers adlı kasık ağrıtan filmini hangisinde olduğunu hatırlamadığım bir festivalde görme şansımız olmuştu, dolayısıyla sonrasında wilbur begaar selvmord ile yazarlığı için heyecanlandık ama biraz hayal kırıklığı yaşamadık değil.
    kısaca keyifle izlemediğim ve beğenmediğim bir işine daha rastlamadım ama kanımca tapılmaz kendine.
    adams æbler'i de izleyelim bir de hele.
  • aynı zamanda rembrandtı da yazarak güzel bir iş çıkarmış, güzel insan.
  • 6 nisan 1972 frederiksværk doğumlu danimarkalı senarist ve yönetmen. birbirinden keyifli filmlerde gerek yönetmen olarak gerek senarist olarak karşıma çıkan değerli bir arkadaş.

    dahası ve yönettiği filmler ile ilgili birkaç kelime için: http://mkizilca.blogspot.com/…rs-thomas-jensen.html
  • neredeyse her filminde mads mikkelsen'le çalışarak şahane bir tercih yapıyor.
  • yönetmen ve yazar olarak imza attığı filmlerin bir kaçında elma metaforunu kullanan yönetmen,adams æbler filminin hammaddesi elma zaten, blinkende lygter filminde gangsterlerden bir tanesi çocukluğunda babasının dokunma dediği elma ağacıyla inatla uğraşıyor, senaryosunu yazdığı elsker dig for evigtde cecilie duygusal gerilimi yüksek bir konuşma içindeyken birdenbire çantasında çıkardığı elmayı yemeye başlıyor. ilk olarak aklıma gelenler bunlar.
  • bu adamın neden artık yönetmenlik yapmadığını anlamıyorum. izlediğim 3 uzun metrajlı filmi de harika. tamam senaryolarıyla zaten yeterince önemli işler sunuyor. ama tarih yönetmenleri daha koyu fontla yazar gibi geliyor. yönetmenliğini yaptığı filmler şöyle:

    (bkz: adams aebler) http://www.imdb.com/title/tt0418455/

    (bkz: de grønne slagtere) http://www.imdb.com/title/tt0342492/

    (bkz: blinkende lygter) http://www.imdb.com/title/tt0236027/

    senaryosunu yazdığı filmlerden hiç bahsetmiyorum. 1-2 tanesi hariç muhteşem filmler. senaryoda bu adamın adı varsa hiç düşünmeden izleyin, asla vakit kaybı olmayacak. sadece neden senaryosunu yazdığı filmleri yönetmiyor? sevmiyor mu? senaryo yazmaktan vakit bulamıyor mu? en son seçenek en hoşuma giden olasılık oldu ama. evet eğer yönetmenlik yapması daha az senaryo demekse hiç bulaşmasın. belirtmek istediğim yönetmenliği de güzel, farklı, absürt... ayrı tadı var.

    neyse. allaha emanet, sevdiğim bir insan. bunun bi de ağabeyi var... o da oyunculuk ve yönetmenlik yapıyor. (bkz: tomas villum jensen)
  • kara mizahın çok güzel örneklerini sunan birisi olmuş kendisi. 3 tanecik filmi olmasına rağmen hepsi de filmin ve kara mizahın hakkını vermiş yapımlar olmuş. özellikle de grönne slagtere şahsım adına diğerlerinden bir adım önde. lakin bu abim neden artık o koltuğa oturmuyor merak konusu zira. eh işte "1" film çekerek 10 sene onun ekmeğini yiyen insanlar gırla ve sürüyle dolu dolu iken, kendisi ard arda bu kadar başarılı ve aslında yapılması zor bir iş olan kara mizahı becermişken, üzüntülüyüz yani. filmlerini izleyin, izletmeseniz de olur ama izleyin bence yani.
  • mirasından faydalanmak için, beyin ölümü gerçekleşmiş kardeşinin fişinin çekilmesini isteyen bir adam, anne-baba-karısının mezarı başında tanıştığı ve hoşlandığı kızı ertesi gün yapılacak kasap açılış törenine davet eder. böyle şeyler filmlerde olur. böyle filmler atj'nin kaleminden çıkar. kafa nasıl ama? kafa güzel kafa. bana böyle kafalarla gel, kafamı ye. adamsın.

    bunu seven bunu da sevdi: wes anderson.
  • danimarkalı yazar-yönetmen. daha 40 yaşında olmasına rağmen şu an itibariyle 44 senaryosu beyaz perdeye aktarılmış. henüz 3 film çekmiş olması ise ilginç bir tespit olsa gerek. hævnen ve brothers gibi güçlü senaryolara imza atan ustamızın bu filmlere yönetmenlik eden toprağı, susanne bier ile dostluğu ise gözden kaçırılmaması bir sebep tabii ki. en sağlan senaryoları ona vermiş çünkü. ülkesi başta olmak üzere tüm dünyada sinema sektöründe 'kara mizah' dendiği vakit sayın jensen'in akla gelmesi dileğiyle...