şükela:  tümü | bugün
  • kendisi gelmis gecmis en buyuk tenis oyuncusudur. karşı çıkanlar olacaktır neymiş agassi sadece 8 grand slam kazanmış ama samprasın 14 tane varmış. ya da federer en az 20 tane kazanırmış kariyeri bitmeden once. bunu diyenlere agassinin modern zamanlarda "career slam" yapmış tek oyuncu olması ya da kazandığı grand slamlerin az olmasının sebebinin en çok sevdigi avustralya açığa 95 e kadar katılmamış olması olduğu gibi tezler sunabilirim ama istatistigi, rakamlari sikeyim. agassi en buyuktur cunku oyunu zeka, yenetek ve kalite doludur. ucuza sayi kazanacak bir servise asla sahip olmamis, fiziksel ustunluguyle rakipleri karşısında avantaj saglamamistir. en buyuktur cunku tenisi aristokrat sporu olmaktan çıkarıp kitlelere yaymıştır. aslında cok da birsey yazmaya gerek yok. benim gibi tenisseverlere ivaniseviçle oynadığı wimbledon finali, medvedevle oynadığı roland garros finali, 1995 te sampras ı yenerek aldığı avustralya açık ve en onemlisi geçen sene nasıl oldugunu anlamadığım bir şekilde amerka açıkda 35 yaşında finale çıkması ve bunun gibi en az 150 tane daha mukemmel an yaşattığı için en buyuktur. tenis oynayan herkes bilir. eşşek gucuyle servis atamayan ortalama biriysen raketi eline aldığında andre agassi gibiymiş gibi davranırsın. andre agassi yi taklit edersin. onun gibi ufak adimlarla yurur, saha degisimi yapılırken koşar, servisleri çok onde beklersin. onun gibi topa yukselirken vurmaya calisir onun gibi kendin kosmadan rakibi kosturmaya calisirsin.
    kisacasi kendisi tenis kortlarının jordan'ı tiger'ı babe ruth'u greztky'si ronaldinho'su semih sayginer'i ronnie o sullivan'ı lance'i dir. bir daha onun gibisi gelmeyecektir. geçen sene dunya 2 numarası nadalı yendiği zaman james blake in "bu senin kariyerinin en onemli galibiyeti miydi" sorusuna verdigi cevap zaten yeterlidir:
    "rafael uzulmesin ama once onu sonra roger federeri arka arkaya 3 er sette yensemde benim kariyerimin en onemli galibiyeti andre agassi ye karşı olandır cunku kendisi en bu sporun gelmiş geçmiş en buyuk oyuncusudur"

    (bkz: legends never end)
  • 1970 dogumludur ve 1.80 boyundadir. iran asillidir. 45 tane sampiyonlugu vardir. servisleri en iyi karsilayan tenisci olarak bilinir. avustralya acigin mudavimlerindendir ve en iyi performansini orda sergiler. servisleri yavas ama tekniktir, mac basina ace ortalamasi dusuktur. sakatliklardan cok cekmistir. fazla ilgili olmayanlar onu brooke shields ile evlenmesinden sonra tanimis olsalarda pete sampras ile birlikte nike'in 20m dolarlik anlasma yaptigi teniscidir (vakti zamaninda). eskiden sacinin uzun oldugu ve t-shirt degistirme rituelinin cok oldugu maclarda bayanlarin sevgisini toplamistir. wimbledon turnuvasinda beyaz renk harici bir giysi giyen (siyah sort) ilk kisidir ve yetkililer bari beyaz cizgileri olsun diye eziklik gostermislerdir. kortlarin asabi cocugudur. en sevdigi hareketi havadan gelen yavas bir topa yere dusmeden vurmaktir. kortta sempatik hareketleriyle seyircinin destegini alir. antrenoru brad gilbert'tir. sevgilisi steffi graf'tir. butun grand slam'leri kazanan 6 kisiden biridir.
  • stefan edberg, o zamanlar bile modasi gecmekte olan servis vole stiline olan sadakatiyle cok zevkli maclar izlememize sebebiyet verdigi icin pek bir sevilirdi. bir de tabii temiz yuzlu, efendiydi. bu agassi ise tam da servis voleyi bitiren baseline oyununun piri olmasi nedeniyle, uzun maratonlar sayesinde daha bile zevkli maclar cikariyor (ve artik o da temiz yuzlu, efendi)

    iki uc haftada bir onemli bir turnuvada 2-0 geriden gelip 3-2 kazanmasiyla da, hem de 35 yasindayken, pek bir sevimsiz ama saygideger jim courieri hatirlatmistir (zaten oradan da kabak gibi siritip entry kurgusunu yerle bir eden ilk paragrafin konusu edbergi hatirliyoruz, ondan da beckeri ve lendli.. hey gidi gunler, o zaman daha zevkliydi tenis sanki. simdi adi sani duyulmamis 18 yasindaki biri cikip makina gibi oynayarak kahramaninizi ilk turda eleyebiliyor; zamaninin bulls'unun, lakers'inin, celticsinin playofflara kalamamasi gibi birsey)

    neyse, nostaljiyi bir kenara birakirsak, bunca yeniyetme, neredeyse kusursuz oynayan robotek teniscinin arasinda, halen 5 setlik oyunlarla bu sporda ozledigimiz dramayi yasatan, dramayla yetinmeyip bir de basarili olarak etrafina pozitif ilham enerjisi sacan bu keltosun tenisini sevmeyen olsun.

    ama sporcu kisiligi, burada da bahsedilmemis olmasina sasirdigim hayirseverliginin tamamen es gecilmesine neden oluyor. benim hatirladigim kadariyla 2004 yilinda en cok bagis yapmis sporcudur kendisi. kesin olarak bildigim ise kendi adini tasiyan vakfinin, (http://www.agassifoundation.org/) buyudugu sehir olan las vegasin fakir cocuklarina sadece gecen yil 11 milyon dolar verdigidir.

    hatta sponsoru olan nike, vakfin cocuklar yararina duzenledigi etkinliklere katki yapmayi reddedince, agassi raketiyle nike ceosunun kafasini parcalamis * ve adidasa gecmis. ustelik adam sadece paralari vermekle kalmiyor, bizzat gidip etkinliklere katiliyor, cocuklarin karinlarina kel kafasini gomup uflemek suretiyle osuruk sesleri cikariyor, vs.. bunlari sov icin yapmadigi da zaten bu yaninin pek az bilinmesinden ve basinda yer bulmamasindan belli.

    (evet, bu tanitim icin bana da bir miktar para verdi ama ne bizzat gelip halimi hatrimi sordu, ne de karnima kafasini bastirip osuruk sesi yapti. kesin turk oldugum icindir; ermeni degil mi iste)

    edit: entrynin ustune afiyet, adam us open'da tam ucuncu arka arkaya bes setlik macini da kazanarak finale yukseldi. ardindan giren reklamlarda da turnuva tarihinin en iyi winning shotlari siralamasinda bir numarada bulunan, asirtma bir vurusa yetisip fileye arkasi donukken omzunun ustunden filedeki rakibine resmen passing shot attigi inanilmasi guc hareket gosterildi. profesyonel tenis oynamis olanlar bilirler ki ne kadar sure profesyonel tenis oynarlarsa oynasinlar boyle bir vurusu yapamazlar.
  • borıs becker vardı, çocuktuk tam idrak edemesekte oyunu ıyı oynuyordu iste kazanıyordu sürekli..daha 16 yasında uzanıyordu bu oyunun en üst düzey şampiyonluğu olan wımbledon'a..
    pete sampras vardı genel olarak bakacak olursak bu oyunun en iyisiydi belkide,servisler voleler attıgı ace'ler kusursuzdu, grand slam kazanmadan geçtiği yıl yok gibiyidi, çim kortun tanrısıydı ama hep bişiler eksikti sanki tam ifade edilemeyen..
    ve 'o' vardı, o futbolcu olsa mutlaka maradona olurdu asla pele değil,o yarış pilotu olsa senna olurdu asla schumı değil,o her ne olursa olsun mutlaka farklı olurdu, o andre agassiydi..
    hep cok eleştirildi,hakkında çok konuşuldu, yeri geldi dibe de vurdu ama o tanrı'nın doğuştan winner yarattığı nadide kullarındandı..küllerinden doğmayı sayısız kere başardığı bu alanda 35 yaşında olduğu şu günlerde bile kusursuz,kendisi ile bu işe başlayanlar çoktan emekli olmuş iken o hala bir şampiyon..zaten istatistiklerin rakamların ne önemi var ki söz konusu andre olunca..onun kalitesine ve tenisine en yakın tenisçi ile bile arasında dağlar var bu haşarı adamın..
  • en sevdiğim kadın tenisçiyle evli olması bir yana; kısa adımlarla pıtı pıtı yürüyüşünü, centilmenliğinden ödün vermeyişini, samimiyetini sevdiğim adam.

    o değil de, maçlarını izleyebilmek için ortaokulda falan dersten kaçardık yahu. onun gözleri doldu mu benimkiler de dolardı. bendenizi profesyonel tenisçi olacağıma inandırmıştı. küçüktük. güzeldi.

    onu izleyebildigim icin hayata teşekkürü borç bilirim.
  • eğer gelmiş geçmiş en iyi tenisçi tanımlamaları oyuncuların müzeye koyduğu teneke parçalarıyla ölçülürse agassi en iyi olarak gözükmeyebilir. ancak eğer tenisi kendi alışılagelmiş ritüellerinden çıkarıp onu bir sanat haline getirip aslında sadece hayvani vücut ve güçten öte de başka yeteneklerle de en iyisi olunabileceğini kanıtlamaksa agassi rakipsizdir. o hiçbir zaman titel lar peşinde koşmadı - ki o yüzden wimbledon ı katı kuralcılığı yüzünden protesto edip , christmas la çakışıyor diye aussie open a yıllarca katılmamıştır - belkide onu tenisin en büyüğü yapan oydu.

    unutmayalım ki muhammed ali yi ali yapan şey onun kazandığı kemerlerden ziyade bir düzene başkaldırısı, hapse girişi ve yeniden doğuşuydu. agassi de genç yaşta dünya bir numarası olup özel hayatındaki problemler sebebiyle dünya 140 bilmem kaçlarına kadar düşüp tekrar 1 numaraya kadar çıkması belki de onu tenis dünyasının en ikon ismi yapmaktadır. bu yüzden sampras hep agassi isminin altında hep ezilecektir...
  • bugune kadar yaptığı bağışların toplamı 60 milyon $ ı a$mı$ tenisçi*..
  • yazacagim bir dakka, eger aglamam biterse yazacagim.

    bugun dunya spor tarihinin en dramatik, en renkli kariyeri bitti. sonlarina taniklik edebildigim 21 yillik bir masal, inat ederk, calisarak, kopek gibi calisarak, basarilabilecek her seyi basarip, 23 bin kisi ne 23 bini milyonlarca kisi tarafindan ayakta alkislanarak sona eren bir film. basrol oyuncusunun sondaki goz yaslari, ve onu alkislayanlara "siz olmadan bunlar olmazdi" demesi.

    sensiz ben nasil tenis izlerim simdi, kim icin kalbim atar o kadar hizli, var mi yerini dolduracak birileri. elbette sampiyonlar gelecek ama senin gibisi gelecek mi? senin verdigin keyfi kim verebilir baska?

    yasattigin her duygu icin andre agassi, bu naciz beden sana tesekkurlerini sunar. daha fazlasini yapmak ister ama elinden ancak bu kadar gelir.

    kafamizin bir yerlerinde hala devam eden bir agassi maci olacaktir hic kuskusuz. ve o yine uc tane top isteyecek, birini begenmeyip ball boy'a geri atacak, kala ikisinden birini cebine koyup digerini eline alacak. birkac kez yerde sektirecek, raibine bakacak ve topu havaya atacak...
  • bana tenisi sevdiren sporcu. yıllarca maçı oldu mu ekrana kilitlendim kaldım. özellikle 2000 sydney olimpiyatlarının finalinde pete sampras ile yaptığı maçı unutamam. belki dönem dönem daha iyileri olmuştur ama bu kadar uzun süre sürekli zirvede yer alan başka sporcu gelmiş midir bilmiyorum. benim hatırladığı en karizmatik hareketi ise, bir maçta rakibinin servis attığı oyunda 40 - 15 yenikken, zor bir topu aşırtmaya kalkmış, iyi yapamadığını anlayınca rakibi topu smaçlamadan yan taraftaki sandalyeye yürümeye başlamıştır.
  • tenisin tutucu kesimi (120 yıldır en az kural ve ritüel değişikliği yaşayan, en muhafazakâr spor dalı olan tenisin, seyirci ve otoriteleri de tutucu oluyor doğal olarak) tarafından uzun bir dönem "tenisçi değil soytarı" olarak nitelendirildi.
    oysa ki jean şortu, pembe taytı, renkli t-shirtleri, uzun saçları; hepsinden önemlisi ilginç hareketleriyle gençliğin beğenisini kazanmayı başardı.
    çift el backhand ve servis karşılayarak passing shot ile puan alma en güçlü özellikleri. maç içinde istikrarını koruyamıyor zaman zaman.
    sampras gibi gereğinden fazla soğukkanlı oyuncular değil, agassi gibi renkli ve ilginç oyuncular dünyaya tenisi sevdirecekler.